Amberin ZAMAN

DİKEN



Bookmark and Share

Tutuklu gazeteci Aksoy’un eşi: İddianameyi okuduktan sonra ikimiz de ferahladık


13.6.2017 - Bu Yazı 1186 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yirmi beş yıllık meslek hayatımda ilk kez bu kadar sayıda gazeteci arkadaşımın özgürlüklerinden, sevdiklerinden mahrum edildiklerine tanık oluyorum. Sadece ve sadece iktidarı eleştirdikleri için…

Kadri Gürsel, Ahmet Şık, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Şahin Alpay… İsmen tanıdıklarımın, tanımadıklarımın, ‘içerideki’gazetecilerin her birinin kendine özgü bir dramı, bir hikayesi var.

Ancak aralarından Murat Aksoy, beni en fazla acıtanlardan biri.

Geçtiğimiz günlerde ‘FETÖ’nün medya yapılanmasına ilişkin darbe soruşturması tamamlandı. Murat dahil 13 sanık hakkında iddianame yayınlandı. Haklarında ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen şüphelilerin ‘FETÖ’ye ait medya kuruluşlarında ‘görev yaptıkları’ ve ‘anayasal düzeni ortadan kalmaya teşebbüs’ ve ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ ettikleri iddia edildi.

Benim uzun yıllardır tanıdığım Murat bir sineğe dahi dokunmayacak kadar iyi kalpli, vicdanlı ve efendi bir insan. Sol görüşlü, aydın ve onurlu bir demokrat. Murat Alevi.

‘Karşı mahalleyi’ anlamak, tanımak, önyargıları kırmak adına yıllarca Yeni Şafak gazetesinde emek verdi. ‘Başörtüsü – Türban, Batılılaşma – Modernleşme, Laiklik ve Örtünme’isminde bir kitaba imza attı.

Gezi sürecinde iktidarın acımasız tavrını eleştirince Yeni Şafak tarafından işinden uzaklaştırıldı. Ekonomik sıkıntıya boğuldu ve üstüne eşinin sağlık sorunları binince Gülen Cemaati’ne yakınlığıyla bilinen, hakkında yakalama kararı bulunan iş adamı Akın İpek’in 2014 yılında kurduğu Millet gazetesinde köşe yazarlığı teklifini kabul etti.

Ağustos 2016 dan bu yana tutuklu bulunan Murat, 31 Mart’ta tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilecekken ikinci bir şok yaşadı. Kendisini dört gözle bekleyen eşi Şehriban, 10 yaşındaki kızı Zehra Duru ve iki buçuk yaşındaki oğlu Ali Emre’ye kavuşamadan apar topar yeniden cezaevine yollandı.

Murat bana Şehriban’dan bahsettiğinde, gözlerinin için gülerdi. Pazar günü Skype üzerinden görüştüğüm Şehriban tam da tarif ettiği gibi biri. Hayatın kirletemediği insanlardan. Sevgi ve cesaret dolu. Işık saçıyor. “Murat hayatında Fethullah Gülen ile görüşmedi. Ne alakamız olabilir. Her şeyimiz farklı. Artık kendimizi hangi cümlelerle anlatalım” diye söze başladı.

‘İddianameyi okuduktan sonra ikimiz de ferahladık’

Okmeydanı’nda, Berkin Elvan’ın vurulduğu sokakta yaşayan annesinin evinde ulaştığım Şehriban Aksoy anlattıklarıyla aynı zamanda Türkiye’de on binlerce ailenin yaşadığı bireysel dramlara tercüman oldu…

Böylesi bir felaketin başınıza gelmesini bekliyor muydunuz?

Darbeden sonra gözaltına alınacak gazetecilerin epey kalabalık bir listesi vardı. Sosyal medyada dolaşıyordu. Ama Murat’ın adı bayağı sonlara doğru yazılmıştı. Biz o kadar kendimizden eminiz ki. Hani ifadesi alınacak, sorgulanacak ama sonrasında bırakılacak diye düşündük tabii ki. O sırada pasaportlarımıza el konulmamıştı. Çıkış yasağı yoktu. Ama Türkiye’yi terk etmek hiçbir zaman aklımızdan geçmedi. Ama koca 10 ay oldu, çok uzadı. Ağustos sonuydu alındığında. Polisler geldi, “Murat bey misafirimiz olacak birkaç gün” dediler. Birkaç gün neredeyse bir yıl olacak. 290 gün oldu. Çocukların doğum günlerini, bütün özel günleri babamızdan ayrı geçirdik.

Geçtiğimiz hafta yayınlanan ikinci iddianameyi nasıl yorumluyorsunuz?

Bizler daha görmeden Sabah gazetesinde yer almasını son derece tuhaf buldum. İddianame sonunda elime geçti ve her okuduğumda bir ağlıyorum, bir gülüyorum. ‘Bunlar için mi, bu saçmalıklar için mi sizi on ay özgürlüğünüzden mahrum ettiler’ diyorum. ‘FETÖ’ye üye olmamakla beraber’ diye başladınız, tutuksuz yargılamaya karar verdiniz ve sonra bizi nerelere getirdiniz.

Yetmedi, iki de müebbet verdiniz… Murat o felaket gece çıkmış sanki, tankı kullanan o, elinde silahla insanları öldüren o. Murat sadece Halk TV’de darbeden aylar öncesi kulis haberi paylaştı canlı yayında. Darbe olabileceğine dair… Bu sosyal medyada çok konuşuldu. Murat’a gelmeden birçok kişi benzer şeyler yazmıştı. İddianameyi okuduktan sonra ikimiz de ferahladık. Çünkü elle tutulur bir kanıt yok.

‘Gezi’ye destek verdi, atıldı’

Murat uzun yıllar Yeni Şafak’ta çalıştı. İktidardakiler, iktidara yakın medya yöneticileri kendisini gayet iyi tanıyorlardır. Darbeyle ilgisi olamayacağını biliyorlardır herhalde?

Birincisi çok iyi bir şey yaptı Murat. O kadar uzun yıllar boyunca muhafazakar çevrelerde çalıştı ama hiçbir zaman dini kimliğini, Alevi kimliğini saklamadı. Cumaya gittiler, Murat gitmedi. Oruç tuttular, Murat tutmadı. Kendi orucunu da pek tutmadı. Tutmayız yani. Ben de Aleviyim. Sivaslıyım. Bazen şöyle yapıyoruz; perşembe günleri bizim için, Aleviler için kutsal gün. Kendimizi iyi hissederiz. Perşembe günleri oruç tutarız öylesine, içimizden gelir.

Yeni Şafak’tan neden ayrıldı?

Yeni Şafak’la ilişkisinin kesilme sebebi Gezi eylemleriydi. Murat destek verdi, atıldı.

Millet gazetesinde ne zaman ve neden başladı?

Tamamen ekonomik sebeplerden dolayı. 29 Eylül 2014’de Emre doğdu. Benim de çok ciddi sağlık sorunlarım çıkmıştı.

Neydi sağlık sorununuz?

Hamilelikte çok daha da artan görme bozukluğum vardı. Hamileliğimin son üç ayı daha yoğun hissetmeye başlamıştım.

Tabii ki o zamanda müdahale etmek mümkün değildi. Tomografiler, MR’lar gerekiyor… Ben doğurmak istedim ve ‘Doğumdan sonra ne olacaksa olsun’ dedim. Onun öncesinde ‘Hiçbir şey bilmek istemiyorum’ demiştim. Neyse ki Emremiz doğdu ve birkaç haftalık iken annemize bıraktık. Ve neredeyse İstanbul’da gitmediğimiz hastane kalmadı. Nihayetinde anlaşıldı ki; şahdamarımda güzel bir kitlem, bir tümörüm varmış. Damarda büyüyen, ağaç kökü gibi bir şey.

Murat’ın o sıralar geliri yok. Özel hastaneler vesaire, nasıl baş ettiniz?

Murat o kadar iyi bir insanmış ki, o kadar çevresi var ki, herkes yardım etmek istedi. ‘Getirin bakarız, elimizden geleni yaparız’diyen doktor dostlarımız çıktı. Allah razı olsun hepsinden. Çok zor günler geçirdik. Maddi olarak da yıkılıyorsunuz ama o tarafını bir kenara bırakıyorsunuz. ‘Hiç de önemli değil’diyorsunuz çünkü daha iki haftalık bebeğiniz var. Sezaryen ameliyat olmuşum, iki büklüm olmuşum. Sabahtan çıkıyoruz, doktor doktor geziyoruz. Ajitasyon yaratmak istemiyorum ama sorulunca söylüyorsunuz işte.

‘Murat çıkana kadar gitmeyeceğim’

Ne ajitasyonu anlatın lütfen…

Murat tümüyle maddi ihtiyaçtan ötürü Millet gazetesine başladı. İdeolojik herhangi bir bağ veya yakınlık yüzünden değil.

Murat bunu sorguda çok kez izah etti. ‘Ya ben burada yazdım ama şartlar beni buralara itti’ dedi. Çünkü işten atılmışsınız, başka bir geliriniz yok, bir bebeğiniz olmuş, iki çocuğunuz var. Bir anne var, hasta. Bir baba olarak çalsın mı, çırpsın mı, soygun mu yapsın? Ne yapabilir ki bu adam? Tek kalemi var… Ergun Babahan gibi farklı profildeki gazeteciler de yazdı orada. Madem sıkıntı, bu gazeteyi niye açtırdınız? Neden izin verdiniz? Sonrasında da insanları ‘şucu bucu’ diye tıktınız içeriye. Murat’ın maaşı da Akbank’a yatıyordu. Bank Asya’ya değil…

Şu an nasılsınız?

Lazerli ışın tedavisi gördüm. Gerçi buna karşı çıkan profesörler de oldu çünkü ışın tedavisinde beyindeki iyi hücreler de ölüyormuş. Tümörü ameliyatla tıraşlamak istediler ama nasıl yapacaksınız? Kocaman bir kitle, gözümün arkasındaki yerde. Sekiz saat sürecek ameliyat. Ağaç kökü gibi düşünün, her nefes aldığınızda o kök kurumadığı için tekrar büyüyebilir dendi. Işın tedavisini seçtim. Biraz zaman aldı düzelmem. İyiyim çok iyiyim. Kesinlikle ‘İyi değilim’ demeyeceğim.

Kontrollere gidiyor musunuz?

Şimdi iptal ettim. Hiçbirine gitmiyorum.

Neden?

Murat tutuklandıktan sonra gitmedim.

Neden?

Çünkü hiçbir şey duymak istemiyorum. Kötü bir şey duymak istemiyorum. Gerek yok. Hayattayım, iyiyim, hiçbir şeyim yok. Murat çıkana kadar gitmeyeceğim. Sonra akciğerimde bir kitle çıktı. O da sürpriz oldu bizim için. Onun da tabii rutin kontrolleri var. Aynen beyinde olduğu gibi. Üçüncü kontrolü geldi. Gitmedim.

‘Güzel bir kahveydi, seviyorum onu’

Çalışıyor musunuz?

Ben evlenmeden önce Marks and Spencer’ın Nişantaşı mağazasında çalışıyordum. Çok emek verdim. Deputy görevindeydim. İşimi çok seviyordum. Evlenince Murat‘Çalışma, biz geçiniriz, niye çalışacaksın’ dedi. Bıraktım.

Muratla nasıl tanıştınız?

Biz Okmeydanı’nın çocuğuyuz. Burada doğduk, burada büyüdük biz. Aynı sokakta oturuyoruz. Tanışıyoruz zaten. Saçlarımı kazıtmıştım. Beni görmüş, o zaman bir arkadaşın evindeyiz. Balkonda kahve içiyoruz. ‘Ya bu nasıl bir imaj?’ filan demeye başladı (gülüyor). ‘Çok yakışmış, kahve içelim’ dedi. İçtik. Güzel bir kahveydi. Seviyorum onu.

‘Kılıçdaroğlu’nun maddi manevi destekleri var’

Çevrenizden size destek geliyor mu?

Murat’ın çok seveni var. Güveniyorlar ona. ‘Murat’ın ne olduğunu zaten biliyoruz’ diyorlar. Murat hiçbir zaman ‘onun bunun talimatıyla’ bir yazı yazmadı. Ve ‘Keşke yazmasaydı’dediğimiz hiçbir şey yok. Mesela Suriye politikası. Ve Gezi. Zaten Gezi’den sonra Murat dışlandı. Yanlış yapan bizler değil onlardı. Bir sürü insan öldürdünüz. Sakat bıraktınız. Yine olsa yine yazardı Murat bunları.

Demokrasi ve adalet çok önemliymiş. Bunu çok iyi anladık. Hukuk tanımamazlık çok zor bir şeymiş. Bunu da bilmiyorduk. ‘Hepimize lazım olur’ diyorduk ya. Başınıza böyle bir felaket gelmeden anlayamazsınız. Adalet varmış gibi, hukuk varmış gibi, vicdan varmış gibi savunmamızı yapacağız. Tek suçumuz muhalif olmamız. Bunun dışında bir şey yok.

Murat tutuklanmadan önce Halk TV’de program yapıyordu. Aynı zamanda CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanıydı. Kemal Bey sizi aradı mı?

Aradı, sağ olsun çok büyük destekleri var. Üzerimizde maddi manevi destekleri var. Çok sağ olsunlar. Murat hiç yalnız bırakılmadı. Ali Bayramoğlu mesela, hiçbir zaman desteğini esirgememiştir bizden. Keza Ruşen Çakır… Ve tabi avukatlarımız Yaman Akdeniz, Kerem Altıparmak, Sevgi Kalan ve Ali Deniz Ceylan… Ama Selçuk Şirin’e çok kırgınım. Murat çok severdi onu. Araları çok iyiydi. Murat ilk zamanlar çok sordu ‘Selçuk ağabey aradı mı?’ diye. Çok üzüldü. Kardeşi Çağdaş Şirin bir iki mesaj atıp selam gönderdi. Selçuk Şirin hiç aramadı, sormadı.

Kemal Bey, Murat’ı ziyaret etti mi?

Kemal Bey hiçbir zaman Silivri’ye gitmedi diye biliyorum. Nedenini bilmiyorum. Evimize de gelmedi ama Kemal Bey’le çok kez görüştüm. Murat’ı biliyor. Birçok grup toplantısında Murat’ın ismini tekrar, tekrar söyledi. Murat’a güvendiğini, ve sadece muhalif olduğu için susturulmak istendiğini kürsüde söyledi.

Ama evet gitmesini isterdik Silivri’ye. Sadece Murat, Atilla Taş ve Cumhuriyet gazetesinden arkadaşlar için değil. O kadar çok mağdur var ki. Ali Bulaç’lar var, Şahin Alpay’lar var. Bir sürü insan var….

On aydır Silivri’ye gidip geliyoruz artık ailelerden çok dostumuz oldu. Tutuklu asker eşleriyle de tanıştık.

‘Pide yiyoruz diye çok seviniyorlar’

Hapishanedeki koşullar nasıl?

20 metre karelik bir koğuşta kalıyorlar. Üç kişiler. Murat, Atilla Taş ve Türk Solu dergisinden Gökçe Fırat Çulhaoğlu. Üst katta yataklar var. Alta katta bir plastik masa, tüplü küçük bir televizyon, ve bir küçük buzdolabı. Ve bir de küçük bir havalandırma var. Üstü açıktı, şimdi tel örgülerle sıkı sıkıya örttüler. Kettle yok. Bunlar da severler çay kahve içmeyi. Çok dandik bir marka veriyorlarmış, hemen bozuluyormuş. Ramazandan dolayı sıcak pide geliyormuş.

Pide yiyoruz diye çok seviniyorlar. Şükürler olsun biraz güneş görebiliyorlar. Güneş zaten girmiyor. Sekiz metre yükseklikteki duvardan nereden girecek güneş. Küçücük yer. Üstünü de kapattılar. Ama havalandırmanın üstündeki tellerin arasından güneş alıyorlarmış, saat 12 ile 14 arası. Biraz tenleri yanmış. Güneş görmek, sadece görmek, bunu anlatırken Murat’ı görmelisiniz.

Kâğıt kalem var mı?

Tutuklandıkları ilk ay yoktu. Hiçbir şey yoktu. Kütüphanelerinde binlerce kitap var. Bir tek kitap dahi vermediler. Ne yapsın bu adam, tespih çeken adam değil. Çok zor günler geçirdiler. Ama şimdiki halimize çok şükrediyorum. ‘Çok zenginiz biz artık’diyorum. İkinci tutuklamada dışarıdan kitap verebiliyoruz. 15 günde on kitap verebiliyoruz. Bu hafta dergi de verebildim. Bazılarını verirler mi, bilmiyorum. Bazılarının sayfalarını yırtıp atıyorlar, öyle veriyorlar.

‘Eliyle yazmaktan parmağının kemiği büyüdü’

Şu sıralar ne okuyor Murat?

Alevilik kitaplarını istedi. Alevilik üzerine kitap yazmak istiyordu. Bir taslak hazırlamıştı. Onu şimdi toparlıyor. Binlerce sayfa yazdı kalemle. Eliyle yazmaktan parmağının kemiği büyüdü.

Ne kadar sıklıkla görüşüyorsunuz?

Haftada bir gün. Cuma günleri görüşüyoruz. Sabah çıkıyoruz. Akşam dönüyoruz. Bir saat için bir günümüz gidiyor. Canı sağolsun Murat’ın. Hiç önemli değil tabii ki bu. Aramızda ses geçirmez cam var. Telefonla konuşuyoruz. Onun haricinde 15 günde bir, 10 dakikalığına beni telefonla arayabiliyor. Çocukları sadece açık görüş olduğunda götürüyorum. İki ayda bir. Hiç değilse babalarına sarılabiliyorlar. Murat o günler benimle neredeyse hiç konuşmuyor. Çocuklarıyla zaman geçiriyor. Onları kokluyor. Onlarla oynuyor. Bir saat on dakika gibi. Bu bayramda ne yaparlar bilemiyorum. Belki bir jest yaparlar…

Çocuklar nasıl baş ediyor?

Emre baya babasız büyüdü. Birbirlerine doyamadılar baba oğul. Ama yine de Murat’ın resmini görünce bir şeyler duyuyor. ‘Baba baba tuh’ yapıyor tükürüyor. Sonra ‘Baba cici’ yapıyor, resmini göğsüne tutup öpüyor. Emre çok hassaslaştı.

O bizi üzüyor Amberin hanım…

Facebook Yorumları

reklam
14.6.2018
Türk-Amerikan ilişkileri seçimleri etkiler mi?
3.6.2018
Meral Akşener bilmecesi
20.5.2018
Muharrem İnce’nin ilk karnesi
1.5.2018
Umudumuz Mösyö X
23.4.2018
Kürtleri kazanan seçimleri kazanır
15.4.2018
Horzum ailesi
10.4.2018
Türk-Amerikan ilişkilerinde Pompeo dönemi
3.4.2018
ABD Suriye’den çekilecek mi?
23.3.2018
Güle güle ve evet, teşekkürler Aydın Doğan
21.2.2018
Türkiye-ABD ilişkileri: Durum raporu
22.1.2018
Suriyeli Kürt yetkililer: ABD buna nasıl seyirci kalabilir?
8.1.2018
Kamu yararı ve basının görevi
30.12.2017
ABD vize yaptırımından neden vazgeçti?
3.12.2017
Zarrab’ı bırak Flynn’e bak
15.11.2017
Casuslukla suçlanan Barkey: Büyükada’daki toplantıdan müsteşarın haberi vardı
12.11.2017
Yolsuzluk Cumhuriyeti
19.10.2017
Kerkük’ün düşüşü: Bu noktaya nasıl varıldı, bundan sonra ne olur?
18.10.2017
Washington’dan fısıltılar
2.10.2017
Kürdistan referandumu: Şimdi ne olacak?
24.9.2017
Kürdistan referandumuna üç kala
6.9.2017
Iraklı Kürt yetkililere göre ‘PKK’nın kaçırdığı iki MİT’çi çok yakında serbest kalacak’
27.8.2017
Mattis ziyareti ve ‘Türkiye ABD Kürt’ üçgeni
23.8.2017
Devlet ve PKK yeniden masaya oturur mu?
7.8.2017
ABD, Suriye’de Kürt devleti mi kuruyor?
23.7.2017
ABD’nin yeni Ankara büyükelçisi kim olacak?
19.7.2017
15 Temmuz yıldönümünün düşündürdükleri…
13.6.2017
Tutuklu gazeteci Aksoy’un eşi: İddianameyi okuduktan sonra ikimiz de ferahladık
24.5.2017
Erdoğan’ın Washington fethi (1)
9.5.2017
Trump, Erdoğan’la görüşme öncesi Kürtlere silaha yeşil ışık yakabilir
8.5.2017
Erdoğan’ı Kürtler değil CHP kurtardı
21.4.2017
Akademisyen Yılmaz: Milliyetçi Türklerden ‘ümidi kesen’ Erdoğan, Kürtlere çiçek attı
17.4.2017
Washington’dan referandum nasıl görünüyor?
12.4.2017
Referandumda oylanan rant mı, demokrasinin kaderi mi?
4.4.2017
Türkiye’nin ayağına dolaşan lobicilik maceraları
29.3.2017
Referandumda ‘Hayır’ çıkma ihtimali var mı?
25.3.2017
ABD Dışişleri Bakanı Türkiye’yi teskine gelecek
23.3.2017
ABD Rakka kararını Türkiye’deki referandum sonrasına erteledi
8.3.2017
Liberallerin ‘FETÖ’ sınavı
27.2.2017
Rakka’yı bırak, Tahran’a bak
8.2.2017
Trump, Rojava ve nisan tılsımı
31.1.2017
İktidarın Trump sevdası
31.12.2016
Çanakkale ruhu
12.12.2016
ABD, Türkiye ve Suriyeli Kürtler: Nereye?
1.12.2016
‘Bizimkilerin’ki can da Nazlı’nınki patlıcan mı?
12.11.2016
Trump’dan Erdoğan’a: Kızım Ivanka büyük hayranınız ve destekçiniz
7.11.2016
Demirtaş’ın derdi tüm Kürtlerin derdi oldu
1.11.2016
Susma, sustukça sıra sana gelecek
27.10.2016
Türkiye-Musul-Rojava
13.10.2016
Hollandalı gazeteci Wilgenburg’a göre Kandil ile Rojava hem iç içe hem ayrı
5.10.2016
ABD, Türkiye’nin Musul operasyonuna katılmasını istemiyor
29.9.2016
Akademisyen Yılmaz: AKP, çözüm için Barzani aracılığıyla HDP’yle görüşüyor
21.9.2016
ABD, Türkiye sınırına neden bayraklarını dikti?
11.9.2016
Mağduriyet müzesi
1.9.2016
Cerablus’tan sonra gözler el Bab’da
29.8.2016
ABD Suriyeli Kürtleri ‘sattı’ mı?
26.8.2016
ABD, Kürtler ve Suriye’de uçuşa yasak bölge
12.8.2016
Suriye sınırında yakalanan ‘ABD’li kadın ajan’ kim?
9.8.2016
Medya uyardı: Dikkat aramızda ABD’li azılı katil dolaşıyor!
29.7.2016
Darbede ‘Amerikan parmağı’
15.7.2016
Obama-Erdoğan görüşmesinin yeni şartı
31.5.2016
Türkiye’nin YPG inadı pahalıya patlıyor, Azez düştü düşüyor
23.5.2016
Obama ile Erdoğan: Her şey tıkırında
15.5.2016
Washington, Davutoğlu için ne dedi?
23.4.2016
Demirtaş’tan yeni Washington çıkarması
16.4.2016
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın gizemli Moskova seferi
5.4.2016
Tam bir açmaz: Türkiye-ABD ilişkileri, IŞİD-YPG-PKK üçgenine sıkıştı
3.4.2016
Dün Washington’da ne oldu?
23.3.2016
IŞİD Türkiye sınırından ne zaman temizlenecek?
14.3.2016
Erdoğan, Obama’yla görüşecek mi?
10.3.2016
Kocasız, çocuksuz, kadın ve güçlü…
1.3.2016
IŞİD, Kürtlerden gene dayak yedi
28.2.2016
ABD, Kürtler ve İncirlik’e ‘alternatif’
14.2.2016
Suriyeli Kürtlerin (şimdilik) önlenemeyen yükselişi
3.2.2016
McGurk’ün Kobane ziyareti ne anlama geliyor?
27.1.2016
Biden ve Başika bilmecesi
10.1.2016
Suriye semaları parsellenirken Türkiye tümüyle oyun dışı
26.12.2015
Demirtaş’ın Washington’ın aklına ihtiyacı var mı?
14.12.2015
Türkiye Musul’da geri adım attı mı?
7.12.2015
Musul muamması: Danışıklı dövüş mü, İran ve YPG’ye gözdağı mı?
30.11.2015
Tahir Elçi bir kahramandı…
21.11.2015
Washington, Türkiye’nin Kürt hassasiyetini ‘gördü’ ama nereye kadar?
20.10.2015
Kürtler eleştiriden muaf mı?
12.10.2015
Kürtlerin ‘Rus kartı’ el yakar
5.10.2015
Şam’dan bildiren Türkiyeli gazeteci: Rusya Suriye’de kalıcı
27.9.2015
Türkiye’nin Suriye politikası değişiyor mu?
21.9.2015
ABD-Kürt işbirliği tam gaz
11.9.2015
Eski ABD elçisi Edelman: Esas kaygımız Erdoğan’ın ne yapacağı
31.8.2015
Washington havası: Türkiye öngörülmesi gittikçe zorlaşan bir müttefik
22.8.2015
PKK tuzağa mı düştü?
28.7.2015
Amerika Kürtleri ‘sattı’ mı?
26.7.2015
IŞİD, yakında Akçakale’den Tel Abyad’a saldırırsa hiç de sürpriz olmaz!
9.7.2015
İncirlik açılıyor mu?
7.7.2015
PYD lideri Müslim: Türkiye’nin sınırlarını terörden en iyi biz koruruz
4.7.2015
Taraf’a veda
19.6.2015
Suriye’den Türkiye’yi sarsacak hamle
12.6.2015
Kürtler ve koalisyonlar
8.6.2015
Erdoğan dönemi bitmiştir
5.6.2015
“Bizler Sandığa”, “Bizler Meclise”
29.5.2015
Yalan Rüzgârı
16.5.2015
Seçimlerde ‘Altın Denge’
8.5.2015
Azerbaycan yeterince seksi değil mi
1.5.2015
Kobanê sonrası Kürtler
25.4.2015
Hepimiz Ermeni’yiz
10.4.2015
‘Dağlarımız katır cesetleriyle dolu’
03.04.2015
Şimdi de İran
28.03.2015
Saray – hükümet kavgası kime yarıyor
24.03.2015
‘Fidan’ın barış sürecine katkısı büyük ve önemli’
20.03.2015
Erbil’den bakınca
08.03.2015
Türkiye’nin Kürtlerle sınavı
27.02.2015
Levent Gültekin, Hidayet Karaca…
20.02.2015
‘IŞİD Türkiye’ye sızdı’
14.02.2015
Cizre ve Kobane ‘aynı’
07.02.2015
Diyarbakır’dan bakınca: HDP ne yapıyor
30.01.2015
HDP ne yaptığının, ne dediğinin farkında mı
10.01.2015
İslam ve hiddet
03.01.2015
Siyasal İslam çöktü mü
26.12.2014
Dilini tut
20.12.2014
Bu kavga ne zaman biter
12.12.2014
Kürtlerin kumarı
05.12.2014
Bazen AK
28.11.2014
Gazetecilerin önündeki en büyük tehlike
21.11.2014
Bağımsız Kürdistan yolda
14.11.2014
Çuvalı geçir ama çuvaldızı da kendine batır
07.11.2014
Abdullah Gül haklı çıktı
31.10.2014
Biji Serok Obama!
24.10.2014
PKK ile PYD aynı mı
18.10.2014
İki ülkede de nefret söyleminin hedefinde
17.10.2014
Kandil’siz barış mümkün mü
03.10.2014
Ahlaksız teklif
26.09.2014
Kimler, neler takas edildi?
19.09.2014
Vurun ulağa
12.09.2014
Türkiye, CIA, IŞİD
05.09.2014
Hakan Fidan İran ajanı mı
22.08.2014
‘Vurun kahpeye’
15.08.2014
Tehlikenin farkında mısınız
08.08.2014
Önce insan ol!
01.08.2014
Çağlayan ve gazetecinin görevi
11.07.2014
Barış sürecinin Aşil topuğu: Rojava
04.07.2014
Kürtleri sevin
27.06.2014
Bağımsız Kürdistan'ın neresindeyiz
14.06.2014
IŞİD’e destek hâlâ sürüyor
13.06.2014
IŞİD
06.06.2014
Cenevre'den Rojava'ya çağrı: Çocuklar savaşmasın
30.05.2014
Mülteci kampında fuhuş iddiası
23.05.2014
Tekme tokat Çankaya’ya
16.05.2014
Hem suçlu hem güçlü
02.05.2014
Yine cop, yine Toma, yine gaz, yine gözaltı, yine dayak
25.04.2014
Erdoğan beni ters köşeye yatırdı
11.04.2014
Üsküdar’da katil geziyor
04.04.2014
Başbakan Gül
28.03.2014
‘Başka kayıtlar ve bir de kaset var’
21.03.2014
‘Bakara Makara’
14.03.2014
Erdoğan’ın çocuk sevgisi
07.03.2014
İnanın Türkiye’de güzel şeyler oluyor
24.02.2014
“Değişiklikler tatmin edici”
21.02.2014
Roboski’nin âhı
14.02.2014
Habertürk, Fatih Altaylı ve ben
07.02.2014
Beni dinleyenleri cezalandıracak mısınız
31.01.2014
Suriyeli Türkmenlere köstek değil destek olalım
24.01.2014
Hastaneden bakınca Cemaat- iktidar kavgası
20.12.2013
Hangimiz masumuz
13.12.2013
‘Genç Cemaatçiler Rahatsız’
09.12.2013
Aydar: Yerel seçimlere silahla girmeyeceğiz
08.12.2013
Salih Müslim: Elli kez umreye gittim iki kere de hacı oldum
03.12.2013
İstanbul için CHP ile Gülen
02.12.2013
Kemal Kılıçdaroğlu
29.11.2013
‘Hataylı Ferhat’ın kafası testereyle kesilmedi’
28.11.2013
Müslim: Cenevre Lozan olmayacak
25.11.2013
Türkmenleri öldürüyorlar
22.11.2013
Hizbullah- PKK çatışması yeniden mi alevleniyor
15.11.2013
Serok Barzani tu bi xêr hatî
08.11.2013
Kürtlerin yükselişi
01.11.2013
Başörtüsü ve toplumsal barış
25.10.2013
Sıra yabancı basında mı
20.10.2013
Türkiye olmasa bunlar yaşanmazdı
18.10.2013
Hakan Fidan çok seksi
04.10.2013
Demokrasi paketi ve AK Parti’nin demokratlığı
27.09.2013
El Kaide sınırlarımıza dayanmışken...
20.09.2013
Militarizm tam gaz
18.09.2013
Salih Müslim: Çetelere mermi veriliyor
13.09.2013
Türkiye’de barış Rojava’dan geçiyor
07.09.2013
“Türkiye ordusuyla gelsin”
06.09.2013
Suriye’de kirlenen vicdanlarımız
30.08.2013
Suriye’de ne olacak
23.08.2013
CHP: Dinozorların direnişi
16.08.2013
Mısır’daki katliam ve AK Parti’ye düşen
09.08.2013
Diyarbakırlı Zehra Ana: Barış hepimize lazım
04.08.2013
Salih Müslim: El Nusra Kobani’ye saldırma hazırlığında
02.08.2013
Türkiye’nin Rojava politikası nedir
26.07.2013
Trabzon’a Aya Sofya Camii
20.07.2013
Salih Müslim: Ne devlet ne de federasyon
19.07.2013
Suriyeli Kürtler cepheyi genişletiyor
12.07.2013
Kandil’de neler oluyor
28.06.2013
Kürtler Gezi sınavından nasıl çıktılar
24.06.2013
Kürtlerin yumuşak gücü: Diasporasız barış eksik kalır
22.06.2013
Yazık
17.06.2013
CHP Gezi trenine binebilecek mi
14.06.2013
Faiz lobisinin maşaları
07.06.2013
Ankara’dan Gezi Tahlilleri
1.06.2013
Öcalan: Başkanlık kamburunu eklemeyelim
27.05.2013
Davutoğlu: El Nusra oradaki bataklığın sonuçlarından biri
25.05.2013
Kürt açılımının eksik ayağı: Suriyeli Kürtler
24.05.2013
'MİT'le görüşmeyi çok isteriz'
17.05.2013
CHP Suriye’de battıkça batıyor
16.05.2013
Reyhanlı değil, mini Suriye
10.05.2013
Batsın böyle gazetecilik
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları