Fırat'ın doğusuna harekat


16.12.2018 - Bu Yazı 57 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  ABD, Türkiye’yle TSK’nın Fırat’ın doğusuna tek yanlı askeri müdahalesinin (hariciye ağzıyla) “modalitelerini” konuşur duruma sürüklenmiş oldu. Erdoğan, ABD’yi SDG yerine TSK ile çalışmaya, sınırboyundan uzaklaşıp Fırat vadisine odaklanmaya, SDG’nin yapısını dönüştürüp, PYD’yi ENKS ile ikameye zorlamayı hesap etti.

“Uluslararası İlişkiler”, varlığıyla yokluğu dahi tartışmalı bir disiplin. Örnekse, ben Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden 1992 yılı mezunuyum. Diplomama bakarak, sıhhi tesisatçı, marangoz gibi bir meslek sahibi iddiam olamaz. Hariciyede yirmi yıl meslek memurluğu yapıp, Erbil Başkonsolosu’yken birinci derece birinci kademeye 2010 Aralık ayında yükselip, 2013 Haziran ayı başında istifa ettim ama bu yirmi yıllık deneyimimin de beni bir meslek sahibi yaptığı söylenemez. Ancak “müstafi başkonsolos” gibi, anlamı meşkuk bir sözde unvan sahibi olabildiğim ileri sürülebilir belki.

Dolayısıyla, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından birkaç gün içinde Suriye sınırında “Fırat’ın doğusu” denilen üçgen bölgeye bir askeri harekat eylemini, belirli bir kurallar silsilesi, bir uzay içinde değerlendirmek anlamlı değil. Bu gerçekleşmesi bence artık kuvvetle olası eylemi ancak bağlamına oturtmaya çalışabiliriz. Bağlam deyince ülkemizin Ortadoğu sınırlarında tam bir anarşinin hüküm sürdüğünü söyleyemesek de, 2011’den yana yaşanan gelişmelerin, Türkiye-Suriye sınırını geçirgenleştirdiğini, silikleştirdiğini söylemek de herhalde yanlış olmaz. Bugün Türkiye-Suriye sınırıyla, mesela Türkiye-İran sınırı kağıt üzerinde “aynı” olmakla birlikte, bağlam bakımından çok farklı.

Öyleyse, bu verili olayı yani Fırat’ın doğusu’na Türkiye’nin tek yanlı askeri harekatını, dışarıda sahadaki oyunculara ve içeride karar alma mekanizmasının işleyişine bakarak değerlendirelim. O arada “harekattan” ne anlamamız gerektiği üzerinde de duralım. Bunu yaparken de, “doğru/yanlış”, “severim/sevmem” gibi öznel ve bu örnekte anlamsız yaklaşımlardan da mümkün oldukça uzak durmaya çalışalım. Oluru, olmazı, olacaksa ne, nasıl oluru ve olası sonuçlarını gözden geçirelim.

Suriye’deki en büyük oyuncu ABD, zira küresel güç. ABD küresel güç ama Suriye’ye dahli gönülsüz, hedefleri kısıtlı. Hedeflerine göre askeri mevcudiyeti de öyle. Birkaç bin Özel Kuvvet mensubundan söz ediyoruz. Bunlar da muharebe için değil Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) eğitmek, donatmak, SDG’ye hava desteğini yönlendirmek, (yüz yüze sorgular dahil) istihbarat toplamak, gözlem yapmak amacıyla orada bulunuyor. ABD’nin açıkladığı önceliği IŞİD’i yok etmek. Açıklamadığı ama bizim anladığımız ikinci önceliği Fırat’ın doğusu denilen alanı İran’a kapatmak. Üçüncüsü de Rusya ve İran’a altın tepsi üzerinde bir topyekün Suriye zaferi sunmamak.

ABD Başkanı Trump IŞİD için “30 gün içinde tamam” dedi. Bu açıklamanın Türkçe’ye tercümesi “madem 30 gün içinde IŞİD tamam, öyleyse sizin de terör örgütü listenizde olan PKK’nin uzantısı olduğunu bildiğiniz YPG/YPJ ile bu amaca yönelik kurduğunuz geçici işbirliğiniz de 30 gün içinde tamam” oldu. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ABD’li muhatabı Pompeo ile Vaşington’da görüştü. MİT Başkanı Fidan da Vaşington’a gitti. ABD Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey Ankara’ya geldi, oradan önce PYD dışındaki Suriye Kürtlerin çatı yapılanması ENKS heyeti ile de görüştüğü Gaziantep’e, ardından Fırat’ın doğusuna geçti. Son olarak, Erdoğan ile Trump telefonda konuştu.

Demek ki, Türkiye ile ABD arasında bir iletişim kopukluğu, temas eksikliği, karşılıklı yanlış anlaşılmadan söz etmek güç. Jeffrey ziyaretinden sonra yapılan ortak yazılı açıklamaya yaslanırsak ABD tarafının, Türkiye tarafının “tek yanlı askeri müdahale” iradesinin, niyetinin karşısına “ortak planlama” sulandırmasını koyduğunu, “Münbiç’in ötesi” ibaresinin de muğlak biçimde “Fırat’ın doğusu” demek olduğunu tefsir edebiliriz. Ancak bunun ardından gelen Trump’ın “30 gün içinde” pasını, Erdoğan’ın “birkaç gün içinde” şeklinde değerlendirmesi, bu defa “ortak planlama” ibaresinin yorumunu “eşgüdüm”, “daimi istişare” yönüne büktü. Nitekim, telefon görüşmesi ardından Beyaz Ev’in yaptığı açıklamada da “tarafların kendi güvenlik hedeflerine ulaşmasında eşgüdümün sürmesi” denildi.

Yani ABD, Türkiye’yle TSK’nın Fırat’ın doğusu’na tek yanlı askeri müdahalesinin (hariciye ağzıyla) “modalitelerini” konuşur duruma sürüklenmiş oldu. Erdoğan, ABD’yi SDG yerine TSK ile çalışmaya, sınırboyundan uzaklaşıp Fırat vadisine odaklanmaya, SDG’nin yapısını dönüştürüp, PYD’yi ENKS ile ikameye zorlamayı hesap etti. “Kürt kim, Arap kim iyi biliriz” diyerek, öncelikli hedeflerin Arap nüfusun daha yoğun olduğu Tel Abyad/Gre Spi ve Ras El Ayn/Serekani olacağını hissettirdi. “Hedef ABD değil” diyerek de buralarda, ABD bayrağı ile işaretlenerek, görünür kılınan “Gözlem Noktası” adlı ABD Özel Kuvvetleri’nin yerleştiği kimi yapıların yanına, çevresine TSK unsurlarının girebileceğini duyurmuş oldu.

ABD, YPG/YPJ ile ortaklığının geçici olduğunu söyleyegeldi. Rusya, doğrudan Suriye devletiyle işbirliği yapmanın göreli avantajını kullanırken, ABD türlü türlü milis güçlerine muhtaç kaldı. Plan işlerse, ABD Türkiye’yi Rusya’nın kucağından çekmiş, IŞİD’le mücadelede kendine bir devlet-ortak bulmuş, İran’ı çevreleme stratejisine Türkiye’yi de koşmuş, Suriye’de minimal yatırımla maksimum getiri elde etmiş olur. Alan razı, satan razı: “win-win”. Erdoğan da, Kobane-Kamışlı arasını dilimlemiş, ABD-PYD ortaklığını bozmuş, yerel seçimlere “Rojava fatihi” ünvanıyla girmiş, muhalefeti de hepten darmadağınık etmiş.

Suriye sınırında topografik engel yok, arazi dümdüz. Münbiç’te ortak devriye yapabilen Türkiye ve ABD silahlı kuvvetleri arasında bir “kaza” olasılığını en aza indirgeyecek işleklikte iletişim var. Zaten böylesi bir kısıtlı harekatta fazlaca gereksinim duyulmayacak hava sahasının açılacağını sanmam. Hava sahasını ABD İncirlik’te konuşlu hava gücüyle denetime devam edecek. En zayıf el, alelusül Kürtlere dağıtılmış durumda. ABD ile de, doğrudan Amude, Kobane vb yerleşim birimlerine müdahale olmazsa TSK ile de çatışacak değil. Şam ile arka kanaldan anlaşması da ABD sahada oldukça mümkün değil.

Kobane’den Kamışlı’ya uzayan sınır şeridinin Fırat Kalkanı bölgesinden farkı nüfusun ağırlıklı olarak Kürt olması. Bu Kürt nüfus sanıldığı yahut anlatıldığı gibi namlu ucunda PYD’yi desteklemiyor, gönülden PYD’ye bağlı. Nereden biliyorum? Çünkü 2011 sonrasında 2003 sonrasında Irak Kürdistanı ile yaşanana benzer patinajlar yaşanmasın diye Erbil’den şimdi ENKS denilen yapıyı oluşturan KDP-KYB iltisaklı partilerle ilk temasları acizane bendeniz kurmuştu. Buraların Afrin’den farkı da, buradan öteye gidecek yer olmaması. Dolayısıyla YPG/YPJ’nin tüm yerleşim birimlerinden silah zoruyla sürülmesi gibi bir hedef izleneceğini de sanmam.

İçinde bulunduğumuz ekonomik daralma, toplumca fakirleşme döneminde, Karadeniz’de Sürmene’ye, Doğu Akdeniz’de İskele’ye (KKTC) deniz üsleri, Katar, Kuveyt, Sudan’a destek derken, Idlip, Afrin, Bab Cebi ucu açık askeri taahhütler berdevam. Terör meselesine gelirsek de diyelim Soylu’nun dediği gibi “dağdaki son 700 terörist” bu kış yok edildi. Diyelim Genelkurmay Başkanı Org. Güler’in görevi devralırken söylediği gibi “teröristle mücadele” başarılı oldu. Diyelim düz ovada Suriye sınırı 15-20 km. aşağıya kaydı. Ya sonra? Buradan kurucu vizyon çıkmaz, buradan ancak yıkıcı anti-vizyon çıkar. “Viva la Muerte” kafası çıkar. Bu yolun sonu dön dolaş, aynı yere çıkar.

Facebook Yorumları

reklam
16.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
17.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
10.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
16.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
3.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
11.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
28.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
14.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
18.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
3.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
23.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
11.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.