Abdurrahman Dilipak



Bookmark and Share

Ölüm asude bir bahar ülkesidir


8.11.2018 - Bu Yazı 55 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Ağzımızın tadını kaçıran ölüm”ü ne az hatırlıyoruz.

Bir zamanlar Zincirlikuyu mezarlığının kapısına, “Her canlı ölümü tadacaktır” anlamına gelen hadis yazılınca “Çağdaş Yaşam”cılar kıyameti koparmıştı, 28 Şubat’tan hemen sonra.

Yeryüzünde ebedi bir hayat ve yeryüzünde eğlenceli bir cennet hayal ediyorlar.

Aslında acı çekiyorlar ve çevrelerindekilere acı çektiriyorlar. İçerek unutmaya çalışıyorlar ve bir hayal dünyasına kaçıyorlar.

56 yaşında ölen Apple’in kurucusu Steve Jobs ölmeden önce kaleme aldığı veda yazısında, “İş hayatımda büyük başarılara imza attım. Başkalarının imrendiği bir hayatım oldu. Fakat, işimin dışında pek az neşem oldu. Evet zengindim. Şimdi her gün ölüme bir adım daha yaklaşırken fark ettim ki, gururlandığım bilinirliğim ve servetim, ölümün karşısında hiçbir değer taşımıyormuş.

Çocuklarınızı zengin olmak üzere eğitmeyin, onlara dost olmayı ve mutlu olmayı öğretin. Onlara eşyaların fiyatlarını değil, değerini söyleyin. Yemeği ilaç gibi yemezseniz, ilacı yemek gibi yemek zorunda kalıyorsunuz. İnsan doğmak yetmiyor, insan olmak gerekiyor bir de.”

Hepsinden önemlisi “kul olmak”. Şeytana ve kula kul olmak istemiyorsak, yaratılış gayemiz olan kulluğumuzun farkına varmamız gerekiyor.

Bakıyorum da hayat ne çabuk geçiyor. Sadece dayılarımın ve amcalarımın en küçükleri kalmış hayatta. Ben ve hanımımın artık anne ve babalarımız, çocuklarımızın dede ve nineleri bu dünyada değiller artık.

Önceki gün kayınvalidemi ebedi aleme uğurladık. Allah ölümüze dirimize rahmet etsin. Ölüm “asude bir bahar ülkesi” olsun, bu yolculuk için sıra bekleyenlerimize.

Ölüm deyince, bizim “yaşamak” dediğimiz şey, ölüme doğru adım adım yürümektir aslında. 

Ya da ölüm dediğiniz şey, ölümlü dünyadan ölümsüzlüğe açılan bir kapıdır. Çileli ömrün, dünya sürgününün sonudur.

Ölüm en büyük ibret dersidir aslında ama, o dersi görmezden geliyoruz. Siyasetve iktisad hayatımızı teslim alıyor. Ufkumuzu karartıyor.

Aslında “ölmeden önce ölmemiz” gerekiyordu ama, dünyaya bağımlı olmak, engel oldu bu işe.

Hz. Ali’ye soruyorlar, “ölmekten, öldürülmekten hiç mi korkmuyorsun?” Hz. Ali’nin cevabı muhteşemdir: “Ecelim ömrümün kefilidir.” Biz “ecel” diye “ölüm”ü hatırlıyoruz. Oysa “ecel”, ertelenmiş, ötelenmiş ölümdür. Yani ecel hayatın garantisidir. Kimse ecelinden sonra ölmeyecek de, ecelinden önce de ölmeyecek. “Ecelim gelmeden beni kim öldürebilir ve ecelim gelmişse, beni kim yaşatabilir.” Kader ve rızık gibi ecel de Allah’ın takdirine bağlıdır.

Allah’a ve ahiret gününe inananlar, kıyamete de, “hesap günü”ne de, Cennet ve Cehennem’e de iman etmiş olurlar.

İnsanlar, doğuyor, büyüyor ve ölüyor. Binlerce yıldır bu böyle. Ama yine de akletmiyoruz. Aşk, öfke, kin, intikam, ihtiraslarımızın yön ve yol verdiği kibir ve komplolarımızla aslında kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşuyoruz, ya da koştuğumuz sandığımız yolun tersine gidiyoruz. Bu şekilde bizden daha güçlüleri İlah ve Rab edinirken, bizden daha aşağıda gördüklerimize karşı İlah’lık ve Rab’lik taslıyoruz. Sonuçta hem kendimize, hem başkalarına zarar veriyoruz. “Yeryüzünü imar ve ıslah ediyoruz” diye ifsad ediyoruz bu şekilde.

Hep başkalarını eleştiriyoruz da, iş kendi nefsimize gelince susuyoruz. Hani derler ya “Laf ile verirler aleme binlerce nizamat, bin seyyie bulunur hanelerinde.” Kendi gözümüzdeki merteği görmüyor, başkalarının gözünde çöp arıyoruz bazan.

Bu dünyada hatasız kul olmaz, resuller dışında. Ama bu gerçeği bile bile, masum, kutsal dini ve siyasi önderler icad ediyoruz ve onların gölgesinde biz de kendimize bir masumiyet alanı oluşturmaya çalışıyoruz sanki. İnşallah kendi nefsimizi eleştirmeyi de öğreniriz. Nefsimizi terbiye ederiz inşallah.

Ne kadar sabırsızız. Hani bilmediğimiz şeylerin peşine düşmeyecektik. Hani, “Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir”di. Aklımızla vardığımız sonuçlar konusunda ihtiyad edecektik hani.

Bazı şeyleri ya bilmiyoruz, ya da bildiğimiz halde, hatta başkalarına tavsiye edip, nasihat etmemize rağmen kendi nefsimize söz dinletemiyoruz. Para, makam ve kadın konusunda ne kadar zayıfız. Ve ne kadar “cesur”uz.

İnsan kendi nefsi ile başedemezken ve ailesi ile bile başedemezken, bütün bir topluluğun sorumluluğunu üstlenmek konusunda nasıl bu kadar istekli ve cesur olabilir, bilmiyorum.

Denmedi mi, bize “Mallarınız canlarınız ve sevdikleriniz sizin için fitnedir” diye.

Ve denmedi mi bize, “Allah bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir.”

Hani, sabredenlerden, şükredenlerden ve direnenlerden olacaktık.

Düşünüyorum da, Hasan Aksay’dan sonra, aile içinde, yaş olarak en büyükler arasında ilk 3 içindeyim.

Hayat ne çabuk geçiyor. İki kardeştik. 4 çocuğum vardı, şimdi 7 de torunum var, 4 kız, 3 erkek. Büyük oğlum 40’ına merdiven dayamış. Gelinlerim ve bir damadım var. 4 yeğenim vardı, oradan da kız kardeşimin torunları geliyor. Allah’a şükürler olsun. Layık olduğumdan daha iyi bir hayatım var, her anlamda, elhamdülillah.

Geldik, gidiyoruz. Hayat böyle bir şey.

Allah’ım bizleri bağışla, Bizi rıza’nın tecellisinin vesilesi kıl, bize Hakkı hak, batılı batıl göster ve Hak’da toplanmamızı nasib et. Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil.

İnna lillah ve inna ileyhi raciun. Muhakkak ki O’ndan geldik, O’na döndürüleceğiz. Allah (cc) ölümüze dirimize rahmet etsin. Selâm ve dua ile.

Facebook Yorumları

reklam
17.11.2018
Dünya nereye gidiyor?
16.11.2018
“Oyuna gelmeyelim” derken
15.11.2018
Metodik Kemalizm
14.11.2018
Yeni bir CHP mümkün mü?
13.11.2018
“Fransız tipi İslam”, laiklik vs..
12.11.2018
Demedim mi, Selahaddin’in çocukları..
11.11.2018
Atina tecrübesi CHP için bir referans olabilir mi?
9.11.2018
Şimdi ne oldu?
8.11.2018
Ölüm asude bir bahar ülkesidir
7.11.2018
Helen bizim neyimiz olur?
6.11.2018
Kaşıkçı’dan Lumumba’ya!.
5.11.2018
Kötü örnek olmayalım da!
4.11.2018
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez mi?
3.11.2018
Dört halife döneminden bugüne dersler
2.11.2018
Adaylara uyarı
1.11.2018
Fırat’ın doğusu ve..
31.10.2018
Yerel yönetimlerde aday belirlerken
30.10.2018
“The Cumhuriyet” Bayramı mı?
29.10.2018
Kaşıkçı olayı nerede başlar, nerede biter..
28.10.2018
Kibriti gözünüze çok yaklaştırırsanız!
26.10.2018
Durdurun dünyayı inecek var!
25.10.2018
Andımız
24.10.2018
Tekrar İş Bankası
22.10.2018
Dilipak hata yaparsa!
21.10.2018
N’olacak bu Patrikhane’nin hali!
20.10.2018
Hak şerleri hayreyler
19.10.2018
“İnni küntü minezzalimin”
18.10.2018
FETÖ davaları nasıl gidiyor?
17.10.2018
“Kurtarıcı lider”lik fenomeni
16.10.2018
Hilafet, imamet, liderlik üzerine
15.10.2018
Medyen ve Eyke ya da Sodom ve Gomore
14.10.2018
Suudi gazeteci
12.10.2018
Ortodokslar bizim neyimiz olur?
11.10.2018
Paradoks
10.10.2018
İla cehennemüzzümera
9.10.2018
2025
8.10.2018
Kerim devlet yolunda
7.10.2018
Siyaset ve bilgelik
6.10.2018
Ha Hasan’a, Ha Sana!
5.10.2018
Şikâyetname!
4.10.2018
Gelecek günler
3.10.2018
Biz eskiden, eskiden..
2.10.2018
Madem iç tüzük değişecek
1.10.2018
Kafkas, tarih, bugün ve gelecek
30.9.2018
Ahfaz ve İdlib’de neler oluyor?
28.9.2018
Yılanın önündeki tavşan kim?
26.9.2018
Trump intihar etti, Erdoğan “adalet” dedi!
25.9.2018
Tedricilik ve ıslah üzerine
24.9.2018
İyi bir haberim var
23.9.2018
Bir kere daha
21.9.2018
Katılım bankacılığının geleceği üzerine
20.9.2018
Tekrar Pardus
19.9.2018
Erdoğan, CHP ve İş Bankası
18.9.2018
Can Dündar ne yaptın sen!
16.9.2018
Pardus
15.9.2018
N’olacak bu ailenin hali?!
14.9.2018
Arşivciliğimiz ne durumda?
13.9.2018
1440
12.9.2018
Bir gözümüz İdlib’te, öteki!..
11.9.2018
“Kıyametin Şifre”si İzmir’de mi?
10.9.2018
Kadro, cemaat, örgüt ilişkisi üzerine
9.9.2018
İdlib’de neler oluyor?
8.9.2018
Kasap köfte
7.9.2018
Örümcek ağı üzerine
6.9.2018
Emoji
4.9.2018
Hz. Musa, Hz. Davud ve..
3.9.2018
Beklenen Vakit
2.9.2018
Üstümüze gelmeye devam ediyorlar
1.9.2018
Bir “günah keçisi” aranıyor
31.8.2018
Zina suç değil, ama dini nikâh suç mu?
30.8.2018
Zalimlere meyletmeyin, sonra!
29.8.2018
Rusya ile ilişkilerimizi geliştirirken
28.8.2018
Evengaliş komplo
27.8.2018
Evengaliş Müslümanlar!
26.8.2018
Trump giderse
25.8.2018
FETÖ’cüler şimdi de..
24.8.2018
Dünya neden ve nasıl dolara mahkûm ve mecbur bırakıldı?
22.8.2018
Bayramdır..
20.8.2018
Almanya ve Japonya için,bugün değilse ne zaman
19.8.2018
AK Parti’de kongre tamam
18.8.2018
İyi Parti’de siyaset rotasını kaybetti mi!
17.8.2018
Yazılı basın sizlere ömür
16.8.2018
Dolar’la imtihan!
15.8.2018
Kovanın dibi delikse ya da hırsız içerideyse!
14.8.2018
Şu FETÖ yapılanmasını yeniden araştırsak
13.8.2018
Bu gidiş nereye?
12.8.2018
Ben Kapitalizm!
11.8.2018
Haddinden fazla şiddet..
10.8.2018
Nan-ı aziz
9.8.2018
İktidarın dolarla, muhalefetin kongre ile imtihanı
8.8.2018
Masonluk, FETÖ, “cemaat” vs!
6.8.2018
CHP’de sular durulmuyor
5.8.2018
ABD’nin bu “dost”luğunu (!?) unutmayacağız
4.8.2018
Kılıçdaroğlu da Osmanlı!
3.8.2018
ABD Türkiye’ye savaş mı açtı
2.8.2018
Derin CHP
31.7.2018
BRICS+T
30.7.2018
Şeytan bizimkileri nasıl kandırıyor
29.7.2018
Asıl sorun ne biliyor musunuz?
28.7.2018
Kanlı ay
27.7.2018
CHP, İyi Parti..
26.7.2018
Siyonistler! Kendi cehennemine sırtında odun taşıyanlar
25.7.2018
Af meselesi
24.7.2018
Bedelli askerlik de olsun, kısa dönem de..
23.7.2018
Ava giden avlanır
22.7.2018
Cumhuriyetin 1. Evresinin bakiyesi
21.7.2018
Aman dikkat!
20.7.2018
15 Temmuz devam ediyor!
19.7.2018
“Bakan” olmak!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.