Ahmet İNSEL

Cumhuriyet



Bookmark and Share

En kötü zaman


11.1.2017 - Bu Yazı 570 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “En kötü zaman, yönetenin ve halkın kötülüğünün birleştiği zamandır.” Bu mesel, 8. yüzyılda yaşayan ve genç yaşta öldürülen İranlı düşünür, çevirmen ve bürokrat İbnu’l-Mukaffa’nın devlet yöneticileri için öğütlerinin yer aldığı derlemede yer alıyor (“İslam Siyaset Üslubu”, Dergâh Yayınları, alıntıyı aktaran gazete duvaR’da Ali Topuz). Mecusi bir aileden gelen ve Müslümanlığı kabul eden İbnu’l-Mukaffa’nın zındıklık suçlamasıyla öldürüldüğü iddia edilir. Öldürülmesinin esas nedeni Abbasi halifesi Mansur’un idaresini açıkça eleştirmesidir.

“Acemin en zekisi” olarak da nitelendirilen İbnu’l-Mukaffa’nın yukarıda alıntılanan meseli, modern zamanlar için de geçerli, evrensel bir tespittir. Örneğin tarihe mutlak kötülük timsali olarak geçen Nazi yönetimi altındaki Almanya’nın durumunu özetler. Nazi yöneticilerinin temsil ettiği ve sergilediği kötülüğün, toplumun önemli bir bölümünde karşılığı vardır. Nazi kötülüğü, sadece Hitler’e, Gobbels’e, Himmler’e atfedilemez. Ama kötülüğün yoğunlaşmasında, iktidar gücü haline dönüşmesinde elbette Hitler gibi bir “Rehber”in kişiliğinin ve varlığının önemli bir payı vardır.

Otoriter rejimlerin totaliterliğe dönüşmesi sadece yukardan aşağıya, iktidar gücünden topluma doğru inen bir etkileme ve yönlendirme dinamiğiyle gerçekleşmez. Aynı zamanda toplumun belli bir kesimindeki beklentileri, içselleştirilmiş hıncı, bastırılmış kompleksleri, korkuları kanalize eden, bunlarla iktidar söyleminin hemhal olmasını gerektirir. Totaliter rejim yerleştikten, bütünüyle kurumsallaştıktan sonra, toplumdan gelen bu dinamiğin beslemesine ihtiyacı azalır ve hemhal olduğu çevreleri de tehdit eder hale gelir. Elde artık toplum olma niteliğini büyük ölçüde yitirmiş, gücü elinde tutan, karşısında herkesin tek ve yalnız olduğu bir insan topluluğu kalmıştır.

Bugün Türkiye’de yukarıda kaba hatlarıyla tarif edilen bir toplumsal enerji ve ondan beslenen ve onu besleyen bir siyasal dinamiğin hegemonya kurma mücadelesi devam ediyor. İktidardaki gücün fiilen kurduğu “kendi sistemi”nin ve bunu kalıcı ve yasal hale getirmek için attığı adımların toplumun bir kesiminde elle tutulur biçimde karşılığı var. Bu karşılığın zeminini milliyetçi vurgusu baskın bir dindarlık ve onun tahayyül dünyası oluşturuyor. Bu kindar ve kötücül milliyetçi-mukaddesatçı tahayyül dünyasının keskin ifadelerinin, iktidarın makbul bir televizyon kanalında, 31 Aralık gecesi düzenlenen katliamın ardından, “Saldırı cihadı ile savunma cihadının fıkıhı farklıdır!” türü değerlendirmeler altında topluma aktarılmasına şahit oluyoruz. Biliyorsunuz günümüzün önemli konusu, Reina katliamının “saldırı cihadı” mı, yoksa “savunma cihadı” mı olduğudur! Açık bir nefret söylemi olan bu sözler günümüz Türkiye’sinde bildiğimiz kadarıyla herhangi bir soruşturmaya neden olmadan dile getiriliyor.

İsmet Özel, Ekim 2015’te düzenlenen bir toplantıda, bir sanatçı olarak bu kötülük ruh halinin en uç ifadelerini dile getiriyordu: “Bütün insanlar, Müslüman olmayanlar Müslümanlardan korksun diye...Yani Müslümanın ilk görevi terörist olmaktır. Kâfirler Müslümanlardan korkacaktır. Korkmadığı zaman Müslüman Müslüman değildir.” İslamofaşizmin bu açık ve net dışavurumları, daha örtülü biçimde çok daha geniş bir çevrede ve giderek daha fazla karşımıza çıkıyor. Bunlar halen marjinal sesler, sözler olarak değerlendirilebilir. Ama büyük ölçüde kurulan ve şimdi pekiştirilmesi için çaba gösterilen siyasal hegemonya içinde yer alan sözlerdir. Bunun eyleme geçen halleri linç girişimleri olarak giderek daha fazla kendini gösteriyor.

Çok kötü bir zamandayız ve bundan çok daha kötüsüne doğru büyük ölçüde yukardan, kısmen de aşağıdan gelen bir tazyikle sürükleniyoruz. İnsan, sonu her yerde büyük bir çöküş ve yıkım olmuş olan bu gidişatı iktidar cephesinde de görüp, frene basacak aklı selim sahipleri kalmıştır diye ümit etmek istiyor. Bu tür kötü zamanlar önünde sonunda herkesin altında kaldığı bir felaketle nihayete erer. Tarihi tekrar etmek bir gereklilik midir?

Facebook Yorumları

reklam
23.5.2017
Parti-devlet başkanını eleştirmek?
21.5.2017
Sivil itaatsizlik hem hak hem görevdir
17.5.2017
Basın ve ifade özgürlüğünde ileri aşama
13.5.2017
Çoğunlukçu tahakküm üzerine
10.5.2017
Fransa’da aşırı merkez zamanı
7.5.2017
‘Ben devletim!’: Bürlesk ve despotik otoriterizm
3.5.2017
Milli Reis dönemi başlarken
26.4.2017
Fransa’da Neoliberal İlericilik Kazanacak mı?
25.4.2017
Sağın ve solun kaybettiği bir seçim
22.4.2017
16 Nisan çöküşün miladı mı?
19.4.2017
Atı alan Üsküdar’dan öteye geçebilecek mi?
16.4.2017
Dayatılan badireye hayır!
11.4.2017
Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti
9.4.2017
‘Hayır’ herkesin geleceğinin güvencesidir
4.4.2017
Gerçeklik çatışması
1.4.2017
Hayır diyenler terörist değilse, zimmî!
29.3.2017
Günümüzde otokrasi üzerine
26.3.2017
Hapse atmasa da toplumdan tecrit ediyor!
21.3.2017
Demokrasi sonrası mahşerin üç atlısı
19.3.2017
AKP ve MHP seçmeninde kararsızlık
14.3.2017
‘Haydut devlet’ nasıl olunur?
12.3.2017
Sosyal-demokrasi ve liberal-milli küreselleşme
7.3.2017
Hollanda’dan ‘sınırları kapatalım’ çağrısı
5.3.2017
16 Nisan’da post-demokrasi oylanacak
1.3.2017
Siyasal travmayı hayır diyerek yenmek
22.2.2017
‘İktidarı bozan kaybetme korkusudur’
19.2.2017
Kolonizasyon insanlığa karşı suçtu!
15.2.2017
Taraflı ‘tarafsızlık’
12.2.2017
Eskiden vatan hainiydi, şimdi terörist oldu!
8.2.2017
‘Ermeni soykırımı’nı inkâr, suç olabilir mi?
6.2.2017
Fransa’da Solu Bölen Kavram: Laiklik
5.2.2017
Tek adam sistemi ve ikircikli AKP’liler
1.2.2017
Yumuşak uzlaşmanın sonu
29.1.2017
Yargısız infaz politikası
25.1.2017
Tarihi tecrübelere dayanarak ‘Hayır’
22.1.2017
Gerçek özgürlük nereden geçer?
19.1.2017
Başkancı muhafazakârmilliyetçi tahakküm
15.1.2017
Ahlaki çöküşün girdabında
11.1.2017
En kötü zaman
9.1.2017
Kesintisiz OHAL ya da Cumhurun Başkanlığı Rejimi
7.1.2017
Paris’te üç Kürt kadın öldürülmüştü...
28.12.2016
İktidardan gitmemek için mi?
25.12.2016
Halep kurtuldu mu, düştü mü?
20.12.2016
Anayasal diktatörlük
19.12.2016
Faşizmin sıradan yüzleri
14.12.2016
İntikam söylemi teröre yarar
11.12.2016
Üç milyar Avro’ya ne oldu?
7.12.2016
Post-gerçekle, nereye kadar?
4.12.2016
Kıbrıs’ta son tango?
2.12.2016
Portekiz’de Sol Koalisyonun Birinci Yılı
30.11.2016
2023 hedeflerinin başına gelenler
27.11.2016
‘Ortaklığı baştan bozamayız!’
23.11.2016
Rahat hareket etmenin bedeli
21.11.2016
Bir Yeni Türkiye İdeali Olarak Belarus
16.11.2016
Milliyetçimukaddesatçı iktidarın kökenleri
13.11.2016
Michael Moore’un öngörüsü ve önerileri
9.11.2016
Yeni Türkiye mamulü bir yaratık
6.11.2016
İslamcımilliyetçi blok işbaşında
2.11.2016
Gidişat hızlanıyor!
30.10.2016
Tarih tekerrür mü edecek?
26.10.2016
Diktatörlüğün turnusol kâğıdı
23.10.2016
Plebisite dayanan diktatörlükler
19.10.2016
Plebisiter diktatörlük ya da yerli faşizm
12.10.2016
Fransa’da OHAL tuzağı, Türkiye’de OHAL lütfu
9.10.2016
Keyfi yönetime karşı direniş hakkı
5.10.2016
İrredantizm üzerine
2.10.2016
Milliyetçi-İslamcı irredantizm ve örfi hukuk
28.9.2016
Güçlünün devleti güçlünün hukukudur
25.9.2016
Nihat Tuna’nın ardından
21.9.2016
Donald Trump seçimleri kazanabilir
18.9.2016
FETÖ/PDY iddianamesinin kör açısı
14.9.2016
Keyfi yönetim ve Zübük
8.9.2016
‘Bindik bir alamete...’
4.9.2016
Allah’ın lütfu, şok politikası
2.9.2016
Burkini Karşısında Kimlikçi Laikçilik
31.8.2016
Bir hınç ve şiddet tarihi
28.8.2016
Üst akıl muamması!
24.8.2016
IŞİD’i perdelemenin siyasal sorumluluğu
21.8.2016
Dünden bugüne cadı avı
17.8.2016
Terörden başka örgütlü suç olamaz mı?
15.8.2016
Yurtdışında darbeyle ilgili şüphelerin nedenleri
31.7.2016
Düşman ceza hukuku görev başında
27.7.2016
Darbeyle ilgili organize belirsizlik
19.7.2016
İç savaş, darbe ve otokrasi üçgeninden çıkmak
13.7.2016
Mülteci mümkün değil, vatandaşlık verelim!
10.7.2016
Sünni muhafazakâr kuşatma ve otoriter şiddet
8.7.2016
Panama Belgeleri: Yokmuş Gibi Yapma Zamanı!
6.7.2016
Total devlet ve önder
3.7.2016
İktidarın katliamlarla ilgili sorumluluğu
28.6.2016
Güvensizleşen AB’de insani güvenlik ihtiyacı
26.6.2016
AB’de genişleme değil, daralma zamanı!
22.6.2016
Tarihi rövanş hırsı ve muhafazakâr restorasyon
18.6.2016
Fransa’da ‘sol’ sola karşı
15.6.2016
Terörle iktidara üstü kapalı destek
11.6.2016
Hama’nın inleyen su çarkları
8.6.2016
Sağcı otoriter popülizmler ve İslamcı faşizm
5.6.2016
Holokost’un faillerinin çocukları konuştu
1.6.2016
Faşizm, diktatörlük ve geçiş dönemi
30.5.2016
Her şey açık ve net!
25.5.2016
Susun, Kılıçdaroğlu’nun bir bildiği var!
17.5.2016
Otoriterizm ötesine gidiş
14.5.2016
Davutoğlu geldiği usulle gönderildi
6.5.2016
Yerli ve milli destan yazımı
4.5.2016
Özgürlükçü laiklik
29.4.2016
Otoriter demokrasi uyumlu AB’ye doğru
27.4.2016
Yalan, inkâr ve aldatma rejimi
22.4.2016
CHP yönetimine ne göründü?
20.4.2016
Bektaşi’nin gözüyle İnsan Hakları Raporu
8.4.2016
Her şüpheli cezaevini tadacaktır!
6.4.2016
Uluslararası finansın kirli çamaşırları ortaya saçıldı
31.3.2016
Hâkimiyet kayıtsız ve şartsız liderdedir!
30.3.2016
‘Can isimli şahıs’ hep olağan şüpheli
26.3.2016
Görüşülmesi reddedilen barış ve demokrasi
23.3.2016
Demokratur
18.3.2016
Siyaseten terör suçu ve totalitarizm
16.3.2016
Kaostan hayır bekleyenler
11.3.2016
İnsanlığa karşı suç
8.3.2016
Otoriter rejimden daha ileri!
4.3.2016
İşkenceye müsamaha zamanı mı?
1.3.2016
Rastlantısal hukuk devleti bile ona lüks geliyor
29.2.2016
“Meclisten Atmak Yetmez, Ülkeden Kovulmalılar!”
23.2.2016
Bitmeyecek şiddetin ufkundayız...
18.2.2016
Güvenlik Konseyi’nde Türkiye kazandı mı?
16.2.2016
Artık hercümercin pivotuyuz
9.2.2016
Aşındırma siyaseti ve Bonapartist darbe
8.2.2016
1924 Anayasası TTBS mi?
4.2.2016
AB’nin yerine getiremeyeceği vaatleri
2.2.2016
Demokrasi açısından ilkesel beş tespit
27.1.2016
Yüzyılda bir olan durgunluk dönemi
22.1.2016
İslami parlamenter monarşi manzaraları
20.1.2016
Cumhurbaşkanı’nın sorunlu sorumsuzluğu
15.1.2016
Hangi halk ve hangi yönetim biçimi?
12.1.2016
Devlet şiddeti ve siyasal şiddet döngüsü
7.1.2016
Meydan okuma siyaseti
6.1.2016
Teşkilatı Mahsusa ruh hali
4.1.2016
Ümmetin Sesi ve Usta Kalemi
29.12.2015
Siyasal alana dönüş çabası önemsenmelidir
24.12.2015
Tarihin tekerrürü kader midir?
22.12.2015
‘Faydalı hukuksuzluk’ bezirgânları
18.12.2015
‘Özyönetim devrimi’: Demokratik siyasetle mi, silahla mı?
15.12.2015
Fransa uçurumun kenarında durdu
10.12.2015
Portekiz’de sol ittifak hükümeti
8.12.2015
Fransa’da aşırı sağ normalleşirken
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları