Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Kadınlara reva görülen programlar


25.1.2017 - Bu Yazı 911 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Biz çocukken henüz ülkemize televizyon teşrif etmemişti. Ailece sinemaya giderdik ama evde böyle hareketli, görüntü saçan bir ekranın olabileceğinden bir yıllığına bizde kalan Alman kızı Angelika’nın ağlamalarıyla haberdar olmuştum. Vakti saati gelince yatmadan önce izlediği çizgi filmi özlüyor, sonra iş anne baba ve memleket hasretine varıp dayanıyordu. Türkçesi epeyce ilerleyince annemin tam o saatlerde anlattığı inanılmaz masal ve hikayelere dalıp, televizyonu unuttu gitti çocuk safiyetiyle. Masallardan sonra Ankara yaşantımızın daha etten kemikten parçası oldu. Annelerimiz şanslıydı; yatana kadar bir kadının yakasını bırakmayan ev işlerini yaparken radyodan en seçkin türkülere eşlik eder, ajanstan dünyada olup bitenleri öğrenir, Orhan Boran’la, Halit Kıvanç’la güler eğlenirlerdi. Fakat hatırlıyorum da radyo tiyatrosunun büyülü halesi ve esrarengiz yolculukları gibisi yoktur.

***

Türkçe’yi mükemmel kullanan seslendirme sanatçıları, inanılmaz atmosfer yaratan müzikler eşliğinde Dostoyevski’nin Beyaz Geceler’inden başlayan nice ünlü eseri seslendirdiler, arkasını yarına bırakıp heyecanlandırarak. Sefiller, Suç ve Ceza, Monte Kristo Kontu, Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Kodin gibi eserlere küçücük bir çocukken kulak misafiri olmak bahtiyarlıktı. Henüz görüntünün insanı ezen, hiçbir iş yapmanıza izin vermeden esir alan doğasıyla karşılaşmamıştı kadınlar. İnsanların evlerinde on santim topuklu ayakkabılarla ve düğüne gidecekmiş gibi giyinerek dolaştığı, hizmetçilerin eksik olmadığı, kahyaların azarlandığı evler. Şu dünyada birine aşık olmak ya da olmuş gibi yapmak, eğlenmek, süslenmek, entrika çevirmek, vitrin bakmak dışında işi olmayan ve rol model olarak hayatımıza giren tuhaf kadınlardan da haberimiz yoktu. Öte yandan insanın kendinden başka olanı bilmek görmek istemesi çok insani bir talep. 

Görsel dilin gücü reddedilemez, yok sayılamaz, görsel iletişimdeki akıl almaz gelişmelerin toplumları dönüştürmesi, beklentileri talepleri, iyi doğru ve güzele yüklediğimiz anlamları değiştirmesi kaçınılmazdı. Gözlerimiz sonsuz uyaranla karşı karşıya artık. Nasıl yaşar neyi ne kadar tüketirsek mutlu olacağımıza dair bilgiler birörnek yaşam dayatmalarıyla birlikte hayatımızı şekillendiriyor. Kuşağımdaki birçok insanın hayatından ilk dizi deneyimimiz olan Dallas geçmiştir hem de nice izler bırakarak. Komşuların bir evde toplanması, sokakların in cin top oynayan sessizliği, esnafın dükkanı kapatmak için acele etmesi, yemek saatlerinin diziye göre değişmesi, birkaç saniyelik yakınlaşma sahnesinin çoluk çocuk ailelerin ortasında yıl gibi uzaması.

***

Fakat gelinen nokta gerçekten ibret-i alem bir kısırlıkta. Milyonlarca kadın evlilik, stil vs. gibi başlıklarla esir alındı. İnsanlar yaşamlarından uzaklaşmak, başka hayatlara tanık olmak istiyor, bu roman hikaye okuma ihtiyacının kitle kültürüne uyarlanma biçimi belki.

Esra Erol ilk kez Dest-i izdivaç programıyla ortaya çıktığında birkaç dakika bakmak isterken bir saat takıldığım günler çok olurdu. Gerçekten evlenmek için Anadolu’nun dört bir yanından gelen hakiki insanlar vardı. Bu yolla evlenmenin sıhhati tartışılabilir elbette fakat biz seyirciler toplumun profilini, evlilik ve hayat etrafında dönen tartışmaları izleme, içinde yaşadığımız toplumu ve kendimizi biraz daha yakından tanıma imkanı bulurduk. En önemlisi de boşanmış kadınların bütün çocukları alması ve erkeklerin çocuk sorunum yok söylemiyle eş aramaya çıkması mahkum edilmişti sürekli kınamalarla. Şimdi hakiki bir şey yok, bir örnek kartondan kadın ve erkeğin her türlü seviyeden yoksun şovuyla karşı karşıyayız. Halk kültürünün doğal öğrenme ikliminin tamamen dışında, insanı sürekli daha aşağılara çeken bir kitle kültürü oluşturmak, yaşamın çaresizlikleri ve monotonluğu karşısında köşeye sıkışmış insana dayatılan programlar. Bütün kanallar aynı yolu izlediğinden seçenekten söz edilemez. 

Yirminci yüzyılın en önemli buluşlarından biri olan televizyon, dünyadaki boş vakit değerlendirme araçlarının en yaygını. Türkiye insanının izleme oranı, neredeyse günün yarısını TV karşısında geçiren ABD toplumuyla yarışıyor. Kadın kuşağı programları üzerine yeniden düşünme, toplum olarak yaptırım gücümüzü kullanma vakti geldi de geçiyor.

Facebook Yorumları

reklam
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları