Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Edebiyatın işlevi


19.12.2018 - Bu Yazı 329 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu dünyayı yazarak algılamak ne tuhaf bir tecrübe. İnsan yazmadığı zaman varlığını duyumsayamaz oluyor. Sanki çeperleri kırmanın başka yolu yokmuş, kelimeleri yan yana dizmeyince kanatlar yaralı gövdeye yapışıp kalırmış gibi. Her yazar en iyi bildiği şeyden yola çıkar, kendi macerasını başka tecrübelerin içinden geçirip bazen açıktan bazen de kırk kat örtüye sararak anlatır. Yazmanın merkezine gidince tek bir büyük hikaye vardır fakat buradan koparılan parçalara bakarsak kimsenin hikayesi ötekine benzemez.

Öte yandan benzemezlerin nasıl da birbirine benzediği muammasını sekiz yaşında fark etmiştim. Angelika isimli akranım küçük bir Alman kızının evimizde bir sene boyunca kalması, aynı odayı paylaşmamız, birbirimizin dilinden ilk kelimeleri öğreninceye kadar konuşamadan geçen günler. Çocuk tahayyülümün çok ötesindeki uzak ülkeden gelmişti, saçları mısır püskülü gibi, benimki tersi, bizde televizyon henüz yok ama o ülkesindeyken uyumadan seyrettiği bir çizgi film için ağlıyor. Birlikte oyun oynayarak, okula giderek, dokunarak, elbiselerimizi değiş tokuş edip, bebeklerimizi uyutarak tanışıyoruz. Başka ülkelere başka insanlara ve kültürlere dair iyi duygularımın sonsuz merakımın uyanma saati. Zamanla birbirimizin dilini öğrendik elbette fakat asıl önemli olan ortak insani dilin, gönül bağının kurulması. Sonra okulda akran şiddetiyle tanıştık birlikte, insan küçük ya da büyük olsun illa fiskelerle ilerliyor, can yanmadan büyüme yok. Angelika bir sene sonra ailesinin yanına Hamburg’a dönünce okumak yazmak bu büyük boşluğu doldurmak için elimdeki tek çare haline geldi belki de. Bizim bilmediğimiz ülkelerde aşina olmadığımız tecrübeler yaşanıyor, fakat oralara gidemezsek onlar bize gelir kitapların içinde. Okuma evreni rüya gibi, dile benden ne dilersin mucizesi yaşanıyor; ister çarlık Rusyası’sının Petersburg’unda bulursunuz kendinizi, isterseniz de 2. Dünya Savaşı sonrasının Avrupa’sında. İşgal günlerinin İstanbul’unu da yaşamış gibi olursunuz mesela Mithat Cemal Kuntay okuyarak, ya da modern zamanların Amerika’sında olanlara tanık olursunuz Adam Johnson’un, Paul Auster’in kaleminden. 

***

Yazmak bir bakıma Angelika’nın hakikatine eğilmekti benim için, farklılıklardan çatışma üretme hastalığına kağıt üzerinde olsun son verme arzusuydu. Yönetmen Ahmet Uluçay’ın dediği gibi, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filminin çilekeş yönetmeni, bir karın ağrımız, derdimiz davamız olduğu için yazıyorduk. Mutluluğun resmini çizmek lazımdı elbet, fakat bunun için çıkmamıştık yola. Önceliği örseleyen, inciten, azaltan, var olanla olması gereken arasındaki mesafenin uzadığı karaltılara veriyorduk. Mutluluğun bu aralardan filizlenebilme ihtimaline odaklanmak öyle çetrefilli ki, bir de şöyle deneyelim oyalanmasıydı belki yazmak. “Bir görünür gibi oluyor bir görünmüyor” olan şey nedir peki? Tahkiye boş zamanların eğlenceli hobisi değildir, son derece disiplin isteyen ağır bir özveri ve işçilik.

Başka yazarların olaylara bakışı, kurduğu yapı, biçim kıymetlidir ama yazarken uzaklardan eve, akleden kendi kalbimize dönmek elzem. Üslup ve özgünlük kendi evinden neşet eder. Bilgiden fazlasına ihtiyacı olan insana bir şey anlatır edebiyat. Duyguların sezgilerin metafiziğin ve kanatlanmaların ülkesinden haber getirmek gibi. Edebi metin de bilgi verir ama ister istemez olur bu, yoksa işlevi sezdirmek, bilgiyi duygunun içinden geçirmek. Görünmeyeni görünür kılmak, iyi ve kötü arasındaki mesafeleri aşındırmak, eğretilemelerle gölgede kalmış anlara ışık düşürmek. Kendi hakikatini tek hakikat diye sunacak, sen diliyle itham tehdit ve tedip edip susturacak, rol dağıtacak kitaplar okumayı sevmiyorsak böyle kitaplar yazmaktan da uzak durmamız lazım.

İhtiyacımız olan en önemli şey büyük bir baloncuk, maruz kaldığımız binlerce mesajı, öneriyi, bir örnek mutluluk telkinlerini, amansız ihtiyaçlar listesini, sosyalleşmenin abartılmış katranlı yoğunluğunu dışarıda bırakan boşluk.  Edebiyatın en sade işlevi bu belki de, bizi kuşatmanın dışına çıkarmak.

Facebook Yorumları

reklam
8.04.2020
Normale dönmesin dünya
1.04.2020
Bal Ülkesi
18.03.2020
Kovid- 19 günlüğü
11.03.2020
Avrupa’da kaybolan mülteci çocuklar
4.03.2020
‘Böyle Daha Güzelsin’
26.02.2020
Kendini hiçe sayan karınca
19.02.2020
Kadınların saklı derdi
12.02.2020
Kısa film ve fotoğrafla göç
5.02.2020
Filistin Enstitüsü
29.01.2020
Deprem Bakanlığı
22.01.2020
‘Bahçesiz okullar kapatılsın’
16.01.2020
Ekolojik olan etiktir
8.01.2020
Samatya’da bir çanta
1.01.2020
2019 neymiş meğer
25.12.2019
Geleceği öngörme sanatı
18.12.2019
Kadınlar güzeldir
11.12.2019
‘Zannettiğin kişi değilim’
4.12.2019
Tokat’ta ‘mülteciler ve edebiyat’
27.11.2019
2050’de ne olacak?
20.11.2019
Yaşamak hastalığı
13.11.2019
Keçeciler Caddesi
6.11.2019
Şehir sakinleri ne istiyor?
30.10.2019
Kartepe Mutlu Şehir Zirvesi
16.10.2019
Muazzez hanım
9.10.2019
Çocukların kıyameti
2.10.2019
Deprem ve şehir etiği
26.09.2019
Kısa film büyük imkan
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
25.03.2020
Korona tarihi hızlandırdı
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
28.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive