Dört sır var ki gizemi çözülemiyor. 

Biri; ırk ve din kardeşliği siyaseti güden Ankara'nın, sıra Çin'in Doğu Türkistan mezalimine gelince ağzını bıçak açmaması.  

Hem Müslüman hem Türk Uygurlara Jinping'in ettiğini Hans'la George etse, iktidar ağzını açıp gözünü yummaz mıydı? 

Gerçi ağzını açmayıp gözünü açsa da olurdu.  

Dünya ayağa kalkmış, küresel markalar boykot başlatmışken Ankara, Çin işkencesini görmezden geliyor.

Ama "Dünya 5'ten büyüktür" sloganları savuranların, zulüm karşısındaki bu sessizlikleri esrarını koruyor.  

Çin o 5'ten biri, dünyadan büyük değilse neden büyük?  

Çözülemeyen ikinci sır ise Doğu Perinçek ve takımının el üstünde tutulması.  

Bıçak kınını kesmez derler; Maocu Aydınlık ekibinden kıblegahları Pekin'e laf etmeleri beklenmiyor. 

Fakat iktidar ve medyası, her muhalefet partisinin ve eleştirel yayının arkasında bir dış bağlantı, yabancı devletler hesabına bir etki ajanlığı, bir beşinci kol faaliyeti arıyor da...Bir tek Çin çıkarlarının Türkiye temsilcisi gibi kurum satanlardan işkillenmiyor.  

Perinçek ekibi, öyle kilit kürek altında da değil alenen Çin propagandası yapıyor, açıktan Çin ağzıyla konuşuyor, Çin'in menaaflerinin savunuyor. Çin'i protesto edenleri bölücülüğe ve terörizme destekle suçluyorlar.  

Türkiye istese Çin'de bunu parayla yaptıramaz, satın alamaz böyle hizmeti. Sadece ideolojik bağlılıkla, yakınlıkla filan açıklanabilir mi? 

Bu rahatlık, bu pervasızlık şüphe çekici. Fakat iktidar ve medyası, Perinçek ekibini şımarta şımarta ta tepesine çıkardı.  

Nedeni sır, üstündeki esrar perdesi aralanamıyor. 

Örtüsü kaldırılamayan üçüncü gizem ise Çin'in Türkiye'ye karşı kazandığı belirgin cüret. Küstahlık seviyelerine erişti. 

Çin Büyükelçiliği, resmi hesabından İYİ Parti lideri Akşener'le Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş'ı tehdit edebildi. 31 yıl önceki Barın Katliamı'nı andılar diye... 

"Karşılık verme haklarını saklı tutuyor"larmış. Füze mi atacaklar, kaçırıp toplama kampına mı yollayacaklar? 

Adı Hans'la George olan sefirler yapsa 'istenmeyen kişi' ilanıyla derhal kulaklarından tutulup sınır dışı edilirlerdi. Ülkelerine nota verilirdi. 

Dışişleri, Çin büyükelçisini bakanlığa çağırıp uyardı. Dikkatleri artık ne kadar sert çekildiyse dün Çin Dışişleri, büyükelçilerine destek açıkladı, savurduğu tehdidin de arkasında durdu. "Eleştirilemez" bile dedi. 

İşte bu cüreti nereden buldukları çözülemiyor. Çözebilene aşk olsun. 

Henüz aydınlatılamayan son sırsa iktidarın Kanal İstanbul ısrarı.  

Perinçek kadar, Çin'le ilişkiler kadar vazgeçilmez görünüyor. 

Perinçek'in niye kıymete bindiği, Çin'i kızdırma riskinin neden göze alınamadığı, Uygurlara zulmün ne uğruna kınanıp protesto edilemediği nasıl bilinmiyorsa...Kanal İstanbul'un gözden çıkarılamamasının sebeb-i hikmeti de öyle bilinmiyor. 

Anlaşılmaz bir inadına yapma tutturması... 

Görünen, gösterilen siyasi ve ekonomik sebepler, bu inatlaşmayı açıklamıyor. 

'İlk üç sırrın bu dördüncüsüyle bir bağının olmadığı ne malum' derseniz, beşinci sırra da ulaşırsınız. 

Perinçek'e katlanmaya, Çin'in küstahlığını sineye çekmeye, Uygur duyarlılığını feda etmeye değecek şeyi Kanal İstanbul bağlantısında arayanlar yok değil. 

İlk üç sırrın ortak paydasının Kanal İstanbul olduğu, bütün gizemin orada düğümlendiği, Perinçek'le AK Parti'yi Çin hattında bu çılgın projenin buluşturup birbirlerini idare ettirdiği şayiaları çıkarılıyor. 

Fakat merak uyandırsa da şimdilik beşinci sır olmaktan öteye gitmeyecek bir spekülasyon. 

Doğrusunu ancak büyüklerimiz bilir. 

Trolleri tekleten karalama 

Hadi o bildiride suç bulundu... 

Hadi emekli amirallerin yasal CHP üyeliği CHP’nin suçu sayıldı... 

Hadi 4’ünün üyelik bağı, partisini bildiri suçuna ortak, Bay Kemal’i de bildiricilerin başkomutanı yaptı... 

Hadi darbecilerle mücadelede fişleme gibi hukuksuzluklar serbest ki bunlar servis edildi... 

Hadi iktidar, soruşturmanın gizliliğini ihlal hakkına sahip... 

Hadi dava medyada yargısız infazlarla yürütülüyor, yöntemin ne önemi var, vatan söz konusuyken lekelenmeme hakkı teferruat kaldı diyelim... 

Hepsine takır takır bir kılıf uydurulsa bile suçun şahsiliği, AK Parti propagandasını duraksatıyor, tekletiyor. 

Zurnanın zırt dediği yerlerden burası.  

Hem biraderi FETÖ darbe girişiminin asker veya sivil beyinlerinden olanların bakan, büyükelçi atanmasını, ilk 5 müteahhit arasına sokulmasını savunacaksın...Ki haklısın; biraderin, kayınbiraderin suçu ne... 

Hem de emekli amirallerin suçları kesinleşse bile çoluk çocuklarının, eş, dost ve akrabalarının suçla irtibatını kuracaksın; aile boyu ve partice suçlu gösterip toptan karalanmalarını haklılaştıracaksın. 

Zor iş be, Hürriyet boşa mı zorlandı, toptancılık ve tutarsızlık ağır görev, yazık diye acırsınız.