Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?


2.8.2018 - Bu Yazı 292 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Mayıs 2017’de Trump’ın Suudi Arabistan’ı ziyaretinden sonra dillendirilen ve Araplar arasında müşterek bir savunma işbirliğini öngören yapılanma, bugünlerde bir kere daha gündeme getirildi. Körfez’de yıllardan beri biriktirilen İran korkusuna karşı geliştirilmesi amaçlanan askeri ve stratejik iş birliğinden bir “Arap Ordusu” kurma niyeti şimdi de “Arap Natosu” oluşturma fantezisine dönüştürüldü.

Kuzey Atlantik İttifakı (Nato) iki büyük savaşın tecrübesinden geçen ve ayrıca dönemin ruhuna uygun ideolojik destekleri olan ordulardan oluşmuştu. Edindikleri tecrübeden uzaklaşıp, ideolojileri de anlamını yitirmeye başlayınca dağılma eşiğine gelen bir Nato örneği varken, Arap Natosu mümkün müdür?

ARAP NATOSU KİMİN HAYALİ?

Daha önce Arap Ordusu tartışmaları sırasında yazdığımız gibi, teorik olarak mümkün görünen bu projenin fiiliyata geçirilmesinin önünde pek çok engel bulunmaktadır. Altı Körfez ülkesi ile Mısır ve Ürdün’ün bir araya getirilerek, oluşturulması düşünülen Ortadoğu Stratejik İttifakı’ının geçmişte de bir kaç kez denendiği ama sonuç almadan dağıldığı bilinmektedir. En son deneme ise İran destekli olduğu kabul edilen Husilere karşı Yemen’de oluşturulan koalisyondur. Bu koalisyon, 2015’ten beri dünyanın en fakir ülkesinde gerçekleştirdiği operasyonlarda bir başarı alamadığı gibi, koalisyonun başını çeken Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de bölgenin geleceği üzerinde ihtilafa düşmüşlerdir. ABD tarafından sunulan askeri imkânlara rağmen bu başarısız sonuç, iki ülkenin bölge güvenliğine bakış farklarından ve yönetim anlayışlarından kaynaklanmaktadır. Nitekim gelinen noktada Suudi Arabistan ısrarla Kuzeyde Husileri yok etmek için çaba harcayarak, İran nüfuzunu kırmak isterken; ortağı BAE ise güneyde bağımsız bir devlet yaratma peşindedir. Sadece bu örnek bile bu projenin ne derece imkânsız olduğunu göstermektedir.

İsterseniz meseleye biraz daha yakından bakalım:

ABD’nin İran ile olan husumeti bilinmektedir. 1979 yılından beri bölge siyasetinde İran’ı sürekli devre dışı bırakmaya çalışan ABD istediği sonucu bir türlü alamamıştır. Buna karşılık ürettiği politikalar, kimi yerlerde İran’ın fiili varlığına imkân verirken, Körfez’de de gücünden daha büyük bir korkuya sebep olmuştur. ABD bu korkuyu kullanarak, bölgeye daha fazla asker ve silah yerleştirirken aynı zamanda bölge ekonomilerini sarsan silah alımlarını ve güvenlik yatırımlarını teşvik etmiştir. Hatta denilebilir ki; ABD, İran ile yüzleşmek yerine onu Körfez üzerinde bir gulyabani gibi kullanmayı tercih etmiştir. Nitekim Trump’ın son bir yıldır yaptığı da bundan ibarettir. Kendi seçmenine ve silah baronlarına vadettiği gibi, daha fazla silah satmak ve ABD’de yeni istihdamlar yaratmak peşindedir. Nitekim yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde Arap Natosu’nun gündeme gelmesi gayet manidardır.

Kuşkusuz, Körfezin, Kuzey Afrika’nın ve hatta bütün Arapların güvenlik içinde yaşaması ve bunu sağlayacak bir yapıyı oluşturmaları arzu edilen bir husustur. Ancak bunun dışarıdan empoze edilen Arap Natosu projesi ile hayata geçirilmesi mümkün değildir. Ayrıca Arap ülkelerinin her birinin bizzat kendi idari, sosyal ve demografik yapısı da buna manidir.

DÜŞMANLIK ÜZERİNE İTTİFAK

İki dünya savaşı arasında iradeleri ellerinden alınan Araplar, farklı rejimler altında birbirinden uzaklaştılar. Ayrıca ABD’nin öncülük ettiği ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu Bağdat Paktı ile iki blok arasında bölündüler. Buna rağmen, soğuk savaş yıllarında İsrail karşıtlığı üzerinde ittifak edebilmişlerdi. Büyük bir çoğunluğu Batı blokunun içinde yer almasına rağmen, yine Batı bloğunun en çok korunan ülkesi İsaril’e karşı sözbirliği ve 1967,1973 savaşlarında olduğu gibi güç birliği de yapmışlardı. Bu durum Arap toplumunun sosyo-psikolojisine oldukça uygun düşmektedir. Zira, kendi kardeşi veya amcası ile savaşmayı mubah gören sosyal yapıları; “düşmanımın düşmanı dostumdur” anlayışının aksine, savaştıkları kardeş veya amcalarının düşmanlarına da düşman olmayı gerektirmektedir.

Arap Baharının korkusunu üzerinden atamamış ve dağınık bir manzara arz eden Arap toplumunu bugün ABD, İran korkusu ile birleştirmeyi ummaktadır. Bir bakıma İran’ı İsrail’in yerine koymaktadır. Bunun için öncelikle İsrail-Körfez ülkeleri ilişkilerinin normalleştirilmesi elzemdir. Arap Natosu’nu oluşturacak altı Körfez ülkesi, Mısır ve Ürdün ile İsrail’in son zamanlarda sıkı diyaloglara girmesi de bu anlama gelmektedir. İsrail’in istihbarat gücü oluşması muhtemel ittifakta rüşvet olarak sunulmaktadır. Oysa bütün gelişmelere rağmen İsrail, Arap toplumunun nazarında hala dışarıdan bölgeye gelen bir düşmandır. Bir bakıma kendilerinin olmasa da, savaştıkları kardeşlerinin düşmanıdır. Buna karşılık İran, rakip, bölgede egemenlik kurmak isteyen müfsit ama yerli bir güçtür. Arap devletleri, kısa vadeli çıkarları İran ile sürtüşmeyi, hatta -İran Irak Savaşında olduğu gibi- savaşı göze alsalar bile, sadece İran düşmanlığı üzerinde mutlak bir ittifak kurmalarına imkan yoktur.

Doğu Arap dünyasında, Irak’ta, Kuveyt’te Bahreyn ve Suudi Arabistan’da, Yemen’de, etkin Şii, Zeydi Arap nüfusun varlığı, Sünni bir ittifak olması beklenen Arap Natosu’na imkan vermeyecektir. Zira, oluşacak muhtemel ittifak, aynı zamanda İran’a yakın duran veya en azından düşmanlık duymayan içlerindeki bu nüfusa da karşı olacaktır. Bu durumda, Arap Natosu diş tehditten ziyade içeriye yoğunlaşacak ve bölge dinamiklerini yerinden oynatacaktır. Zaten meşrulukları tartışmaya açılmış özellikle Körfez krallık ve emirlikleri ile müttefiklerinin bunu göze almaları mümkün değildir. Diğer taraftan, İran’ı yakın tehdit olarak görmeyen Mısır dahil, diğer Sünni Arapların İran düşmanlığı üzerinde askeri bir ittifakta buluşmaları da anlamsız gözükmektedir.

Hülasa Arap Natosu fikri, yeni politikalar üretmekten aciz ABD’nin biraz daha fazla silah satmak için kullandığı psikolojik baskı aracından veya seçim projesinden başka bir şey değildir.

Facebook Yorumları

reklam
1.4.2019
Seçilenler unutmasın! Sorumluluk tarihi bir mirastır
18.3.2019
18 Mart
18.2.2019
Usule mugayir acayip şey: Varşova Ortadoğu Konferansı
4.2.2019
Ürdün Kralı Abdullah yol ayrımında
10.1.2019
ABD, YPG karşılığında ne istiyor?
3.1.2019
2019’da Ortadoğu gündemi
17.12.2018
Yeni Vehhabi destanı mı yazılıyor?
22.11.2018
Mustafa Kemal’den Afrika dersleri
12.11.2018
Yüzyıl sonra Ortadoğu’da sınırlar ve bayraklar
18.10.2018
Cemal Kaşıkçı olayına tarihten bakmak
15.10.2018
Misyonerlik suç mu?
11.10.2018
Ka’be baskını niye yapıldı?
8.10.2018
Trump, Muhammed bin Selman ve Cemal Kaşıkçı
4.10.2018
Eğitim tarihimizden manzaralar ve bugünkü halimiz
1.10.2018
Diplomasi tarihimizden dersler
28.9.2018
Trump ne diyor?
24.9.2018
Türkiye’nin temsili meselesi: Zorunlu hatırlatmalar
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive