Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek


24.1.2018 - Bu Yazı 411 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Vincent Van Gogh’un tablolarını görmek için Amsterdam’a gittiğimde müzedeki uyarılar yersiz gelmişti önce. Sessiz olun lütfen, fotoğraf çekmeyin, cep telefonu kullanmayın denilmesi ne kadar da yerindeymiş. Kendi içlerine dönmüş, tarlalarda çalışan dindar insanların kırılgan dirayeti, yıldızlı gökyüzünün insan kalbiyle alabildiğine iç içe hüznü, ölmeden önce yaptığı son resimdeki kargaların teslimiyeti önünde uzun zaman geçirirken her şey batıyor insana. Ziyaretçilerin kendi aralarındaki uğultularına, mekanik aletlerin saldırısına maruz kalmak istemiyor insan gerçekten de. Sergiden bir tek kare yok elimde ama tek bir insana dokunmanın değerini ruhuma nakşetmesi bu yolculuğa değer. Patates yiyen bir hane halkının loş aydınlığında, evin önündeki ayakkabıların neredeyse insanın bütün macerasını dışa vuran duruşunda, papatyaların dile gelişinde yerel ve evrensel arasındaki mesafelerin nasıl kaybolduğuna tanık olmak. İnsanın insanla doğayla iradeyle azim sınanışını, kaçınılmaz yoldaşlığını, kaderin ıssızlığını ve hükmün inayetini fırça darbelerinin içinde görmek.

Van Gogh’la ilgili çok farklı bir film çalışması olduğuna dair haberler birkaç yıldır bütün dünyada heyecan yaratmıştı. Kendisi de bir ressam olan Polonyalı yönetmen Dorota Kobiela Vincent’ın tekniğine tıpkısıyla bağlı kalarak, biyografisini resimlemeye başlamıştı yıllar önce. Sonra uzun emekler sonucu 125 ressamın katıldığı bir animasyona imza attı İngiliz yönetmen Hugh Welchman ile birlikte Loving Vincent (2017). Ressamın eserlerinden yola çıkarak, çağdaş yaşayan ressamların aslına uygun çalışmalarının da katılımıyla, Vincent’ın kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplardaki kronolojiyi izleyen bir hikaye çıkmış ortaya. Resimle biyografi çalışması bakımından dünyada bir ilk. Doğal olarak 30. Avrupa Film Festivali’nde en iyi animasyon ödülünü aldı.

Kurgu ressamın ölümü etrafındaki sır perdesini kaldırmak üzerine inşa edilmiş. Yoksulluk ve hastalıklarla mücadele ederken otuzyedi yaşında hayatına son veren, yüzlerce resim yaptığı halde yaşarken sadece birini satabilen, resim yapmak için ve hayatta kalmak için gerekli desteği almaya çalıştığı kardeşine yazdığı mektuplarda bu durumun onu ne kadar örselediğini anlatan ressam aslında üst orta sınıf saygın bir aileye mensup. Fakat hayattaki duruşu ve tercihleri yüzünden aileden gerekli desteği ve övgüyü görememiş bir türlü, tersine onaylanmama acılarını bütün benliğinde yaşamış.

Nasıl onaylansın ki, saygın bir din adamı olarak itibarlı bir konumda yaşamını sürdürme imkanı önüne defalarca serildiği halde, ruhunu besleyen ama beş kuruş getirisi olmayan resim işine adıyor hayatını. Düzgün bir evlilik yapıp dindar ve disiplinli annesine torunlar vermek yerine, bir elinde çocuğu ve karnında da bebeği olan fahişeyi kendine hayat yoldaşı yapıp, kıt ekmeğini onlarla paylaşmaya kalkıyor. Bir rahip olarak atandığında kendisine tahsis edilen evi bir evsize verip samanlıkta yatıp kalkmasına ne demeli. Dinin ve din adamının saygınlığına gölge düşürmesi affedilmiyor. Güya benzersiz parlak renklere meyletmiş, zamanın ağırbaşlı pastel tonlarına inat, ama fazla neş’e demek değil bu. Fırçasını kullanma biçimiyle sarıyı yeşili kırmızıyı ve maviyi insanın bu dünyadaki imtihanını anlatmaya adamış sanki, çoşkulu renkler inanç, sabır ve tevekkülün dışavrumu. Köy ve kasabaların yerel kafelerin içinden insanlığa seslenmeyi başarıyor. Buradan bakınca deli demek doğal, kimsenin kimseye bir dilim ekmek vermek istemediği bir dünyada, akıllı işi değil yaptıkları.

Film bir postacının elinde kalan (Vincent’ın Theo’ya yazdığı) son mektubu oğlu Armand’a elden ulaştırması için teslim etmesiyle başlıyor. Theo’ya ulaşmaya çalışan Armand bizi ressamın kiracısı olduğu odaların, ev sahiplerinin kızlarının, sırlarını paylaştığı doktorların arasından geçirip ölüm gününe kilitliyor. Cinayete mi kurban gitti iddiaları sis gibi dağılıyor filmin sonunda. Kendini vurup uzun bir yürüyüşle odasına ulaştığına göre ölmek değil halini arzetmekti belki de muradı. Bunu artık kimse bilemez. Theo da bu acıya dayanamayıp altı ay sonra vefat etmiştir. Rahip ve sanat simsarı dini bütün Hristiyan ailenin mutlu bir yuva kurup çocuk sahibi olmuş düzgün hayatlı oğlu da abisinin girdabındadır bir şekilde. İki kalp bir akıl olmuşlardır zaman içinde. Tekneci güneş doğmadan gelip ilk saf ışığı yakalamak istediğini, elindeki tek yemeği kargalara verişini anlatırken, doktorun kızı Marguerita gözlerindeki çılgın ateşten söz eder. Dua et ve çalış (ora et labura) Theo’ya öğüdü. Sağlamlık, yalınlık ve içtenlik bakımından eksikleri olduğu söylüyor sonra da buna bir günde varılamayacağını bildiriyordu. İmanlı kişiler acele etmemeli sabırlı olmalıydı tekamül ederken. Olana dayanma gücü veren şey içinin ta derinliklerinde duyduğu Allah inancıydı. Kalbimi ve ruhumu işime kattım bunu yaparken de aklımı kaybettim diyordu. Tek bir insanın resmine hakikatine eğilmeyi öğrenemeden, bir insanı koşulsuzca sevemeden, canından malından mesainden keyfinden başkası için harcayamadan Vincent’ı anlamak ne mümkün.

Facebook Yorumları

reklam
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
28.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive