Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Taksim'e cami dilemması


2.3.2017 - Bu Yazı 534 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Okuduğum üniversite Amerikan usulü inşa edilmiş ve eğitim sistemi de buna uyumlu planlanmıştı. Binlerce öğrenci için her şeyin en geniş şekilde düşünüldüğü kampüste mescit olarak iki metrekare bir alan bile ayrılmadığından açıkçası çoğu kez namazlarımızı kılamıyorduk. Kimbilir belki bu hiç de kolay olmayan ibadeti yerine getirememek için geçerli bir mazeret oluyordu bizlere. Kampüsün içinde bir ahşap cami vardı ama çürümeye terkedilmişti, içinde hamam böcekleri geziyordu, kapısında iri bir kilit vardı.

Mezuniyetten sonra evvel zaman kalbur saman içinde yolum NewYork’a düştü. Ziyaret ettiğim her meşhur üniversitenin içinde öyle ayrılmış küçük alanlar değil, kocaman mekanları, estetiğiyle, mimarisiyle kiliseleri, sinagogları görünce aslında bizim Amerika’yı da izlemediğimizi, neyin peşinde olduğumuzun belli olmadığını anladım. Üstelik gençleri cezbetmek için sanatsal etkinlikler, konserler bile düzenlenebiliyordu bu mabetlerde. 

Taksim’e getireceğim sözü. Camiye ihtiyaç yok, siyasi bir gösteri diyerek yine itirazlar yükseldi. İnançları, kimlikleri, etnisiteleri, dilleri, farklılıkları bastırmak bizi uçuruma sürüklüyor. İnsanların kendini tanımlamasına, taleplerini, ihtiyaçlarını dile getirmesine izin verilmeyen ortam karşıtını doğuruyor ve kısır döngü sürüp gidiyor. 1990’da Ankara’dan İstanbul’a taşındığımdan beri Taksim’e bir cami lazım diye yazıp söylemişimdir. Bunun politik tercihle, güç gösterisiyle, iktidar savaşıyla, zaferi kimin kazanıp kaybedeceğiyle ilgisi olmadı hiç. Hatta minareyle, estetikle, mimari yapıyla bile ilgilenmeden canhıraş, sadece yaşadıklarımdan yola çıkan bir talep ve hayıflanmaydı.

***

Kadınlar için abdest alma yeri olmayan, kadının evinden çıkmadığı düzene göre inşa edilmiş olup dört yüz senedir hizmet veren Hüseyin Ağa cami başımızın tacı, ama ihtiyaca cevap vermiyor. Yukarı kata çıkarken beyefendilerin ne işi var bu kadınların bakışı, abdest almak isteyen kadınların caminin arkasındaki metruk ve hijyenden tamamen uzak çok kötü bir yere yollanmaları, sonra uzun tadilat sürecinde bu kıt imkanlı camiden de mahrum kalmanın sıkıntısı. 2014’te yeniden hizmete açıldığında ise yukarı kat da erkeklere tahsis edilmiş ve Beyoğlu’nda alışveriş, iş ve gezi için bulunan sayısız ülkeden binlerce mümin kadına aşağıda küçücük bir yer bırakılmış. Erkeklerin de mekanın küçüklüğünden sıkıntı çektikleri aşikar. 

Özel şeyler yazmak ne kadar uygun olur ama yer bulamayıp ağlamaklı çıktığımı hatırlıyorum çocuklu kadınların izdihamından. Hep düşündüm; neden bir iktidar bu kadar bariz bir ihtiyacı sessiz sedasız sadece hizmet manasında karşılamak için adım atamıyor, yelpazenin neresinde olursa olsun yetki alan her parti yapabilirdi bunu. Şimdi Ak Parti hükümeti karar aldı, projelendirdi ve artık neden şimdi, zamanlama manidar itirazları bana dikkate değer gelmiyor. Çünkü bu ihtiyaç ilk kez 1968’de gündeme geldiğinde yer yerinden oynamıştı. 1990’da 2011’de 2013’te her çaba akim bırakıldı, davalar açıldı, sanki hayat memat meselesi, cami yapılmayınca laiklik teminat altına alınacak. Oysa en güzel kiliseler İstiklal Caddesinde ve Beyoğlu’nda. Biz de onur duyuyoruz her birinin korunmasından, muhafaza edilmesinden. Parkta ceketini serip kılsan öyle olmaz, mutlaka bir kötülük bulunur bu zorunlulukta da. 

***

Şimdi sakinlik içinde bir cami için harekete geçildi. Çıkarılacak birkaç esnaf, yer devletin istediği gibi tasarruf edebilir, tebligat gelince çıkacağız, hayırlı olsun diyorlar. Nüfusun, özellikle de gündüz gezen insan sayısının son derece arttığı, demografik yapının değiştiği, binlerce Müslümanın dolaştığı bir yerde artık bu ihtiyacı görmezden gelmek ne kadar insani. Bu talebi yok saymak yerine farklı dünya görüşlerinden fakat cami üzerine yoğunlaşmış mimarlarımız, sanatçılarımız nasıl olması gerektiği hakkında söz alsaydı, estetik seçenekler üzerine beyin fırtınası yaşasaydık, hatta seçenekler halka arzedilip işin içine böyle güzel bir fikir alışverişiyle katılabilseydik ne güzel olurdu. Bu vesileyle tartışmalara katılma imkanı bulacak olan millette, şehrinin ülkesinin mimarisiyle, yaşadığı yerin estetiğiyle dokusuyla ilgili bilinç yükselmesi gerçekleşir, yurttaşlık bilincimiz de öz güvenimiz de artardı. Farklı kimliklerin ortaklaşması, uzlaşması lazım bu vesilelerle. Bir kere de hayırlı olsun diyelim, ola ki ibadetini yerine getirebilenler hepimize dua eder de kalplerimiz yumuşar.

Facebook Yorumları

reklam
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları