Yusuf Kaplan

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Bu ülkeyi herkes için güven adası yapmak zorundayız...


4.2.2018 - Bu Yazı 438 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin sorunu siyasî durumalış meselesi değil; varoluşsal konumlanış meselesidir.

Mesele, siyasî değil, ontolojik.

Türkiye, yüzyıldır, yapılan siyasî yanlışlıklardan ötürü, kangrene dönüşen sorunlarla boğuşmuyor. Varlık nedenini, varoluşsal zeminini yitirmesinden ötürü sürgit içinden çıkılması zorlaşan köklü sorunlarla boğuşuyor.

SİYASET, KURUCU BİR KAYNAK DEĞİL KORUYUCU BİR BARINAKTIR

Türkiye’deki bütün farklı kesimler, -buna bütün İslâmî kesimler de dâhil- Türkiye’nin sorununu, siyasal’a, siyasî konum’a, siyasî durumalış’a indirgiyor.

Oysa -politika anlamında- siyaset, kurucu bir kaynak değildir; kurulan bir dünyanın korunması, önünün açılması sürecinde koruyucu bir vasıtadır sadece.

Siyaset araçtır, vasıtadır; amaç değildir.

Türkiye’nin henüz farkına varılamayan temel sorunu, bütün kesimlerin her meseleyi siyasal’a indirgemesi, her meseleye siyasî açıdan bakmasıdır. 

O yüzden her mesele kolayca ideolojikleşiyor, yapay kamplaşmalar üretiyor.

Sonuç, ruhsuzlaşma ve yapay husûmetlerin gerçeğe dönüşmesi ve köksalması şeklinde tezahür ediyor.

Böylesine yanlış bir yönelimin normalmiş gibi görünmesine yol açan bazı önemli tarihî nedenler var.

MODERNLİK: SİYASETİN VESAYETİ VE EKONOMİZM FELÂKETİ

Modernlik, siyasal üzerinden kuruldu.

Modern dünya, din-dışı bir oluşumdu; din’i -yaşanan sorunları anlamlandıramadığı, aşamadığı anlaşıldığı ve İslâm’ın meydan okuyuşuna cevap üretebilmek için- dini / Kilise’yi haklı olarak terketti; ve siyasetin vesayeti olarak zuhur etti.

Modernlik, siyasetin vesayetiydi.

Bizim yaşadığımız varoluşsal kriz ise, vesayetin siyaseti olarak tezahür etti.

Modernlik, siyasetin vesayetiyle kuruldu Vestfalya Anlaşması’yla başlayan süreçte; sanayi devrimleriyle birlikte, siyasetin vesayeti, yerini ekonominin vesayetine, daha belirgin olarak da ekonomizme terketti.

Din-dışı, seküler bir yolculuğun iki uğrak noktası siyaset ve ekonomi olacaktı kaçınılmaz olarak. 

Ve önce siyaset sonra ekonomi (teknoloji) güç olarak konumlandırıldı ve araçsallaştırıldı.

Batı uygarlığının yaşadığı ontolojik felâket burada köksaldı: Araç, özellikle de güç üreten araçlar, amaç hâline getirildi. İnsan amacını yitirdi, araçların kölesine dönüştü ve hayat mekanik, ruhsuz bir güç mücadelesi arenası olup çıktı.

ÖLÇÜMÜZ GÜÇ DEĞİL HAKİKAT OLMAZSA...

Sorunumuzun, güce sahip olamama sorunu olduğunu zannediyoruz. 

İki asırdır, güce, güç üreten araçlara sahip olduğumuz zaman bütün meselelerimizi halledeceğimizi düşünüyoruz: Ne büyük gaflet!

Ölçümüz, hiç bir zaman, siyaset ya da gücü ele geçirme güdüsü olmayacak.

Ölçümüz, hakikat olacak: İnsanın iç ve dış dünyasını anlamlandıran, hayata anlam, değer, derinlik ve ruh katan hakikatin hayatımız olması ilkesi olacak.

Eğer ölçümüz, güç olursa, gücü ele geçirme güdüsü olursa, gücü de, hakikati de yitireceğimizi unutmayacağız.

Bütün bunları niçin yazdım?

İzah etmeye çalışayım kısaca...

İngilizler, hem Osmanlı’nın çökertilmesinde hem de yeni laik Türkiye’nin önünün açılmasında kilit rol oynadılar. Bir taşla iki kuş vurdular yani! 

Ama Türk entelijansiyası bu yakıcı gerçeği görebilecek entellektüel ferasete, basirete ve derinliğe sahip değil, ne yazık ki!

Şunu demek istiyorum: Türkiye, medeniyet iddialarını inkâr etti. Ve yörüngesini yitirdi.

Ülkede bütün siyasî, ekonomik, kültürel güç araçları, İslâm’dan uzaklaştırıldı, sekülerleştirildi.

Bu, İslâm’ın hayattan uzaklaştırılması, dolayısıyla dışardan fiilen işgal edilemeyen Türkiye’nin içerden zihnen işgal edilmesi, kalenin içerden düşürülmesi anlamına geliyordu.

Sonuçta, bu ülkenin has çocukları, güç araçlarını -kısaca- devletiyeniden ele geçirme mücadelesi verdiler. Devlet, elden gitmiş, Batılıların, -Batılıların gönüllü acentalarının- güdümüne girmişti dolaylı olarak...

Devleti, dolayısıyla gücü, (dolayısıyla güç üreten siyasî, ekonomik, kültürel araçları) ele geçirme güdüsü, bugüne kadar bu ülkenin çocuklarını güttü ve tanınamayacak şekilde sekülerleştirerek dönüştürdü.

Nihayetinde, gücü, güç üreten araçları ele geçirme güdüsü, temel ölçü hâline geldi ve hakikat diye bir meselemiz kalmadı. Güç, hakikatin önüne geçti ve teslim aldı hakikati ve bizi, hepimizi.

O yüzden bu toplumun İslâmî kesimleri, cârî sistemi, müesses nizamı dönüştürme iddialarını da, iradelerini de bir şekilde yitirdiler; sistemi dönüştürmek yerine sistem tarafından dönüştürüldüklerini bile göremediler...

Bunun sonucu, sefih bir sekülerleşme, konformistleşme, ruhsuzlaşmadır.

Oysa müslümanların bu ülkeye de, dünyaya da verecekleri en önemli, en hayatî, en vazgeçilmez hakikat, müslümanın, herkes için, her kesim için güven adası olduğu, olması gerektiği hakikatidir.

TÜRKİYE’Yİ GÜVEN ADASI YAPMAK İÇİN...

Geleceğim nokta şurası: Elbette Türkiye’nin maddî bir güce ulaşması gerekiyor/du. Ama bu, manevî gücü ıskalamasını gerektirmez. 

Dünyayı, insanların kalplerini maddî ordularla değil, manevî ordularla fethedebilirsiniz.

Yeni bir dünyayı maddî güçle değil her hâl ve şartta hakikatin izini süren, hayatın her alanında hakikatin, dolayısıyla adaletin, hakkaniyetin hükümfermâ olacağı, herkes için güven adası sunabilecek manevî güçle inşa edebilirsiniz.

Afrin Harekâtı, Türkiye’nin önünü açacak büyük bir atılım. Toplumun bütünü bu harekatın etrafında kenetlendi.

İşte böylesi bir ortamda, siyasî farklılıkları, kamplaşmaları bir tarafa bırakıp, toplumun bütününü kucaklamamız, yeniden güven adası inşa etmemiz gerekiyor.

O yüzden suhûletle gitmemiz gerekiyor. Farklı düşünenleri, hele de bizden farklı düşünen, fikirlerine katılmadığımız İslâmî kesimleri rencide etmememiz gerekiyor.

Şunu söylüyorum: Toplumun farklı kesimlerine kucak açalım, inanın o sert söylemler ve eylemler bir anda olmasa bile zamanla tuzla buz olacak, eriyip gidecektir...

Ne yapıp edip, bu ülkeyi herkes ve herkesim için güven adası yapmak boynumuzun borcu. Bunun yolu, gücü, güç üreten araçları değil, her hâl şartta hakikati ölçü almaktan geçer.

Vesselâm.

Facebook Yorumları

reklam
8.02.2020
Toparlanmamız için Restorasyon şart!
29.11.2019
Aşırı-politikleşme, zihnî felçleşme ve sosyal deprem çıkmazı!
22.11.2019
“-mış gibi yapan” iki Türkiye
18.11.2019
Şehir Üniversitesi çökerse, vebali büyük olur!
15.11.2019
Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrüseferi
4.11.2019
Bir asırlık “maskeli balo”dan, Cumhuriyet’i “sopa” olarak kullanma sapmasına...
25.10.2019
Rus ruhu’nun dirilişi (mi?)
21.10.2019
Zihniyet devrimi ve maarif devrimi olmadan aslâ!
20.10.2019
Nuri Pakdil: Hakikat savaşçısı bir usta
18.10.2019
Türkiye, emperyalistlerin oyunlarını bozuyor! O yüzden çıldırıyorlar!
18.10.2019
Türkiye, emperyalistlerin oyunlarını bozuyor! O yüzden çıldırıyorlar!
14.10.2019
Türklerle Kürtlerin tarihle imtihanı, tarihî sınavı
27.09.2019
Deprem’e hazırlıklı mıyız?
24.06.2019
Türkiye’nin siyasetle yorucu imtihanı
29.04.2019
Medya terörü’nü konuşmayacak mıyız?
15.4.2019
Sudan’da neler oluyor?
17.3.2019
Kurşun masum Müslümanları katletti ama silah Türkiye’ye doğrultuldu!
15.3.2019
Ailenin çöküşünü seyredemeyiz!
4.3.2019
Başörtüsü mücadelesini kazandık ama tesettürü kaybettik
11.2.2019
15-25 yaş kuşağını kaybedersek, yüzyılı kaybederiz!
3.2.2019
Hatırladıkça özgürleşir insan...
25.1.2019
Türkiye’nin “cinsiyet”le imtihanı
11.1.2019
Türkiye’yi kuşatma ve yalnızlaştırma stratejisi hız kazanırken...
6.1.2019
Ne oluyor?
28.12.2018
Siyasî kölelikten sonra epistemik kölelik: Hadislerden sonra sıra Kur’ân’da!
21.12.2018
Trump’ın “Suriye’den çekileceğiz” açıklaması ne anlam ifade ediyor?
14.12.2018
İbrahim Emiroğlu Hoca’ya sahip çıkılmalı, itibarı iade edilmeli!
26.11.2018
Özgürlük tutsaklığı, kulluğun öz-ü-gürleştirici gücü
23.11.2018
Bu dünya böyle gitmez!
19.11.2018
Türkiye’nin Kemalizm’le imtihanı
16.11.2018
Hava, kurşun gibi ağır! Basîret şimdi lazım bize!
12.11.2018
Dikkat! Türkiye’nin sosyolojisi metamorfoz geçiriyor!
11.11.2018
Kültüre ve gençliğe sahip çıkamazsak, yok oluruz!
9.11.2018
Ölçü siyaset değil hakikattir
5.11.2018
Eğitimde, ava giderken avlanmak...
4.11.2018
“Göçebe toplum”dan, İslâm’a gebe “sanal göçebe insan”a...
2.11.2018
İnsanlık, nereye sürükleniyor?
29.10.2018
Kazana kazana kaybediyoruz...
26.10.2018
Müslüman’san Türk’sün, yoksa mankurtsun!
22.10.2018
İkinci Danıştay Vak’ası: Vesayet rejimini hortlatma çabası!
15.10.2018
Mezhepsiz din ayakta duramaz, çağ kuramaz
14.10.2018
Çağdaş hurafeler çöplüğüne dönüşen bir zihinle İslâm’ı tarumar ederiz sadece!
12.10.2018
Din’e uyacağız, din’i kendimize uydurmayacağız...
8.10.2018
İslâm dünyasının püsküllü belâsı: Suudlar
7.10.2018
Yanlış’a ‘yanlış’ diyemeyen doğru’nun kıymetini bilemez
5.10.2018
Türkiye’yi geri alıyoruz, vermeyeceğiz aslâ!
1.10.2018
Dünya da, Müslümanlar da İslâm’ın evrensel kozmopolis’ine gebe..
28.9.2018
Zihin açıcı “aforizmalar”
21.9.2018
Yayıncılık can çekişiyor; âcil önlem alınmalı!
17.9.2018
Üniversitenin krizi
16.9.2018
Bir umut ve ufuk yürüyüşü: Beytülmakdis Sempozyumu
14.9.2018
Eğitim ve kültür meselesi, terörden de, ekonomik krizlerden de önemli!
10.9.2018
Suriye sorununda kör noktalara dikkat!
9.9.2018
İnsan araçları kullanacağına, araçlar insanı kullandığı için dünyanın çivisi çıktı!
7.9.2018
Mesele İdlib değil, Türkiye’nin kuşatılması!
3.9.2018
Asıl hedef Türkiye’dir! Peki, Türkiye ne yapmalı?
2.9.2018
Tarık Buğra diye bir usta yaşamadı değil mi? Biz yaşıyor muyuz peki?
31.8.2018
Macron’un “laiklik uyarısı” ne demek oluyor şimdi?
27.8.2018
Malazgirt ruhu: Selçuklu ufku ve insanlığın umudu
26.8.2018
Dünyayı cehenneme çeviren vahşî Leviathan düzeni bizden korksun!
24.8.2018
Osmanlı Arşivleri kapatılmamalı, aksine büyütülmeli!
20.8.2018
Şizofreni’nin resmi: Bayram telâşı ve tatil kaçışı
19.8.2018
Türkiye’yi bize vermek istemiyorlar! Alabilecek miyiz, peki?
13.8.2018
Dalga-kuramazsak yok oluruz!
12.8.2018
Hiç kimse Türkiye’nin haydutlara boyun eğmesini beklemesin!
10.8.2018
Akılla bilirsin, kalple bulursun, ruhla olursun
5.8.2018
Emperyalist her yerde: İstikametin üzerinde titre! (1)
3.8.2018
Amerikan jeo-politiğinin İslâm’ın teo-politiğiyle savaşı
30.7.2018
Eğitimde devrim yapabilirsek tarihi biz yapmaya başlayabiliriz yeniden...
29.7.2018
Asya çağı’na doğru: Batı ekseni için sonun başlangıcı
23.7.2018
Cemaatler, Ehl-i Sünnet omurga ve geleceğimiz
22.7.2018
Batılıların yüzyıllık stratejisi:
20.7.2018
Tekvînî ve tenzîlî âyetler, dînî ve din-dışı “cemaatler”
16.7.2018
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ!
15.7.2018
15 Temmuz direnişi, diriliş ruhuna dönüştürülmeli
14.7.2018
Socrates’i öldürmeliyiz; yoksa metafiziksiz bilim, yok oluşa sürükleyecek hepimizi...
9.7.2018
Topçu’nun düşüncesi: İrade metafiziği ve postmodern krizi öngörmesi
6.7.2018
Eğitim, kültür ve medyada büyük atılımın beş şartı
24.6.2018
Tarihin nasıl yapılacağına karar vereceğiz...
18.6.2018
Çağ körleşmesi ve ruh üşümesi: Sûr’a üfleme vakti şimdi... (2)
17.6.2018
Çağ körleşmesi, ruh üşümesi ve ruh’un diriltici “sûr” üflemesi... (1)
15.6.2018
Ramazan, ümmîleşme seyrüseferi; bayram, ümmetleşme zaferi
11.6.2018
Hakikat neresi, siyaset nereye düşer?
8.6.2018
TİKA’ya ve Arifan’a saldırmanın dayanılmaz hafifliği!
4.6.2018
Süleymaniye, Sinan’ın ibadeti; senin ibadetin ne, peki?
3.6.2018
Şehir, oruç tutar mı? Hem de nasıl!
1.6.2018
Bin yıllık omurga: Ortak tarih şuuru ve medeniyet tasavvuru
28.5.2018
Ruh atılımı olmadan aslâ!
25.5.2018
Askerî darbe girişiminden sonra şimdi de ekonomik darbe...
21.5.2018
İngilizlerle Yahudileri çözmeden bir mesafe katedemeyiz!
18.5.2018
Yahudiler dünyayı esir aldılar: Dünyanın bir Yahudi Sorunu var
14.5.2018
Köklü sorunlara köklü çözümler gerekir...
11.5.2018
Batılılar, yüzyıllık hesaplarını Türkiye üzerinden yapıyorlar!
6.5.2018
Anadolu’da fırtınaya direnen ve yeşeren tohumlar...
4.5.2018
Bir medeniyet meselesi olarak sinema
30.4.2018
Osmanlı ruhu ve modeli: İnsanlığın geleceği
29.4.2018
Hakikat şarkısı bitmesin diye uykuyu kendilerine haram edenler var olduğu sürece...
27.4.2018
Neden kader seçimi?
23.4.2018
Suud ve İran: İki püsküllü belâ!
20.4.2018
Kader seçimi
16.4.2018
Asıl hedef Türkiye!
15.4.2018
Suriye vuruluyor ama hedef Türkiye kuşatılmasıdır!
13.4.2018
İsrâ ve Mirac: “Lâ”dan “illâ”ya... İki “gece yolculuğu”…
9.4.2018
Deizmin kökleri ve nasıl önlenebileceği...
9.4.2018
İki büyük tehlike: Deizm ve ateizm dalgası
6.4.2018
Türkiye, yeni bir eksen oluşturamadığı sürece...
2.4.2018
Maddî bakımdan büyürken, İslâmî bakımdan kan kaybetmemizin önüne nasıl geçebiliriz?
1.4.2018
Yürüdüğün yol kadar değil, aldığın mesafe kadarsın...
30.3.2018
Hedef Mısır değil, İhvan!
26.3.2018
Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!
25.3.2018
İşte bir maarif inkılabı taslağı...
23.3.2018
Üç Aylar’da bütün yollar yürek ülkesi’ne çıkar...
19.3.2018
Kur’ân’ın kuşatıcılığını, aklın sınırlayıcılığına hapsetmek!
16.3.2018
Hem çağ’ı tanıma! Hem de tefessüh etmiş bir çağa göre Kur’ân’ı yorumla! Felâket, bu!
12.3.2018
Müslümanların direniş, diriliş ve varoluş yolculuğu...
9.3.2018
İnsan yetiştirmeden ve dünyasını inşa etmeden aslâ (1)
5.3.2018
Arapça Kitap ve Kültür Günleri: Sessiz bir devrimin ayak sesleri...
2.3.2018
Bütün darbeler İslâm’a karşı yapılmıştır
26.2.2018
Türkiye’nin ve coğrafyamızın istiklâl ve istikbal mücadelesi...
25.2.2018
Yaşadıklarımız, büyük doğum’un sancılardır...
23.2.2018
Üç Turgut Cansever: Düşünür, Mimar, Bilge
19.2.2018
Direniş ve diriliş ruhuyla donanmadan aslâ!
16.2.2018
Afrin Harekâtı: Türkiye’nin kendini bulma ve tarih yapma yolculuğu...
12.2.2018
Suriye’de kurtlarla dansımız başladı...
11.2.2018
Üç Abdülhamid: Mü’min, Mürîd, Sultan
9.2.2018
Suriye ve Mısır’la ilişkiler gözden geçirilmeli vakit geç olmadan...
5.2.2018
Türkiye’nin yanında mısın, karşısında mı?
4.2.2018
Bu ülkeyi herkes için güven adası yapmak zorundayız...
2.2.2018
Çanlar, Amerika için çalıyor...
29.1.2018
Amerikan hegemonyasının yani Yahudi gücü’nün sonuna doğru...
28.1.2018
“Türk askeri İslâmlaşıyor!” diye şikâyet eden celladına âşık tasmalı çekirgeler var bu ülkede!
22.1.2018
Afrin operasyonu: Dönüm noktası...
15.1.2018
Sorun üreten değil sorun çözen âdil bir hukuk sistemi şart!
8.1.2018
Durduğunuz yer, bakışınızı da, akışınızı da belirler...
5.1.2018
İran’la ortaklaşa oynanan asırlık tehlikeli oyun!
25.12.2017
Tarih fânîdir, hafıza bâkî...
24.12.2017
Dünyanın, “Tanrı’yı kıyamete zorlayan” bir 'Yahudi sorunu' var
22.12.2017
28 Şubat darbesi ve yıkımı...
18.12.2017
Hakikatin şifreleri: Hayatı okuma ve dokuma hamleleri...
15.12.2017
Tarihî kriz ve krizi aşmanın yolları...
8.12.2017
Küresel bir İntifada başlatılmalı!
3.12.2017
Türkiye’ye diz çöktürmek için “engizisyon mahkemesi” kurdular!
27.11.2017
Diyanet için üç büyük atılım önerisi
26.11.2017
Balkanlar’ın umudu: Köklü bir gelecek tasavvuru
24.11.2017
Suudlar ateşle oynuyor!
20.11.2017
Önümüzü açacak bir eğitim sistemi önerisi
17.11.2017
Sistemi dönüştürmek mi, sistem tarafından dönüştürülmek mi?
13.11.2017
Gazâlî yıkıcı mı, kurucu mu?
12.11.2017
İslâm, tek vazgeçilemezimiz olmadığı sürece...
10.11.2017
Suudlara biçilen tehlikeli roller!
3.11.2017
“Şoför” müyüz, “taşıt” mı?
30.10.2017
Diyanet büyük düşünmeli, kendisini yıpratmamalı ve yıpratılmamalı
27.10.2017
Medine’den Medeniyet’e, İstiklâl’den İstikbal’e...
23.10.2017
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
16.10.2017
Kervan’ın yolu niçin kesildi?
15.10.2017
Erdoğan’dan Saddam icat etmek istiyorlar!
13.10.2017
Türkiye’nin tam bağımsızlık yürüyüşü engellenemeyecek...
9.10.2017
İslâm, nasıl yeniden geleceğimiz olabilir?
2.10.2017
Eğitim, kültür ve medyada devrim yapmadan aslâ!
29.9.2017
Dünyanın üzerinde bir Avrupa hayaleti dolaşıyor...
22.9.2017
Hicret Ruhu: Diriliş umudu ve ufku
18.9.2017
Tarih, gücün değil, hakikatin kanatlarında yükselir…
17.9.2017
Çember daralıyor ama Türkiye herkesi şaşırtacak..
15.9.2017
Dünyayı çölleştiren, insanı tehdit eden tekno-paganizm çağına hoşgeldiniz!
11.9.2017
İnsansız şehir, şehirsiz insan…
8.9.2017
Gönül coğrafyamız, fokur fokur kaynıyor, bizi bekliyor…
3.9.2017
Kurban’ın öğrettiği hakikat: Ölüm gerçeği’nden ölümsüzlük fikri’ne ulaşmak…
1.9.2017
Kevser ve ebter: Nahr günleri ve “intihar” günleri
28.8.2017
Dünya bizi bekliyor… İyi hazırlanmalıyız…
25.8.2017
Yarın, çok geç olabilir…
21.8.2017
Laiklik dogması ve sopası…
14.8.2017
Dikkat! ABD, Türkiye’nin altını oyuyor adım adım…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive