Yetvart DANZİKYAN

Artı Gerçek & Agos



Bookmark and Share

Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı


31.12.2019 - Bu Yazı 41 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye, Libya’ya asker gönderiyor. Daha doğrusu iktidarın maksat ve niyeti bu. Konuya dair tezkere bugünlerde TBMM’de oylanacak. Peki Türkiye niye Libya’ya asker gönderiyor? Çünkü Kaddafi’nin devrilmesi sonrası Libya’da bir iç iktidar mücadelesi başladı ve Türkiye bunlardan Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni (UMH) destekliyor. UMH, BM tarafından da tanınan bir hükümet. Bir de Mısır ve Körfez ülkeleri tarafından tanınan ve desteklenen General Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu var. Hafter güçleri UMH’yi sıkıştırıp durmakta.

Peki Türkiye niye UMH’ye destek veriyor? Çünkü UMH Türkiye’nin yani Erdoğan rejiminin yeni formülü olan "Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası" anlaşmasını onaylıyor.

Bu anlaşma ile Libya ile Türkiye arasında 18.6 millik (29.9 km) bir sınır çizgisiyle kıta sahanlığı (KS) ve münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırları belirlenmiş oluyor. Peki buna niye ihtiyaç duydu Türkiye? Çünkü dünyaca tanınan Kıbrıs hükümeti (Türkiye’de G. Kıbrıs olarak biliniyor) Akdeniz’de doğalgaz çıkarma faaliyetlerini icra ederken Kıta Sahanlığı’na dayanıyor. Bu sahanlık Türkiye’ye geniş alan bırakmadığı gibi çıkacak doğalgazdan da “aslan payı” vermiyor. Türkiye de bundan (bölgede "büyük güç" olma iddiasındaki bir ülke olarak) rahatsız.

Türkiye işte bu yüzden Libya’da kendine bir ortak buldu ve bu anlaşmayı imzalandı. Ancak birkaç sorun var. Bu anlaşma AB ülkelerinde sıkıntı yarattı. Uluslararası kurallara ve deniz hukukuna uygunluğu tartışmalı. Bundan daha da önemlisi Libya’da iç savaşı kimin kazanacağı belli değil. Yani UMH mağlup olabilir de.

İşte bunun için Türkiye UMH’ye yardım etmek ve asker göndermek istiyor. Türkiye’nin yurtdışına asker göndermesi -eğer hedef Kürtler değilse- her zaman sorunlu olmuştur bilindiği gibi. Muhalefet, bilhassa da CHP böyle şeylerden hazzetmez, bunda haklılık payı da vardır, zira bunlar maceracı işlerdir ve fetih sevdasından 500 yıldır kurtulamayan ya da bu işlerden kar etmek isteyen muhafazakâr milliyetçi cephenin her fırsatta gündeme getirdiği operasyonlardır.

İşte CHP de “Libya’da ne işimiz var?” deyince Cumhurbaşkanı Erdoğan da kendince bir argüman buldu ve “Mustafa Kemal de Libya’ya gitmişti” dedi. Kendi mantığınca CHP’yi zayıf yerinden vurdu. Kastettiği ise 1911 yılında İtalya’nın Trablusgarp’a çıkarma yapmasına karşılık olarak, o zaman Osmanlı toprağı olan Libya’ya İttihatçı rejiminin direniş örgütlemek üzere bazı subayları göndermesi.

Benzetmenin ilgisizliği bir yana, bu harekât kimi yerel direniş güçlerini ciddi biçimde örgütlese de umulduğu kadar başarılı olmadığı gibi, Mustafa Kemal ve Enver’in de daha sonra patlayan Balkan Savaşı’na yetişememesine neden oldu. Bir gerilla savaşı örgütleyen Osmanlı subayları karada İtalya’ya epey güçlük çıkardılar, ancak Osmanlı’nın güçlü bir donanmasının olmayışı, İtalya’ya denizde büyük bir üstünlük sağladı. İtalya Oniki Ada’yı (Rodos dahil) kontrol altına alır ve İstanbul hedefiyle Çanakkale önlerine kadar gelirken Osmanlı’nın tek yapabildiği Çanakkale Boğazı’nı mayınlarla kapatmak oldu.

Boğaz’ın kapanması ise ithalat ve ihracat açısından Boğazlar’a bağlı olan Rusya’nın canını sıkarken Balkan ülkelerinin de Osmanlı’nın halini görüp yeni bir koalisyon kurmalarını getirdi. (Zaten bu denklem çok kısa süre sonra Balkan Savaşı’nı doğuracaktı.)

Neyse, sözü uzatmayalım, Mustafa Kemal, bölgedeki gerilla hareketi ne kadar başarılı olursa olsun, güçlerin dengesizliği karşısında çareyi gazeteci kılığında İskenderiye’ye kapağı atmakta bulacaktı. Kısa süre sonra Balkan Savaşı başlarken Mustafa Kemal deniz yolları kapalı olduğu için yüz kadar subay arkadaşı ile birlikte İskenderiye'den deniz yoluyla Marsilya'ya, oradan trenle Bükreş'e, oradan da Köstence ve İstanbul Boğazı yoluyla cepheye varabilecekti. Direnişin sürmesi açısından çölde daha uzun kalmayı tercih eden Enver Paşa’nın dönüşü ise Mustafa Kemal’den de sonrayı, 20 Aralık 1912’yi buldu. (Kaynak: Osmanlı’da Son Fasıl/ Savaş, Devrim ve Ortadoğu’nun Şekillenişi 1908-1923, Sean KcMeekin, Yapı Kredi Yayınları, 2019, sayfa 85)

Neyse biz tekrar konumuza dönelim. Türk askerinin Libya’da ne işi var sorusuna, yani. Ve kestirmeden gidelim. Türk askerinin Libya’da şu işi var: Türkiye Kıbrıs’ta (Kenan Evren’in vaktinde itiraf ettiği üzere) fazladan toprak aldığı ve uzun yıllar boyunca çözüme yanaşmadığı için bir Kıbrıs meselemiz oldu. “Çözümsüzlük çözümdür” şiarıyla bugünlere gelindi, ancak dünya olduğu yerde sabit durmuyor. Doğalgaz ve benzeri enerji kaynağı arayışları, vaktinde bulunmayan çözümün Türkiye’yi sıkıştırmasını doğurdu. Ve Türkiye de sıkışınca masa başında bulunacak bir çözüm yerine dolambaçlı yollardan gitti ve Libya’ya asker göndermeyi seçti. CHP’nin “Türkiye’nin Libya’da ne işi var?” sorusuna verilecek cevap budur. CHP olarak sizin de desteklediğiniz masa başı çözümlerden kaçmanın sonucudur. Özetle Türkiye’nin Kobani’de Rojava’da ne işi varsa, Libya’da da o işi var, sayın Kılıçdaroğlu.

Son cümlemizi de ortaya ekleyelim, kim isterse o üzerine alınsın. Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı. Dolayısıyla işin bir yanı maceracılığa da uzanıyor.

Facebook Yorumları

reklam
11.05.2020
Demokrasi olsa demokrasi derdik…
13.04.2020
Geminin nereye gittiğini bilen var mı?
19.03.2020
Virüs belki de bize bir şey anlatmaya çalışıyor
24.02.2020
Devletin dehlizlerinde
10.02.2020
Tanrı göçmen çocukları sever mi?
28.01.2020
Deprem gerçekleri
14.01.2020
İran’daki gösterilere ne oldu?
31.12.2019
Libya’da sadece Mustafa Kemal yoktu, Enver Paşa da vardı
16.12.2019
‘İnsaf sahibi dünya halkları’ bu işe ne der?
26.11.2019
CHP’de fırtına bir bardak suda mı kopuyor, denizde mi?
12.11.2019
Cumhuriyet’ten ne anlayalım?
29.10.2019
Suriye’de Meksika Açmazı
14.10.2019
Akıncı’nın sözleri ve havaya bakıp ıslık çalanlar
9.09.2019
Kaftancıoğlu’na ceza, üç kente kayyım ve ortak zeminde mücadelenin geleceği
26.08.2019
Davutoğlu anladığımız şeyi kastetmiyor ama kastetse iyi olur
13.08.2019
Fırat’ın Doğusundan nasıl bir medet umuluyor?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
15.07.2019
Yargı reformu, 14 Temmuz, 15 Temmuz
2.07.2019
AKP inişte mi, inişteyse yükselen ne?
17.06.2019
Yazınca oluyor: Ekümenik. Söyleyince oluyor: Kürdistan
3.06.2019
İstanbul’dan İstinpoli’ye…
21.05.2019
100 yıldır hangi gemideyiz?
22.4.2019
Neo-12 Eylülcülerin tek derdi İstanbul mu? (Ya da Kılıçdaroğlu'na saldırı ne anlama geliyor?)
8.4.2019
Milli irade de bir yere kadarmış
25.2.2019
Gerçeği, yalnızca gerçeği tekrar etmek
11.2.2019
Hırsız bizim hırsızımız, mermi bizim mermimiz
28.1.2019
Venezuela'dan Strasbourg'a siyasette çapraz koşular
14.1.2019
Faşizmin dik âlâsı...
31.12.2018
Umut ile umutsuzluk arasında
18.12.2018
Burası Paris değil, neresi, biz de bilmiyoruz
20.11.2018
Gezi ya da kurgulanmış gerçeğe karşı hakikatin direnişi
23.10.2018
Gıpta edilesi bir ülkeyiz
8.10.2018
McKinsey, McKinsey.. Neymiş bu McKinsey?
10.9.2018
Muhalefet meselesi, Kürt meselesi, Cumhuriyet meselesi
27.8.2018
Failin olay yerine dönüşü
13.8.2018
Dolmabahçe’de paydaşlarla neşeli bir gün
31.7.2018
Yargı sistemimiz kıskanılıyor
16.7.2018
Bir yıldönümünün düşündürdükleri
2.7.2018
Buyurun size başkanlık sistemi
18.6.2018
24 Haziran’da neyi oylayacağız?
4.6.2018
Parti-devlet rejiminden manzaralar
21.5.2018
Soykırım, 301. madde ve ‘denize dökmek’
7.5.2018
Alavere dalavere HDP baraj nöbetine
23.4.2018
Seçime doğru geniş alanda uzun paslaşmalar
10.4.2018
Kavala hakkındaki iddialar, tespitler… Meğer kimlerle görüşmüş
26.3.2018
Erdoğan rejiminin bitmeyen medya inşası
26.2.2018
Ölümün kutsanması ve Cumhur
12.2.2018
Evet savaşta bunlar olur. Ama barışta olmaz.
29.1.2018
Fetihçiler, Kızıl Elmacılar ve kuzenleri..
15.1.2018
AKP’nin yarattığı yeni Zincirbozanlar
25.12.2017
Tek derdimiz 'badem kurusu ne renk?' olaydı..
11.12.2017
Lozan ve bazı efsaneler…
27.11.2017
Elçi’nin yokluğu ve nefes alamayan Sur
30.10.2017
Türklük, Ecdad, Kayı boyu, Ermeniler, Pakraduniler diye diye ufaktan..
16.10.2017
Bir kitabın bizzat “terör örgütü” olması
4.10.2017
Bitmeyen 'Bir gece ansızın' lafları..
18.9.2017
Demek, orası Ermeni mezarlığı değil…
4.9.2017
Narmanlı ile Sur’u birlikte düşünmek
21.8.2017
Peki Karaman’dan ne olur? Dost olmaz orası kesin
7.8.2017
Oyunculuklar, eh, fena değil..
24.7.2017
Oysa toz kondurmadıkları kalkışacaktı...
10.7.2017
Hak savunucularına komplo kuran devlet
26.6.2017
Ne Diyanet’ten ses var, ne de Hazine’den..
12.6.2017
Ayırsanız da gelip birbirine bağlanıyor
29.5.2017
15 Temmuz’u laikler mi yaptı?
15.5.2017
İşsizlik, Soma ve bir tuhaf istihdam seferberliği..
2.5.2017
Bir gece ansızın KHK ile gelmek
17.4.2017
16 Nisan: Nereden baksan tuhaf, nereden baksan tartışmalı
28.3.2017
“Hayır” biraz da gerçekle bağımızı koparmamak için
14.3.2017
O esnada başka bir yerde…
28.2.2017
Şivan Perwer’den bozkurt işaretine: AKP’li olmak…
15.2.2017
Bu yıkımdan da elbet bir gün dönülür
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive