Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Çölde ‘iz’ aramak


23.8.2018 - Bu Yazı 500 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bayram paylaşmanın, yakınlaşmanın ve hatırlatmanın sembolüdür. Adıyla da müsemma olan “Kurban” literatürümüzde “ kurbiyet” yani “Allaha yakınlaşma” olarak değerlendirilmiştir. Bu yakınlaşma fedakarlık ister, sevgi ister, emek ister. Bu yakınlaşma canan için can vermeyi ister. İbrahim olmayı, İsmail olmayı, Hacer olmayı ister.

Bütün bunları “insan olmak” için ister.

İSLAM ALEMİ

Bugün İslam alemine baktığımızda görünen manzara karşısında şaşırmamak elde değil. İnsan olmamızı hatırlatan, paylaşmamızı öğreten bayrama kan ve göz yaşı ile girdik. Etrafımıza bir bakalım. Suriye’de savaş devam ediyor. Libya’da Müslümanlar birbirini boğazlıyor, bir taraftan “Rahman’ın misafirleri” diyerek hacıları ağırlayan bir anlayış diğer taraftan Yemen’de milyonlarca Müslümanın savaş, açlık, susuzluk ve hastalıktan yok olmasına seyirci kalıyor. Dahası sebep oluyor.

Kudüs esaret, Gazze kuşatma altında. Keşmir’in geleceği meçhul, Afganistan ABD’nin dünyanın diğer yerlerinde uygulayacağı savaş stratejilerinin tatbikat alanı olmuş, Afrika’da Müslüman topluluklar fakr u zaruret içinde mutsuz.

“Kuşak ve Yol projesi”, ABD karşısındaki duruşu ve Asya’dan Avrupa’ya ortaya koyduğu ekonomik performansı ile dünyayı büyüleyen, bizi de etkisi altına alan Çin’de 30 milyona yakın Müslüman Uygur Türkleri kaderine terk edilmiş. Önce devletleri, sonra coğrafyalarının ismi, ardından dinlerini ve tarihlerini hatırlatan isimleri, olmadı ibadethaneleri ve değerleri hedef alınmış.

Ve, “mümin, mümine karşı birbiriyle bütünleşmiş, örülmüş binanın tuğlaları gibidir” prensibini tekrar eden bizler; bu manzara karşısında “kurbiyet” arıyoruz.

Zor bir zamandayız. Adeta gelmeden “kıyameti” yaşıyoruz. Kendimize gelmek ve bir yol, çölde bir iz bulmak zorundayız.

ABDURRAHİM ÖTKÜR’Ü DUYDUNUZ MU?

Hangi şartlar altında olursak olalım yine de bayram, kötümserlik yerine iyimserliği, ümitsizlik yerine umutları yeniden yeşertir. Paylaşırken yeniden doğmayı, iz bulmayı öğretir. Tıpkı şairin dediği gibi:

Yaş iduq uzun seperge atlinip manganda biz

Emdi atqa mingidek bop qaldı ene nevrimiz

Az iduq müşkül seperge atlinip çıkkanda biz

Emdi çon karvan atalduq qaldurup çöllerde iz

1987 yılında Kahire’de bir bayram günü, İslam aleminin sorunlarını tartışırken bir kitapla tanıştım. İlk sahifesinde “İz” başlıklı bir şiire yer verilen bu kitabı, o zamanlar oldukça zor şartlar altına yaşayan Doğu Türkistanlı bir dostum hediye etmişti. O zamana kadar duymadığım Doğu Türkistanlı, çilekeş şair ve önder Abdurrahim Ötkür’ün romanı daha bir yıl önce neşredilmişti. 1950’li yıllarda yazdığı yukarıdaki şiir ile başlıyordu.

Harfleri tanıdık olan bu kitaba bakınca, önce anlamakta zorlandım. Ama kitabı hediye eden dostum K.M, büyük bir heyecanla ve adeta kutsal bir metin okurcasına ilk iki mısraı okuyunca, cesaretim arttı, umutlarım yeşerdi. Şiiri ve kitabı okuyabileceğimi keşfettim. Sadece bunu değil, ne olursa olsun karamsar olmamayı da keşfettim.

O zamanlar Türkiye’de de Doğu Türkistan davası yeni yeni duyuluyordu. Merhum İsa Alptekin hayatta idi ve bir kaç kere sohbetinde bulunmuştum. Ama meseleyi bu şiiri okuyuncaya kadar anlamamıştım. Daha sonraki yıllarda Abdurrahim Ötkür’in şiirleri ve romanı üzerine Türkiye’de Hülya Kasapoğlu Çengel, Derya Ersöz ve Özgür Ay gibi araştırmacılar kıymetli akademik tezler üretmişlerdir. Önce bazı şiirleri ve 2017 yılında da muhteşem “İz” romanı da Türkiye Türkçesi’ne çevrilmiştir. Dil ve edebiyat bakımından kültürümüze büyük zenginlik katan Ötkür’ün mesajı bundan çok daha fazladır.

Hayatı mücadele içinde ve Çin zindanlarında işkenceler altında geçen Abdurrahim Ötkür, şiirinin adını verdiği belgesel romanında Doğu Türkistan’da Kumul bölgesinin Mançurya istilacılarına karşı verdiği mücadeleyi anlatır. Roman aslında beklendiğinin aksine, Kumul bölgesinin hezimeti ile sonuçlansa da başındaki şiiri ile bütün Türk Dünyası’na ve İslam Alemi’ne umut verir.

Bugün, bayramı haram kılan, sevinmeyi yasaklayan manzara ne kadar kötü olursa olsun, Kudüs, Gazze, Keşmir, Afganistan, Suriye Libya, Yemen’deki Müslümanlar ve Çin’de Uygur Türkleri hep bu şiirin muhtevasıyla bayram etmektedirler. Birbirinin dilini anlamasalar, bu şiiri duymamış olsalar da hepsi aynı duygudan ve aynı umutlardan beslenmektedir.

Bir ara Çin’de yasaklanan ve hâlâ sakıncalı görülen Abdurrahim Ötkür’ün mazlumlara umut olan bu şiirine artık pek çok yerde rastlayabilirsiniz. Özgür Ay’ın doktora tezinde oldukça başarılı bir şekilde Türkiye Türkçesi’ne aktardığı ve ilk mısralarını yukarıda Uygur Türkçesiyle verdiğim metin ile sizi baş başa bırakıyorum:

İZ

“Genç idik uzun sefere atlanıp gittiğimizde biz,

Şimdi ata binecek kadar oldu torunumuz.

Az idik müşkül sefere atlanıp çıktığımızda biz,

Şimdi büyük kervan olduk bırakıp çöllerde iz.

Kaldı iz çöller arasında, kâh geçitlerde yine,

Kaldı nice nice aslanlar çölde kabirsiz.

Kabirsiz kaldı demeyin, ılgının kızarmış dalında,

Gül çiçeğe bürünür tan vakti baharda kabrimiz.

Kaldı iz, kaldı menzil, kaldı uzakta hepsi,

Çıksa fırtına, savrulsa kumlar gömülmez izimiz.

Dönmez kervan yolundan gerçi atlar pek zayıf,

Bulacak hiç olmazsa, bu izi bir gün torunumuz. “

Facebook Yorumları

reklam
4.06.2020
Osmanlı Kudüs’ü
1.4.2019
Seçilenler unutmasın! Sorumluluk tarihi bir mirastır
18.3.2019
18 Mart
18.2.2019
Usule mugayir acayip şey: Varşova Ortadoğu Konferansı
4.2.2019
Ürdün Kralı Abdullah yol ayrımında
10.1.2019
ABD, YPG karşılığında ne istiyor?
3.1.2019
2019’da Ortadoğu gündemi
17.12.2018
Yeni Vehhabi destanı mı yazılıyor?
22.11.2018
Mustafa Kemal’den Afrika dersleri
12.11.2018
Yüzyıl sonra Ortadoğu’da sınırlar ve bayraklar
18.10.2018
Cemal Kaşıkçı olayına tarihten bakmak
15.10.2018
Misyonerlik suç mu?
11.10.2018
Ka’be baskını niye yapıldı?
8.10.2018
Trump, Muhammed bin Selman ve Cemal Kaşıkçı
4.10.2018
Eğitim tarihimizden manzaralar ve bugünkü halimiz
1.10.2018
Diplomasi tarihimizden dersler
28.9.2018
Trump ne diyor?
24.9.2018
Türkiye’nin temsili meselesi: Zorunlu hatırlatmalar
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive