Devlet İçinde Devlet Olmak


10.04.2020 - Bu Yazı 376 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Koronavirüs tehdidi nedeniyle bütün dünyada iktisadi faaliyetlerin sınırlandırılması, bilhassa hayatlarını düşük gelirlerle temin etmek zorunda olan toplumsal kesimlerin içinde bulunduğu şartları daha da ağırlaştırdı. Onların mağduriyetlerinin kısmen de olsa giderilmesi ve hayati ihtiyaçlarının karşılanması, fiili bir seferberlik hâlini zorunlu kılıyor.

Her yerde geniş bir sosyal yardımlaşma ağının kurulması gerekiyor. Bu da herkesin ve her kurumun üzerine vazifeler yüklüyor ki, belediyelerin bunların başında geldiği açık. 1 Nisan’da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, belediyeye ihtiyaç için başvuranların sayısının 124.508’e, işini kaybeden vatandaşlardan gelen gıda ve nakit başvuru sayısının ise 22.849’a ulaştığını açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da, üç günde belediyeye 266.470 ailenin gıda yardımı için talepte bulunduğu bilgisini verdi. İleriki günlerde bu taleplerin katlanarak büyüyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerektir.

Söz konusu rakamların işaret ettiği başlıca iki husus var: Birincisi, virüs, Türkiye’yi ekonomik olarak sıkıntılı olduğu bir dönemde yakaladı. İktisadi gücü sınırlı merkezî otoritenin, salgının üstesinden tek başına gelmesi mümkün değil. Zaten bütün yükün merkezi yönetimin üzerine yıkılması ne doğru ne de işlevsel olur.

İkincisi, vatandaşların yardım için başvurduğu ilk adreslerden biri, kendilerine en yakın kamu idareleri olan belediyelerdir. Dolayısıyla, yardım bekleyenlerin çağrısına cevap vermek, belediyelerinin temel sorumluluklarından biridir. Olağanüstülük arz eden böylesi dönemlerde belediyelerin bu sorumluluğunun artacağı da izahtan varestedir.

Belediyeler, bir taraftan salgının yayılmasını önlemek ve salgından kaynaklı tehlikeleri asgariye indirmek için gerekli tedbirleri almak, diğer taraftan da ihtiyaç sahibi vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayıp hayatlarını mümkün mertebe kolaylaştırmak için gerekli organizasyonları yapmakla mükelleftir.

Üzüm Yemek Değil Bağcıyı Dövmek

Belediyelerin bunun için -kanun dairesinde- ellerindeki bütün imkânları sahaya sürmeleri ve bu çerçevede bağış almaları tabiîdir. Hatta denilebilir ki, belediyelerin geçim sıkıntısı çeken vatandaşlara destek olmak gayesiyle bağış toplaması zaruridir. Birçok sivil toplum kuruluşunun kollarını sıvadığı bir ortamda belediyelerin dayanışma ve yardımlaşma faaliyetlerinden uzak durması düşünülemez.

Ne var ki Türkiye’de olmaması gereken bir şey oldu ve belediyelerin bu çabalarına hükümet tarafından müdahale edildi. İçişleri Bakanlığı, valiliklerden izin almadıkları gerekçesiyle belediyelerin bağış kampanyalarını durdurdu, hesaplarını bloke etti. Mevcut şartlar altında, kendisinin ülke çapında yürüttüğü mücadeleye yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını da ortak etmesi gerekirken, nihayetinde zorda olan vatandaşların lehine olacak bir girişimi engelledi ve toplumun genel yararına aykırı davrandı.

Neresinden tutsanız, elinizde kalacak bir tercih bu. Evvela, gerek Belediye Kanunu ve gerek Büyükşehir Belediye Kanunu, belediyelere bağış toplama yetkisi ve imtiyazı veriyor. İçişleri Bakanlığı ise belediyelere kanunen tanınan bu yetkiyi genelge ile tırpanlıyor. Bu, normlar hiyerarşisini hiçe sayan açık bir hukuksuzluk hâlidir. Bakanlığın yaslandığı zorlama hukuki yorumlar, bu hukuksuzluğu örtmeye yetmez.

Kaldı ki eğer amaç dayanışmayı büyüterek yardımların ihtiyaç sahiplerine acilen ulaşmasını sağlamak olsaydı, belediyelerin kampanyalarını durdurmak yerine valilerin izin formalitesi yerine getirilir ve yola devam edilirdi. Ancak İçişleri Bakanı’nın bir televizyon programında yaptığı açıklamalar, amacın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Bakan Soylu, belediyelerin bağışlarına müdahale eden genelgeyi iki nedene dayandırdı.

“İşkillenme”

Nedenlerden birincisi, Soylu’nun CHP’li belediyelerin topladığı bağışlardan ve bu süreçte kullanılan dilden “işkillenmesi” idi. Bazı televizyon kanallarında CHP’li belediyelerden bahsedilirken kullanılan “yerel hükümet” ifadesi HDP’lilerin “özyönetim” ifadesini hatırlatıyor ve Bakan bunu “devlet içinde devlet yaratma” niyetinin bir göstergesi olarak okuyordu.

Soylu’ya göre, devlet izin vermeden banka numaraları açıklayıp yardım toplamak “devlet içinde devlet, yeni bir hükümet oluşturmak isteği” anlamına geliyordu. CHP’li belediyelerin bağış almalarıyla ilgili olarak konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan da aynı kanıdaydı. “Devlet içinde devlet olmanın anlamı yok” diyen Erdoğan, Soylu’ya destek verdi.

İkinci neden ise, CHP’li belediyelerin HDP’li belediyelere örnek olmasıydı. Soylu’ya göre, CHP’li belediyelerin önü kesilmediği takdirde HDP’li belediyeler de aynı yola başvurabilir, bağış toplayabilir ve topladıklarını da terör örgütüne kaynak olarak kullandırabilirdi. İçişleri Bakanı olarak görevi, bu tehlikeyi bertaraf etmekti ve onun yaptığı da buydu.

İktidarın dillendirdiği her iki argüman da son derece zayıf.

HDP’den başlayalım; öncelikle HDP’nin çok sayıda belediyesine kayyım atandı. 31 Mart seçimlerinde 65 belediye kazandı. Bunların 6’sına mazbata verilmedi, 40’ına da kayyım atandı ve sonuçta HDP’nin elinde 65 belediyeden sadece 18’i kaldı. Fiilen HDP adına yarım toplayabilecek bir belediyenin ortada olmaması, bu gerekçeyi daha baştan anlamsız kılıyor.

Mâmafih asıl vurgulanması gereken bir başka husus var: HDP, yasal bir siyasi parti ve Meclisteki en büyük üçüncü gruba sahip. AK Parti, diğer partiler ve onların belediyeleri hangi hukuki yetkilerle teçhiz edilmişlerse, HDP ve belediyeleri için de aynısı geçerlidir. Kanunun sınırlarında kaldıkları müddetçe vazifelerini yapar, hak ve yetkilerini kullanırlar. Lakin kanunun dışına çıkarlarsa, diğer parti ve belediyelere olduğu gibi onlara da yasalar tatbik edilir ve hukukun gereği neyse o yerine getirilir.

Bunun dışındaki her türlü uygulama hukuk dışıdır. Eğer toplumsal birlikteliğin zeminini hukuk oluşturacaksa, başta iktidar olmak üzere herkesin hukuka riayet etmesi gerekir. Hukuk ise iktidarın ya da Bakan’ın işkillenmeleriyle hükmetmez, hükmedemez. Onun kuralları vardır; oyun, o kurallar dâhilinde oynanır. Aksi bir kabul, herkesin kaderini Bakan’ın iki dudağının arasına hapseder. Bakan’ın varsayımlarını bir hakkın kullanılmasını engellemek için yeterli görmek, Bakan’ın şüphelendiği herkesin, her partinin ve her kurumun haklarını ve özgürlüklerini onun eline teslim etmek anlamına gelir.

Devlet, Egemen İradedir

“Devlet içinde devlet olmak” iddiasına gelince; bir kere, Anayasaya göre Türkiye’de devlet teşkilatı “merkezi idare” ve “mahalli idare” olmak üzere iki parçadan oluşur. Mahalli idareler, yerel halkın ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kanunla kurulurlar ve vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmek üzere yine kanunla birçok yetkiye sahip kılınırlar. Yani belediyeler, zaten devlet teşkilatının bir parçasıdır, devletin kendisidir.

Devlet, egemen iradedir. Bir yapı, ancak egemenlik kurduğunda ve bu egemenliğe dayanarak işlediğinde devlet sıfatını kazanır. Belediyelerin yasalardan kaynaklanan bir yetkiye göre davranmaları, onları egemen yapmaz. Yani bağış almakla, devlet olunmaz.

Ayrıca, CHP’nin belediyeler üzerinden devlete karşı bir kalkışmaya yöneleceğini ve bağış toplamayı fırsat bilerek devlete karşı ayaklanacağını öne sürmek, mantıkla bağdaşmaz. Herhâlde en fanatik CHP karşıtları bile, böyle bir iddiayı ancak müstehzi bir ifadeyle karşılarlar.

Toplumu Öcülerle Korkutmak

İktidarın hukuki ve siyasi açıdan dayanaksız olan bu tavrının iki açıdan önem taşıdığı kanısındayım: İlki, AK Parti’nin dün bulunduğu nokta ile bugün geldiği yer arasındaki farkı göstermesidir. İktidarının ilk dönemlerinde AK Parti, müesses nizama kaşı mücadelesinde, yerel yönetimleri güçlendirmek için ciddi bir çaba sarf ediyordu. Merkezin elinde topladığı yetkileri yerele dağıtmak, böylece hem gücün paylaşılmasını sağlamak hem de demokratik katılımı güçlendirmek için reform tasarıları hazırlıyordu. AK Parti’nin yerelin yetkilerini güçlendirmek ve kaynaklarını kuvvetlendirmek için girdiği bu yolda karşısına CHP ve o dönem cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Sezer dikiliyordu. Sezer ve CHP, AK Parti’yi ülkeyi bölmekle ve devlet içinde yeni devletler yaratmakla suçluyordu.

Gün döndü, devran değişti; AK Parti müesses nizama dönüştü. Müesses nizam, gücü paylaşmaz, bütün yetkileri kendi elinde tutarak herkesi ve her kesimi kontrol etmeyi ister. Bu nedenle AK Parti de dün muzdarip olduğu ve sertçe eleştirdiği ne varsa, bugün fazlasıyla onları uyguluyor. Dün, merkeziyetçiliği çözmek ve devleti hızlandırıp daha işlevsel hâle getirmek için yerele güç aktarmaya gayret eden AK Parti, bugün yerelin zaten kısıtlı olan yetkilerini de ellerinden alma ve alanını daha da daraltmaya çaba harcıyor. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra, belediyelerin yetkilerini makaslamaya ve çalışmalarını tökezletmeye gayret etmesi, bunun tezahürleri.

İkincisi ise, korku siyasetidir. Hukuki ve siyasi kavramların kullanılması bile, bir tehdit unsuru olarak mimleniyor. İktidarın bakışıyla örtüşmeyen bir görüş ifade edildiğinde hemen tehlike çanları çalınıyor, görüş ve sahipleri anında kriminalize edilerek muhalefet bastırılıyor. İktidar, umut yaratamayınca korkuya daha çok ihtiyaç duyuyor ve destekçilerini arkasında tutmak için sürekli korku pompalıyor.

Hülasa iktidar anti-demokratik ve gayri-hukuki uygulama ve düzenlemelerini, hep korkuyu büyüterek topluma kabul ettirmeye çalışıyor. Ancak 31 Mart yerel seçimleri, birilerini topluma “öcü” olarak göstermeye ve bu öcülerle toplumu korkuya esir etmeye dayanan siyasetin bir sınırının olduğunu gösterdi. O vakit tutmayan öcü siyasetinin bundan sonra tutması çok daha zor.

Facebook Yorumları

reklam
22.05.2020
İktidarın ekmeğine yağ sürmek
14.05.2020
Bir susturucu olarak darbe iddiaları
8.05.2020
HDP ve Sancar
4.05.2020
HDP: Yüzleşme ve İnşa
2.05.2020
Muhalefet artık koyun güdebiliyor (*)
24.04.2020
Politik körlük (*)
16.04.2020
Tencerenin kapağı açıldı (*)
10.04.2020
Devlet İçinde Devlet Olmak
9.04.2020
Ulus-devletin itibarı ve sosyal devletin dönüşü
3.04.2020
İnfazda eşitlik adaletin gereğidir (*)
2.04.2020
Yardım kampanyasını sabote etmek
13.03.2020
Kürt gençlerini anlamak (2): Mitler ve gerçekler
6.03.2020
Kürt gençlerini anlamak (1): Müslüman, Kürt ve özgürlükçü
1.03.2020
HDP’de yeni dönem (*)
25.02.2020
Kelepçe (*)
22.02.2020
Suskunluk perdesi yırtılınca
20.02.2020
Türkiye kurulurken Kürtler (2) “Türk ve Kürt millî sınırlarıyla sınırlanan Türkiye” (*)
16.02.2020
Kadınların gözünden Türkiye
14.02.2020
Kürt meselesi ve yeni oyun alanı
10.02.2020
İdlib düğümü
6.02.2020
Türkiye Kurulurken Kürtler (1): Kürtleri bize bağlayan ana kuvvet dindir
3.02.2020
Siyaset yapma! (*)
24.01.2020
‘Oyun’ üstüne oyun
16.01.2020
Diyarbekir’de Kürt ulusçuluğu (*)
13.01.2020
İktidara can simidi (*)
3.01.2020
Yeni bir felaket davetiyesi
28.12.2019
İki Ziya (3) Dinmeyen yara: Kürtler (*)
26.12.2019
Geçmiş ve “Gelecek” (*)
17.12.2019
Davutoğlu’nun “hodri meydan”ı (*)
15.12.2019
Kürtler ve yeni partiler (*)
13.12.2019
İki Ziya (1) “Başı kurşunsuz Ziya” ve “başı kurşunlu Ziya” (*)
8.12.2019
Bir iç güvenlik tehdidi (*)
2.12.2019
Sine-i millet
25.11.2019
Elde var “zaman” (*)
16.11.2019
Kemalizm yeniden şahlanırken (*)
10.11.2019
Soçi’den sonra SDG (*)
2.11.2019
Soçi’den sonra Türkiye (*)
26.10.2019
Ateşe benzin döken akıl (*)
18.10.2019
Tehlikeli yalnızlık
11.10.2019
Fıratın doğusuna operasyon: Belirsizlikler ihtimaller
6.10.2019
CHP’nin tarihi fırsatı (2): Avantajlar
2.10.2019
Berlin ile konuşmalar (2) Yumurtalar, omlet ve ölüm (*)
28.09.2019
CHP’nin tarihî fırsatı (1) zorluklar (*)
25.09.2019
Ölümü kutsayarak bir gelecek kurulamaz (*)
12.09.2019
Anneler, çocuklar ve siyaset (*)
9.09.2019
İmamoğlu’nun uzun yolu (*)
31.08.2019
Giyotinin altındaki kelleler (*)
28.08.2019
Güvenli bölge, süreç ihtimali ve kayyım (*)
25.08.2019
Bir siyasî intikam operasyonu (*)
21.08.2019
Güvenli bölgeden ötesi (*)
9.08.2019
Bambaşka bir AK Parti (*)
5.08.2019
23 Haziran’dan sonra CHP (*)
29.07.2019
Kürt fobisi (*)
20.07.2019
Fabrika ayarları (*)
5.07.2019
Reisi yanıltmak
2.07.2019
Demokrasiye esaslı katkı (*)
20.03.2020
Dünyayı felç eden virüs (1) Küreselleşme ve otoriterleşme (*)
4.07.2019
Reisi yanıltmak
2.07.2019
Demokrasiye esaslı katkı (*)
29.06.2019
Halkla inatlaşılmaz
24.06.2019
O sandığa dokunmayacaksın!
14.06.2019
Kürdistan’a dönüş (*)
7.06.2019
Bayramlar aynı, tadı kaçan biziz (*)
4.06.2019
Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (2) aktörler (*)
3.06.2019
Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (1) genel eğilimler (*)
31.05.2019
Ayrılık rüzgârı
24.05.2019
250 sayfalık olmayan gerekçe
23.05.2019
Zemin kayıyor
18.05.2019
Kader seçiminde Kürtler
15.05.2019
Erdoğan’ın büyük kumarı
12.05.2019
Mutfakta pişen bir şey var (*)
7.05.2019
İpler koparken (*)
3.05.2019
Kendi altındaki halıyı çekmek
30.04.2019
31 Mart dersleri (*)
19.4.2019
İlk okumalar - 3 (*)
18.4.2019
İlk okumalar - 2 (*)
14.4.2019
Çuvala sığmayan mızrak
6.4.2019
İlk okumalar-1 (*)
31.3.2019
Son düzlükte (*)
25.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 3 (*)
22.3.2019
Tolstoy ve Gandhi
17.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 2 (*)
13.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 1 (*)
1.3.2019
Çözüm Kürtlerle konuşmakta
23.2.2019
Demokrasiyi zehirlemek*
17.2.2019
Aslolan hayatı savunmaktır (*)
10.2.2019
PYD’nin Esed rejimiyle müzakeresi (*)
1.2.2019
İntikamın ekşi tadı (*)
25.1.2019
Güvenli bölge için üç plan (*)
24.1.2019
Kapsayıcı siyaset ile dışlayıcı siyaset arasında CHP (1)
18.1.2019
Bir ileri, bir geri
11.1.2019
Taşlar yerinden oynarken - 3 (*)
9.1.2019
Taşlar yerinden oynarken (2)
29.12.2018
Taşlar yerinden oynarken - 1 (*)
22.12.2018
31 Mart’a giderken (*)
12.12.2018
Siyasî ayak oyunlarına hukukî kılıf
2.12.2018
“Akil İnsanlar”: Meşruiyete açılan kapı (*)
23.11.2018
AİHM’nin "ağır" Demirtaş kararı*
16.11.2018
Malatya (1) BİLSAM ve kayısı ezmesi
9.11.2018
Son iki yılda HDP ve Demirtaş*
3.11.2018
İttifakta çatlak
29.10.2018
Çözüm süreçlerinde medyanın sorumluluğu*
20.10.2018
Siyasete ayarlı hukuk*
2.10.2018
ABD’nin kafasındaki Suriye (*)
1.10.2018
“Terör uzantısı parti”
23.9.2018
Aman kafanız karışmasın!
21.9.2018
Soçi'nin anlamı
18.9.2018
Tahran’dan sonrası (*)
10.9.2018
İdlib'de adım adım kıyamete
1.9.2018
Karanlık geçmişi sahiplenmek (*)
28.8.2018
On Ders
21.8.2018
HDP’de çarşı karıştı (*)
15.8.2018
İki partili siyasete devam*
8.8.2018
24 Haziran (6): MHP ve İYİ Parti
30.7.2018
24 Haziran (5) HDP’nin oyu kimin oyu? (*)
21.7.2018
24 Haziran (4) HDP ve Demirtaş (*)
17.7.2018
24 Haziran (3): CHP, Kılıçdaroğlu ve İnce
10.7.2018
24 Haziran (2) Erdoğan ve AK Parti (*)
7.7.2018
Suruç (2) İktidarın ölümcül günahları
30.6.2018
24 Haziran (1) Genel manzara (*)
24.6.2018
Suruç (1) Medyanın ölümcül günahları
22.6.2018
Kaybedince sevineceğim bir iddia (*)
19.6.2018
Saadet Partisinin Kürt raporu*
14.6.2018
“Çatışmadan en fazla zararı toplum görüyor” (*)
10.6.2018
HDP ve seçim barajı meselesi
7.6.2018
Marmara’da bir ada (3) “Sokakta leşi sürünmeyen siyasetçi kalmayacak”
6.6.2018
Zihnimin rengi
1.6.2018
HDP ve kamburu
25.5.2018
Ters tepme listesi (*)
24.5.2018
Marmara’da bir ada (1) Efsanenin silik gölgesi
20.5.2018
24 Haziran’a doğru bölgede durum (*)
16.5.2018
Psikolojik üstünlük kaybı
14.5.2018
24 Haziran ve Akşener’in Yazgısı
11.5.2018
Barışın zamanı ve adresi
5.5.2018
İYİ Parti kimin için “İYİ”? *
1.5.2018
Şapkadan çıkan tavşan
24.4.2018
Etik sorgulamanın doğru adresi
20.4.2018
Göz boyama ve gözdağı
16.4.2018
Taşeron işçinin ekmeğine göz koymak
12.4.2018
Batı, Suriye’ye müdahale eder mi?
6.4.2018
ABD için dönüş vakti mi?
3.4.2018
Zeytindağı (2) “Tarihin hakkı tarihe, Cemal’in hakkı Cemal’e”
29.3.2018
ABD’de Şahinlerin Dönemi
24.3.2018
Afrin’in Ötesi
15.3.2018
Mehmet Altan kararı (*)
12.3.2018
“Paranız yoksa onurunuz var”
3.3.2018
Resmî ideolojinin gücü (4)
25.2.2018
HDP’nin Yeni Dönemi
8.2.2018
Resmî ideolojinin gücü (3)
29.1.2018
Resmî ideolojinin gücü (2)
12.1.2018
OHAL, nasıl bir hal (3) Zorunlu kıyafet
6.1.2018
Irak Kürtleri ve 2018*
4.1.2018
OHAL, nasıl bir hal? (1) Hukuksuz yöntem
26.12.2017
ABD’nin denge siyaseti ve PYD (*)
17.12.2017
Kürdistan neresi?
15.12.2017
Trump'ın kuyuya attığı taş
12.12.2017
Sarraf vakasıyla yüzleşmek (*)
2.12.2017
Korku siyaseti kime yarar?
15.11.2017
Kişi kültü ve demokratik normalleşme
13.11.2017
“Halkın itimadına küfranı nimet etmem”
11.11.2017
Kürdistn referandumu (7) Kürtlerin kaybı, Türkiye’nin kazancı mı?
6.11.2017
Kürdistan referandumu (6) açlık-yokluk tehdidi
3.11.2017
Kürdistan referandumu (5) beş bin Ülkücü
20.10.2017
Kürdistan referandumu (4) beka meselesi
16.10.2017
Kürdistan referandumu (3) İkinci İsrail
10.10.2017
Kürdistan referandumu (2) zamanı değil
1.10.2017
“Bildiğin gibi değil”
24.9.2017
Hukuk ötesi SİHA
21.9.2017
Kürt anasını gömmesin
18.9.2017
“Ulus-devletçik”
15.9.2017
Masum olsan ne fayda?
9.9.2017
Suspus Meclis
2.9.2017
Meclisin ruhuna fatiha
26.8.2017
Rasyonel seçmen
25.8.2017
Uzun vâdeli mücadele
22.8.2017
“Dâvâ” bizden uzak olsun!
15.8.2017
İşkenceye sıfır toleranstan, sıra dayağına
10.8.2017
15 Temmuz’un ardından (5)
7.8.2017
15 Temmuz’un ardından (4)
31.7.2017
15 Temmuz’un ardından (3)
27.7.2017
Onlar hem vatandaş, hem rehin/e
26.7.2017
Akıldan uzakta
23.7.2017
15 Temmuz’un ardından (2)
20.7.2017
15 Temmuz’un ardından (1)
19.7.2017
İnsan hakları ve AKP: Dün ve bugün
15.7.2017
“Terörist”
11.7.2017
Kürtler devlete “eyvallah” etmedi; PKK’ye de etmez!
5.7.2017
Adalet yürüyüşünün karşılığı
26.6.2017
Sanki bütün sorun “anlatamamak”mış gibi!
20.6.2017
“Sayılı gündür, gelip geçer”
17.6.2017
Damat tahliyeleri ve vekil tutuklamaları
7.6.2017
Şüphe bulutlarını dağıtmak
5.6.2017
Dava
3.6.2017
Tabela ve bellek
27.5.2017
Halkla inatlaşılmaz
26.5.2017
Tarihî kişilikleri tartışmak
23.5.2017
Ergenekon’un akibeti, 15 Temmuz’un başına olmasın!
20.5.2017
Tarafsızlık süsü verilmiş ayırımcılık
17.5.2017
Hangi cephe, hangi blok?
13.5.2017
2019 arayışları ve Gül’ün adı
9.5.2017
Erdoğan’ın dönüşü
7.5.2017
CHP ve siyasetin kaynayan kazanı
26.4.2017
16 Nisan’a vurulan mühür
22.4.2017
16 Nisan’dan sonra AKP ve HDP ne yapmalı?
19.4.2017
17 Nisan'a uyanmak
16.4.2017
Neden hayır?
15.4.2017
Dost ve post
7.4.2017
Milleti denize dökmek
4.4.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 5
31.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 4
29.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 3
28.3.2017
Anayasa değişiklik teklifinin içeriği-1
27.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 2
14.3.2017
Nerden baksan tutarsızlık!
12.3.2017
Bitpazarına nur yağmaz
6.3.2017
15 Temmuz’un tapusu
27.2.2017
Evet ve mağduriyet
26.2.2017
Evet ve statüko karşıtlığı
21.2.2017
Evet ve statüko karşıtlığı
18.2.2017
KHK’lar, ihraçlar ve hukuk
16.2.2017
Suret-i haktan görünmek
12.2.2017
Bir susturma aracı olarak KHK
9.2.2017
Evet ve özgürlük açığı
6.2.2017
Evet ve avantajları
4.2.2017
Halk oylamasına giderken
29.1.2017
Bir kitap (2) “Öyle ise Türkiye’de cumhuriyet idaresi yoktur”
28.1.2017
Bir kitap (1) “Ne o! Memlekette inkılâp mı yapmak istiyorsun?”
26.1.2017
Tüketilmiş söylem
23.1.2017
Sert muhalefet
20.1.2017
Yüksek gerilim hattı
17.1.2017
Aslında hepimiz bir parça milliyetçiyiz
14.1.2017
15 Temmuz sonrası Türkiye (3)
12.1.2017
15 Temmuz sonrası Türkiye (2)
9.1.2017
15 Temmuz sonrası Türkiye (1)
6.1.2017
Adı konmamış bir savaş
30.12.2016
Bombalarla özdeşleşmek
22.12.2016
Bir örtü olarak TAK
19.12.2016
Hamasetten selâmete yol çıkmaz
11.12.2016
Makul seslere hasret kalmak
8.12.2016
Mevcut ve yakın tehlike
1.12.2016
Sessizlik bir onay mı?
26.11.2016
Sessizlik, mutlak bir vazgeçiş mi?
23.11.2016
Sosyolojinin duvarına çarpmak
9.11.2016
Perşembenin gelişi
2.11.2016
Rüzgâr ekmek
26.10.2016
‘Sonuçta hepimiz insanız’
23.10.2016
Güneş'in kıymetini bilmek
18.10.2016
Cirminden fazla yer yakmak
16.10.2016
Süngünün üstüne oturmak
13.10.2016
En büyük kötülük
3.10.2016
Milli güvenliğin asıl tehdidi
28.9.2016
Muhtemel bir siyasi sürecin imkânı*
25.9.2016
Ölçü kaçmasın!
20.9.2016
Fırsatçılıktan hayır çıkmaz
14.9.2016
Muhataplık meselesi
10.9.2016
Barış ve ekonomi
5.9.2016
Herkesin faydası şiddeti terk etmede
31.8.2016
Savaşların en güzelini kazanmak
26.8.2016
Menbiç’in intikamı
22.8.2016
Darbe mağduru bir yazı
20.8.2016
Üst akıl ve karşıtların üst aklı
18.8.2016
‘Üst-akıl’ ve taraftarları
15.8.2016
‘Düşman siyaseti’ ve 15 Temmuz
12.8.2016
‘Kolektif kandırılma’
8.8.2016
Ne istediler, niye verdiler?
5.8.2016
‘Benim kitabımda bu dersin yeri yok’
2.8.2016
Bati'da demokrasi maskeleri düşerken
28.7.2016
Asıl mesele, hukuk içinde kalmak
22.7.2016
Yanlış işler
20.7.2016
‘Artık istediğinizi yiyebilirsiniz’
18.7.2016
Demokratik rüşt
14.7.2016
Fransa’da devrim yok!
12.7.2016
Külter nerede? Çapraz neden tutuklu?
6.7.2016
Hendeklerin ardından (6)
3.7.2016
Hendeklerin ardından (5)
28.6.2016
Hendeklerin ardından (4)
25.6.2016
Hendeklerin ardından (3)
22.6.2016
Hendeklerin ardından (2)
18.6.2016
Hendeklerin ardından (1)
14.6.2016
Ağır mahalle baskısı (2)
12.6.2016
Ağır mahalle baskısı (1)
7.6.2016
Ali: Ötekilerin çığlığı
3.6.2016
Karşılıksız sevdanın hazin sonu
31.5.2016
Kupa Zizou’ya, Zizou kupaya yakıştı
29.5.2016
Sehpasız Menderes devri
26.5.2016
CHP, ne camiye yaranabildi ne de kiliseye
23.5.2016
Siyasetin kaderi yargının elinde
20.5.2016
‘Yerel işbirlikçiler’
17.5.2016
Üç plan
15.5.2016
İki başlılık
12.5.2016
Muhtemel akıbet
10.5.2016
Emanetçi
9.5.2016
Refiklerin darbesi
5.5.2016
Suni dikişler atıyor
1.05.2016
Dokunulmazlıkların kaldırılması (3)
29.4.2016
HDP'nin mecburi dönüşü
27.4.2016
Dokunulmazlıkların kaldırılması(2)
26.4.2016
Dibe vurmak
24.4.2016
Dokunulmazlıkların kaldırılması (1)
21.4.2016
Mahkemeye düşmek
19.4.2016
İki dilek
17.4.2016
Toplumsal barış ve ekonomi
13.4.2016
Tarihten ders almak
12.4.2016
Savaş davullarıyla ortada kalmak
10.4.2016
Yeni bir yol bulmak
7.4.2016
Yeni anayasa ve ortamın zorluğu
3.4.2016
AKP’nin yeni anayasa hamlesi
1.4.2016
Toptancı suçlamalar gayri-medenidir
31.3.2016
Darbe sevdası
28.3.2016
Darbe kapısını kapatmak
25.3.2016
'İslam'ı kirletiyorlar'
24.3.2016
Doz aşımı
20.3.2016
Korkuyu dağıtmak ve demokrasiyi büyütmek gerek
17.3.2016
Kırmızı çizgiler ve bomba
14.3.2016
Taziye suçu
11.3.2016
'Bin yıl daha iktidar olamayız'
8.3.2016
Savrulma
6.3.2016
Altmış milyon yobaz
3.3.2016
Açık makas
28.2.2016
Bu yol, yol değil
25.2.2016
Siyasi cevap üretmek
21.2.2016
Aklıselim ve sabır
18.2.2016
'Kürt anasını görecek'
16.2.2016
Yanlış soru
14.2.2016
Irak’taki hata (!)
11.2.2016
Denklemi tersten kurmak
9.2.2016
Yargı gölge etmesin
6.2.2016
Öğretme özgürlüğüne müdahale
5.2.2016
Yol üstündeki taşlar
31.1.2016
Şişeden çıkan cin
28.1.2016
Mümkün olanın sanatı
24.1.2016
O iş böyle bitmez
20.1.2016
İşe yarar ifade
17.1.2016
Değişen tavırlar (2): Süreç taraftarları
16.1.2016
Makbul fikirlerin özgürlüğü
14.1.2016
Değişen tavırlar (1): Süreç karşıtları
10.1.2016
Çözüm bulmak devletin görevi
7.1.2016
Milletvekiline dokunma!
3.1.2016
Geç kalmanın bedeli
31.12.2015
Kadim Mesele (3): 'Kanun Türk’ü'
27.12.2015
Reform zamanı
24.12.2015
Muhatapları çoğaltmak
20.12.2015
Müzakereye dönüş
17.12.2015
Hendeğin sanal savunucuları
13.12.2015
Hendeğin hedefi
10.12.2015
Arada
6.12.2015
Tahir Elçi’nin ardından
3.12.2015
Yürekten vurulmak
29.11.2015
Kadim mesele (2): Türklük / Türkiyelilik
26.11.2015
Kadim mesele (1): Türk Milleti / Türkiye Milleti
22.11.2015
'Kınasan da dert kınamasan da'
19.11.2015
IŞİD'in herkese karşı savaşı
16.11.2015
Asıl sorun muhalefette
13.11.2015
Yeni perde
8.11.2015
Faili meçhullerin üstünü örtmek
6.11.2015
Siyaset, rekabet ve uzlaşma
5.11.2015
HDP'nin büyük sınavı
30.10.2015
Kürdistan’ın başına çorap
27.10.2015
Durumdan vazife çıkarmak
20.10.2015
'Kokteyl terör'
13.10.2015
Muğlaklığın gücü
11.10.2015
Ateş topu
6.10.2015
AKP, medya ve siyasi iklim
1.10.2015
Namus meselesi
29.9.2015
İstifanın siyaseti
27.9.2015
Tek ses olamamak
23.9.2015
Silah ve siyaset (3)
21.9.2015
Özyönetim ve siyaset (2)
15.9.2015
Hendek ve siyaset (1)
13.9.2015
Kimin savaşı? Kimin tepkisi?
8.9.2015
Cemevi kararı (2): Siyasetin aczi
5.9.2015
Cemevi kararı (1): Hukukun önemi
1.9.2015
'Bakanlığı duydu mezhebini unuttu'
28.8.2015
Kaçan fırsatlar (2): AKP-CHP koalisyonu
27.8.2015
Kaçan fırsatlar (1): AKP-HDP koalisyonu
21.8.2015
Yapısal hatalar (3): Taahütlere uymama
18.8.2015
Yapısal hatalar (2): Muğlaklık
14.8.2015
Yapısal hatalar (1): Zaman
12.8.2015
Bilek güreşi
7.8.2015
Herkes kendine yakışanı yapar
5.8.2015
Altı milyon oyun sorumluluğu
4.8.2015
Feryatlar gökyüzüne yükselirken…
31.7.2015
'Biz yapmadık, bağımsız birimler yaptı'
28.7.2015
'Size savaş yaptırmayacağız'
25.7.2015
Akıl tutulması
21.7.2015
Çıkış kapısı
16.7.2015
Kabak tadı
14.7.2015
İktidar korkusu
10.7.2015
Gerçeğe dönüş
8.7.2015
Faili meçhul değil faili malum
1.7.2015
Türkiye'nin bitmeyen Kürt fobisi
28.6.2015
7 Haziran sonrası HDP ve Kandil
26.6.2015
Merkezin dönüşümü
23.6.2015
Kalkınma ve özgürlük kıskacında Demirel
19.6.2015
Koalisyon kurmanın güçlüğü ve unutkanlık
16.6.2015
Çözüm koalisyonu
12.6.2015
Bir parça huzura hasret kalmak
9.6.2015
Kazanan siyaset ve demokrasi oldu
5.6.2015
Seçim ve felaket senaryoları
2.6.2015
Seçim ve siyasi rüşt
29.5.2015
SEÇİM VE TARAFSIZLIK
23.5.2015
Seçim ve normalleşme
19.5.2015
Seçimler gelir gider, kalıcı olan barıştır!
17.5.2015
Sinn Fein ile bir gün
12.5.2015
Geçmişi geçmiş kılmak
4.5.2015
PKK’nin özrü ne anlama geliyor?
29.4.2015
HDP: Türkiye'nin batısına konuşmak
28.4.2015
HDP’nin merkeze yolculuğu
24.4.2015
HDP’nin dezavantajları
22.4.2015
HDP’nin avantajları
17.4.2015
PKK çekilmeli
15.4.2015
Demokrasiden umut kesmek
11.4.2015
Barış sürecinin hukuku
8.4.2015
Çözüm Süreci ve Yeni Anayasa
06.04.2015
İzleme Heyeti ve PKK’nin meşruluğu
03.04.2015
Eşme ruhu ve Genelkurmay’ın ruhu
28.03.2015
Tavanda sorun, tabanda rahatsızlık
24.03.2015
Barışın newrozu
21.03.2015
Barış cümleleri toplamak
16.03.2015
Çağrı, irade ve sorumluluk
08.03.2015
Eyvah barış geliyor!
04.03.2015
Tarihi çağrı
07.02.2015
HDP'nin seçimi ve olası sonuçları
05.01.2015
Barışı provokasyondan korumak
03.01.2015
Muhafazakâr dayatma
24.12.2014
Seçim barajı ve Anayasa Mahkemesi
19.12.2014
14 Aralık operasyonu
17.12.2014
Başkalarının kiri
24.11.2014
Şiddetin kapısına kilit vuralım
19.11.2014
Doğru kelimeleri bulmak
11.11.2014
Fas’ta IŞİD, laiklik ve Kobani tartışması
07.11.2014
Kobani’de yeni dengeler
27.10.2014
Puslu havayı dağıtmak
22.10.2014
Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar
13.10.2014
Bu ateş hepimizi yakar
10.10.2014
Sağduyu ve itidal zamanı
02.10.2014
Suriye’de yeni politika ihtiyacı
23.09.2014
Kobani, rehineler ve Şer’den çıkan hayır
19.09.2014
Çok-kültürlü eğitim, anadil ve Türkiye (1)
13.09.2014
Yeni hükümet ve Çözüm Süreci
10.09.2014
CHP Kongresi: Akıntıya karşı kürek
07.09.2014
Kutuplaşma, helalleşme ve muhalefet
03.09.2014
AKP’de yeni dönem: Erdoğan, Gül ve Davutoğlu
24.08.2014
Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde neyi başardı?*
21.08.2014
Barış, çözüm ve provokasyon
17.08.2014
‘Tarih’ tartışması
14.08.2014
Kürtlerin ittifakı bir zorunluluk
12.08.2014
İki kazanan, bir kaybeden
09.08.2014
IŞİD vahşeti ve Kürtlerin birliği
29.07.2014
İhsanoğlu’nun Diyarbakır mesaisi
21.07.2014
Kürtler Kürt de olabiliyor!
16.07.2014
Bize yine hasret kaldı
13.07.2014
Türkiye, PKK ve Kürdistan
10.07.2014
Bağımsız Kürdistan
08.07.2014
Barış inşa ediliyor, bazıları neden mutsuz?
05.07.2014
Demirtaş’ın adaylığı
26.06.2014
Barışa katlanmak
20.06.2014
12 Eylül’e müebbet
19.06.2014
Elveda Kemalizm
12.06.2014
Cezalandırmayalım, ödüllendirelim
10.06.2014
Barışı toplum sahiplendi*
08.06.2014
Barış annelere emanet!
06.06.2014
Çözüm Süreci'nde yeni aşama
31.05.2014
Annelerin hasreti çabuk bitsin!
28.05.2014
İki zihniyetin mücadelesi veya 27 Mayıs’tan çıkmak
23.05.2014
Soma (2): Muhalefet ve sosyal medya
21.05.2014
Soma (1): Mevcut durum, iktidar ve sorumluluk
10.05.2014
Bakan Çağlayan’ın saati
05.05.2014
Doğru politika, yanlış aktör
03.05.2014
Anayasa Mahkemesi (3): Kılıç’ın konuşmasındaki yanlışlar
29.04.2014
Anayasa Mahkemesi (2): Kılıç’ın konuşmasındaki doğrular
27.04.2014
Anayasa Mahkemesi (1): Kararlar ve cumhurbaşkanlığı seçimi
21.04.2014
Barışmak sabretmekle mümkün
10.04.2014
2014 seçimlerinin aynasında AKP ve CHP *
07.04.2014
Kürtler barışa oy verdi
04.04.2014
Kaybedenler kulübü
30.03.2014
Kürt siyaseti ve meşruiyet
25.03.2014
‘Kürtlerin vakti geldi’ mi?
23.03.2014
Barıştan korkmamak
19.03.2014
Tahliye furyası ve yeni Ergenekon algısı
16.03.2014
Sağduyu çağrısının muhatabı kim olmalı?
14.03.2014
Hayatı ve ölümü araçsallaştıran bizlere dair…
11.03.2014
HDP’ye saldırı: Kim yapıyor, neden yapıyor?
05.03.2014
Atatürk’e hakaret, Türköne ve yargı
02.03.2014
Güncellenmiş 28 Şubatlar
27.02.2014
MİT Yasası: Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
25.02.2014
Başarısız bir 367 denemesi
20.02.2014
İnternet yasası
18.02.2014
‘İyi ki Öcalan var’
10.02.2014
Barış huzursuzluğu
06.02.2014
BDP ve HÜDA-PAR: Sorumluluk vakti
03.02.2014
Cemaat’in Kürt meselesindeki perspektifi
30.01.2014
Gülen’in BBC röportajı: ‘Bu arkadaş’ ve ‘adadaki insan’
28.01.2014
Nasıl bir HSYK?
24.01.2014
HSYK tartışması
16.01.2014
17 Aralık ve Kürt siyaseti (3)
09.01.2014
İnsafınız kurusun!
06.01.2014
17 Aralık ve Cemaat (2)
03.01.2014
17 Aralık ve AKP (1)
29.12.2013
Roboski: Hakaret
25.12.2013
Yargının Diyarbakır kriterleri
22.12.2013
AKP, Cemaat ve demokrasinin ipi
18.12.2013
Hawara Licê
14.12.2013
Acının keyfini sürmek
11.12.2013
Devletin mahremiyeti ve vatan hainliği
08.12.2013
Diyarbakır’ın seçimi
04.12.2013
Halkın sevgilisi Atatürk
03.12.2013
Zarar gören, kaybeden hiç kimse yok
1.12.2013
Koruculuk (2): Nasıl silah bırakırlar
28.11.2013
Koruculuk (1): Neden korucu oldular
26.11.2013
Dershaneler ve çözüm süreci
23.11.2013
Kürtler ne yana düşer, Kürdistan ne yana düşer?
19.11.2013
Diyarbakır buluşması: Semboller ve söylem
16.11.2013
Ayar kaçmasın!
12.11.2013
'Siyasi' değil 'itikadi'
11.11.2013
Kürtler arasında da barışa ihtiyaç var
06.11.2013
Yeni bir kimlik ihtiyacı
04.11.2013
Kim kimi Türkiyelileştirecek?
29.10.2013
CHP, BDP ve Sarıgül
22.10.2013
Demokratik felaket
15.10.2013
Perakende demokrasi
08.10.2013
Başörtüsüne tam özgürlük
01.10.2013
Brüksel'de 'Gezi' havası
24.09.2013
Cami-cemevi ve asimilasyon
18.09.2013
Tıkanmayı aşmak
10.09.2013
Çantada keklik
04.09.2013
Artık ana güzergah siyasettir
28.08.2013
'Stratejik konum'
21.08.2013
Ergenekon'a kefil olmak
13.08.2013
Olmayacak duaya amin
06.08.2013
Adaletin önündeki baraj
30.07.2013
Kürt anasını görsün artık!
25.06.2013
Demokratik reform ihtiyacı
18.06.2013
ERDOĞAN, MESAJI ANLAMADI MI?
11.06.2013
Gezi ve Kürtler
05.06.2013
Vesayetin kurumsallaşması
28.05.2013
Kimin iradesinden söz ediyorsunuz?
03.05.2013
Veda vakti
27.04.2013
Kürt meselesi nedir
19.04.2013
Türkiye mucizesi
12.04.2013
İrlanda dersleri
08.04.2013
Çokkültürlü vatandaşlık
29.03.2013
‘Türk kimliği’ meselesi
22.03.2013
Newroz û Aşitî pîroz be
15.03.2013
Barışın hâlleri
08.03.2013
Vicdanımız reddediyor
01.03.2013
Tedirgin olan kim
22.02.2013
Ah bu arşivlerin gözü kör olsun!
15.02.2013
‘Türk sorunu’
08.02.2013
‘Solin Ölmesin’
01.02.2013
‘Atatürk devrine dönemeyiz’
25.01.2013
‘Fezleke hukuku’
18.01.2013
Elbette ‘hubbu Ali’den’ değil!
11.01.2013
Helva
04.01.2013
Bu kez final barış olsun
30.12.2012
Acıdan süzülmüş metanet
28.12.2012
Bu dava bitmedi!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive