Yıldız Ramazanoğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Cebir olmayan istismar


23.11.2016 - Bu Yazı 746 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Önergenin geri çekilmesi hayırlı oldu. Bilinmesi gerekir ki dünyada erkeklerin çıkarına görünen olgular aslında onları da ezer geçer, mesela bir kadının kalbini değil cebirle yalnızca bedenini kazanmak en büyük ceza. 

“Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm” diyerek nice sırları bir mısrada anlatır şair. Esasen ruh ne müennes ne de müzekker, bir hikmete binaen tezahür alanı olan dünyaya kadın diye erkek diye inmişiz. Peygamberimiz ırk,  renk, dil ayrımından doğan tahakküm gibi; cinsiyete dayalı baskıları da ayaklarının altına almıştır. Kadın-erkek her bireyle biatlaştı ve insani bir düzen için akit yaptı.

Okula gitmek, kendini geliştirmek, dünyaya daha donanımlı bakmak isteyen binlerce küçük kızın istemedikleri evliliklere ailelerin çeşitli mülahazaları ve para kaygılarıyla zorlandıkları bir ülke burası. Eski ceza kanunu döneminde gencecik hayatlar tecavüzcüsüyle evlenme trajedisiyle karartılıyor, nice intihar ve cinayetlere sebep oluyordu. Küçük yaşta evlilikleri önlemek için gerekli tedbirleri alan, evlenerek cezadan kurtulmayı sağlayan TCK 423, 434’ü yürürlükten kaldıran Ak Parti, ne oldu da şimdi Kadın ve Demokrasi Derneği’nin ve Ak Partili kadınların bile infial halinde olduğu bir düzenlemeyi gece yarısı daha üzerine konuşulamadan, mağduriyetin ne olduğu anlaşılamadan geçirmeye çalıştı. 

Dört bin mağdur kimdir, her birinde olaylar nasıl cereyan etmiştir, içinde evlilik kelimesi geçiyor diye ‘cinsel istismar, mağdurla failin evlenmesi durumunda, cebir, tehdit, hile olmaksızın işlenen istismar suçu’ gibi sözlerin bir cümlede geçmesindeki garabeti hoş mu göreceğiz? 

Resmi açıklamalara göre düğün dernek kurulmuş, protokol bile gelmiş; aile, akrabalar herkes memnun, küçüğün de rızası alınmış. Gençler bilememiş deniliyor, nikahın kıyılamayacağını protokol de mi bilememiş? O zaman problem olan tek şey bu evliliği onaylamayan yasa. Yasayı da kanayan yaralara son vermek için çıkaran Ak Parti hükümeti. Gerçekten büyük çelişki. Öte yandan “küçüğün rızası”nın ne yollarla imal edildiğini bilmeyen yoktur. Razı olmayan kıza olgunlukla seçme şansı sunuluyor mu aileler tarafından? Yasa tasarısı bu hengamede namusunu kurtarma telaşındaki kız aileleri ve oğlunu kurtarma derdindeki erkek ailelerinin, kızın hatta erkeğin aleyhine işbirliğine yol açacak nitelikte.    

Gençlere yönelik her türlü istismar ve müdahaleye son verilmesi lazım. Mesela daha küçük yaşlarda birlikte olan gençleri modernlik adına destekleyenlerin, bu birliktelik evlilik akdi içinde sevgi ve rızayla akranlar arasında olunca karşı çıkmaları, evliliği küçümsemeleri de ikiyüzlülük. 

Kızların istismarı dünyanın her yerinde maalesef. NY’da katıldığım toplantılarda İsveçli temsilcilerden dinlediğimiz aile içi istismarlar, ABD’de yaşanan travmalar kalbimizi burkmuştu. Bunları önlemek için çabalayan sayısız sivil örgüt var. Bak onlarda da var diyerek kötü örneklerle ferahlamak yerine dünyaya değer katacak hukuki düzenlemeler yapmamız lazım. Küçük kızların istismarında İslamı öne sürenler bilsin ki kadını meta olarak gören zihniyete karşı, ona onurunu ve hür iradesini teslim etmek dinimizin en büyük devrimlerinden biridir. 

Geldiğimiz noktada çocuk yaşta çoğu zorla evlendirilen kız çocuklarının başına gelenlere değil, faillere verilen cezaya üzülmemiz gerekiyor. Çalışma Bakanı Müezzinoğlu’nun da dediği gibi elli, altmış yaşında bir adamla ondört yaşında bir kız arasında gönül bağından değil ancak istismardan söz edilebilir. Akranlar arasında rızayla yaşanmış bir durum varsa sadece bunlara ait Cumhurbaşkanı affı gibi bir çözüm üretilebilir.

O menfur lafı kullanamazdık bile aile içinde. Bir kız çocuğuna kötülük yapılmış denilirdi en fazla. Şimdi vakayi adiyeden bir mevzuya dönüşmesi bile büyük vebal. Kalpler ve zihinler kız çocuklarını korumaya, onların tercih ve iradelerini teminat altına almaya yönelmeli. Çocuk istismarını ve zorla evlendirmeleri kat be kat artıracak bu yasa hele de bu haliyle asla kabul edilemez. Cebir ve şiddete giden en küçük aralıkları bile kapatmamız lazım. Sanırım bir akıl tutulması oldu. Bu konuda önemli adımlar atmış bir ekibin istismarlara kapı aralaması kendine haksızlık.

Facebook Yorumları

reklam
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Topraklar
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
24.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
15.3.2017
Melâmet hırkası
9.3.2017
Hüsrev ile Şirin kavuşsa bir türlü kavuşmasa bir türlü
2.3.2017
Taksim'e cami dilemması
16.2.2017
Tünel
8.2.2017
Dijital ortamda mimarlık
2.2.2017
Şehircilik Şurası
25.1.2017
Kadınlara reva görülen programlar
19.1.2017
Muhammed Esed’in yola çıkışı
12.1.2017
İrlanda kadın koalisyonu izlenimleri
5.1.2017
Gerçekten sonrası barış mı tufan mı?
29.12.2016
Şiirin birleştiren ipliği
22.12.2016
Semra Çekmegil tefsiri
15.12.2016
Ülkesini yazarak müdafaa eden adam
8.12.2016
Halep ve Şam yeşerecek yeniden
1.12.2016
Bana git de
23.11.2016
Cebir olmayan istismar
17.11.2016
Bizim klasiklerimiz var mı, yok mu?
3.11.2016
Kayda değer bir hikayemiz var
27.10.2016
Birbirimizi yeterince tanımıyoruz
19.10.2016
Müslümanların meselelerinde çare mümkün
13.10.2016
Vesayet ve insaniyet arasında Suriye
6.10.2016
Şehitlerin kıymetini bilme muamması
29.9.2016
Kadınlara vahşetle medeniyet kuranlar
22.9.2016
Birlikte varoluş tasavvuru yitirilirse…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları