Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

İktidar yeni bir sayfa açabilir mi?


16.11.2020 - Bu Yazı 1502 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifası ve yerine Lüfti Elvan’ın atanmasıyla iktidar ve piyasalar nefes aldı.

Niyetleri böyle miydi, her şey bir plan dahilinde mi gerçekleşti, olayın henüz sıcak olduğu şu günlerde kolay kestirilemez. Ancak, değişen dünya şartlarında, yeni bir başlangıç için iktidarın Albayrak’ı kurban etmekten başka yol bulamadığını düşünmek makul görünüyor.

Bu yazıda amacım istifa olayının kulis bilgileri üzerinden bir değerlendirmeye girişmek değil. İstifayla birlikte iktidar ülkeyi kötü gidişten kurtaracak, normalleşme sağlayacak bir kapasite ve istikrar ortaya koyabilir mi, onu sorgulamak istiyorum.

Konuya girmeden evvel, şöyle geçerken istifa üzerinde de birkaç kelime ile durmak istiyorum.

Kabile devleti değiliz ama…

Öncelikle Berat Albayrak’ın devlet adabına ve teamüllere sığmasa bile, fevkalade zamane bir iletişim aracını, Instagramı seçip, istifasını onunla kamuoyuna duyurması ve devletin de bu suretle “haberdar” olması, en az istifası kadar dikkat çekiciydi. Bu tercih bir zorunluluk muydu (örneğin ailesinin yönettiği medyanın korkarak yer vermemesi, vb), sosyal medyayı sık kullanmanın yarattığı alışkanlığın sonucu muydu, yoksa önceden hesaplanmayan incitici siyasal mesafelenmelerin yarattığı psikolojik dalgalanmaların neticesi miydi, saptamak zor. Ama ne olursa olsun hafızalara nakşolduğu muhakkak.

Herkesin dikkatini çekmiş; açıklamada, Albayrak’ın içinde bulunduğu ortamı ima eden, “at izi it izine karıştı” şeklinde bir cümlesi var. Bunun bir itham mı, yoksa tespit mi olduğu belli değil ama önemli olduğu çok açık. “Allah sonumuzu hayreylesin” temennisini ise ülkenin geleceğinden duyduğu derin endişe ve ürküntüden çok, yaşadığı iç anlaşmazlıkların sertliğinden, beklenmezliğinden ve yıkıcılığından bir an önce kurtulma isteğine bağlama eğilimindeyim.

İkinci nokta ise iktidarın ve yandaş medyanın, söz konusu istifa hakkında saatler boyunca üç maymunu oynamasıdır. Bu durumu normalize etmek için seçilen söylem ise, ne yazık ki tam da tek adam rejimlerine uygun oldu: “Atayan makam kim ise durumu açıklayan da o olacaktır.” Hele, bir gün önce istifasını cümle aleme duyurmuş bir bakanı, nice saatler sonra Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen açıklamada “sağlık sorunları nedeniyle görevden affını isteyen” şeklinde tanımlayıp, bunun kabul edildiğinin duyurulması bir başka tuhaflıktı.

Türkiye’nin kabile devleti olmadığını biliyoruz. Lakin, bu istifa olayı etrafında yaşanan tuhaflığın benzerinin kabile demokrasilerinde bile görüldüğünü sanmıyorum.

İktidar ve piyasa nefes aldı

Asıl konumuza gelince, önce şu tespiti yapalım: Merkez Bankası başkanlığına Naci Ağbal’ın atanmasını takiben, Berat Albayrak Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifa edip de koltuk boş kalınca, özellikle finans piyasalarında, döviz kurları ve altın fiyatlarında çok dikkat çekici düşüşler yaşandı ve TL değer kazanmaya başladı. Yerine Lütfi Elvan’ın atanmasıyla bu gelişme biraz daha hız ve istikrar kazandı. Merkez Bankası’nın önümüzdeki günlerde düzenleyeceği toplantılar ise ilave beklentiler yaratmış durumda.

Anlaşılıyor ki genel olarak finans çevreleri, bu değişikliği en azından şimdilik olumlu karşılamış görünüyor. Borsa ve tahvil benzeri dolaylı yatırım alanlarına, son günlerde dış piyasalardan yapılan para girişi de buna işaret ediyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ekonominin tekrar rayına sokulması ve toparlanması için, parti olarak üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını açıklaması da, bu bağlamda önemli gelişmelerden biri.

Bununla beraber, herkesin kafasını meşgul eden soru, ekonomik hareketlilik yaratan bu kısmi rasyonelleşmenin, Türkiye’nin yarasına merhem olup olamayacağıydı.

Kısmi rasyonelleşme Türkiye’ye yeter mi?

Genel hatlarıyla söyleyecek olursak, ülke bir zamandan beri, birçok evrensel kriter bakımından demokrasi dışı bir mecraya demir atmış durumda. Türk tipi başkanlık rejimiyle birlikte demokrasiden uzaklaşma daha da arttı. Ülke nefes alamaz hale geldi.

Bu nedenle de, uluslararası araştırma ve siyasi değerlendirmelerde Türkiye, demokratikleşme yönünde hızla ilerleyen, AB kriterlerini benimseyen, hukukun ve kurumların işlediği, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün var olduğu, insan haklarına riayet edilen ülkeler arasında artık gösterilmiyor.

Tamamen içe büzülen, çevresine silahlı gücünü göstermekten öte anlamlı bir uluslararası etkinliği olmayan, yalnızlaşma halindeki bir ülkeyiz. Üstüne üstlük bir de adalet askıya alınmış, anayasa ve anayasal kurumların hükmü kalmamışsa, o ülkeye demokrasinin avdet etmesi, öyle birkaç ekonomik içerikli adımla olabilir mi?

Bu adımlar ne AK Parti iktidarını kurtarır, ne de Türkiye’nin normalleşmesine yeter! 

Muhtevası belirsiz dönüş işaretleri

Herkes, bu sınırlı rasyonelleşmenin iktidara ve ülkeye yetip yetmeyeceği üzerine kafa yorarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı dikkat çekici konuşma gündeme düştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış yatırımcıyı çekmek için gereken bütün adımların atılacağını, faiz-enflasyon ilişkisinin gözetileceğini, vatandaşın tasarruflarında TL’yi tercih etmeleri gerektiğini, ekonominin her bakımdan toparlanması için gerekirse “acı reçete”ye başvurulacağını ifade etti. Ama konuşması bunlarla da sınırlı kalmadı.

Değişen dünya şartlarında bunların yeterli olmayacağını, kısa zaman içinde hukuk devleti ve siyasal sistem hususunda da bazı yeni adımların atılacağını açıkladı. Adalet Bakanı da, aynı minvalde hukuk, adalet ve yargı alanında reform hazırlıklarına dikkat çekti.

Sütten ağzı yanan…

Geride kalan yıllarda, özellikle de 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası, MHP ile kolkola girip Cumhur İttifakı’nı kurmayla başlayan aşırı milliyetçi, militarist, ötekileştirici, baskıcı, otoritaryen söylemden şimdi farklı bir söyleme yönelmek hiç kolay değil. Ülke her bakımdan ağır bir tahribat yaşadı. O nedenle, görülmesi ve dikkatle izlenmesi gerekiyor.

Bu değişikliklerin ABD seçimlerinde Biden’ın kazanmasına, hukuk ve usul tanımaz, otoriter popülist Trump’ın kaybetmesine denk gelmesi de, elbette önemli ve olumlu bir nokta olarak kaydedilmelidir.

Sonuç olarak, girilen yol başta finans çevreleri olmak üzere, bir nebze ferahlama yaratmıştır. Belki bir ölçüde normalleşme de sağlanabilir. 

AK Parti iktidarı şu son günlere kadar toplum indinde ve ekonomi çevrelerinde güveni büyük ölçüde kaybetmiş durumdaydı. Şimdi belirgin bir rota değiştirme çabası var. Yine de seçim için kalan zamanda, iktidarın MHP ile malum ortaklığını devam ettirerek Türkiye’yi normal demokratik bir sürece sokmasının, birçok garabetin kaynağı olan tek adam rejiminden uzaklaşmasının ve toplumsal rıza üretmesinin pek kolay olmadığını düşünüyorum.

Facebook Yorumları

reklam
28.11.2020
Türkiye, Türkiye olalı böyle ‘Devran’ görmedi!
23.11.2020
Hedefteki lider: Kemal Kılıçdaroğlu
16.11.2020
İktidar yeni bir sayfa açabilir mi?
2.11.2020
Muhalif partiler olmasa memleket ne güzel…
26.10.2020
Seçim tartışması bu şartlarda biter mi?
10.10.2020
İktidar ülkeyi nereye sürüklüyor?
28.09.2020
Hukuku tuşa getiren HDP operasyonu
24.09.2020
“Samimi demokrasi” buysa…
16.09.2020
İçişleri Bakanı böyle davranamaz!
11.09.2020
Atlamayalım… Bahçeli bu defa idam istedi!
5.09.2020
Barış Atay’a saldırı geçiştirilemez!
29.08.2020
Müjde ve felaket: Karadeniz’in gazı ve seli
13.08.2020
‘Nepotizm’ dediğin böyle olur!
9.08.2020
Bugün CHP’den ayrılma ne anlama gelir?
23.07.2020
AK Parti’yle nereye kadar?
15.07.2020
Muteber iş adamı ve durmaksızın patlayan fabrikası
2.07.2020
AK Parti’nin ‘ince’ hesapları
22.06.2020
Türkiye Kürt sorununu kiminle çözecek?
14.06.2020
HDP’yi kapattırma sevdası
6.06.2020
Yine neler oluyor?
1.06.2020
Siyasette iki tıkanma
15.05.2020
Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil!
7.05.2020
Kullanım süresi geçmiş suçlama
16.04.2020
Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu?
3.04.2020
Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge
19.03.2020
Korona ve siyaset
4.03.2020
Ömer Faruk’tan Aşk ve Ereksiyon “Aşk”ı
21.02.2020
Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı?
3.01.2020
Kanal İstanbul (1) Hakiki bir ihtiyaç mı? (*)
28.12.2019
Okuyucuya not: Kanal İstanbul ısrarı ve gerçekler
13.12.2019
Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti
4.12.2019
Bunu da gördük: Üniversiteye haciz!
23.11.2019
Dipsiz Göl’ün ölümü
15.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
9.11.2019
Zor denklem!
15.10.2019
Yargı ve adalet krizi
4.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlardan sosyal medya ve Gariplikler (*)
8.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
17.05.2019
#sanatçıyadokunma!
10.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
3.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
14.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
6.4.2019
Adresini arayan uyarı!
3.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
9.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
19.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
10.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
29.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
23.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
14.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
1.8.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
11.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
18.3.2017
Sorunları uhulet ve suhuletle çözmek
12.3.2017
Kılıçdaroğlu’nun “gafı” ve Alaattin’in Lambası
6.3.2017
28 Şubat’ın 20. yılında mağduriyet ve muktedirlik
26.2.2017
“Gırgır” dergisi kapanırken
19.2.2017
“Evet” nasıl anlatılıyor?
12.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim (2)
5.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim!
29.1.2017
Müfredat değişikliğine Atatürk’ten başlamak
17.1.2017
Tunus başardı; ya Türkiye?
11.1.2017
Reina katliamı ve hayat tarzı tartışmaları
3.1.2017
Umutlandıran üç olay
28.12.2016
Kaos günlerinde referandum
22.12.2016
Ne günlerden geçiyoruz!
3.12.2016
AB’nin yolu kendisinden önemli
22.11.2016
Başkanlık sistemi ve düello
15.11.2016
CHP bildirisi ve iki cephe
7.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak? (2)
2.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak (1)
24.10.2016
Bahçeli bunu hep yapıyor
17.10.2016
CHP sempozyumu ve Ankara katliamı
9.10.2016
JİTEM’ci albay ve Cumartesi Anneleri
2.10.2016
Atışma değil tartışma ve reformun tam zamanı
25.9.2016
Tartışma ihtiyacı
18.9.2016
Hatâlı uygulamalar havayı iyice bozuyo
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive