Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Dindar nesil meselesi


11.4.2018 - Bu Yazı 431 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gençlikten, dindar nesillerden çokça konuşulan şu günlerde, meseleye iyi niyetli fakat soyut bir yerden yaklaştığımız zamanı anmadan eğilmek mümkün görünmüyor. Hayır, Tanzimat’ın ilanına kadar geriye gidecek değilim. Kendi kişisel tarihimizden bir güne anlık bakış sadece.

11 Eylül 2001’den yaklaşık iki hafta önce bir sempozyum gerçekleştirmişti kurulalı henüz iki yıl olmuş olmamış olan Özgür-der. Seyyid Kutup’un şehadetinin 35’inci yıldönümünü idrak etmemiz dolayısıyla “Kur’an neslini inşa sorumluluğu” başlıklı programda tarihsellik, özgürlük, inşa ve ibda üzerine önemli tartışmalar ve tebliğler sunulmuştu.

***

Açılış konuşmasını yapan şair Ali Emre düşünür edebiyatçı dava adamı olarak öne çıkan Kutup hakkında çok farklı yaklaşımlar olduğunu anlattı. Arap dünyası onu yeterince anlayamadığı gibi, Türkiye’de de insanları topyekûn ret ya da onaylama alışkanlığı yüzünden, kimi göklere çıkarıyor, kimi ise onu gençleri uç noktalara savurmakla itham edip mahkum ediyordu. Maceracı, yabancı, ithal düşünür gibi nice sözler de eksik olmazdı. İnsanların eksikleri olabileceğini, uzlaşabileceğimiz yanlarını alıp birlikte yola devam edebileceğimizi kabul etmek mümkün oysa. Benim için ayetlerin tefsirinde farklı kaynaklara başvururken atlayamayacağım bir kıymetti. Amerika’da kalmış, Batı medeniyetine yakından nüfuz etmiş, Diken romanını yazmış, şiir divanı olan, Kur’anda Edebi Tasvir ve Kur’an’da Kıyamet Sahneleri kitaplarının müellifi. Elbette edebiyat ve sanattan yolu geçmemiş müfessirlere göre farklı yollar açan ve ilham veren bir tefsir olan onaltı ciltlik Kur’anın Gölgesinde eseri. 

Sempozyum kitabında Emre insanın insan olmaya yabancılaştığını, zulmün ve münkerin, tuğyan ve hevaya uymanın, acıların ve yıkımların dünyayı yaşanmaz hale getirdiğini, yolun ve istikametin bulanıklaştığı bir dönemin idrak edildiğini söylüyor, 29 Ağustos 2001’de. Dünya daha da kötüye gitti o günden bu yana. Onlarca yıldır emperyal saldırılarda kıyıma ve yıkıma uğrayan halklar ve şehirler karşısında susan dünya, ikiz kulelere yapılan saldırıyla sarsıldı.   

Bizde 28 Şubat’ın artçı şoklarının yaşandığı, başörtü yasaklarının en acımasızca uygulandığı zamanlar. Farklı meşreplerden yaklaşımlardan insanlar bir araya gelip konuşabiliyordu. Mustafa İslamoğlu’na göre Kur’an’ın mucizesinin gerçekleşmesi için lafzının tahriften korunması yeterli değildi. Medine toplumu ancak emaneti alan insanların onu doğru anlamaları sayesinde gerçekleşebilecek bir sonuçtu. Müslümanlar olarak muhatabın Kitab’ı teslim alması, istediğini söyletmesi süreçlerinden geçiyorduk. Konuşmacılardan Hamza Türkmen’e göre ise İslam tarihini yazanların iki sınırlılığı vardı. Biri yazanın akli kapasitedeki sınırlılık, diğeri ise yaşadığı çevre ve koşulların getirdiği kültür ve önceliklerden yeterince arınamamış olması. Bununla beraber tarihle sağlam bağımız, bize aktüel olanı, günümüzü, geleceğimizi, tüm zaaf ve imkanlarımızla birlikte doğru okumamızı sağlar. Çünkü bu günkü yaşam tarzımızın kaynağı tarihten devraldığımız kültür düşünce ve medeniyet. Bu durumda kavim coğrafya ve sınıf gibi aidiyetler kimlik halini almamalıdır der

Türkmen. Atasoy Müftüoğlu’na göre ise geleneksel kültür bugünün gerçekliği ile hesaplaşamıyor. Tarihi yapan özne haline gelmek için genç ve üretken kültürlerle boy ölçüşebilmesi lazım. Bugünü bütün boyutlarıyla tanıyan, tanımlayan, kendi kavramlarını üreten, geleceği öngören bir bakış açısına ihtiyaç var. Mehmet Pamak ağabeyimize göre ise içinde yaşadığımız toplum cahiliye döneminin bütün vasıflarını taşımakta. Fakat İslam davetçisi diğer ideolojilerdeki gibi baskı zulüm silah ya da kanlı devrimler yoluyla değil, adaletli bir hukuk sistemiyle etkili olabilir. Metin Önal Mengüşoğlu ise avam havas ayrımına dikkat çekmiş. Muhkem müteşabih ayrımlarıyla bazı ayetlerin gizlenmesine veya herkes anlamaz zihniyetiyle ruhbanlık sınıfına benzer yapılar oluşturulmasına karşı durmuş. Buna göre aklın almayacağı değil her normal çalışan aklın erebileceği bir dindir bize tebliğ edilen. Bu dinin hiçbir prensibi ilkesi bilgisi ve haberi ilk günden itibaren hiç kimseden saklanmadı, saklanamaz.

***

Elbette çok kıymetli ve verimli tartışma zeminleri yaratacak tebliğler. Tartışmaların güncelliğini aynen muhafaza etmesi de şaşırtıcı değil. Fakat ‘gençlik inşa etmek” ten başlayarak üzerine düşünülecek ne çok kavramsallaştırma var. Kitap okunmuyor denilse de günümüzde bu koca bir hurafe. Binlerce genç okuyor dinliyor tartışıyor, içinde yaşadığı dünyayı, Müslüman alemde düşünce ve pratik adına neler olduğunu anlamaya çalışıyor. İkiz kulelere saldırı esnasında da, bu tebliğler sunulurken de bebek olan gençler büyüdü, her nesil gibi korkunç bir darbeye (15 Temmuz) tanık oldular ve dünyanın farklı bir eşiğe geldiği zamanları idrak ediyorlar. Yukarıdan aşağıya inşa edilme fikrine ne diyorlar, kendilerine nasıl yaklaşılmasını bekliyorlar, sadece teoriyle yetinemeyip hayatın içinden güzel örneklerle karşılaşma ihtiyaçları çok mu kınanacak bir durum. Çok soru çok cevap zamanı.

Facebook Yorumları

reklam
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları