Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Dipsiz Göl’ün ölümü


21.11.2019 - Bu Yazı 530 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Göl ölür mü demeyin; ölür.

Ölmek ne kelime; iş makinalarının kepçe darbeleriyle böğrü, ciğeri parça parça edilerek öldürülür hem de.

Pleistosen olarak bilinen son buzullaşma çağını izleyen şimdiki Holosen döneminde, günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce oluşan, Gümüşhane’nin merkeze bağlı Dumanlı Köyü’nün Taş Köprü yaylasındaki Dipsiz Göl, hepimizin gözü önünde katledildi.

Artık o yaylada ve buzul gölleri haritamızda Dipsiz Göl diye bir şey yok!

Devlet-defineci el ele…

Olay şöyle gelişiyor: Adları halen saklanan iki kişi dilekçeyle resmi makamlara başvurup, denizden 2140 m yükseklikteki, manzarası olağanüstü, çevresi bitki örtüsü ve dağ çayırlarıyla kaplı gölde define aramak için izin istiyor.

Antik Roma İmparatorluğu’nun lejyonerlerinden kalma hazinenin (yani altının) bu gölün dibinde saklı olduğunu ileri sürüyorlar.

Devletin Valiliği, Turizm ve Kültür Müdürlüğü ile Müze Müdürlüğü el ele verip, bu tarihi miras avcılarının isteğine “olur” diyerek, büyük bir rezalete kapı aralıyor.

Ahali başına üşüşüp “altınları” yağmalamasın diye de gölün etrafına jandarmaları yerleştiriyorlar.

Kazı beş gün sürüyor. Evvelâ her hangi bir kaynağı ve akarı bulunmayan gölün billur misali suyu lağım suyu gibi boşaltılıyor. Ardından, binlerce yıllık bilgileri barındıran altın kıymetindeki dip çökeltileri kepçelerle hallaç pamuğu gibi oraya buraya atılıyor.

Müze müdürlüğü görevlisinin nezaretinde göl delik deşik edilip de hazine filan bulunamayınca, taş, toprak, çerçöp, çamur balçık doldurulup, üzerinde bir güzel de iş makinaları gezdirilerek göl tamamen kapatılıyor.

Çalışmanın seri şekilde yapılıp en kısa zamanda “gölün eski haline döndürüldüğü” de Valilik tarafından bir açıklamayla kamuoyuna duyuruluyor. 

Doğamızın, eko sistemimizin, jeolojik tarihimizin bir parçası, 12 bin yıllık buzul gölü devlet-defineci işbirliğiyle işlenen ortak bir cinayet sonucu yok ediliyor.

Bu kepazelik tabii ki ilk değil. Devlet kurumlarının, doğayı korumak yerine, tanık olduğumuz bu olayda olduğu gibi doğayı katletmek için suç ortaklığı yaptığı sayısız örnek var.

Antik Roma’nın da mirasçısıyız ama…

Antik Roma İmparatorluğu, olağanüstü genişlikte bir coğrafyaya yayılan, Akdeniz havzasını tam bir iç göl haline getiren uzun ömürlü bir imparatorluktu. Hakimiyet bölgelerini ve kolonilerini lejyonları ve güçlü donanması vasıtasıyla koruyordu. Tarihi kayıtlar, Augustus zamanından itibaren imparatorluğun lejyon sayısının 25’te stabilize olduğunu, daha sonraki imparatorlar döneminde en seçkin kabul edilen palatini düzeyindeki lejyon sayısının en fazla 30’a çıkabildiğini gösteriyor.   

En doğuda görevlendirilen 15 Apollinaris (Apollo’ya tapanlar) lejyonu İÖ 41’de bizzat Augustus tarafından kurulmuştu. Merkez karargâhı Gümüşhane’nin bugünkü Sadak (Saddagh) köyüydü. Dipsiz Göl de bu bölgede yer alıyor(du).

Sadak köyünde yaz aylarında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yaptığı kazılarda, antic Satala kentine ait bazı yapı ve duvarlar ortaya çıkarıldı. İşte hazine söylentilerinin kulaktan kulağa yayılmasına, define avcılarının hareketlenmesine yol açan ve Dipsiz Göl’ün ölümüne giden süreci tetikleyen gelişme bu oldu.

Sorumlular hesap vermeli!

“Bizden önce bu topraklarda kimler, nasıl ve hangi koşullarda yaşadı” diye merak etmek, araştırmak ve korumak varken, rivayetlerin, uydurmaların ve cahilliklerin harekete geçirdiği hoyratlıklara devlet kurumlarının desteğiyle geçit vermek, kabul edilemez.

Tarih ve doğaya karşı suç işleyenlerin yargı önüne çıkarılması ve hesap vermeleri gerekir.

Yetkililerden ve yargıdan bunu beklemek, bu toprakları geçmiş nesillerden borç almış biz yurttaşlar olarak hepimizin hakkıdır.

Bekliyoruz!

Facebook Yorumları

reklam
3.12.2019
Bunu da gördük: Üniversiteye haciz!
21.11.2019
Dipsiz Göl’ün ölümü
14.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
7.11.2019
Zor denklem!
14.10.2019
Yargı ve adalet krizi
3.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlar'dan sosyal medya ve Gariplikler (*)
6.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
13.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
17.05.2019
#sanatçıyadokunma!
10.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
3.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
14.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
6.4.2019
Adresini arayan uyarı!
3.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
9.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
19.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
10.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
29.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
23.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
14.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
1.8.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
11.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
18.3.2017
Sorunları uhulet ve suhuletle çözmek
12.3.2017
Kılıçdaroğlu’nun “gafı” ve Alaattin’in Lambası
6.3.2017
28 Şubat’ın 20. yılında mağduriyet ve muktedirlik
26.2.2017
“Gırgır” dergisi kapanırken
19.2.2017
“Evet” nasıl anlatılıyor?
12.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim (2)
5.2.2017
Alt tarafı hükümet sistemi, deyip geçmeyelim!
29.1.2017
Müfredat değişikliğine Atatürk’ten başlamak
17.1.2017
Tunus başardı; ya Türkiye?
11.1.2017
Reina katliamı ve hayat tarzı tartışmaları
3.1.2017
Umutlandıran üç olay
28.12.2016
Kaos günlerinde referandum
22.12.2016
Ne günlerden geçiyoruz!
3.12.2016
AB’nin yolu kendisinden önemli
22.11.2016
Başkanlık sistemi ve düello
15.11.2016
CHP bildirisi ve iki cephe
7.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak? (2)
2.11.2016
Kışanak ve Anlı’yı hapsetmekle ne kazanılacak (1)
24.10.2016
Bahçeli bunu hep yapıyor
17.10.2016
CHP sempozyumu ve Ankara katliamı
9.10.2016
JİTEM’ci albay ve Cumartesi Anneleri
2.10.2016
Atışma değil tartışma ve reformun tam zamanı
25.9.2016
Tartışma ihtiyacı
18.9.2016
Hatâlı uygulamalar havayı iyice bozuyo
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive