Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Ölüm, bayram ve hakkaniyet


5.7.2017 - Bu Yazı 295 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Peygamberimiz yaşadığımız gibi öleceğimizi ve öyle de haşredileceğimizi söylüyor. Her fırsatta namaz kılan amcamın bayram arifesinde yatsı namazı kılarken vefatı nasıl yaşarsak öyle öleceğimizin canlı bir işareti oldu ailenin gençleri için. Cenazede karşılaştığımız insanlar ise namaz eyleminin dünyaya açılan tezahürleri gibiydi. Eğitimine yardımcı olduğu kişiler, evliliklerinin bekası için kol kanat gerdiği, iyilikle hakemlik yaptığı insanlar, Türkiye’nin her yerine dağılmış, dünyaya dalıp gitmiş olmalarından kendini de sorumlu hissederek,  kapı kapı dolaşıp tatlı dille tebliğ yaptığı akrabalar, hatta gençlikte evlenip ayrıldığı eşinin ikinci eşinden olan çocuklar. Cemaatin iyi biliriz şahitliğinin kalpten kopup gelmesini kim istemez ki. ezarlığa vardığımızda başta babam nice yakınlarımız dizi dizi yatıyordu. Yol ve adres tabelaları, sokaklar, çeşmeler vardı. Ağaçlar, koşuşturan çocuklar, küçücük mezar evler… Meydan ve dönemeçlerden bir şehir kurulmuştu adeta. Nice sevdiklerimiz servilerin altında gölgelenmekteydi.    

***

Üçüncü bayram günü ise yakın arkadaşlarımın yakını olan genç bir adamın Fatih Camii’ndeki cenaze namazındaydım. Avlu yine hüzün doluydu. Genç bir kadının, bir annenin, kardeşlerin ve hazirunun içi ateş gibi yanıyordu. Yine hakiki bir şahitlik vardı bayram günü koşup gelenlerde. Evden ana yola ve sonra bir vasıtaya ulaşmak için kestirme olsun diye içinden koşar adım geçtiğim mahalle mezarlığında duralamıştım bir an. Gencin de genci varmış. Küçücük bir bebek mezarıydı yoluma çıkan. Başucunda “cankuşumuz” yazıyor, ayak ucundaki su kabına sakalar doluşmuş, kedi yavrusu bir avuç toprağına çıkmış yatıyor güneşin altında. Büyüklerimiz Allah sıralı ölüm versin diye dua eder ama yaşa ve yaşanmışlığa bakmaz ölüm.

Zincirlikuyu mezarlığına yazılan “Her nefis ölümü tadacaktır” ayeti bazı insanlara rahatsızlık vermiş, indirilmesi istenmişti bir ara. İnsan elbette hiç ölmeyecekmiş gibi nimetlerin safası içinde yaşamak istiyor. Peki yarın ölecekmiş gibi hissetmeden, ölümün öğreticiliğini idrak etmeden nefs muhasebesi yapmak, varlığın ve vermenin değerini bilmek mümkün mü? Serbestiyet.com da yazmıştım detaylarıyla, Avrupa’da ölüm kafeleri açılıyor, hayattan tamamen ötelenen ölümü, defini, unutuluşu, yaşamın değerini ve ölümden sonrasını konuşabilmek için.

Ölüm üzerine yazan Zygmunt Bauman’ın dediği gibi, ölüm hakkında kendi ölümümüzle değilse de başkalarının ölümü üzerinden, bir temsilci vasıtasıyla fikir ediniriz. “Ölümün ne olduğunu hepimiz biliriz ta ki bizden onu anlatmamız isteninceye kadar” diyen Bauman, ölümü varlığın mutlak ötekisi, bütün varlıkları var eden nihai boşluk olarak tanımlıyor. İslam filozoflarına göre ise felsefenin gayesi ölüme hazırlık. O bir son değil dünya esaretinin sona erişi, yeni bir başlangıç, daha güzel bir hayat ve varoluşun imkanı. Tarkovski de insanları ölüme hazırlamak için film çektiğini söyler çünkü insanın bu gerçeği sindirmesi, hak ve adalet duyusunun gelişmesinde önemli bir rol oynayabilir. 

***

Fatih Camii’nin avlusunda kimlere şahitlik etmedik ki. Şimdi de hayatının baharında bir adam, metanetle onu toprağa veren genç anne ve bebek. Nice şehitlerin aileleriyle de özdeşim kurabiliyor insan, ülkesini müdafaa ederken canını veren canlarla. Allahın geride kalanlara verdiği olağanüstü dayanma güç ve kuvvetini düşünerek yürürken ayaklarım beni Kariye’ye getirdi istemsiz olarak. Şimdi müze olan Kariye kilisesinin yapım tarihi tam bilinemiyor. Hıristiyanlığın erken dönemlerinde, 298 yılında, Nikomedia’da (İznik) 84 müridiyle birlikte şehit edilen Aziz Babylas’tan kalanların buraya gömülmesiyle bölgenin kutsiyet kazandığı biliniyor. Yine bu cami ve kilisenin bahçesinde yatan Ebu Said El–Hudri de bir rivayete göre İstanbul’un fethine katılıp Edirnekapı’da şehit düşmüş. Peygamberimizden en çok hadis rivayet eden sahabelerden biri olarak biliniyor. Hak yolun sahici yolcuları bir avluda yatarken onların peşinden gittiğini söyleyenler haksızlık batağında çırpınıyor.

İnsanlık ne zaman vahiyden esinlenmeyi onuruna yediremese, ölümü gündemden uzak tutan dünyaperest bir uygarlık kursa çürüme mukadder oluyor. Bizi ancak hangi hal ile ölmek istiyorsak, öyle de yaşamak ideali kibir, bencillik ve adaletsizlik ateşinden çıkarabilir. 

Facebook Yorumları

reklam
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları