Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı


27.9.2017 - Bu Yazı 227 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Fatih Camii’nin geniş avlusunda bir kanepeye oturmuş ağlayan kadını gördüm ilkin. Kızkardeş kaybetmenin tarifsiz ağırlığıyla sessiz gözyaşları döken Seza Barakat bint Abdullatif. Şam Üniversitesi Arap dili edebiyatını bitirdikten sonra yıllarca Arapça öğretmenliği yapmış önemli bir akademinin müdürlüğünü yürütmüştü. Irak ve Filistin halklarının hakkını korumak için kurulan ‘siyonizmle mücadele ulusal derneği’nin üyesiydi. Mavi Marmara’ya can pahasına binen gazi kadınlardan biri. Onu Suriye’yi yerle bir eden savaştan önce, Aralık 2010’da Zahide Tuba Kor’un söyleşisiyle, can verilen Gazze gemisine binme hikayesiyle tanımıştık. Kor’un ‘İsrail’in tehditlerini duymuştunuz, bu sizi düşündürmedi mi’ sorusuna ‘evet ama boyun eğmek istemedik, ölürsek şehit olurduk, kalırsak da ambargoyu kaldırmış olacaktık, Filistin halkına borcumuzu ödeyecektik iki halde de’ diye cevaplamıştı. Filistinlilerin özgür onurlu yaşama hakkı için birçok dinden insanla hatta ateist gönüllülerle birlikte şevkle gemiye binmişlerdi. Yaralılara nasıl baktıklarını, sonra elleri kelepçelenerek gemiden nasıl çıkarıldıklarını anlatıyordu. Mavi Marmara derin izler bırakmış onda, Peygamberimizi Mescid-i Aksa’ya taşıyan Burak gibi görüyordu gemiyi. Bunu ve gemi yolcularıyla yapılan daha birçok söyleşiyi Zahide Kübra Kor’un Küresel Vicdanın Dilinden Özgürlük kitabından okumak lazım.

İslam dünyası küçük hesapları bir yana bırakmış, hak ve adalet duygusu gelişmiş evlatlar yetiştirmeyi önceleyen güzel ailelerle dolu. Seza’nın kız kardeşi Orouba da ablası gibi savaş öncesinde muhalifleri cezaevlerine dolduran rejimin karşıtı, sonrasında Özgür Suriye Ordusu’nun destekçisiydi. Suriye cezaevlerindeki insanlık dışı koşulları anlatan bir belgesel yaptığı için savaştan önce ülkesini terk etmek zorunda kalmış, Londra, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Amerika derken ABD’de dünyaya gelen kızı ile son durak olarak İstanbul’a yerleşmişlerdi. Burada kardeşleri arasında güvende olacaklarına inanmışlardı demek ki. Cenazeye gelen Şehir Üniversitesi’nden arkadaşları Siyaset bilimini yeni bitiren Hulla’nın geleceğini Türkiye’de gördüğünü söylediler. Seza hanım Orouba’nın barışa, özgür bir Suriye’ye, adalete olan özlemini dile getirirken, konuşma yapan yakın arkadaşı Fatıma Hüseyin onun etkili bir ses ve bir ordudan daha güçlü bir kadın olduğunu vurguluyordu. Cenaze namazı esnasında durgun havanın değiştiğini güçlü bir esintinin çıktığını bilmem fark etti mi hazirun? Gerçekten tertemiz halis niyetli fedakar mümin kadınlarla karşı karşıya oluşumuzu hissetmemek ne mümkün.   

Musalla taşının gerisinde sırtını kadim caminin duvarına vermiş ağabey taziyeleri kabul ediyordu. Yanında amca ve teyze çocukları. Avluyu dolduran iyi eğitimli muhalif Suriye halkının profili, bugüne kadar kamuoyuna yansıyan görüntü ve imajlardan ne kadar farklı. Bir kez daha artık bir parçamız olmaya başlayan mültecilerin düşünsel birikimini ortaya koyan, ressamlarını müzisyenlerini edebiyatçılarını siyaset bilimcilerini nazara veren yaklaşımların ve çabaların yetersizliğine hayıflandım. Kendi aramızdaki farklı fikirleri işitemediğimiz gibi, onların bütün bu olup bitenler hakkında ne düşündüklerini, ülkelerinin, Türkiye’nin ve bölgenin geleceğine nasıl bir projeksiyon yaptıklarını da bilemiyoruz ne yazık ki. İlla Avrupa’ya Amerika’ya göç edecekler, sonra onları uzaklardan İngilizceden Fransızcadan çevirip okuyacağız. 

Esed katil babasının yolunu izlemeyip problemleri şiddetle bastırmak yerine, talepler arasında dengeler kurmaya yönelseydi başka bir Suriye başka bir Ortadoğu olurdu. Fakat Baasçılıkta böyle ihtimaller yok ne yazık ki. Suriye’ye sivil toplumla 2003’ten itibaren defalarca gitmiş biri olarak demokratik adımlara yanaşmamasını protesto edip Esed’in görüşme taleplerini reddetmiştik. Daha sonra Türkiye yakın ilişki kurunca bunun daha iyi bir yol olabileceğini, yumuşak güçle daha iyi sonuç alınabileceğini düşündük. Erdoğan ve Davutoğlu’nu destekledik. Sonrasında AK Partili yöneticilerin de içten içe tartıştığı ve şimdi geri döndüğü politikalar var ve bu süreç önemli dersler çıkarılacak tecrübelerle dolu.   

Barakat ailesinin hedef alınması bu suikastle bitmiyor; Seza hanımın yeğeni Deah Shaddy Barakat ve eşi ile eşinin kızkardeşi de 2015’te ABD’de ırkçı Craig Stephen Hicks tarafından evlerinin önünde öldürülmüş, İslam nefretinin kurbanı olmuşlardı. Ailece evrensel boyutta Müslümanların başına gelenlerin, yeryüzündeki genel insanlık krizinin aynadaki yansıması bu güzel insanlar. Belli ki cennette buluşmak için bir ahit var aralarında.     

Suriyeli kardeşlerimizin dinmez yaraları taptazeyken, onlara karşı kimi kışkırtmalarda bulunan insanlar, Ortadoğu’nun ayarlarıyla oynamak, hepimizi birbirimizden ayırıp yem yapmak isteyenlere hizmet ediyor. Bir avlu dolusu çeşitli donanımlara sahip onurlu Suriyeliyi görünce ne büyük kazanç ve zenginlik içinde olduğumuzu bir kez daha onayladı aklım ve kalbim. ‘Misafir on rızıkla gelir birini yer onunu size bırakır’ hadisini de. Tasada ve sevinçte ortaklıklar kurarak cevap vereceğiz ırk kavramını icat edenlere. 

Facebook Yorumları

reklam
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları