Yusuf Kaplan

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Gazâlî yıkıcı mı, kurucu mu?


13.11.2017 - Bu Yazı 562 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Batılıların, son iki asırda, İslâm dünyası üzerinde uygulanmak üzere akademide geliştirdikleri üç büyük yıkıcı proje var. Kısaca, anabaşlıklar hâlinde özetlemek gerekirse, bu üç büyük oryantalist proje şunlar:

Birincisi, İslâm düşüncesinin Gazâlî’yle bittiği masalını yaymak.

İkincisi, Osmanlı’yı unutturmak.

Üçüncüsü de, Hz. Peygamber’in (sav) konumunu sarsmak.

İSLÂM’IN “KURUCU” TEMELLERİNİ YIKMAK!

Burada tedirgin edici mesele şu: Bu üç hedeften ilk ikisini gerçekleştirmeyi başardılar. 

Şimdi sıra Efendimiz’in (sav) konumunu sarsmak için hadislere, sünnete, mezheplere, 1400 yıllık İslâm ilim, irfan ve hikmet birikimine karşı büyük, yıkıcı saldırıyı hayata geçirmekle meşguller Batılılar ve uzantıları!

Batılıların bu üç mesele üzerinden Müslüman toplumları hedef tahtasına yatırmasının başlıca nedeni, Osmanlı’nın da, Gazâlî’nin de, Efendimiz’in (sav) de buluştukları çok hayatî ortak bir noktanın olması.

Üç’ü de farklı açılardan, kendilerine göre, “kurucu” konuma sahipler: Hz. Peygamber (sav), akîdevî açıdan, Gazâlî fikrî açıdan, Osmanlı da siyâsî açıdan hem dün “kurucu” roller oynadı; hem de daha önemlisi de yarın yine bu kurucu rollerini oynayacak...

Özetle... Batılılar, İslâm dünyasını, dolayısıyla İslâm’ı nereden vuracaklarını çok iyi biliyorlar: Kurucu temelleri yıkmak.

DOZY VE RENAN’DAN DE BOER’E...

De Boer denen “sıradan bir adam” yaklaşık yüzyıl önce İslâm felsefiyle ilgili bir kitap yazar: Küçük bir risaledir bu aslında. De Boer, ne tarihçidir, ne de felsefeci. 

Gerçekten de “sıradan bir adam’’dır ama yazdığı bu kitap İslâm dünyasında sadece seküler kesimlerin değil, İslâmî duyarlıklı çevrelerin akademisyenlerinin ve entelektüellerinin zihin dünyasını şekillendirir.

Daha önceki süreçte, Dozy, Renan, Goldziher, Gibb, Watt gibi oryantalistler, İslâm dünyasının Osmanlı coğrafyası başta olmak üzere Hint-Pakistan coğrafyasında da, Tatar, Türkistan ve İran coğrafyalarında da bütün münevverler, fikir adamları üzerinde derin etkilere, dalgalanmalara yol açan İslâm düşüncesine ve tarihine ilişkin kitaplar, risaleler yazmışlardı.

Bu oryantalist yazarların fikirleri, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren İslâm dünyasında yoğun tartışmalara yol açmıştı/r.  

Bu, iki açıdan dikkat çekiciydi: Birincisi, oryantalist yazarlara gösterilen ilgi ve tepki, özelde Osmanlı coğrafyasındaki, genelde ise bütün bir İslâm coğrafyasındaki fikir hayatının canlılığına işaret eder.

İkinci olarak ise, İslâm dünyasının, Avrupa’nın modern meydan okumasından sonra yoğun bir medeniyet buhranı yaşadığını, Müslümanların her alanda hem bu buhranı zihnî ve tarihî olarak iliklerine kadar yaşadıklarını hem de Batı’ya karşı özgüvenlerini yitirdiklerini, o yüzden Batı’ya karşı yalnızca reaksiyoner tavırlar geliştirdiklerini, özgün çıkışlar yapamadıklarını, hem fikir hem de fiil planında “aksiyon”Iar ortaya koyamadıklarını, yalnızca savunmacı dolayısıyla edilgen / reaksiyoner ve marazî tavırlar ortaya koyabildiklerini gözler önüne serer.

Fakat Dozy ve Renan gibi yazarların fikirleri her şeye rağmen tartışılmış, görüşlerine reddiyeler yazılmıştı. 

Oysa De Boer’in kitabı, Müslüman fikir adamlarının, akademisyenlerin ve yazarların zihinlerini tarumar ettiği hâlde, de Boer’in görüşleri handiyse hiç tartışılmadı, olduğu gibi benimsendi: Osmanlı’nın durdurulmasıyla yıkılamayan “kale”, bu kez, Müslüman akademisyenler, yazarlar zihnen teslim alınarak, zihnî felçleşme yaşamaya mahkûm edilerek içerden yıkılmaya çalışılıyor...

GAZÂLÎ YIKMADI, YENİDEN-KURDU!

Gazâlî meselesinde de Boer’in “Gazâlî, akla darbe yurdu, İslâm düşüncesini dondurdu” şeklindeki iddiası bugün hâlâ -ilahiyat camiasında bile- genel olarak benimsenmiş, çok tehlikeli -Batı-merkezci, iler-tutar yanı olmayan- bir iddiadır.

Bu iddia hem de o kadar sorgusuz sualsiz kabul edilmiştir ki, elimizde mevcut bütün İslâm felsefesine dâir yazılan kitapların kalkış noktasını oluşturuyor -hâlâ!

İnanması zor  ama dahası da var: İslâm felsefe tarihiyle ilgili yazılan bütün kitapların konuları, başlıkları, meseleleri ele alış tarzları yani metodolojik yaklaşımları, hep De Boer’in kitabı eksene alarak belirlenmiştir.

Tam bir zihin tembelliği ve daha da vahimi zihin körleşmesi ile karşı karşıyayız burada.

GAZÂLİ’NİN DEHASI, MÜSLÜMANLARIN ZİHNÎ SAVRULMASI

Önce şu: Gazâlî, İslâm düşüncesini dondurmak şöyle olursun, sil baştan yeniden kurdu: Gazâlî’nin çabası, üstelik de, çığır açan, önaçan kurucu, öncü bir çaba: Gazâlî, İslâm düşüncesini Grek düşüncesinden, Hint düşüncesinden ve bütün diğer yabancı düşünce geleneklerinden arındıran, özgün İslâm düşüncesinin temellerini atan tarihî bir atılımgerçekleştiriyor.

Öyle ki, İslâm medeniyetinin yaşamaya başladığı, Moğol ve Haçlı saldırılarıyla zirveye ulaşan birinci büyük medeniyet buhranının fikrî / varoluşsal değil siyasî bir buhran olarak yaşanmasına yol açıyor Gazâlî’nin gerçekleştirdiği bu atılım. Ve daha da önemlisi bin yıl süren Ehl-i Sünnet omurganın akîdevî, fikrî ve siyasî olmak üzere üç sütun üzerinde/n muhkem bir şekilde kurulmasını sağlıyor.

Birinci medeniyet krizi, esas itibariyle siyasî bir kriz olarak gerçekleşiyor ve bu kriz Gazâlî’nin kurucu dehasıyla aşılıyor. 200 yıldır ikinci büyük medeniyet buhranını yaşıyor İslâm dünyası ve Gazâlî gibi bu krizin aşılması sürecinde kurucu roller oynayacak dehâlardan yoksun. 

Üstelik de bu kriz, siyasî değil; fikrî-varoluşsal. Yani Gazâlî gibi öncü, kurucu şahsiyetlere hayatî ihtiyaç duyduğumuz sarsıcı, kapsamlı ve çok katmanlı bir kriz bu.

İste Gazâlî gibi şahsiyetlere ihtiyaç duyulan bir zaman diliminde 2 asır öncesinden Gazâlî’nin önünün kesilmesi, Ehl-i Sünnet omurganın çökertilmesi ve İslâm dünyasının yaşadığı ikinci medeniyet krizini aşacak öncü, kurucu şahsiyetlerin önünün kesilmesi anlamına geliyor.

Batılılar, nereden vuracaklarını çok iyi biliyorlar ama biz bu hayatî meseleyi henüz kavrayabilmiş hatta görebilmiş bile değiliz!

*

Not: Bu yazının tam metni Hüküm dergisinin bu ayki sayısında yayımlandı.

Facebook Yorumları

reklam
14.08.2020
Medeniyetin sütunları: Celâl, Cemâl ve Kemâl yolculukları
7.08.2020
İnsan araçları kullanacağına, araçlar insanı kullandığı için dünya cehenneme döndü!
20.07.2020
Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesi tehlikede!
17.07.2020
İstanbul Sözleşmesi’nden kurtulduk derken, şimdi de Gıda Kanunu Tasarısı!
26.06.2020
Vesayetin hukuku, hukukun vesayeti
14.06.2020
Ayasofya, turnusol kâğıdı işlevi görüyor
12.06.2020
Ayasofya, İstanbul’un fethinin ve Türkiye’nin bağımsızlığının sembolüdür
7.06.2020
Korona sonrası süreç, ütopyaları veya bilim-kurgu romanlarını aratmayabilir!
5.06.2020
Korona ve kaos, provokasyonlar ve ayaklanmalar...
8.02.2020
Toparlanmamız için Restorasyon şart!
29.11.2019
Aşırı-politikleşme, zihnî felçleşme ve sosyal deprem çıkmazı!
22.11.2019
“-mış gibi yapan” iki Türkiye
18.11.2019
Şehir Üniversitesi çökerse, vebali büyük olur!
15.11.2019
Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrüseferi: Paradigma değişimi ve Erdoğan-Trump görüşmesi
4.11.2019
Bir asırlık “maskeli balo”dan, Cumhuriyet’i “sopa” olarak kullanma sapmasına...
25.10.2019
Rus ruhu’nun dirilişi (mi?)
21.10.2019
Zihniyet devrimi ve maarif devrimi olmadan aslâ!
20.10.2019
Nuri Pakdil: Hakikat savaşçısı bir usta
18.10.2019
Türkiye, emperyalistlerin oyunlarını bozuyor! O yüzden çıldırıyorlar!
14.10.2019
Türklerle Kürtlerin tarihle imtihanı, tarihî sınavı
27.09.2019
Deprem’e hazırlıklı mıyız?
20.03.2020
Kapitalizm yer ve anlam değiştiriyor
24.06.2019
Türkiye’nin siyasetle yorucu imtihanı
29.04.2019
Medya terörü’nü konuşmayacak mıyız?
15.4.2019
Sudan’da neler oluyor?
17.3.2019
Kurşun masum Müslümanları katletti ama silah Türkiye’ye doğrultuldu!
15.3.2019
Ailenin çöküşünü seyredemeyiz!
4.3.2019
Başörtüsü mücadelesini kazandık ama tesettürü kaybettik
11.2.2019
15-25 yaş kuşağını kaybedersek, yüzyılı kaybederiz!
3.2.2019
Hatırladıkça özgürleşir insan...
25.1.2019
Türkiye’nin “cinsiyet”le imtihanı
11.1.2019
Türkiye’yi kuşatma ve yalnızlaştırma stratejisi hız kazanırken...
6.1.2019
Ne oluyor?
28.12.2018
Siyasî kölelikten sonra epistemik kölelik: Hadislerden sonra sıra Kur’ân’da!
21.12.2018
Trump’ın “Suriye’den çekileceğiz” açıklaması ne anlam ifade ediyor?
14.12.2018
İbrahim Emiroğlu Hoca’ya sahip çıkılmalı, itibarı iade edilmeli!
26.11.2018
Özgürlük tutsaklığı, kulluğun öz-ü-gürleştirici gücü
23.11.2018
Bu dünya böyle gitmez!
19.11.2018
Türkiye’nin Kemalizm’le imtihanı
16.11.2018
Hava, kurşun gibi ağır! Basîret şimdi lazım bize!
12.11.2018
Dikkat! Türkiye’nin sosyolojisi metamorfoz geçiriyor!
11.11.2018
Kültüre ve gençliğe sahip çıkamazsak, yok oluruz!
9.11.2018
Ölçü siyaset değil hakikattir
5.11.2018
Eğitimde, ava giderken avlanmak...
4.11.2018
“Göçebe toplum”dan, İslâm’a gebe “sanal göçebe insan”a...
2.11.2018
İnsanlık, nereye sürükleniyor?
29.10.2018
Kazana kazana kaybediyoruz...
26.10.2018
Müslüman’san Türk’sün, yoksa mankurtsun!
22.10.2018
İkinci Danıştay Vak’ası: Vesayet rejimini hortlatma çabası!
15.10.2018
Mezhepsiz din ayakta duramaz, çağ kuramaz
14.10.2018
Çağdaş hurafeler çöplüğüne dönüşen bir zihinle İslâm’ı tarumar ederiz sadece!
12.10.2018
Din’e uyacağız, din’i kendimize uydurmayacağız...
8.10.2018
İslâm dünyasının püsküllü belâsı: Suudlar
7.10.2018
Yanlış’a ‘yanlış’ diyemeyen doğru’nun kıymetini bilemez
5.10.2018
Türkiye’yi geri alıyoruz, vermeyeceğiz aslâ!
1.10.2018
Dünya da, Müslümanlar da İslâm’ın evrensel kozmopolis’ine gebe..
28.9.2018
Zihin açıcı “aforizmalar”
21.9.2018
Yayıncılık can çekişiyor; âcil önlem alınmalı!
17.9.2018
Üniversitenin krizi
16.9.2018
Bir umut ve ufuk yürüyüşü: Beytülmakdis Sempozyumu
14.9.2018
Eğitim ve kültür meselesi, terörden de, ekonomik krizlerden de önemli!
10.9.2018
Suriye sorununda kör noktalara dikkat!
9.9.2018
İnsan araçları kullanacağına, araçlar insanı kullandığı için dünyanın çivisi çıktı!
7.9.2018
Mesele İdlib değil, Türkiye’nin kuşatılması!
3.9.2018
Asıl hedef Türkiye’dir! Peki, Türkiye ne yapmalı?
2.9.2018
Tarık Buğra diye bir usta yaşamadı değil mi? Biz yaşıyor muyuz peki?
31.8.2018
Macron’un “laiklik uyarısı” ne demek oluyor şimdi?
27.8.2018
Malazgirt ruhu: Selçuklu ufku ve insanlığın umudu
26.8.2018
Dünyayı cehenneme çeviren vahşî Leviathan düzeni bizden korksun!
24.8.2018
Osmanlı Arşivleri kapatılmamalı, aksine büyütülmeli!
20.8.2018
Şizofreni’nin resmi: Bayram telâşı ve tatil kaçışı
19.8.2018
Türkiye’yi bize vermek istemiyorlar! Alabilecek miyiz, peki?
13.8.2018
Dalga-kuramazsak yok oluruz!
12.8.2018
Hiç kimse Türkiye’nin haydutlara boyun eğmesini beklemesin!
10.8.2018
Akılla bilirsin, kalple bulursun, ruhla olursun
5.8.2018
Emperyalist her yerde: İstikametin üzerinde titre! (1)
3.8.2018
Amerikan jeo-politiğinin İslâm’ın teo-politiğiyle savaşı
30.7.2018
Eğitimde devrim yapabilirsek tarihi biz yapmaya başlayabiliriz yeniden...
29.7.2018
Asya çağı’na doğru: Batı ekseni için sonun başlangıcı
23.7.2018
Cemaatler, Ehl-i Sünnet omurga ve geleceğimiz
22.7.2018
Batılıların yüzyıllık stratejisi:
20.7.2018
Tekvînî ve tenzîlî âyetler, dînî ve din-dışı “cemaatler”
16.7.2018
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ!
15.7.2018
15 Temmuz direnişi, diriliş ruhuna dönüştürülmeli
14.7.2018
Socrates’i öldürmeliyiz; yoksa metafiziksiz bilim, yok oluşa sürükleyecek hepimizi...
9.7.2018
Topçu’nun düşüncesi: İrade metafiziği ve postmodern krizi öngörmesi
6.7.2018
Eğitim, kültür ve medyada büyük atılımın beş şartı
24.6.2018
Tarihin nasıl yapılacağına karar vereceğiz...
18.6.2018
Çağ körleşmesi ve ruh üşümesi: Sûr’a üfleme vakti şimdi... (2)
17.6.2018
Çağ körleşmesi, ruh üşümesi ve ruh’un diriltici “sûr” üflemesi... (1)
15.6.2018
Ramazan, ümmîleşme seyrüseferi; bayram, ümmetleşme zaferi
11.6.2018
Hakikat neresi, siyaset nereye düşer?
8.6.2018
TİKA’ya ve Arifan’a saldırmanın dayanılmaz hafifliği!
4.6.2018
Süleymaniye, Sinan’ın ibadeti; senin ibadetin ne, peki?
3.6.2018
Şehir, oruç tutar mı? Hem de nasıl!
1.6.2018
Bin yıllık omurga: Ortak tarih şuuru ve medeniyet tasavvuru
28.5.2018
Ruh atılımı olmadan aslâ!
25.5.2018
Askerî darbe girişiminden sonra şimdi de ekonomik darbe...
21.5.2018
İngilizlerle Yahudileri çözmeden bir mesafe katedemeyiz!
18.5.2018
Yahudiler dünyayı esir aldılar: Dünyanın bir Yahudi Sorunu var
14.5.2018
Köklü sorunlara köklü çözümler gerekir...
11.5.2018
Batılılar, yüzyıllık hesaplarını Türkiye üzerinden yapıyorlar!
6.5.2018
Anadolu’da fırtınaya direnen ve yeşeren tohumlar...
4.5.2018
Bir medeniyet meselesi olarak sinema
30.4.2018
Osmanlı ruhu ve modeli: İnsanlığın geleceği
29.4.2018
Hakikat şarkısı bitmesin diye uykuyu kendilerine haram edenler var olduğu sürece...
27.4.2018
Neden kader seçimi?
23.4.2018
Suud ve İran: İki püsküllü belâ!
20.4.2018
Kader seçimi
16.4.2018
Asıl hedef Türkiye!
15.4.2018
Suriye vuruluyor ama hedef Türkiye kuşatılmasıdır!
13.4.2018
İsrâ ve Mirac: “Lâ”dan “illâ”ya... İki “gece yolculuğu”…
9.4.2018
Deizmin kökleri ve nasıl önlenebileceği...
9.4.2018
İki büyük tehlike: Deizm ve ateizm dalgası
6.4.2018
Türkiye, yeni bir eksen oluşturamadığı sürece...
2.4.2018
Maddî bakımdan büyürken, İslâmî bakımdan kan kaybetmemizin önüne nasıl geçebiliriz?
1.4.2018
Yürüdüğün yol kadar değil, aldığın mesafe kadarsın...
30.3.2018
Hedef Mısır değil, İhvan!
26.3.2018
Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!
25.3.2018
İşte bir maarif inkılabı taslağı...
23.3.2018
Üç Aylar’da bütün yollar yürek ülkesi’ne çıkar...
19.3.2018
Kur’ân’ın kuşatıcılığını, aklın sınırlayıcılığına hapsetmek!
16.3.2018
Hem çağ’ı tanıma! Hem de tefessüh etmiş bir çağa göre Kur’ân’ı yorumla! Felâket, bu!
12.3.2018
Müslümanların direniş, diriliş ve varoluş yolculuğu...
9.3.2018
İnsan yetiştirmeden ve dünyasını inşa etmeden aslâ (1)
5.3.2018
Arapça Kitap ve Kültür Günleri: Sessiz bir devrimin ayak sesleri...
2.3.2018
Bütün darbeler İslâm’a karşı yapılmıştır
26.2.2018
Türkiye’nin ve coğrafyamızın istiklâl ve istikbal mücadelesi...
25.2.2018
Yaşadıklarımız, büyük doğum’un sancılardır...
23.2.2018
Üç Turgut Cansever: Düşünür, Mimar, Bilge
19.2.2018
Direniş ve diriliş ruhuyla donanmadan aslâ!
16.2.2018
Afrin Harekâtı: Türkiye’nin kendini bulma ve tarih yapma yolculuğu...
12.2.2018
Suriye’de kurtlarla dansımız başladı...
11.2.2018
Üç Abdülhamid: Mü’min, Mürîd, Sultan
9.2.2018
Suriye ve Mısır’la ilişkiler gözden geçirilmeli vakit geç olmadan...
5.2.2018
Türkiye’nin yanında mısın, karşısında mı?
4.2.2018
Bu ülkeyi herkes için güven adası yapmak zorundayız...
2.2.2018
Çanlar, Amerika için çalıyor...
29.1.2018
Amerikan hegemonyasının yani Yahudi gücü’nün sonuna doğru...
28.1.2018
“Türk askeri İslâmlaşıyor!” diye şikâyet eden celladına âşık tasmalı çekirgeler var bu ülkede!
22.1.2018
Afrin operasyonu: Dönüm noktası...
15.1.2018
Sorun üreten değil sorun çözen âdil bir hukuk sistemi şart!
8.1.2018
Durduğunuz yer, bakışınızı da, akışınızı da belirler...
5.1.2018
İran’la ortaklaşa oynanan asırlık tehlikeli oyun!
25.12.2017
Tarih fânîdir, hafıza bâkî...
24.12.2017
Dünyanın, “Tanrı’yı kıyamete zorlayan” bir 'Yahudi sorunu' var
22.12.2017
28 Şubat darbesi ve yıkımı...
18.12.2017
Hakikatin şifreleri: Hayatı okuma ve dokuma hamleleri...
15.12.2017
Tarihî kriz ve krizi aşmanın yolları...
8.12.2017
Küresel bir İntifada başlatılmalı!
3.12.2017
Türkiye’ye diz çöktürmek için “engizisyon mahkemesi” kurdular!
27.11.2017
Diyanet için üç büyük atılım önerisi
26.11.2017
Balkanlar’ın umudu: Köklü bir gelecek tasavvuru
24.11.2017
Suudlar ateşle oynuyor!
20.11.2017
Önümüzü açacak bir eğitim sistemi önerisi
17.11.2017
Sistemi dönüştürmek mi, sistem tarafından dönüştürülmek mi?
13.11.2017
Gazâlî yıkıcı mı, kurucu mu?
12.11.2017
İslâm, tek vazgeçilemezimiz olmadığı sürece...
10.11.2017
Suudlara biçilen tehlikeli roller!
3.11.2017
“Şoför” müyüz, “taşıt” mı?
30.10.2017
Diyanet büyük düşünmeli, kendisini yıpratmamalı ve yıpratılmamalı
27.10.2017
Medine’den Medeniyet’e, İstiklâl’den İstikbal’e...
23.10.2017
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
16.10.2017
Kervan’ın yolu niçin kesildi?
15.10.2017
Erdoğan’dan Saddam icat etmek istiyorlar!
13.10.2017
Türkiye’nin tam bağımsızlık yürüyüşü engellenemeyecek...
9.10.2017
İslâm, nasıl yeniden geleceğimiz olabilir?
2.10.2017
Eğitim, kültür ve medyada devrim yapmadan aslâ!
29.9.2017
Dünyanın üzerinde bir Avrupa hayaleti dolaşıyor...
22.9.2017
Hicret Ruhu: Diriliş umudu ve ufku
18.9.2017
Tarih, gücün değil, hakikatin kanatlarında yükselir…
17.9.2017
Çember daralıyor ama Türkiye herkesi şaşırtacak..
15.9.2017
Dünyayı çölleştiren, insanı tehdit eden tekno-paganizm çağına hoşgeldiniz!
11.9.2017
İnsansız şehir, şehirsiz insan…
8.9.2017
Gönül coğrafyamız, fokur fokur kaynıyor, bizi bekliyor…
3.9.2017
Kurban’ın öğrettiği hakikat: Ölüm gerçeği’nden ölümsüzlük fikri’ne ulaşmak…
1.9.2017
Kevser ve ebter: Nahr günleri ve “intihar” günleri
28.8.2017
Dünya bizi bekliyor… İyi hazırlanmalıyız…
25.8.2017
Yarın, çok geç olabilir…
21.8.2017
Laiklik dogması ve sopası…
14.8.2017
Dikkat! ABD, Türkiye’nin altını oyuyor adım adım…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive