Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Nasıl bir dünyada yazıyoruz


18.4.2018 - Bu Yazı 83 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yazmak, yaşadığımız dünyanın gerçekliklerinden bağımsız bir eylem değildir. Bizi kuşatan kişisel çevre ve koşullar kadar yaşadığımız dünyanın başından geçenler ile ortak insanlık tarihi ve kaderi de kelimelerimizin yönünü, anlamını derinden etkiliyor. Bu aralar kitaplar üzerinden buluştuğumuz lise öğrencilerinin bizim dehşetle idrak ettiğimiz birçok olayı sadece tarihi bir vaka olarak işitmiş ya da hiç duymamış olduklarını görünce kısa bir hatırlatma ihtiyacı duyuyor insan.

Yaşımız gereği bizzat yaşamasak da büyüklerimizden Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’ndan sonra tesbih tanesi gibi dağılışının, gündelik hayatlarına kadar derin etkilerini dinledik. Balkan Harbi, Rus Harbi, mütareke yılları, İstanbul’un işgali, Çanakkale Savaşı, mübadele, tehcir ve daha nice olayların hatıratlara edebiyata yansımalarına muttali olmalı gençler. II. Dünya Savaşı’nın kasıp kavurduğu Avrupa’ya, 1948’de ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin neden cihanşumül olamadığına ve dünyada ABD kutuplu yeni bir düzenin kuruluş evrelerine az çok nüfuz etmemiz lazım. 

***

1979’da İran’da İslam Devrimi oldu. 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışının tetiklediği krizle Sovyet Rusya da ayakta kalamadı birçok devlete bölündü. Bizim kuşağımız bu yaşananların devamındaki gelişmelere maruz kaldı ve hâlâ da etkilerini hissedebiliyoruz. Yeni dünya düzeninden bahsedilmeye başlanmıştı. Küreselleşme (globalleşme) iddiasına göre, işler yolunda giderse, dünya çapında eşitlik ve adalet günleri gelecek yerküredeki her şey hakça paylaşılabilecekti. Yeni dünya düzeninin içini herkes kendi zaviyesinden doldurma peşindeydi.

31 Aralık 1999 gecesi oldukça önemli bir gündü mesela. Gece onikide üçüncü milenyuma adım atacaktı insanlık. O gece ekranlara dünyanın uzaydan çekilmiş fotoğrafları yansımıştı, Orta Amerika, Avrupa ve Japonya ışıklar içinde, dünyanın geri kalanı karanlıktı. Böyle söylüyordu haberler ve görüntüler. Sonra yeni milenyumun ilk küresel konferansı 31 Ağustos-5 Eylül 2001’de Güney Afrika’nın başkenti Durban’da gerçekleşti. Binlerce insan ırkçılık, ırk ayrımcılığı, yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadele konferansında konuşup tartıştılar ve ortak bir bildiri yazdılar. Amerika ve İsrail’in bildiriyi imzalamayı reddetmesi üzerine akılda sadece kaba güç kalmıştı. Zamanın BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın “Bu hiç iyi olmadı fakat tarih bazen çok hızlı hareket eder” sözü vücut buldu sanki. Birkaç gün geçmeden 11 Eylül 2001’de malum olay, New York’da ikiz kulelere saldırı gerçekleşti.

Medyanın açıkça silah gibi kullanıldığı zamanlara erdik sonra. Nice bahanelerle ve güya ahlaki gerekçelerle önce Afganistan (Ekim 2001) sonra da Irak (Mart 2003) yerle bir edilmeye başlandı. Sonra da Suriye’de yaşanan nice hatalar sayesinde (2011) yükselen iç savaşa herkes benzinle gitti ve taş üstünde taş kalmadı. Ülkemizde 1960’tan itibaren yaşanan sonuncusunu akıl almaz biçimde 2016’da idrak ettiğimiz darbelerin de yerel olmayıp bu global tiranlıkların bir uzantısı olduğunu biliyoruz elbette. Gazete köşesine sığmayacak sayısız alt üst oluş.

***

Bir hikâye roman şiir yazılıyorsa işte böyle bir kısa tarih içinde yüzerek yazılıyor. Edebiyatı steril ve temiz tutma çabası beyhude olur ve kendi zamanının tanığı olabilmektir edebiyatı değerli kılan unsurlardan biri. Elbette edebiyattan olanı anlatmakla yetinmenin ötesine geçip başka dünyanın mümkün olabileceğini gösteren incelikli işaretler vermesi, nefreti kırması, insanlar arasındaki rabıtaları güçlendirerek umudu yükseltmesi beklenir. Elimizdeki dünyayla yetinecek ve boyun eğeceksek neden yazalım ki?

Facebook Yorumları

reklam
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları