Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz


1.3.2018 - Bu Yazı 211 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  28 Şubat darbesi hakkında yazmayalı çok olmuş. Efradını cami bir yazı yazmanın güçlüğüyle alakalı sanırım bu durum. Konuşulacaksa evveli ve ahiriyle işin kökenine inerek konuşmak elzem. Aksi halde her meselede olduğu gibi başkalarını suçlayarak işin içinden çıkar ve birikmiş meseleleri çığ gibi birbiri üzerine yığmaktan başka bir şey yapmamış oluruz.

Osmanlının 1. Dünya Savaşından sonra tesbih tanesi gibi dağılmasıyla bölgedeki ulus devletlerin önü açıldı. Cumhuriyetin Batıcılık ve ulusçuluk üzerinde yükselen paradigması milletin kimliğini bütün bileşenleriyle kabul etme ve muteber addetmede zafiyet içindeydi. Toplumun genel manada cumhuriyetle bir problemi yoktu fakat jakoben elitist üsttenci Kemalist söylem, yüzyılların içinden süzülerek gelen inanç kültür toplum birikimini hiçe saymıştı. Masa başında çalakalem kurgulanmış bir insan yaratma ülküsü en çok tartışılan meselemiz. Bu yönüyle 28 Şubat yeni bir şey değildi. Etnik baskı ve kıyımların ardından bu sefer de kimliğimizin inanç boyutuna yönelen bir darbeydi sadece. Bu ülkenin en büyük problemi insanlara nasıl düşünüp nasıl yaşaması gerektiğini radikal biçimde dikte eden sistemin bir türlü dönüştürülememesi. Son on yılda vesayetin bütün vecheleriyle kökten geriletilmesi için atılan büyük adımlardan sonra sağlam bir sistem tartışmasının eleştirisinin yapılamaması.

                                                                  ***

Başörtülü kadınlara yönelik dünyada benzeri az bulunur hak ihlalleri cana kastedilmediği için yeterince anlaşılamadı. İkna Odası romanımı okuyan bir ilahiyat hocamız meseleyi bu kadar dramatize etmemizin yanlış olduğunu, nihayetinde bir kadının üniversiteye gidemiyorsa evinde eşiyle mutlu olabileceğini söylemesi kırılma noktasıdır benim için. Meseleyi en iyi anlamasını beklediğimiz kişilerin bile biganeliği. Kendi üniversitemde yasaklar başlayınca memleketlerinden çıkıp gelen, tıp fakültesinin ileri sınıflarındaki kızlarını bile alıp götürmek için harekete geçen, rektörle bir görüşelim bakalım deme gereği bile duymayan babaları hatırlıyorum. Neden sonra büyük mücadeleler verildi elbette. Genç kadınların canına kastedilmediği için akıl almaz haksızlık farklı kesimler tarafından yeterince ciddiye alınmıyordu. Oysa en temel haklardan inanç ve eğitim hakkınız elinizden alınınca, bu evliliğinizin şekillenmesinden hayattaki duruşunuza kadar sizi ölene kadar etkilemekle kalmıyor, bütün aileyi çevreyi sarsıyor. Gelecek tasavvurunuz, hayalleriniz, çevreyle kurmayı planladığınız iletişim ve etkileşim tarzınız elinizden alındığı gibi bir de istenmeyen aşağı arkaik zararlı ülkesini karanlığa sürükleyen biri olarak işaretleniyorsunuz. Kuşağımızın kadınları mütedeyyin entelektüel erkeklerin de esas kadın olarak başörtülü olmayan kadınlara değer verdiği, sessizce aşağılama korosuna katıldıkları zamanların şahidi ne yazık ki. Bu daha derinden giden yok sayma, kaale almama travmasının genç kuşaklardaki etkisi ise henüz ölçülebilir araştırmaların konusu olmuş değil. Şimdilik görmezden gelinen dağılmalar savrulmalar hakkında da önden gidip yolu açmak yerine, arkadan sürüklenmek mukadder görünüyor.     

                                                                   ***

Jakobenlerin ettiğini konuşalım senelerce. Peki hala kadına nesne ve mülk gözüyle bakan, din adına nice hakaretler yağdıran, konumlar biçen kanaat önderlerinin açtığı yaraları konuşabilecek miyiz? Sevgiden saygıdan iz’andan yoksun üslupları, insanı, zamanı,  İslamı, Peygamberimizi kavramaktan uzak yaklaşımlarıyla kadınlara yönelik şiddete istismara verdikleri desteğin bilincindeler mi. Bu insanların erkeğe ve kadına ayrı ahlak ve fıkıh öneren din anlayışlarını İslamla telif etmek mümkün mü? 28 Şubat bin yıl sürecekse eğer, kadını cinsel kimliğine hapsetmeyi öngören, insanlık tahtında eşitlenmeyi, takvayı cinsiyetin önünde tutmayı zül addeden anlayışların gençlere sürekli aktarılmasıyla sürecek.

Facebook Yorumları

reklam
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları