Yusuf Kaplan

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Türkiye’nin Kemalizm’le imtihanı


19.11.2018 - Bu Yazı 235 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Önceki yazımda, İslâmî kesimlerin provokasyonlar konusunda dikkatli ve duyarlı olmaları gerektiğini vurgulayarak basiretli olunması çağrısı yapmıştım.

Bu yazıda ise, bu kez, Kemalist / laik kesimlere, akl-ı selim, basiret, sağduyu çağrısı yapacağım.

Kemalizm eleştirilerimi, hakaret etmeden, açıkça, dürüstçe yazacağım; umarım, Kemalist kesimler (örneğin Odatv’nin, her Kemalizm yazımdan sonra yaptığı gibi!) “vurun abalıya!” ilkelliğiyle değil, hoşlarına gitmeyen teorik gözlemlerimi benimsemeseler de söylediklerim üzerinde düşünmeye çalışarak sağduyuyla tepki verirler.

ABSÜRTLÜKLER ÜLKESİ!

Marx, “ben Marksist değilim” demişti, putlaştırılacağını anladığı için.

Mustafa Kemal’in de, “Atatürk” adını alınca, “ben Kemalist değilim” dediği rivayet edilir ama bunu gerçekten söylemiş midir, bilmiyorum. Eğer söylemişse, Kemalistler tarafından pek dikkate alınmadığı anlaşılıyor.

Son yıllarda, Kemalizm, özellikle de Atatürk kullanılarak ülkedeki gerilim hatları patlatılmaya çalışılıyor. Kendilerini laik olarak gören bazı partiler, hiç de sivil olmayan bazı sivil toplum örgütleri, ülkenin bütünlüğünü, birliğini ve dirliğini tehlikeye sokacak bu tür gerilim stratejilerini tepe tepe kullanarak kitleleri sokağa dökmekten çekinmiyorlar!

Dürüst olalım: Bu ülkede, din de, Atatürk de, bazı odaklar tarafından ülkenin fay hatlarını patlatmakta ürpertici şekillerde kullanılabiliyor.

Gerçek dindarların da, gerçek Kemalistlerin de buna itiraz etmeleri beklenir; ama nâfile. Nâfile; çünkü burası Türkiye: Sürreel, absürt gerçeklerin, gerçeklerden daha gerçek olarak görüldüğü, semboller üzerinden kavga edilen bir ülke burası!

PRANGALAR KIRILMADIĞI SÜRECE...

Bu absürtlüklerin nedeni ne, peki?

Kemalizm, ilerlemeci ve pozitivist bir ideolojidir. Ama TDK (Türk Dil Kurumu) Sözlüğü, bir zamanlar “Kemalizm, Türklerin dinidir” diye tanımlamıştı Kemalizm’i!

Toplumu, Batılılılaştırmanın (doğrusu, İslâmî kimliğinden, duyarlıklarından ve iddialarından uzaklaştırmanın) aracı olarak kullanılmamış mıdır Kemalizm ve Kemalizm üzerinden laiklik?

“Fikri hür, vicdanı hür kuşaklar” yetiştirmeyi amaçladığı ifade edilen bir ideolojidir Kemalizm. Ama uygulamaları öyle midir?

Hele de gelinen noktada kendilerini Kemalist, dolayısıyla laik olarak adlandıranlar, gerçekten fikri hür kişiler midir yoksa başkasına saygı duymayan, Kemalizm’i ve dolayısıyla laikliği topluma dayatmaktan, bunu da zor kullanarak yapmaktan, sözgelişi her fırsatta “ordu göreve!” pankartları taşımaktan, sosyal medyada Atatürk’ü kutsayan, “Atatürk’ün ilah olduğunu” söylemekten, sözkonusu İslâm olduğunda, her tür hakareti yapmaktan, toplumun kahir ekseriyetini oluşturan muhafazakâr / dindar kesimlere şımarık bir dille kin kusmaktan çekinmeyen, bundan en küçük rahatsızlık bile duymayan, toplumun bütünlüğünü, dirliğini, birliğini umursamayan, kelimenin tam anlamıyla akıl tutulması yaşayan absürt, toplumun geleceğini tehlikeye sokacak ürpertici bir görünüm sergiliyorlar!

Bu absürtlüklerin temel nedeni, laikliğin din katına yükseltilmesi, eğitimden siyasete, sosyal hayattan kültür hayatına kadar her alanda Kemalizm’in Demokles’in kılıcı gibi kullanılması, laiklik uygulamasının sorgusuz-sualsiz bir prangaya dönüştürülmesidir.

Bu ülkede, devrimler, laiklik adına topluma dayatılmadı mı?

Bu ülkede, darbeler, laiklik ve Kemalizm adına yapılmadı mı?

Bu ülkede, toplumun İslâmî duyarlıkları, laiklik adına aşağılanmadı mı, “gericilik, irtica” olarak yaftalamadı mı 90 küsur yıldır?

“FİKRİ HÜR” NESİLLER Mİ, AKIL TUTULMASI YAŞAYAN EZBERCİ “TİPLER” Mİ?

Kemalizm, son bir kaç yılda, “fikri hür, vicdanı hür kuşaklar” yetiştirmek şöyle dursun, ülkede toplumun fay hatlarını patlatacak, toplumda nefret tohumları eken, kendilerinin dışındaki kesimlere kin besleyen sloganik, vulger, ezberci bir ideolojiye dönüştürüldü.

Ülkede Atatürk veya Kemalizm üzerinden provokatif eylemler oluyor: Kemalist çevreler, sanki bu ülke Fadime Şahin’ler üzerinden ürpertici provokasyonlar yapılmamış gibi, çarşaf giydirilen kişiler kullanılarak, Atatürk heykellerine saldırtılan provokatif eylemlerin ülkeyi sosyal ve siyasî kaosa sürüklemek için tezgâhlanmış olabileceğini bile göremeyecek, aksine, “bakın yobazlara, Atatürk’e saldırıyorlar” diyecek kadar akıl tutulması yaşadığını bu insanlara birilerinin anlatması gerekiyor.

Empati yapmak istiyorum: Atatürk’e saldırı, elbette Kemalist / laik çevrelerin tepesini attıracaktır. Ama bu tür eylemlerin provokasyon olabileceğini niçin görmüyorlar ya da göremiyorlar peki?

Atatürk’ü kutsadıkları için olabilir mi, meselâ?

Ama bunun temel nedeni bu olsa da, görünürdeki nedeni, Erdoğanfobi’dir. Erdoğan’a, Erdoğan üzerinden İslâmî kesimlere kin ve nefretle bakıyor olmaktır.

ENERJİMİZİ SU GİBİ HARCIYORUZ, FARKINDA MISINIZ?

Kemalizm’in yaklaşık bir asırlık seyrü seferine bakınca, Türkiye’nin Kemalizmle imtihanının hiç de kolay geçmediğini görüyoruz.

Bundan sonraki süreçte, sağduyu galip gelir mi?

Bunun en önemli şartlarından biri, Kemalist / laik çevrelerin “Atatürk’e, Kemalizm’e saygı duyulmalı” çağrılarına karşılık, Kemalistlerin / laik çevrelerin İslâm’a asgarî düzeyde de olsa saygı duymaları ve her olayda İslâmî kesimleri “gerici, yobaz, irticacı” diye yaftalamaktan, kendi düşüncelerini ve laik inançlarını topluma dayatmaktan vazgeçmeleri gerektiğini anlamalarıdır.

Önceki yazımda da dikkat çekmiştim: Başkalarının, bizim gibi düşünmeyenlerin kutsallarına saygı duymak zorundayız. İslâm, başkalarının kutsallarına hakaret etmeyi yasaklar.

Benzer bir tavrı, Kemalist / laik çevrelerden de beklemek hakkımız.

Eğer toplumun bütün kesimleri olarak prangalardan kurtulamazsak, Türkiye’nin Kemalizm’le imtihanı ağır geçmeye, bu ülkeyi yormaya, enerjisini su gibi harcamaya devam edecek...

O yüzden, devlet, toplumun farklı kesimlerine karşı kin ve nefret tohumları eken kişi, kurum ve kuruluşlara izin vermemelidir.

Facebook Yorumları

reklam
24.06.2019
Türkiye’nin siyasetle yorucu imtihanı
29.04.2019
Medya terörü’nü konuşmayacak mıyız?
15.4.2019
Sudan’da neler oluyor?
17.3.2019
Kurşun masum Müslümanları katletti ama silah Türkiye’ye doğrultuldu!
15.3.2019
Ailenin çöküşünü seyredemeyiz!
4.3.2019
Başörtüsü mücadelesini kazandık ama tesettürü kaybettik
11.2.2019
15-25 yaş kuşağını kaybedersek, yüzyılı kaybederiz!
3.2.2019
Hatırladıkça özgürleşir insan...
25.1.2019
Türkiye’nin “cinsiyet”le imtihanı
11.1.2019
Türkiye’yi kuşatma ve yalnızlaştırma stratejisi hız kazanırken...
6.1.2019
Ne oluyor?
28.12.2018
Siyasî kölelikten sonra epistemik kölelik: Hadislerden sonra sıra Kur’ân’da!
21.12.2018
Trump’ın “Suriye’den çekileceğiz” açıklaması ne anlam ifade ediyor?
14.12.2018
İbrahim Emiroğlu Hoca’ya sahip çıkılmalı, itibarı iade edilmeli!
26.11.2018
Özgürlük tutsaklığı, kulluğun öz-ü-gürleştirici gücü
23.11.2018
Bu dünya böyle gitmez!
19.11.2018
Türkiye’nin Kemalizm’le imtihanı
16.11.2018
Hava, kurşun gibi ağır! Basîret şimdi lazım bize!
12.11.2018
Dikkat! Türkiye’nin sosyolojisi metamorfoz geçiriyor!
11.11.2018
Kültüre ve gençliğe sahip çıkamazsak, yok oluruz!
9.11.2018
Ölçü siyaset değil hakikattir
5.11.2018
Eğitimde, ava giderken avlanmak...
4.11.2018
“Göçebe toplum”dan, İslâm’a gebe “sanal göçebe insan”a...
2.11.2018
İnsanlık, nereye sürükleniyor?
29.10.2018
Kazana kazana kaybediyoruz...
26.10.2018
Müslüman’san Türk’sün, yoksa mankurtsun!
22.10.2018
İkinci Danıştay Vak’ası: Vesayet rejimini hortlatma çabası!
15.10.2018
Mezhepsiz din ayakta duramaz, çağ kuramaz
14.10.2018
Çağdaş hurafeler çöplüğüne dönüşen bir zihinle İslâm’ı tarumar ederiz sadece!
12.10.2018
Din’e uyacağız, din’i kendimize uydurmayacağız...
8.10.2018
İslâm dünyasının püsküllü belâsı: Suudlar
7.10.2018
Yanlış’a ‘yanlış’ diyemeyen doğru’nun kıymetini bilemez
5.10.2018
Türkiye’yi geri alıyoruz, vermeyeceğiz aslâ!
1.10.2018
Dünya da, Müslümanlar da İslâm’ın evrensel kozmopolis’ine gebe..
28.9.2018
Zihin açıcı “aforizmalar”
21.9.2018
Yayıncılık can çekişiyor; âcil önlem alınmalı!
17.9.2018
Üniversitenin krizi
16.9.2018
Bir umut ve ufuk yürüyüşü: Beytülmakdis Sempozyumu
14.9.2018
Eğitim ve kültür meselesi, terörden de, ekonomik krizlerden de önemli!
10.9.2018
Suriye sorununda kör noktalara dikkat!
9.9.2018
İnsan araçları kullanacağına, araçlar insanı kullandığı için dünyanın çivisi çıktı!
7.9.2018
Mesele İdlib değil, Türkiye’nin kuşatılması!
3.9.2018
Asıl hedef Türkiye’dir! Peki, Türkiye ne yapmalı?
2.9.2018
Tarık Buğra diye bir usta yaşamadı değil mi? Biz yaşıyor muyuz peki?
31.8.2018
Macron’un “laiklik uyarısı” ne demek oluyor şimdi?
27.8.2018
Malazgirt ruhu: Selçuklu ufku ve insanlığın umudu
26.8.2018
Dünyayı cehenneme çeviren vahşî Leviathan düzeni bizden korksun!
24.8.2018
Osmanlı Arşivleri kapatılmamalı, aksine büyütülmeli!
20.8.2018
Şizofreni’nin resmi: Bayram telâşı ve tatil kaçışı
19.8.2018
Türkiye’yi bize vermek istemiyorlar! Alabilecek miyiz, peki?
13.8.2018
Dalga-kuramazsak yok oluruz!
12.8.2018
Hiç kimse Türkiye’nin haydutlara boyun eğmesini beklemesin!
10.8.2018
Akılla bilirsin, kalple bulursun, ruhla olursun
5.8.2018
Emperyalist her yerde: İstikametin üzerinde titre! (1)
3.8.2018
Amerikan jeo-politiğinin İslâm’ın teo-politiğiyle savaşı
30.7.2018
Eğitimde devrim yapabilirsek tarihi biz yapmaya başlayabiliriz yeniden...
29.7.2018
Asya çağı’na doğru: Batı ekseni için sonun başlangıcı
23.7.2018
Cemaatler, Ehl-i Sünnet omurga ve geleceğimiz
22.7.2018
Batılıların yüzyıllık stratejisi:
20.7.2018
Tekvînî ve tenzîlî âyetler, dînî ve din-dışı “cemaatler”
16.7.2018
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ!
15.7.2018
15 Temmuz direnişi, diriliş ruhuna dönüştürülmeli
14.7.2018
Socrates’i öldürmeliyiz; yoksa metafiziksiz bilim, yok oluşa sürükleyecek hepimizi...
9.7.2018
Topçu’nun düşüncesi: İrade metafiziği ve postmodern krizi öngörmesi
6.7.2018
Eğitim, kültür ve medyada büyük atılımın beş şartı
24.6.2018
Tarihin nasıl yapılacağına karar vereceğiz...
18.6.2018
Çağ körleşmesi ve ruh üşümesi: Sûr’a üfleme vakti şimdi... (2)
17.6.2018
Çağ körleşmesi, ruh üşümesi ve ruh’un diriltici “sûr” üflemesi... (1)
15.6.2018
Ramazan, ümmîleşme seyrüseferi; bayram, ümmetleşme zaferi
11.6.2018
Hakikat neresi, siyaset nereye düşer?
8.6.2018
TİKA’ya ve Arifan’a saldırmanın dayanılmaz hafifliği!
4.6.2018
Süleymaniye, Sinan’ın ibadeti; senin ibadetin ne, peki?
3.6.2018
Şehir, oruç tutar mı? Hem de nasıl!
1.6.2018
Bin yıllık omurga: Ortak tarih şuuru ve medeniyet tasavvuru
28.5.2018
Ruh atılımı olmadan aslâ!
25.5.2018
Askerî darbe girişiminden sonra şimdi de ekonomik darbe...
21.5.2018
İngilizlerle Yahudileri çözmeden bir mesafe katedemeyiz!
18.5.2018
Yahudiler dünyayı esir aldılar: Dünyanın bir Yahudi Sorunu var
14.5.2018
Köklü sorunlara köklü çözümler gerekir...
11.5.2018
Batılılar, yüzyıllık hesaplarını Türkiye üzerinden yapıyorlar!
6.5.2018
Anadolu’da fırtınaya direnen ve yeşeren tohumlar...
4.5.2018
Bir medeniyet meselesi olarak sinema
30.4.2018
Osmanlı ruhu ve modeli: İnsanlığın geleceği
29.4.2018
Hakikat şarkısı bitmesin diye uykuyu kendilerine haram edenler var olduğu sürece...
27.4.2018
Neden kader seçimi?
23.4.2018
Suud ve İran: İki püsküllü belâ!
20.4.2018
Kader seçimi
16.4.2018
Asıl hedef Türkiye!
15.4.2018
Suriye vuruluyor ama hedef Türkiye kuşatılmasıdır!
13.4.2018
İsrâ ve Mirac: “Lâ”dan “illâ”ya... İki “gece yolculuğu”…
9.4.2018
Deizmin kökleri ve nasıl önlenebileceği...
9.4.2018
İki büyük tehlike: Deizm ve ateizm dalgası
6.4.2018
Türkiye, yeni bir eksen oluşturamadığı sürece...
2.4.2018
Maddî bakımdan büyürken, İslâmî bakımdan kan kaybetmemizin önüne nasıl geçebiliriz?
1.4.2018
Yürüdüğün yol kadar değil, aldığın mesafe kadarsın...
30.3.2018
Hedef Mısır değil, İhvan!
26.3.2018
Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!
25.3.2018
İşte bir maarif inkılabı taslağı...
23.3.2018
Üç Aylar’da bütün yollar yürek ülkesi’ne çıkar...
19.3.2018
Kur’ân’ın kuşatıcılığını, aklın sınırlayıcılığına hapsetmek!
16.3.2018
Hem çağ’ı tanıma! Hem de tefessüh etmiş bir çağa göre Kur’ân’ı yorumla! Felâket, bu!
12.3.2018
Müslümanların direniş, diriliş ve varoluş yolculuğu...
9.3.2018
İnsan yetiştirmeden ve dünyasını inşa etmeden aslâ (1)
5.3.2018
Arapça Kitap ve Kültür Günleri: Sessiz bir devrimin ayak sesleri...
2.3.2018
Bütün darbeler İslâm’a karşı yapılmıştır
26.2.2018
Türkiye’nin ve coğrafyamızın istiklâl ve istikbal mücadelesi...
25.2.2018
Yaşadıklarımız, büyük doğum’un sancılardır...
23.2.2018
Üç Turgut Cansever: Düşünür, Mimar, Bilge
19.2.2018
Direniş ve diriliş ruhuyla donanmadan aslâ!
16.2.2018
Afrin Harekâtı: Türkiye’nin kendini bulma ve tarih yapma yolculuğu...
12.2.2018
Suriye’de kurtlarla dansımız başladı...
11.2.2018
Üç Abdülhamid: Mü’min, Mürîd, Sultan
9.2.2018
Suriye ve Mısır’la ilişkiler gözden geçirilmeli vakit geç olmadan...
5.2.2018
Türkiye’nin yanında mısın, karşısında mı?
4.2.2018
Bu ülkeyi herkes için güven adası yapmak zorundayız...
2.2.2018
Çanlar, Amerika için çalıyor...
29.1.2018
Amerikan hegemonyasının yani Yahudi gücü’nün sonuna doğru...
28.1.2018
“Türk askeri İslâmlaşıyor!” diye şikâyet eden celladına âşık tasmalı çekirgeler var bu ülkede!
22.1.2018
Afrin operasyonu: Dönüm noktası...
15.1.2018
Sorun üreten değil sorun çözen âdil bir hukuk sistemi şart!
8.1.2018
Durduğunuz yer, bakışınızı da, akışınızı da belirler...
5.1.2018
İran’la ortaklaşa oynanan asırlık tehlikeli oyun!
25.12.2017
Tarih fânîdir, hafıza bâkî...
24.12.2017
Dünyanın, “Tanrı’yı kıyamete zorlayan” bir 'Yahudi sorunu' var
22.12.2017
28 Şubat darbesi ve yıkımı...
18.12.2017
Hakikatin şifreleri: Hayatı okuma ve dokuma hamleleri...
15.12.2017
Tarihî kriz ve krizi aşmanın yolları...
8.12.2017
Küresel bir İntifada başlatılmalı!
3.12.2017
Türkiye’ye diz çöktürmek için “engizisyon mahkemesi” kurdular!
27.11.2017
Diyanet için üç büyük atılım önerisi
26.11.2017
Balkanlar’ın umudu: Köklü bir gelecek tasavvuru
24.11.2017
Suudlar ateşle oynuyor!
20.11.2017
Önümüzü açacak bir eğitim sistemi önerisi
17.11.2017
Sistemi dönüştürmek mi, sistem tarafından dönüştürülmek mi?
13.11.2017
Gazâlî yıkıcı mı, kurucu mu?
12.11.2017
İslâm, tek vazgeçilemezimiz olmadığı sürece...
10.11.2017
Suudlara biçilen tehlikeli roller!
3.11.2017
“Şoför” müyüz, “taşıt” mı?
30.10.2017
Diyanet büyük düşünmeli, kendisini yıpratmamalı ve yıpratılmamalı
27.10.2017
Medine’den Medeniyet’e, İstiklâl’den İstikbal’e...
23.10.2017
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
16.10.2017
Kervan’ın yolu niçin kesildi?
15.10.2017
Erdoğan’dan Saddam icat etmek istiyorlar!
13.10.2017
Türkiye’nin tam bağımsızlık yürüyüşü engellenemeyecek...
9.10.2017
İslâm, nasıl yeniden geleceğimiz olabilir?
2.10.2017
Eğitim, kültür ve medyada devrim yapmadan aslâ!
29.9.2017
Dünyanın üzerinde bir Avrupa hayaleti dolaşıyor...
22.9.2017
Hicret Ruhu: Diriliş umudu ve ufku
18.9.2017
Tarih, gücün değil, hakikatin kanatlarında yükselir…
17.9.2017
Çember daralıyor ama Türkiye herkesi şaşırtacak..
15.9.2017
Dünyayı çölleştiren, insanı tehdit eden tekno-paganizm çağına hoşgeldiniz!
11.9.2017
İnsansız şehir, şehirsiz insan…
8.9.2017
Gönül coğrafyamız, fokur fokur kaynıyor, bizi bekliyor…
3.9.2017
Kurban’ın öğrettiği hakikat: Ölüm gerçeği’nden ölümsüzlük fikri’ne ulaşmak…
1.9.2017
Kevser ve ebter: Nahr günleri ve “intihar” günleri
28.8.2017
Dünya bizi bekliyor… İyi hazırlanmalıyız…
25.8.2017
Yarın, çok geç olabilir…
21.8.2017
Laiklik dogması ve sopası…
14.8.2017
Dikkat! ABD, Türkiye’nin altını oyuyor adım adım…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive