Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor


6.9.2017 - Bu Yazı 372 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Arakanlı Müslümanların adı ve kimliği olmadığı iddia ediliyor ama başlarına gelen korkunç kıyım tamamiyle gerçek. Gündemimize 2012’deki katliamlarla ve akabinde dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Emine Erdoğan hanımın bölgeye ziyaretiyle girdiler. Evveliyatları ise çok kadim, onlar bölgede ne mülteci ne misafir ne de yabancı. Orada bin 200 yıldır yaşamakta ve kök salmaktalar. Varlıkları kimlik karmaşası yaratılarak yok sayılmak isteniyor. Bangladeş ve Myanmar arasında sıkışıp kalan bir coğrafyada kaderleri sürekli tehdit altında. Arakan şu an itibariyle Myanmar devletinin yedi eyaletinden biri ve burada çoğunluğu Rakhine olarak bilinen Budist grup oluşturuyor. Yüzde 25’i oluşturan Müslümanlar hakkında ise iddialar muhtelif. İHH’nın araştırma grubundan Emrin Çebi’nin hazırladığı kıymetli rapora göre bu insanlar Bangladeş’in Chittagong bölgesiyle sınır; Maingdaw ve Buthidaung bölgelerinde yaşayan ve Myanmar tarafından ısrarla “Bengali” olarak anılan Rohingyalar.

Belki de 1430-1784 yılları arasında Mrauk-U (Mrohaung) Krallığı döneminde buraya yerleşmiş ve hâlihazırda Mrauk-U ve Kyauktaw bölgelerinde yaşayan Müslüman topluluk. Başka bir fikir; Kamein/Kaman olarak bilinen Ramree Adası’na yerleşmiş Arap ve Fars tüccarların torunları. Myanmar’ın 1948 ve Bangladeş’in 1971 olan bağımsızlık tarihlerinden önce de buradaydılar ama şimdi Rohingya kelimesi bile zikredilmiyor.  

Kimi kaynaklar 1936’da kurulan ve Rohingyaların ilk siyasi oluşumu olduğu ifade edilen The Rohingya Jam’iyyat al Ulama (Rohingya Âlimler Cemiyeti) adında geçmesi sebebiyle kelimenin kökenini bu tarihe dayandırmaktadır. Başka bir kaynakta ise kelimenin Guardian Daily’de 20 Ağustos 1951’de dönemin Buthidaung milletvekili Abdul Gaffar tarafından yazılan “The Sudeten Muslims” başlıklı yazısında geçtiği ifade edilmekte.

***

Batılı seyyah ve antropologların notlarına dayanan tartışmalarda Rohingyaların Muğal, Afgan, Patahan ve Bengali göçmen askerler ile Arap ve Fars tüccarların sonraki nesilleri olduğu söyleniyor. Bu görüş Rohingya siyasi oluşumları tarafından kabul ediliyor ve Müslüman seyyahların bölgeye dair notlarıyla uyumlu. Bir de Bangladeşli bir halkla ortak kökenden geldiği iddiaları var. Bu görüş Rohingyaları ülkeden gönderme planı çerçevesinde Myanmar tarafından hararetle savunulmakta.

Gazeteci İbrahim Sediyani ise 8. yy’da Kürt tüccarların bölgeye gidişiyle Müslüman olduklarını ileri sürmüş bir söyleşide. Buna göre o zamandan beri Arakan coğrafyasına yerli orijinal dilde “Rohingya”, Arakan halkına da “Rohingya halkı” denir. Buradaki Budist halk ise “Raxine”(Rakhine) olarak adlandırılıyor.

Sonuç: İngilizler bölgeyi terk ederken yine kimlikleri tarumar etmişler. Arakan’ın sömürge olduğu dönemlerde buraya Bengal’den iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla göç ettirilen topluluklar şimdi Myanmar tarafından yasa dışı göçmenler olarak kabul ediliyor. Bu bahaneyle Müslümanlar da istenmeyen azınlık (Bengalli) diye tanımlanmakta. Yıllardır Arakanlı Müslümanlar Rohingya olarak tanınmak isterken, Myanmar hükümeti bu adın telaffuzunu bile yasakladı. Şimdi de resmi manada “temizlik” adı verilen bir operasyonla karşı karşıyalar.

***

Uluslararası dengeler ve çıkarlar uğruna bir halkın resmi adı yok. Bu yüzden mi Rohingyalar insan kaçakçılarına, organ tacirlerine, tecavüzcü Budistlere, şer odaklarına teslim. Bu yüzden mi koca bir halk Bengal Körfezi’ne, vahşi Tayland dağlarına, terör örgütlerinin ağına sürülüyor. 2012’de bölgeden haber geçen gazeteci Ayça Örer’in anlattığı gibi palmiye yapraklarından sallarla Myanmar ile Bangladeş arasındaki Naf nehrine atıyor kendini bebeklerle çocuklarla. Akıntı, su yılanları ve timsahlar arasına. Sonra Bangladeş mülteci kamplarında onları akrep sülük ve farelerden koruyacak bir beton zemine hasret. Eğitim sağlık ve çalışma haklarından mahrum, sadece nefes almayı dileyebilen insanlar. Etnik temizlik, tecavüz, yerinden edilme suçlarını kolayca işleme cüreti vatandaşlık hakkının teslim edilmemesinin sonucu. Güçler yarışır ulus devletler inşa edilirken yüzlerce yıldır yurdunda yaşayan bir halkın çağın karanlık tarafına uygun biçimde yok sayılmasına şaşırmamalı. BM “Suriye’yi seyretmemeliydik” diyor şimdilerde, Guantanamo hala kayıt dışı. Din savaşını kışkırtan Budist rahiplere karşılık, budizme kara çalan bu kanunsuzluklara derhal son verilmesini isteyen kimi Budist yazarlar da var çok şükür.  

Lanetlemekle bir yere varılamıyor. Aklı selimin yolu ilgili hükümetlerle yapıcı görüşmeler yapmak, Arakan halkını güçlü biçimde desteklemek ve seslerini duyurmaktan geçiyor. Tanımlama karmaşasına son vermek için belgelerle harekete geçmek lazım. Yardımlar çok kıymetli ve canı pahasına oralara ulaştıran, umut veren kardeşlerimizden kurumlarımızdan Allah razı olsun.    

Bu sorun, Myanmar’ın bütünlüğü ve sınırları içerisinde yaşayan her insanın eşit haklara sahip olduğu bir geleceğin inşasıyla çözülecektir. Vatandaşlık, güvenlik eşitlik ve temsil hakkı üzerinden yürütülecek müzakerelerin bir an önce başlamasını dileyelim. 

Facebook Yorumları

reklam
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları