Muhalefet, salgının yeni bir pike doğru yükselişinde AKP kongrelerinin etkisini tartışa dursun, Cumhurbaşkanı çifte standart suçlamalarını kulak ardı edip, AKP tabanına lebalep kardeşliği üzerinden, bir yandan siz özelsiniz mesajı verdi, diğer yandan dava etrafında dayanışmayı yükseltin çağrısında bulundu.

Öte yandan kamu kuruluşlarının yönetim kurullarına, parti organlarına yeni atamalar, sonuçta hem birer mesaj hem de seçime doğru giderken kadroları yeniden yapılandırma girişimiydi. Anlaşılan seçim maratonuna girmeden önce, taşıyıcı kadro içindeki zafiyetler yeni kadrolaşma ile aşılmaya çalışıldı. Huzur hakkı kardeşliği, sayısı kadro içindeki önem sıralamasına göre belirlenenbirdenfazla görevlendirmeler, aynı zamanda çıkar birliğinisağlam zemine oturtma işlevi görüyordu galiba.

Sadık iş adamlarını iktidarla dayanışma içinde tutacak motivasyon da, ihale kardeşliği üzerinden sağlanmış görünüyor. İhale yasasında AKP iktidarı süresince 200’ün üzerinde değişik yapılmış olmasının bir anlamı olmalı. Partide görevli kimi gençlerin, bal tutan parmakları arasında sahip oldukları, bu kardeşliğin boyutu hakkında kuşkusuz bir fikir veriyor.

İktidar, muhalefetin uç beyi HDP ile diğer siyasi partilerin arasını açmak için kararlı bir mücadele içinde. Kadın, genç, esnaf, köylü demeden, güvenlik güçleri her türlü gösteriye alabildiğine sert tepki veriyor. Uslanmaz insan hakları savunucuları, mimlenen gazeteciler, siyasetçiler iktidarın gücünden nasiplerini alıyor. Bu insanların dünyalarını dar etmek için elden gelen yapılıyor.

Hukuk, adalet taleplerine iktidar, ısrarla kulak tıkıyor. Meclis, büyük iradenin tescil makamı haline gelmiş, istenilen yasa geçmediyse, iki gün sonra, meclis önüne bir daha getiriliyor. Siyasi tehdit algılandığı yerde, türbülansa yol açacağı belli de olsa, merkez bankası başkanı görevden alınabiliyor. İktidarı elde tutmak için reformlar, anayasa değişiklikleri, seçim sistemi değişiklikleri hazırlığı yapılıyor. Lebalep kardeşliği, huzur hakkı kardeşliği, ihale kardeşliği koşulları olgunlaştırmak için kullanılıyor.

Radikal Türkçü, İslamcı ittifak elinde keyfi, anti demokratik uygulamalar fütursuzca ortaya konuyor. Süreç her geçen gün daha tehlikeli bir hal alıyor.

Bunun önüne Türk kardeşliği ile geçilemeyeceği çok açık. “Ben senden daha milliyetçiyim” politikalarına rağmen, iktidarın kaybettiği oylar ana muhalefet partisi CHP’ye değil, İyi Partiye, Deva Partisine, Gelecek Partisine gidiyor. Kamuoyu yoklamalarında kararsız seçmenin oranı hep yüksek çıkıyor. CHP izlediği politikalara, seçmenin neden itibar etmediğini görmeye bir türlü yanaşmıyor.

Bugün içinde yaşanılan karmaşanın, huzursuzluğun, hukuksuzluğun, ekonomik siyasal bunalımın kaynağında, Türkçü, İslamcı dayatmalar var. İktidarı eline geçirenin önyargısına, ajandasına göre toplumu şekillendirme, biçimlendirme gayretleri var. Ortaya çıkan sonuçta, izlenen politikaların payını sorgulamak gerekiyor.

Bu ülke bir inat uğruna, hesap sormak adına, duyulan kin uğruna, en değerli yazarlarını, şairlerini, ozanlarını, bilim insanlarını, gençlerini uzun yıllar hapislerde çürüttü, öldürdü. Kendini ülke dışına atabilen yaşadığı yerde, ülkesine hasret öldü. Sabahattin Ali’yi, Nazım Hikmet’i, Orhan Kemal’i, İsmail Beşikçi’yi, Ahmet Kaya’yı, Turan Dursun’u, Erdal Eren’i hatırlayın. Katliamlar, tehcirler, darbeler, otel yakmalar, faili meçhuller, pislik yedirmeler, şeytan üçgenleri bu ülkenin belleğinde hala çok sıcak. Bugün aynı intikam hırsı ile Demirtaş, Kavala, Ahmet Altan, Gergerlioğlu içerde tutuluyor. Gelenek devam ediyor. 

İktidar kararlı, iktidarını koruma uğruna yapamayacağı yok, bunu her fırsatta açıkça ortaya koymaktan çekinmiyor. Devletin bütün kurumları, bürokrasi AKP, MHP ittifakının kontrolü altında, atamalar bir merkezden yapılıyor, iktidar üzerinde işleyen bir denetim yok. Önümüzdeki seçimler, belli ki iktidarın atadığı devlet memurlarının kontrolünde yapılacak. Mevcut yapının sürekliliğini sağlayacak kalıcı adımlar atılırken muhalefet bile buna uygun biçimde yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor.

Ne yapacaksınız? İnsanın içinden “mecliste, sonucu belli oylamalara katılmanın, iktidar sözcülerine laf yetiştirmenin dışında yapabileceğiniz bir şey yok mu” diye sormak geliyor.

Türkçü, Kürtçü, İslamcı kardeşlikler, çıkar ittifakları üzerinden bu ülkede siyasi birliğin kurulamayacağını görmek için, bu ülkede daha neyin yaşanması gerekiyor? Önyargılar aşılmadıkça etnik, inanç barikatları yıkılmadıkça, Türk-Kürt ortak demokratik ilkeler etrafında bir araya gelmedikçe bu ülke huzur, istikrar yüzü görmeyecek. Farklılıklara saygı temelinde herkesi kucaklayacak kalıcı bir muhalefet cephesine ihtiyaç var. Ancak böyle bir muhalefet, halka güven verebilir.

Böyle yazınca CHP içindeki bazı Ulusalcı dostlar, “sen bizi ırkçılıkla suçluyorsun” diye tepki veriyorlar. Biyolojik ırkçılık çok gerilerde kaldı, bugünün milliyetçiliği, kendi etnik kültür değerlerini, toplumun tek kriteri olarak dayatma çabası üzerinden sürdürülüyor.  Bir toprak parçasında bir arada yaşadığınız bütün etnik yapıları, ait olduğunuz etnik yapı içinde yer almaya zorlayamazsınız.

Etnik ve inanç dayatmaları yüzünden Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türkiye’nin maddi manevi neler kaybettiğini bir düşünün.

Şu bereketli topraklarda, Cumhuriyetin başından beri, hangi inançtan hangi milletten olursa olsun, Rum, Ermeni, Süryani, Kürt, Türk, Alevi, Sünni; ortak siyasi geleceğe doğru yolculuğu, el ele gönül gönüle sürdürülebilselerdi, Türkiye bugün nerede olurdu?

Bugüne kadar neler kaybettik, neler kazanılabilirdik, lütfen bunları bir kez daha düşünün!