Abdurrahman Dilipak



Bookmark and Share

Beka sorunu


11.2.2019 - Bu Yazı 78 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Beka” ne demek. Sonsuzluk, ölümsüzlük. 

Baki olan sadece Allah’tır! “Küllü nefsin zaigatül mevt”; Her nefis ölümü tadıcıdır.

Bizim “Ömrün sonu” dediğimiz şey, ya da “Ölüm” dediğiniz şey “Ecel”dir. Ecel ise “ertelenmiş zaman” demektir. Bir şeyin başı varsa sonu da vardır. “Ezeli” olmayan hiçbir şey “Ebedi” de olamaz. “İbadet” denilen şey ezeli ve ebedi olanın önünde boyun eğmektir.

Müslüman aklında “Beka sorunu” diye bir sorun olamaz. Maksat bu olmasa da, son zamanlarda “Modern bir galatı meşhur” olarak hayatımıza giren böyle bir kavram var. Peygamberlerin kurduğu devletler bile hak ile yeksan olmadı mı? Nuh kavminin, Lut kavminin başına gelenleri hatırlayın.

İnsanlık “Baki” değil ki, insanların yaptıkları, onların eseri olan şeyler baki olsun!

Hem, batılın tasviri saf zihinleri idlal eder. Korkmayın, “Ecel” gelmeden ne kişi ve ne de devlet yok olmayacak. Her şeyin bir kaderi ve eceli var. Her canlı için takdir edilen bir rızık var. Hiç Kimse ecelinden önce ölmeyecek, ecelinden sonraya da kalmayacak.

Ecel her zaman tam zamanında gelir. Ne bir saniye ileri gider ne de bir saniye geri kalır. İslam dininde, insan her ne sebeple ölürse ölsün, eceli ile ölmüş olur. Ecelin ne zaman geleceğini ise sadece Allah bilir. “Ecel”, haşa bir “Beka sorunu” değildir. “Beka” konusu bir “sorun” olarak da algılanamaz.

Tamam, birileri “Beka” kelimesini “sonsuzluk” değil, “süreklilik” anlamında kullanıyor ama dini kavramları dünyevi işlerimizde kullanırken ihtiyad etmeliyiz. Çünkü kavramları yıpratıyoruz.

Eğer devletinizin yücelmesini istiyorsanız, toplum olarak liyakatinizi artırmanız gerek. İşi ehline vermeniz gerekir. Adil olmanız gerekir. “Adalet mülkün temelidir.” Adalet yoksa barış da yok. Adalet ve barış yoksa hiçbir özgürlük güvende olmayacaktır. Allah cahil ve zalim bir topluluğa kurtuluş vermez. Biz kendimizi değiştirmeden de Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir.

Türkiye’nin bölünmesini, dağılmasını, işgal edilmesini, çökmesini istemiyorsanız, ona göre davranmanız gerek. O zaman birbirinize düşmemeniz gerek. “Tefrika girmeden bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez”.

Bir cihan devletinden geldik, Anadolu’ya sıkıştık. Anadolu doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden işgal edilmişti. Bugünkü sınırlarımız kurtuldu. Ama hâlâ işgalcilerden yakamızı kurtarmış değiliz. Hindistan’ı kaybettik, Endülüs’ü kaybettik. Kudüs işgal altında. Düşünsenize Kâbe bile müşriklerin işgali altında putlarla doldurulmuştu.

Eğer “Beka sorunu” diye bir şeyi tartışıyorsanız, önce biz bu noktaya nasıl geldik onu tartışmamız gerek. Tehdidi hep dışarıda aramak yerine “Biz nerede yanlış yaptık” sorusunu sormamız gerek. Unutmayalım ki, karanlık aydınlığın yokluğudur. Bizi bu tür tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya bırakan şey sadece düşmanlarımızın hilelerinin keskinliği değil, kendi cahillik, korkaklık, hainliğimiz sebebi iledir. “Ve gul cael hakku ve zehagal batıl”; De ki! Hak geldi batıl zail oldu ve zaten batıl yok olmaya mahkûmdur. Işık gelince karanlık yok olur. Karanlık sopa ile ya da meydan okuma ile kovulmaz. Karanlığa küfretmektense kalkıp bir mum yakmak her zaman daha iyidir.

Bakınız, bir ülkede haksızlık olmaz değil, ama haksızlığına uğradığınızda hakkınızı arayıp alabiliyor musunuz, yani ülkenizde adalet var mı? Malınız, canınız, namusunuz, aklınız, inancınız, nesliniz güvende mi? Karnınız doyuyor mu? Paranız para mı, yani paranız değerini koruyor mu, ülkeniz saygın mı! İnsanlar inandıkları gibi yaşayıp, düşündüklerini özgürce ifade edebiliyorlar mı? Bunlar varsa, o toprakta insanları, onlar kim olursa olsun, kovsanız da gitmezler. Bunlar yoksa bağlasanız da durmazlar. Önce bu konuda kendimize bakalım, sonra da eksiklerimizi tamamlayıp, bu değerleri güçlendirelim. Biz bunlar olduğu zaman güçlendik, bunları kaybettiğimizde ise çöktük..

Namuslu insanlar namussuzlardan daha cesur değilse, söyleyeyim, bu hedefinize ulaşamayacaksınız. Korkularımız gerçek olacak. Rüşvetçiler, torpilciler, hırsızlar itibar görüyor, erdemli insanlar horlanıyorsa kaybedeceksiniz.

Hem zaten kazanmak ya da kaybetmek, ancak Allah’ın yardımı iledir. Allah, cahil, zalim, fasık, kâfir, münafıklar topluluğuna yardım etmeyecek. Onların işlerini sarp dağlara sardıracak. Onlarla Allah arasında bir perde vardır. Onların dualarını da kabul etmeyecek. O zaman önce Allah’ın yardımının bize ulaşmasını engelleyen şartları ıslah etmemiz gerekiyor. Yoksa işimiz zor.

Bize denmedi mi, zalimlere yardım etmeyin, sonra ateş size de dokunur diye. Partiniz bir zalimi, hırsızı aday göstermiş ve siz Allah’tan korkarak değil, ya da Allah’ın yardımını murat ederek değil, başkalarının dostluğunu ve desteğini gözeterek hırsızlara, rüşvetçilere, torpil yapan ahlaksızlara meylederseniz, ateş size de ve devletinize de dokunur. Allah cahil ve zalim bir topluluğa, onların kendilerine rehber edinenlere yardım etmez. Allah’ın yardımından mahrum olanlar için kurtuluş yoktur.

“Beka” konusu geçmişte de, farklı metinlerle yer aldı. Mesela, “Baki kalan kubbede hoş bir sada” gibi. “Baki” aslında, aynı zamanda şairin adı. Tabi onun da “Abdulbaki” olması gerekiyor! Yine İstiklal Marşında “Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal” dizelerinde “ebed”den söz ediliyor. Burada şair “sonsuza kadar” değil, herhalde “sonuna kadar” demek istemiştir. Bunlar, diğer örneklerdeki gibi bir şair cezbesi olarak da değerlendirilebilir belki! Ama sonuçta iş böyle bir noktaya geliyor.

Mesela “Kader” konusunda, “bu kaderimiz değildir”, “yazdıysa bozsun” “Kaderi değiştireceğiz”, “Kaderime isyan ediyorum”, gibi sözler haddi aşan laflardır.

Bazı sözler ilk duyuşta kulağa hoş gelse de, üzerinde düşününce aslında ne kadar tutarsız olduğu hemen anlaşılacaktır. Ama bir yanlış alenen ve tekrar tekrar söyleyince artık olağan, sıradan, genel kabul gören bir söz halini alıyor. Onun için “Galatı meşhur, belagat-ı fasihadan evladır” denmiştir. Selam ve dua ile.

Facebook Yorumları

reklam
20.2.2019
Tereddi ya da
19.2.2019
Seçim takvimi
18.2.2019
Dünyanın kalbini dinle
17.2.2019
Medeni Kanunun 93. Yılı
15.2.2019
Sevgililer Günü
13.2.2019
Kılıçdaroğlu yokuş aşağı koşuyor!
12.2.2019
Güzel söz ve hikmet
11.2.2019
Beka sorunu
8.2.2019
Hafazanallah!
6.2.2019
Sözkonusu CHP ise Soyer teferruattır
5.2.2019
Mitolojik zamana dönüş!
4.2.2019
Ehlen ve sehlen
3.2.2019
Vehn bataklığına düşmeyelim de
1.2.2019
Maduro sana söylüyorum, Erdoğan sen dinle!
31.1.2019
Ve işte şimdi
29.1.2019
Belasını arayan ülke: ABD
28.1.2019
Patladı, patlayacak derken
26.1.2019
Haydaaa!
25.1.2019
“Arap NATO’su” mu “Avrupa NATO’su mu?
24.1.2019
Evet yemin etsinler!
18.1.2019
5. ayın 5’inde 55 vekille!
16.1.2019
Ahval
15.1.2019
Ben 15 ocak demiştim ya..
12.1.2019
Siyasetin de bir fıkhı olmalı
11.1.2019
Siyaset fıkhı
10.1.2019
Dahlan akıllılar
9.1.2019
Bazı şeylerin şuyuu vukuundan beterdir
5.1.2019
Bir ibret dersi: Talud ve Calud
4.1.2019
Seçime giderken Tâlût ve Câlût örneği
3.1.2019
Laf ile verirler aleme binlerce nizamat…
2.1.2019
Zamanı elerken
31.12.2018
Yeni yıl
30.12.2018
Bana dokunmayan yılan!
29.12.2018
Kalbinden vurulmak
28.12.2018
Size inandırıcı geliyor mu?
27.12.2018
Oltaya din takarak Müslüman avlamak
26.12.2018
Evet, “Ergenekoncular ile FETÖ’cüler birlikte yargılansın!”
25.12.2018
Hepimizi kullandılar!
24.12.2018
Neme lazım!
21.12.2018
İktidarı suçlamak
20.12.2018
Çanakkale’den Necef’e
19.12.2018
Kaşıkçı olayı, nereden nereye!
17.12.2018
Sinek küçük ama
16.12.2018
Şu “aile cinayeti”ne artık bir son versek!
14.12.2018
İstersen sulhu salah!..
13.12.2018
Aile çöküyor mu?
12.12.2018
Aile nereye gidiyor?
2.12.2018
Bir hesap hatası yapılmasın da
30.11.2018
Gerçekten kara cumaydı!
29.11.2018
İSEDAK’Tan G20’ye!..
28.11.2018
Mahşerin 4 Atlısı
27.11.2018
Hayatın şeyleri
26.11.2018
Meteor kuşağı
23.11.2018
Bu durumda oyumuzu kime verelim?
22.11.2018
MÜSİAD Fuarı
21.11.2018
Adaylar belirlenirken
20.11.2018
Seçicilere ve adaylara dikkat!
17.11.2018
Dünya nereye gidiyor?
16.11.2018
“Oyuna gelmeyelim” derken
15.11.2018
Metodik Kemalizm
14.11.2018
Yeni bir CHP mümkün mü?
13.11.2018
“Fransız tipi İslam”, laiklik vs..
12.11.2018
Demedim mi, Selahaddin’in çocukları..
11.11.2018
Atina tecrübesi CHP için bir referans olabilir mi?
9.11.2018
Şimdi ne oldu?
8.11.2018
Ölüm asude bir bahar ülkesidir
7.11.2018
Helen bizim neyimiz olur?
6.11.2018
Kaşıkçı’dan Lumumba’ya!.
5.11.2018
Kötü örnek olmayalım da!
4.11.2018
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez mi?
3.11.2018
Dört halife döneminden bugüne dersler
2.11.2018
Adaylara uyarı
1.11.2018
Fırat’ın doğusu ve..
31.10.2018
Yerel yönetimlerde aday belirlerken
30.10.2018
“The Cumhuriyet” Bayramı mı?
29.10.2018
Kaşıkçı olayı nerede başlar, nerede biter..
28.10.2018
Kibriti gözünüze çok yaklaştırırsanız!
26.10.2018
Durdurun dünyayı inecek var!
25.10.2018
Andımız
24.10.2018
Tekrar İş Bankası
22.10.2018
Dilipak hata yaparsa!
21.10.2018
N’olacak bu Patrikhane’nin hali!
20.10.2018
Hak şerleri hayreyler
19.10.2018
“İnni küntü minezzalimin”
18.10.2018
FETÖ davaları nasıl gidiyor?
17.10.2018
“Kurtarıcı lider”lik fenomeni
16.10.2018
Hilafet, imamet, liderlik üzerine
15.10.2018
Medyen ve Eyke ya da Sodom ve Gomore
14.10.2018
Suudi gazeteci
12.10.2018
Ortodokslar bizim neyimiz olur?
11.10.2018
Paradoks
10.10.2018
İla cehennemüzzümera
9.10.2018
2025
8.10.2018
Kerim devlet yolunda
7.10.2018
Siyaset ve bilgelik
6.10.2018
Ha Hasan’a, Ha Sana!
5.10.2018
Şikâyetname!
4.10.2018
Gelecek günler
3.10.2018
Biz eskiden, eskiden..
2.10.2018
Madem iç tüzük değişecek
1.10.2018
Kafkas, tarih, bugün ve gelecek
30.9.2018
Ahfaz ve İdlib’de neler oluyor?
28.9.2018
Yılanın önündeki tavşan kim?
26.9.2018
Trump intihar etti, Erdoğan “adalet” dedi!
25.9.2018
Tedricilik ve ıslah üzerine
24.9.2018
İyi bir haberim var
23.9.2018
Bir kere daha
21.9.2018
Katılım bankacılığının geleceği üzerine
20.9.2018
Tekrar Pardus
19.9.2018
Erdoğan, CHP ve İş Bankası
18.9.2018
Can Dündar ne yaptın sen!
16.9.2018
Pardus
15.9.2018
N’olacak bu ailenin hali?!
14.9.2018
Arşivciliğimiz ne durumda?
13.9.2018
1440
12.9.2018
Bir gözümüz İdlib’te, öteki!..
11.9.2018
“Kıyametin Şifre”si İzmir’de mi?
10.9.2018
Kadro, cemaat, örgüt ilişkisi üzerine
9.9.2018
İdlib’de neler oluyor?
8.9.2018
Kasap köfte
7.9.2018
Örümcek ağı üzerine
6.9.2018
Emoji
4.9.2018
Hz. Musa, Hz. Davud ve..
3.9.2018
Beklenen Vakit
2.9.2018
Üstümüze gelmeye devam ediyorlar
1.9.2018
Bir “günah keçisi” aranıyor
31.8.2018
Zina suç değil, ama dini nikâh suç mu?
30.8.2018
Zalimlere meyletmeyin, sonra!
29.8.2018
Rusya ile ilişkilerimizi geliştirirken
28.8.2018
Evengaliş komplo
27.8.2018
Evengaliş Müslümanlar!
26.8.2018
Trump giderse
25.8.2018
FETÖ’cüler şimdi de..
24.8.2018
Dünya neden ve nasıl dolara mahkûm ve mecbur bırakıldı?
22.8.2018
Bayramdır..
20.8.2018
Almanya ve Japonya için,bugün değilse ne zaman
19.8.2018
AK Parti’de kongre tamam
18.8.2018
İyi Parti’de siyaset rotasını kaybetti mi!
17.8.2018
Yazılı basın sizlere ömür
16.8.2018
Dolar’la imtihan!
15.8.2018
Kovanın dibi delikse ya da hırsız içerideyse!
14.8.2018
Şu FETÖ yapılanmasını yeniden araştırsak
13.8.2018
Bu gidiş nereye?
12.8.2018
Ben Kapitalizm!
11.8.2018
Haddinden fazla şiddet..
10.8.2018
Nan-ı aziz
9.8.2018
İktidarın dolarla, muhalefetin kongre ile imtihanı
8.8.2018
Masonluk, FETÖ, “cemaat” vs!
6.8.2018
CHP’de sular durulmuyor
5.8.2018
ABD’nin bu “dost”luğunu (!?) unutmayacağız
4.8.2018
Kılıçdaroğlu da Osmanlı!
3.8.2018
ABD Türkiye’ye savaş mı açtı
2.8.2018
Derin CHP
31.7.2018
BRICS+T
30.7.2018
Şeytan bizimkileri nasıl kandırıyor
29.7.2018
Asıl sorun ne biliyor musunuz?
28.7.2018
Kanlı ay
27.7.2018
CHP, İyi Parti..
26.7.2018
Siyonistler! Kendi cehennemine sırtında odun taşıyanlar
25.7.2018
Af meselesi
24.7.2018
Bedelli askerlik de olsun, kısa dönem de..
23.7.2018
Ava giden avlanır
22.7.2018
Cumhuriyetin 1. Evresinin bakiyesi
21.7.2018
Aman dikkat!
20.7.2018
15 Temmuz devam ediyor!
19.7.2018
“Bakan” olmak!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net