Arife KÖSE

arifekose@gmail.com



Bookmark and Share

Arşivcilik suç değildir!


8.12.2017 - Bu Yazı 70 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tutuklanan ya da ölen insanlar, arkadaşlarım hakkında yazı yazmaya çalışmak çok zor benim için. Sadece tutuklanmalarına ya da artık hayatta olmamalarına üzüldüğüm için değil, sürekli bu insanların aslında ne kadar değerli ve iyi insanlar olduklarını, terörist olmadıklarını ve asla olamayacaklarını kanıtlama çabası çok dokunduğu için. Masumiyet karinesinin gerçekten işlediği, yani suçu kanıtlanıncaya kadar herkesin gerçekten suçsuz sayıldığı bir dünyada yaşıyor olsaydık keşke. Ama maalesef, günümüzün yerli ve milli tanımının içine girmeyen herkesin “terörist” sayıldığı bir “çamur at, izi kalsın” dünyasında yaşıyoruz. Böyle bir dünyada hâlâ hayatta ve dışarıda olan bizlere de bu devâsâ terörist avının dişlilerinin arasında sıkışıp kalan arkadaşlarımızı o çarkın içinden çıkarıp alma çabası düşüyor.

İşte o dişliye son katılanlardan birisi de arşivci ve yayıncı Emin Şakir.

Arkadaşımdır Emin, yoldaşımdır. Milyonlarca insan gibi o da iyi bir insandır. Hepimiz gibi inandığı değerleri, uğruna mücadele ettiği güzel bir gelecek, işi, hobileri, bir ailesi, arkadaşları vardır.

Onun tutkusu da arşivcilik ve koleksiyonculuktu; biriktirmeyi seviyordu yani. Bilgi biriktirmeyi ve bilgisini başkalarıyla karşılıksız paylaşmayı.

Biriktirme tutkusu ve arşivcilik

1987 yılında Bulgaristan’da doğan, çocukken İzmir’e göç eden ve liseyi Gaziemir Anadolu Ticaret Lisesi’nde ve üniversiteyi 9 Eylül Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünde okuyan Emin o yıllarda da derslerden çok “biriktirmek”le ilgilenirdi. Zaten üniversiteyi de yarım bıraktı ama hayatının geri kalanında meslek olarak bilgisayar programcılığı yapmaya devam etti.

Çocukluğundan beri sakızlardan çıkan araba fotoğraflarından filmlere, müzik albümlerinden kitaplara kadar birçok şeyi biriktirdi Emin. Biriktirmek, arşivlemek gerçekten bir tutkuydu onda. Tutkularından birisi de Türkiye’de yayınlanan sol dergi ve gazetelerdi.

İlk başta sadece Troçkist yayınları biriktiriyordu. Zaten kendisi de Türkiye’deki Troçkist sol partilerden birisi olan Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) üyesidir. Üniversite öğrenciliği yıllarında ise elindeki bu dergileri bilgisayar ortamına taşıyarak arkadaşlarıyla paylaşmaya karar verdi. Ve 2010 yılında elindeki 100 kadar Troçkist yayını bilgisayar ortamına aktardı. Sitenin adını da solyayin.com koydu.

Daha sonra Emin sitenin Troçkist yayınlarla sınırlı kalmaması gerektiğini düşündü ve siteyi Türkiye’de sol olarak tanımlanan bütün yayınlara açtı. Bu yayınların sahipleri olan gruplarla iletişime geçti, hepsinden yayınlarını istedi. Sitede kendine sol diyen ama aslında ırkçı olan yayınlar dışındaki bütün sol yayınları, kendi görüşleriyle tamamen taban taban zıt olanlar da dahil olmak üzere sitede ücretsiz olarak yayınladı. 2013 yılı itibariyle sitede 124 dergi ve gazeteye ait 4 bin 900 sayıya ulaşılabiliyordu ve bu sayı her geçen gün artmaya devam ediyordu. İlk başta grupları ikna etmek kolay olmamıştı yayınlarını vermeye ama site yavaş yavaş duyulmaya başladıkça insanlar daha Emin istemeden yayınları göndermeye başlamışlardı.

Zamanla site bir çok akademik tarih araştırmasına kaynak oldu. Princeton Üniversitesi ve Washington Üniversitesi web sitelerinde, solyayin.com’u Orta Doğu çalışmalarında yararlanılabilecek kaynaklar arasında gösterdi. Artık site yok ama sitenin adı hâlâ bu üniversitelerin web sitelerinde yer almaya devam ediyor. Böylece Emin’in sadece bir merak, bir tutku olarak başlayan çalışması birçok akademik tarih çalışmasına kaynak oluşturdu, birçok araştırmacının, tarih meraklısının başvuru kaynağı oldu.

OHÂL’in olağanı: Dosyada gizlilik kararı

Bu çalışma akademisyenlerin, araştırmacıların, tarihçilerin ve sol yayınlarla ilgilenenlerin gözünden kaçmadığı gibi devletin de gözünden kaçmadı. Bundan iki yıl önce bir gün evi basıldı, polis bütün arşivine, bilgisayarlarına, telefonuna ve hard disk’lerine el koydu. Hakkında soruşturma başlatıldı.

Ancak bu aralar âdetten ya, soruşturmada gizlilik kararı var, avukatı Funda Ata da dahil olmak üzere hiç kimse Emin’in gerçekten neyle suçlandığını bilmiyordu. Ta ki 28 Kasım 2017’de mahkemeye çıkarıldığı güne kadar. O gün de ve hâlâ dosyayı kimse göremedi ama avukatı Funda Ata, tutuklandığı gün dosyaya site arşivinde kullanılmak üzere derlenmiş yayınların dijital bilgisayar ve telefon çözümlemeleri geldiğini, bu dijital yayınlar ve İzmir’deki Gezi eylemlerine katılması gerekçe gösterilerek terör örgütü propagandasından dolayı tutuklandığını söylüyor. Dolayısıyla şu ana kadar bilinen tek şey Emin’e isnad edilen suç. Ancak dosyadaki gizlilik kararından dolayı bu suçun hangi kanıtlara dayanarak isnad edildiği bilinmiyor.

Emin İstanbul’da yaşıyordu, pasaportu vardı, bu iki yıl boyunca çeşitli kereler yurt dışına gitti ve geri döndü. Dolayısıyla kaçmaya niyetinin olmadığı çok açık. Ne zaman ifadeye çağırılsa gitti ve ifadesini verdi. Polis, evini bastığında bütün arşive el koyduğu için delilleri karartma gibi bir ihtimal söz konusu değil. Yani Emin’in tutuklu yargılanması için hiçbir neden yok, tutukluluk hâlinin bizzat kendisinin bir cezaya dönüşmüş olmasından başka.

Avukatı Funda Ata, Emin’in tutukluluğuna itiraz ettiklerini, ancak serbest bırakılacağı konusunda umutlarının olmadığını çünkü günümüzde genel eğilimin herkesi tutuklamak olduğunu ve zaten OHÂL koşullarının da bunu kolaylaştırdığını söylüyor.

Bilgi ve bilgiye erişim hakkı

Emin’in tutuklanmasının hiçbir hukukî gerekçesinin olmadığını biliyoruz. Ama neden cezalandırmak istendiğini de biliyoruz. Tarih yazımının kontrolü, denetimi, geçmişin bilgisine erişimin kontrolü iktidar olmanın önemli bir parçasıdır. İktidarlar kendi anlatımları dışında başka, alternatif tarih anlatımlarından hoşlanmazlar, alternatif tarih yazımlarını her zaman engellemeye, engelleyemedikleri yerde de itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İsterler ki tarihi sadece onlar yazsın.

Emin’in çalışması alternatif bir tarih yazımına kaynak olabilecek bir arşivdi. Sadece bir tutku olarak başlayan biriktirme yolculuğu onu bütün Türkiye sol tarihini, yayınlarını, dergilerini, bu dergilerdeki bilgi ve tartışmaları herkesin erişebileceği açık bir kaynak olarak, hiçbir karşılık almaksızın herkesin erişimine sunduğu bir web sitesi oluşturmaya getirdi. Tabii ki o yayınlardaki yazılar, bilgiler, anlatımlar iktidarların seveceği türden değildi, o yayınlarda okullardaki tarih kitaplarında asla göremeyeceğimiz, okuyamayacağımız başka bir tarih vardı. Emin’i tutuklayarak ve web sitesinin kapanmasına yol açarak sadece onun bilgiye erişim ve bilgiyi paylaşma hakkını değil, bizim de bilgiye erişim hakkımızı elimizden almış oldular.

Bütün iktidarlar gibi bu iktidar da siteyi kapatıp Emin’i tutuklayınca bu bilgilerin ortadan kaybolacağını sanıyor. Ve bütün iktidarlar gibi yanılıyor. Emin cezaevinden çıkacak. Ve bu bilgiler, bu tarih ister solyayin.com gibi web siteleri, ister sözlü anlatımlar, ister yayınlar yoluyla yine kuşaklar boyu aktarılacak.

Arşivcilik suç değildir! Gazetecilik suç değildir!

Arife Köse 

(P24) 

Facebook Yorumları

reklam
8.12.2017
Arşivcilik suç değildir!
15.4.2016
Panama skandalı ve kapitalizm
11.4.2016
Kapitalizm ve çocuklar
15.2.2016
Pegida'yı nasıl durdurabiliriz?
5.2.2016
Irkçılığın normalleştirildiği kötü bir dünyada yaşamak
10.1.2016
Suudi Arabistan'daki idamlar ne anlama geliyor?
28.12.2015
2015'in aynasından 2016'ya bakmak
8.12.2015
Sınırları açın
4.12.2015
Sınırları açın
21.11.2015
IŞİD nasıl yenilir?
17.11.2015
Mültecilerle küresel dayanışmaya
14.7.2015
Darbeden iki yıl sonra
22.03.2015
Kapitalizm ve yolsuzluk
15.03.2015
Dünya kadınlarının durumu
07.03.2015
Ukrayna: Emperyalizmin oyun alanı
25.02.2015
Kriz ve Avrupa'da solu bekleyen zorluklar
15.02.2015
İşçi sınıfının küresel gücü
20.01.2015
İslam ve şiddet
19.01.2015
Medeniyetler çatışması tezine teslim mi oluyoruz?
23.12.2014
Reform mu devrim mi?
16.12.2014
“Devrim sadece bir kez gerçekleşip biten bir olay değildir”
05.12.2014
Sizin favori islamınız hangisi?
15.11.2014
Paşalar duymamış: Balyoz darbe planıdır!
16.08.2014
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından nasıl bir muhalefet?
21.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçiminden geriye ne kalacak?
14.07.2014
Kürtler oylarını pazarlık konusu ettiler mi?
11.06.2014
Suriyeli sığınmacılar ve ırkçılık: Savaştan kaçanların evini yakmak
31.05.2014
Ne yaparsanız yapın nükleer felakete hazır olamazsınız
20.04.2014
Hagop Martayan’ı A. Dilaçar’a dönüştüren zihniyet ya da Türk dili bir Ermeniye emanet edilir mi?
24.03.2014
CHP’ye oy vermekle, HDP yerine CHP’ye oy vermek arasındaki fark
11.03.2014
Yolsuzluk dosyalarına gelince mağrur, katillere gelince mağdur
24.02.2014
12 Eylül davası, darbe ve adalet
08.02.2014
Ergenekon vardır, Balyoz darbe planıdır
28.01.2014
Yıldıray Oğur kimi kafeslemeye çalışıyor?
20.01.2014
Ergenekon iddianamelerinde Hrant Dink cinayeti
08.11.2013
Yahudi sorunu, başörtüsü ve kızlı erkekli evler
05.11.2013
Şafak Pavey: “Kibirden küfelik olmuş” zihniyetin sayıklamaları
13.08.2013
Genelkurmay hangi davalara, nasıl müdahale etti, açıklayın!
08.08.2013
Ergenekon kararlarına üzülenler, Kürt halkının, Hrant Dink’in katillerini savunuyorsunuz!
30.07.2013
Silivri ve Gezi
26.05.2013
28 Şubat soruşturması ve Kürt sorununda çözüm süreci
12.05.2013
'Cehennemin dibine gitsinler' derken…
05.05.2013
Barış, demokrasi ve AKP’ye muhalefet
29.04.2013
“Vay demek Cumhuriyet de buralara gelirmiş”
16.04.2013
Avrupa’nın endişeli modernleri
23.03.2013
İlker Başbuğ’un mektupları üzerine
16.03.2013
Hasan Cemal, Hürriyet, Sözcü
03.03.2013
Osman Can’a mektup: Büyük af büyük barış getirir mi?
24.02.2013
Berfo Ana ve Zekeriya Şengöz
17.02.2013
Susurluk’tan Ergenekon’a ölüm kararlarını kim veriyor?
16.02.2013
Mehmet Elkatmış ne diyor?
10.02.2013
Darbeciler, af, Arjantin
12.01.2013
Hrant Dink cinayeti hangi örgütün işi?
08.01.2013
Okuluma ve hocama dokunma!
02.01.2013
Roboski, barış, Roboski, barış..
17.12.2012
Bir akıl tutulması örneği: Silivri ve Tahrir’i aynı cümle içinde kullanmak
01.12.2012
Yunanistan, beceriksiz siviller, darbe
25.11.2012
Balyoz davasının konuşulmayanları
23.11.2012
Ertuğrul Özkök görev başında
22.11.2012
12 Eylül’ü kim yargılar?
21.11.2012
Sanık Kenan Evren, sanık Tahsin Şahinkaya
04.11.2012
Balyoz davasının ardından
26.10.2012
Balyoz davası, algı yönetimi ve dezenformasyon çabası
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları