İzninizle asıl soruya geçmeden önce biraz malumatfuruşluk satabilir miyim? 

Bir ünsüz harfin, yanındaki ünlünün etkisiyle ünlü niteliği almasına, ünlüleşme deniyor. 

Ünlü harfin ünsüzleştiğine rastlanmadığı için, buna verilen bir ad yok. 

Ünlüyle ünsüz harflerin, birbirlerinden etkilenerek değişmesinden çıkan çatışma, düşme, uyum, türeme, benzeşme, göçüşme, kaynaşma ve ikizleşme gibi halleri var. 

Peki, harflerin hiçbir etkileşime girmeden kendi kendine uğradıkları değişimler olmuyor mu, oluyor. Ama sadece ünlülerde. 'Ünlü kısalması' denen durum. 

Ünsüzlerde ise değişimin değil değişmezliğin doğurduğu ayrı bir sınıflandırma söz konusu. Harflerin doğasından geliyor.  

Kendi başlarına söylenirken seslerinin süreklilik veya süreksizlik göstermesine göre bir farklılaşma: Sürekli ünsüz ile süreksiz ünsüzler... 

Fakat ünsüzlerin bir ayrışması daha var; lebdeğer ve lebdeğmez ünsüzler! 

Bilmeyenler, 'leb'in anlamını hemen 'lebaleb'den çıkaracaktır. Lebdeğmez, dudakdeğmez demek. 

Saz şiirinde, dudakları değdirmeden koşma söylemek de bir başarı. İşte, dudaksıl ünsüz sesleri kullanmadan söylenen bu koşmaların adı 'lebdeğmez'dir.  

Sabrınıza teşekkür ederek, şimdi sorumuza geçiyorum: 

Lebdeğmez koşmalarda aşıklara yasak olan sürekli ünsüz harfimiz hangisidir? 

Bravo, kutlarım, doğru cevap b'dir. Hem leb değdiren hem sürekli ünsüz tek harf. 

Av. Turgut Kazan bir habere dikkatimi çekmese, bu bilginin konumuzla alakasını kurmayacaktım. 

Haber, Adalet Bakanı Gül'ün İnsan Hakları Eylem Planı hakkında Anadolu Ajansı'na yaptığı uzun açıklamaydı.  

Oradaki bir detay, çoğumuzun gözünden kaçtı.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eylem planının tutuklu yargılamayı zorlaştıracağını söylemişti. 

2 yıldan az ceza gerektiren suçlarda tutuklu yargılama zaten yasak. 

Fakat Bakan Gül, bu sınırın aşağı çekilebileceğinden, hatta tamamen kaldırılıp hakim takdirine bırakılabileceğinden bahsediyordu. Kararı da Meclis'e bırakıyordu. 

Yani ucu açık. Yapılacak değişikliklerle  tutuklu yargılama zorlaştırılabileceği gibi kolaylaştırılabilir de. 

İnsan Hakları Eylem Planı, iki zıt yöne de gitmeye müsait. Bu kadar elastikiyet b harfinde bile yok. Evet, bu harf bir sürekli ünsüz olabilir ama nereye çeksen oraya sünmeye de gelmez. 

Eylem planının, bari lebdeğmez aşık koşmalarındaki kadar kendini sınırlaması, bir kaçınılacaklar listesinin olması beklenmez miydi? 

Repertuvar maşallah geniş tutulmuş, herhangi bir kısıtlamaya tabi değil. 

Cumhurbaşkanı, kazara dikenleri sulamamak için her çiçeğe su vermeyeceklerini de baştan bildirmişti zaten.  

Varsın, suçlunun yanında suçsuz, kurunun yanında yaş da yansın. Yanlış çiçeğe su gitmesin de varsın haksızca kurutulan çiçekler araya gitsin... 

Fuzuli'nin 'bağban bir gül için bin dikene su verir' dediği, aşıkların zoru. Onu bağ bekçileri, gül bakıcısı bahçıvanlar düşünsün. İktidarı bağlamıyor. 

Gerçi, İnsan Hakları Eylem Planı'nın dokuz amacından üçüncüsünü Cumhurbaşkanı şöyle duyurmuştu: Hukuka öngörülebilirlik ve şeffaflık kazandırmak. 

O öngörülebilirliğin niye ve nasıl kaybolduğunu da Adalet Bakanı'nın beyanlarından öğrenmiştik. 

Anayasa'nın açık emrine rağmen, AYM ve AİHM kararlarına uyulup uyulmayacağı belirsizse, orada hukuk öngörülebilir değildi. Hukukun öngörülemediği yere de kimse gelmez, yarınından emin olmayan yatırımcı kaçar, millet hem hak ve özgürlüğünden hem de işinden, aşından olup yoksullaşırdı. 

İktidar; beğenmediği yargı kararlarına uymadığı, bağlayıcılığını tanımadığı için kaybettiğimiz hukuki öngörülebilirliği, şimdi bize yeniden kazandırmayı vaat ediyor. 

Fakat, hangi çiçeğin adaletle sulanıp hangisinin soldurulacağı duruma göre değişmeye devam edecekse hukuk nasıl öngörülebilir olacak? 

Ve ne demeye bunun için 2 yıl beklememiz gerekiyor da bu sabahtan itibaren kanunlarda yazana uyulamıyor?  

Reform filan gerektirmez. Anayasa'ya uyulsa öngörülemezlik çözülecek. Ama hala çözümsüz bu muamma. 

Adalet Bakanı, bir kerede çözülememesini "sürekli, kesintisiz reform" ihtiyacıyla açıklıyor. Troçki'nin "sürekli devrim"e ihtiyaç duyma kuramı gibi mi? 

Yoksa sürekli kaybettirip tekrar buldurmak, idman gereği mi? "Çünkü pedal çevirmezsek düşeriz" ihtiyacından mı? 

Lebaleb çıktığı halde, sürekli ünsüz b harfi bile bu kadar kesintisiz ses çıkarmıyor. 

"Güller arasında seni bensiz gören olmuş" şarkısındaki hüznü sever miydiniz?  

Öyleyse "Güller arasında iktidarı susuz gören olmuş" korkusuyla kederlenmeden dinleyebilmeniz dileğiyle. Müzeyyen Senar'dan gelsin.