Tahran’dan sonrası (*)


18.9.2018 - Bu Yazı 134 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Diplomatik zirvelerde genellikle liderler önce medyaya bir resim verir ve iyi niyet temennilerini dillendirir. Ardından asıl mesai başlar, kapalı kapılar ardında kıran kırana pazarlıklar yapılır ve nihayetinde varılan netice kamuoyunun bilgisine sunulur.

 

Ancak Tahran’da farklı bir yol izlendi; Astana Süreci ortaklarının, bilhassa İdlib vesilesiyle merakla beklenen zirvesi canlı yayınlandı. İran, Rusya ve Türkiye heyetleri bütün dünyanın gözü önünde müzakere ettiler. Putin ve Erdoğan, zirve sonrasında yaptığı açıklamalarda ev sahibinin bu sürprizinden haberdar olmadıklarını belirttiler, ancak şikâyetçi de olmadılar.      

 

Tahran’ın görüşmelere herkesi tanık kılması, her üç devletin de durduğu yerin net bir şekilde görülmesini sağladı. Taraflar gerek Suriye’nin genelinde ve gerekse İdlib’de savundukları pozisyonu mümkün olan en açık dille ifade ettiler. Bu açıklık, aralarında üç konuda ciddi farklılıkların bulunduğunu ortaya çıkardı.

 

Teröristlerin kimliği

 

(1) “Teröristlerin kimliği” Astana’nın garantör devletleri arasında önemli bir sorun teşkil ediyor. Zirvede Erdoğan, İdlib’e yoğunlaşırken Suriye’nin kuzeyindeki önemli gelişmelerin gözden kaçtığını belirterek PYD’yi işaret etti. ABD’nin, Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü PYD’ye verdiği destekten duyduğu rahatsızlığın altını çizdi. Astana’daki yol arkadaşlarından da destek talep edip ortak bir tutum almalarını istedi.

 

Fakat Ruhani ve Putin’den bu talebe olumlu bir karşılık gelmedi. Rusya ve İran için terörist olanlar, Suriye rejimine karşı savaşanlar. PYD’yi ise bu kategoride değerlendirmiyorlar. Tahran’daki zirvede de bu noktada bir değişim yaşanmadı. Rusya ve İran mücadele edilmesi gereken örgütler bağlamında PYD’nin adını zikretmediler ve Türkiye’den tamamen ayrı bir çizgide durmayı sürdürdüler.

 

(2) Türkiye’nin İdlib’deki hedefi ya da oyun planı şöyle özetlenebilir: Bir askeri operasyona meydana vermemek için HTŞ silah bıraksın, Türkiye’nin kontrolündeki topraklara çekilsin ve onlardan doğacak boşluğu da “ılımlı muhalif” olarak tanımladığı örgütler doldursun. Bundan umduğu iki fayda var: Biri, sivil halkın yerinde kalmasını sağlamak ve Türkiye’ye doğru yeni bir kitlesel göçü önlemek. Diğeri ise, İdlib’de yönetimi kendisine bağımlı/bağlantılı örgütlerin eline vermek ve böylece Suriye’deki gücünü artırmaktır.

 

İdlib hamlesine veto

 

Ama Türkiye burada da yalnız kaldı. Rusya ve İran, Türkiye’nin teklifini kesin bir dille reddettiler.  Bu reddin altında iki nedenin yattığı söylenebilir: Birincisi, Putin ve Ruhani için mesele çok basit; onlar Esed’in ülkenin yüzde 90’ında hâkimiyetini tekrar kurduğunu ve geride kalan yüzde 10’unun da en kısa sürede rejimin denetimine girmesi gerektiğini düşünüyorlar. Bu nedenle, ılımlı ya da değil, herhangi bir muhalif grubun İdlib’i kontrol etmesini içeren bir teklifin onların nazarında kabul edilir bir yönü bulunmuyor.

 

İkincisi, Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Zeytindalı operasyonları ile Suriye’de bir egemenlik alanı inşa etmesinden Rusya ve İran’ın ziyadesiyle rahatsızlık duydukları biliniyor. Vaziyet bu iken Moskova ve Tahran’ın, Ankara’nın Suriye’de bir de İdlib üzerinden güç tahkim etmesine vize vermeleri düşünülemez.

 

Bugün Türkiye’nin Suriye’deki varlığı hem Rusya hem de İran açısından bir soruna tekabül ediyor. Dolayısıyla Putin ve Ruhani’nin Türkiye’nin sahada elini kuvvetlendirecek ve kendilerince sorunun varlığını derinleştirecek bir hamleye karşı durmalarında şaşırtıcı bir taraf yok.

 

Silâh bırakma

 

(3) Erdoğan Tahran’da, Suriye’deki taraflara bir “ateşkes” çağrısında bulunulmasını önerdi. Buna mukabil Putin ve Ruhani, terörist ve silâhlı grupların temsilcilerinin olmadığı bir ortamda “ateşkes” kararının alınamayacağını belirttiler. Erdoğan’ın bir “karar”dan değil “çağrı”dan söz ettiğini yinelemesi üzerine de Putin “Bütün taraflara silâh bırakmaları çağrısında bulunduk” dedi.  Nihayetinde “ateşkes” ifadesi 12 maddelik sonuç bildirisinde yer almadı.    

 

Putin’in kullandığı “silâh bırakma” kavramı sadece silâhlı gruplara yönelik. Esed bu kapsamda değerlendirilmiyor. Rusya ve İran, silâhlı grupların koşulsuz silâh bırakmalarından başka bir çözüm yolu tanımıyor ve Esed’e karşı mücadele eden bütün grupları -- radikal ya da ılımlı fark etmez -- hedef tahtasına oturtuyor. Nitekim Tahran’da liderler masada toplantı hâlindeyken Rusya ve Suriye İdlib’i hem havadan hem karadan vurmaya devam ediyordu.

 

Aslında Astana Süreci’nin başlangıcından beri bu oyun hep tekrar edilegeldi. Bilindiği gibi Astana’da dört bölge, gerginliği azaltma bölgeleri veya çatışmasızlık bölgeleri olarak ilan edilmişti. Rusya ve İran’ın gayesi, Esed’in toparlanması ve Esed karşıtı güçlerin belli bir bölgede toplanmasının sağlanmasıydı. Plan işledi, Esed gücünü toparladı, Mayıs 2017’den bugüne kadar geçen süre zarfında da İdlib dışında kalan bütün bölgelere hâkim oldu.

 

Rusya ve İran, şimdi aynı stratejiyi İdlib’de de izliyor. Bölgenin -- kısmen değil -- tamamen rejimin kontrolüne terk edilmesini talep ediyorlar. Ve muhaliflerin silâh bırakıp çekilmeleri dışındaki bütün tekliflere kapılarını kapalı tutuyorlar. Alandaki koşullar ve güç dengeleri de Rusya ve İran’ın lehine; bu da her iki ülkeye planları dâhilinde daha rahat hareket etme olanağı sağlıyor.

 

Düğüm noktası

 

İdlib, Suriye meselesinde bir düğüm noktasına dönüşmüş durumda. Kerim Has’ın işaret etiği gibi, Rusya İdlib’i “Suriye’de siyasi çözümün konuşulduğu masada eli güçlü bir şekilde yer alabilmesinin hem ön şartı hem de önündeki son engel” olarak değerlendiriyor. Yani Rusya her halükârda İdlib’i çözmek ve bir sonraki aşama olan siyasi çözüm aşamasına geçmek istiyor.

 

Bu aşamada masadaki en kritik konulardan biri de Türkiye’nin Suriye’deki durumu olacak. Rus yetkililer bir süreden beri “Suriye’deki bütün yabancı güçler ülkeyi terk etmeli”makamında açıklamalar yapıyor. Muhatabının Türkiye olduğu belli bu açıklamalar, Moskova’nın Ankara üzerindeki tazyiklerini artıracağının bir sinyali olarak okunabilir. Muhtemelen önümüzdeki günlerde Rusya, Türkiye’nin Esed ile görüşmesini ve Suriye’de kontrolü altında tuttuğu toprakları Şam yönetimine devretmesini daha gür bir sesle talep edecek.

 

Talebin reddi, Türkiye ve Rusya ilişkilerini daha kırılgan kılar. Talebin kabulü ise, Ankara ve Şam arasında ya Moskova üzerinden dolaylı, ya da gizli diplomasi kanallarını kullanarak doğrudan bir diyalogu başlatır. Her iki durumda da Suriye’de dengeler değişir ve denklemlerin yeniden kurulması gerekir.

 

-----------------------------------

 

(*) Bu yazının orijinali için, bkz Kürdistan 24, 12.09.2018 ve şu link:

http://www.kurdistan24.net/tr/opinion/24024a9a-8fad-4129-8ab6-d7a25e5a7ffb

Facebook Yorumları

reklam
2.10.2018
ABD’nin kafasındaki Suriye (*)
1.10.2018
“Terör uzantısı parti”
23.9.2018
Aman kafanız karışmasın!
21.9.2018
Soçi'nin anlamı
18.9.2018
Tahran’dan sonrası (*)
10.9.2018
İdlib'de adım adım kıyamete
1.9.2018
Karanlık geçmişi sahiplenmek (*)
28.8.2018
On Ders
21.8.2018
HDP’de çarşı karıştı (*)
15.8.2018
İki partili siyasete devam*
8.8.2018
24 Haziran (6): MHP ve İYİ Parti
30.7.2018
24 Haziran (5) HDP’nin oyu kimin oyu? (*)
21.7.2018
24 Haziran (4) HDP ve Demirtaş (*)
17.7.2018
24 Haziran (3): CHP, Kılıçdaroğlu ve İnce
10.7.2018
24 Haziran (2) Erdoğan ve AK Parti (*)
7.7.2018
Suruç (2) İktidarın ölümcül günahları
30.6.2018
24 Haziran (1) Genel manzara (*)
24.6.2018
Suruç (1) Medyanın ölümcül günahları
22.6.2018
Kaybedince sevineceğim bir iddia (*)
19.6.2018
Saadet Partisinin Kürt raporu*
14.6.2018
“Çatışmadan en fazla zararı toplum görüyor” (*)
10.6.2018
HDP ve seçim barajı meselesi
7.6.2018
Marmara’da bir ada (3) “Sokakta leşi sürünmeyen siyasetçi kalmayacak”
6.6.2018
Zihnimin rengi
1.6.2018
HDP ve kamburu
25.5.2018
Ters tepme listesi (*)
24.5.2018
Marmara’da bir ada (1) Efsanenin silik gölgesi
20.5.2018
24 Haziran’a doğru bölgede durum (*)
16.5.2018
Psikolojik üstünlük kaybı
14.5.2018
24 Haziran ve Akşener’in Yazgısı
11.5.2018
Barışın zamanı ve adresi
5.5.2018
İYİ Parti kimin için “İYİ”? *
1.5.2018
Şapkadan çıkan tavşan
24.4.2018
Etik sorgulamanın doğru adresi
20.4.2018
Göz boyama ve gözdağı
16.4.2018
Taşeron işçinin ekmeğine göz koymak
12.4.2018
Batı, Suriye’ye müdahale eder mi?
6.4.2018
ABD için dönüş vakti mi?
3.4.2018
Zeytindağı (2) “Tarihin hakkı tarihe, Cemal’in hakkı Cemal’e”
29.3.2018
ABD’de Şahinlerin Dönemi
24.3.2018
Afrin’in Ötesi
15.3.2018
Mehmet Altan kararı (*)
12.3.2018
“Paranız yoksa onurunuz var”
3.3.2018
Resmî ideolojinin gücü (4)
25.2.2018
HDP’nin Yeni Dönemi
8.2.2018
Resmî ideolojinin gücü (3)
29.1.2018
Resmî ideolojinin gücü (2)
12.1.2018
OHAL, nasıl bir hal (3) Zorunlu kıyafet
6.1.2018
Irak Kürtleri ve 2018*
4.1.2018
OHAL, nasıl bir hal? (1) Hukuksuz yöntem
26.12.2017
ABD’nin denge siyaseti ve PYD (*)
17.12.2017
Kürdistan neresi?
15.12.2017
Trump'ın kuyuya attığı taş
12.12.2017
Sarraf vakasıyla yüzleşmek (*)
2.12.2017
Korku siyaseti kime yarar?
15.11.2017
Kişi kültü ve demokratik normalleşme
13.11.2017
“Halkın itimadına küfranı nimet etmem”
11.11.2017
Kürdistn referandumu (7) Kürtlerin kaybı, Türkiye’nin kazancı mı?
6.11.2017
Kürdistan referandumu (6) açlık-yokluk tehdidi
3.11.2017
Kürdistan referandumu (5) beş bin Ülkücü
20.10.2017
Kürdistan referandumu (4) beka meselesi
16.10.2017
Kürdistan referandumu (3) İkinci İsrail
10.10.2017
Kürdistan referandumu (2) zamanı değil
1.10.2017
“Bildiğin gibi değil”
24.9.2017
Hukuk ötesi SİHA
21.9.2017
Kürt anasını gömmesin
18.9.2017
“Ulus-devletçik”
15.9.2017
Masum olsan ne fayda?
9.9.2017
Suspus Meclis
2.9.2017
Meclisin ruhuna fatiha
26.8.2017
Rasyonel seçmen
25.8.2017
Uzun vâdeli mücadele
22.8.2017
“Dâvâ” bizden uzak olsun!
15.8.2017
İşkenceye sıfır toleranstan, sıra dayağına
10.8.2017
15 Temmuz’un ardından (5)
7.8.2017
15 Temmuz’un ardından (4)
31.7.2017
15 Temmuz’un ardından (3)
27.7.2017
Onlar hem vatandaş, hem rehin/e
26.7.2017
Akıldan uzakta
23.7.2017
15 Temmuz’un ardından (2)
20.7.2017
15 Temmuz’un ardından (1)
19.7.2017
İnsan hakları ve AKP: Dün ve bugün
15.7.2017
“Terörist”
11.7.2017
Kürtler devlete “eyvallah” etmedi; PKK’ye de etmez!
5.7.2017
Adalet yürüyüşünün karşılığı
26.6.2017
Sanki bütün sorun “anlatamamak”mış gibi!
20.6.2017
“Sayılı gündür, gelip geçer”
17.6.2017
Damat tahliyeleri ve vekil tutuklamaları
7.6.2017
Şüphe bulutlarını dağıtmak
5.6.2017
Dava
3.6.2017
Tabela ve bellek
27.5.2017
Halkla inatlaşılmaz
26.5.2017
Tarihî kişilikleri tartışmak
23.5.2017
Ergenekon’un akibeti, 15 Temmuz’un başına olmasın!
20.5.2017
Tarafsızlık süsü verilmiş ayırımcılık
17.5.2017
Hangi cephe, hangi blok?
13.5.2017
2019 arayışları ve Gül’ün adı
9.5.2017
Erdoğan’ın dönüşü
7.5.2017
CHP ve siyasetin kaynayan kazanı
26.4.2017
16 Nisan’a vurulan mühür
22.4.2017
16 Nisan’dan sonra AKP ve HDP ne yapmalı?
19.4.2017
17 Nisan'a uyanmak
16.4.2017
Neden hayır?
15.4.2017
Dost ve post
7.4.2017
Milleti denize dökmek
4.4.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 5
31.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 4
29.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 3
28.3.2017
Anayasa değişiklik teklifinin içeriği-1
27.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 2
14.3.2017
Nerden baksan tutarsızlık!
12.3.2017
Bitpazarına nur yağmaz
6.3.2017
15 Temmuz’un tapusu
27.2.2017
Evet ve mağduriyet
26.2.2017
Evet ve statüko karşıtlığı
21.2.2017
Evet ve statüko karşıtlığı
18.2.2017
KHK’lar, ihraçlar ve hukuk
16.2.2017
Suret-i haktan görünmek
12.2.2017
Bir susturma aracı olarak KHK
9.2.2017
Evet ve özgürlük açığı
6.2.2017
Evet ve avantajları
4.2.2017
Halk oylamasına giderken
29.1.2017
Bir kitap (2) “Öyle ise Türkiye’de cumhuriyet idaresi yoktur”
28.1.2017
Bir kitap (1) “Ne o! Memlekette inkılâp mı yapmak istiyorsun?”
26.1.2017
Tüketilmiş söylem
23.1.2017
Sert muhalefet
20.1.2017
Yüksek gerilim hattı
17.1.2017
Aslında hepimiz bir parça milliyetçiyiz
14.1.2017
15 Temmuz sonrası Türkiye (3)
12.1.2017
15 Temmuz sonrası Türkiye (2)
9.1.2017
15 Temmuz sonrası Türkiye (1)
6.1.2017
Adı konmamış bir savaş
30.12.2016
Bombalarla özdeşleşmek
22.12.2016
Bir örtü olarak TAK
19.12.2016
Hamasetten selâmete yol çıkmaz
11.12.2016
Makul seslere hasret kalmak
8.12.2016
Mevcut ve yakın tehlike
1.12.2016
Sessizlik bir onay mı?
26.11.2016
Sessizlik, mutlak bir vazgeçiş mi?
23.11.2016
Sosyolojinin duvarına çarpmak
9.11.2016
Perşembenin gelişi
2.11.2016
Rüzgâr ekmek
26.10.2016
‘Sonuçta hepimiz insanız’
23.10.2016
Güneş'in kıymetini bilmek
18.10.2016
Cirminden fazla yer yakmak
16.10.2016
Süngünün üstüne oturmak
13.10.2016
En büyük kötülük
3.10.2016
Milli güvenliğin asıl tehdidi
28.9.2016
Muhtemel bir siyasi sürecin imkânı*
25.9.2016
Ölçü kaçmasın!
20.9.2016
Fırsatçılıktan hayır çıkmaz
14.9.2016
Muhataplık meselesi
10.9.2016
Barış ve ekonomi
5.9.2016
Herkesin faydası şiddeti terk etmede
31.8.2016
Savaşların en güzelini kazanmak
26.8.2016
Menbiç’in intikamı
22.8.2016
Darbe mağduru bir yazı
20.8.2016
Üst akıl ve karşıtların üst aklı
18.8.2016
‘Üst-akıl’ ve taraftarları
15.8.2016
‘Düşman siyaseti’ ve 15 Temmuz
12.8.2016
‘Kolektif kandırılma’
8.8.2016
Ne istediler, niye verdiler?
5.8.2016
‘Benim kitabımda bu dersin yeri yok’
2.8.2016
Bati'da demokrasi maskeleri düşerken
28.7.2016
Asıl mesele, hukuk içinde kalmak
22.7.2016
Yanlış işler
20.7.2016
‘Artık istediğinizi yiyebilirsiniz’
18.7.2016
Demokratik rüşt
14.7.2016
Fransa’da devrim yok!
12.7.2016
Külter nerede? Çapraz neden tutuklu?
6.7.2016
Hendeklerin ardından (6)
3.7.2016
Hendeklerin ardından (5)
28.6.2016
Hendeklerin ardından (4)
25.6.2016
Hendeklerin ardından (3)
22.6.2016
Hendeklerin ardından (2)
18.6.2016
Hendeklerin ardından (1)
14.6.2016
Ağır mahalle baskısı (2)
12.6.2016
Ağır mahalle baskısı (1)
7.6.2016
Ali: Ötekilerin çığlığı
3.6.2016
Karşılıksız sevdanın hazin sonu
31.5.2016
Kupa Zizou’ya, Zizou kupaya yakıştı
29.5.2016
Sehpasız Menderes devri
26.5.2016
CHP, ne camiye yaranabildi ne de kiliseye
23.5.2016
Siyasetin kaderi yargının elinde
20.5.2016
‘Yerel işbirlikçiler’
17.5.2016
Üç plan
15.5.2016
İki başlılık
12.5.2016
Muhtemel akıbet
10.5.2016
Emanetçi
9.5.2016
Refiklerin darbesi
5.5.2016
Suni dikişler atıyor
1.05.2016
Dokunulmazlıkların kaldırılması (3)
29.4.2016
HDP'nin mecburi dönüşü
27.4.2016
Dokunulmazlıkların kaldırılması(2)
26.4.2016
Dibe vurmak
24.4.2016
Dokunulmazlıkların kaldırılması (1)
21.4.2016
Mahkemeye düşmek
19.4.2016
İki dilek
17.4.2016
Toplumsal barış ve ekonomi
13.4.2016
Tarihten ders almak
12.4.2016
Savaş davullarıyla ortada kalmak
10.4.2016
Yeni bir yol bulmak
7.4.2016
Yeni anayasa ve ortamın zorluğu
3.4.2016
AKP’nin yeni anayasa hamlesi
1.4.2016
Toptancı suçlamalar gayri-medenidir
31.3.2016
Darbe sevdası
28.3.2016
Darbe kapısını kapatmak
25.3.2016
'İslam'ı kirletiyorlar'
24.3.2016
Doz aşımı
20.3.2016
Korkuyu dağıtmak ve demokrasiyi büyütmek gerek
17.3.2016
Kırmızı çizgiler ve bomba
14.3.2016
Taziye suçu
11.3.2016
'Bin yıl daha iktidar olamayız'
8.3.2016
Savrulma
6.3.2016
Altmış milyon yobaz
3.3.2016
Açık makas
28.2.2016
Bu yol, yol değil
25.2.2016
Siyasi cevap üretmek
21.2.2016
Aklıselim ve sabır
18.2.2016
'Kürt anasını görecek'
16.2.2016
Yanlış soru
14.2.2016
Irak’taki hata (!)
11.2.2016
Denklemi tersten kurmak
9.2.2016
Yargı gölge etmesin
6.2.2016
Öğretme özgürlüğüne müdahale
5.2.2016
Yol üstündeki taşlar
31.1.2016
Şişeden çıkan cin
28.1.2016
Mümkün olanın sanatı
24.1.2016
O iş böyle bitmez
20.1.2016
İşe yarar ifade
17.1.2016
Değişen tavırlar (2): Süreç taraftarları
16.1.2016
Makbul fikirlerin özgürlüğü
14.1.2016
Değişen tavırlar (1): Süreç karşıtları
10.1.2016
Çözüm bulmak devletin görevi
7.1.2016
Milletvekiline dokunma!
3.1.2016
Geç kalmanın bedeli
31.12.2015
Kadim Mesele (3): 'Kanun Türk’ü'
27.12.2015
Reform zamanı
24.12.2015
Muhatapları çoğaltmak
20.12.2015
Müzakereye dönüş
17.12.2015
Hendeğin sanal savunucuları
13.12.2015
Hendeğin hedefi
10.12.2015
Arada
6.12.2015
Tahir Elçi’nin ardından
3.12.2015
Yürekten vurulmak
29.11.2015
Kadim mesele (2): Türklük / Türkiyelilik
26.11.2015
Kadim mesele (1): Türk Milleti / Türkiye Milleti
22.11.2015
'Kınasan da dert kınamasan da'
19.11.2015
IŞİD'in herkese karşı savaşı
16.11.2015
Asıl sorun muhalefette
13.11.2015
Yeni perde
8.11.2015
Faili meçhullerin üstünü örtmek
6.11.2015
Siyaset, rekabet ve uzlaşma
5.11.2015
HDP'nin büyük sınavı
30.10.2015
Kürdistan’ın başına çorap
27.10.2015
Durumdan vazife çıkarmak
20.10.2015
'Kokteyl terör'
13.10.2015
Muğlaklığın gücü
11.10.2015
Ateş topu
6.10.2015
AKP, medya ve siyasi iklim
1.10.2015
Namus meselesi
29.9.2015
İstifanın siyaseti
27.9.2015
Tek ses olamamak
23.9.2015
Silah ve siyaset (3)
21.9.2015
Özyönetim ve siyaset (2)
15.9.2015
Hendek ve siyaset (1)
13.9.2015
Kimin savaşı? Kimin tepkisi?
8.9.2015
Cemevi kararı (2): Siyasetin aczi
5.9.2015
Cemevi kararı (1): Hukukun önemi
1.9.2015
'Bakanlığı duydu mezhebini unuttu'
28.8.2015
Kaçan fırsatlar (2): AKP-CHP koalisyonu
27.8.2015
Kaçan fırsatlar (1): AKP-HDP koalisyonu
21.8.2015
Yapısal hatalar (3): Taahütlere uymama
18.8.2015
Yapısal hatalar (2): Muğlaklık
14.8.2015
Yapısal hatalar (1): Zaman
12.8.2015
Bilek güreşi
7.8.2015
Herkes kendine yakışanı yapar
5.8.2015
Altı milyon oyun sorumluluğu
4.8.2015
Feryatlar gökyüzüne yükselirken…
31.7.2015
'Biz yapmadık, bağımsız birimler yaptı'
28.7.2015
'Size savaş yaptırmayacağız'
25.7.2015
Akıl tutulması
21.7.2015
Çıkış kapısı
16.7.2015
Kabak tadı
14.7.2015
İktidar korkusu
10.7.2015
Gerçeğe dönüş
8.7.2015
Faili meçhul değil faili malum
1.7.2015
Türkiye'nin bitmeyen Kürt fobisi
28.6.2015
7 Haziran sonrası HDP ve Kandil
26.6.2015
Merkezin dönüşümü
23.6.2015
Kalkınma ve özgürlük kıskacında Demirel
19.6.2015
Koalisyon kurmanın güçlüğü ve unutkanlık
16.6.2015
Çözüm koalisyonu
12.6.2015
Bir parça huzura hasret kalmak
9.6.2015
Kazanan siyaset ve demokrasi oldu
5.6.2015
Seçim ve felaket senaryoları
2.6.2015
Seçim ve siyasi rüşt
29.5.2015
SEÇİM VE TARAFSIZLIK
23.5.2015
Seçim ve normalleşme
19.5.2015
Seçimler gelir gider, kalıcı olan barıştır!
17.5.2015
Sinn Fein ile bir gün
12.5.2015
Geçmişi geçmiş kılmak
4.5.2015
PKK’nin özrü ne anlama geliyor?
29.4.2015
HDP: Türkiye'nin batısına konuşmak
28.4.2015
HDP’nin merkeze yolculuğu
24.4.2015
HDP’nin dezavantajları
22.4.2015
HDP’nin avantajları
17.4.2015
PKK çekilmeli
15.4.2015
Demokrasiden umut kesmek
11.4.2015
Barış sürecinin hukuku
8.4.2015
Çözüm Süreci ve Yeni Anayasa
06.04.2015
İzleme Heyeti ve PKK’nin meşruluğu
03.04.2015
Eşme ruhu ve Genelkurmay’ın ruhu
28.03.2015
Tavanda sorun, tabanda rahatsızlık
24.03.2015
Barışın newrozu
21.03.2015
Barış cümleleri toplamak
16.03.2015
Çağrı, irade ve sorumluluk
08.03.2015
Eyvah barış geliyor!
04.03.2015
Tarihi çağrı
07.02.2015
HDP'nin seçimi ve olası sonuçları
05.01.2015
Barışı provokasyondan korumak
03.01.2015
Muhafazakâr dayatma
24.12.2014
Seçim barajı ve Anayasa Mahkemesi
19.12.2014
14 Aralık operasyonu
17.12.2014
Başkalarının kiri
24.11.2014
Şiddetin kapısına kilit vuralım
19.11.2014
Doğru kelimeleri bulmak
11.11.2014
Fas’ta IŞİD, laiklik ve Kobani tartışması
07.11.2014
Kobani’de yeni dengeler
27.10.2014
Puslu havayı dağıtmak
22.10.2014
Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar
13.10.2014
Bu ateş hepimizi yakar
10.10.2014
Sağduyu ve itidal zamanı
02.10.2014
Suriye’de yeni politika ihtiyacı
23.09.2014
Kobani, rehineler ve Şer’den çıkan hayır
19.09.2014
Çok-kültürlü eğitim, anadil ve Türkiye (1)
13.09.2014
Yeni hükümet ve Çözüm Süreci
10.09.2014
CHP Kongresi: Akıntıya karşı kürek
07.09.2014
Kutuplaşma, helalleşme ve muhalefet
03.09.2014
AKP’de yeni dönem: Erdoğan, Gül ve Davutoğlu
24.08.2014
Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde neyi başardı?*
21.08.2014
Barış, çözüm ve provokasyon
17.08.2014
‘Tarih’ tartışması
14.08.2014
Kürtlerin ittifakı bir zorunluluk
12.08.2014
İki kazanan, bir kaybeden
09.08.2014
IŞİD vahşeti ve Kürtlerin birliği
29.07.2014
İhsanoğlu’nun Diyarbakır mesaisi
21.07.2014
Kürtler Kürt de olabiliyor!
16.07.2014
Bize yine hasret kaldı
13.07.2014
Türkiye, PKK ve Kürdistan
10.07.2014
Bağımsız Kürdistan
08.07.2014
Barış inşa ediliyor, bazıları neden mutsuz?
05.07.2014
Demirtaş’ın adaylığı
26.06.2014
Barışa katlanmak
20.06.2014
12 Eylül’e müebbet
19.06.2014
Elveda Kemalizm
12.06.2014
Cezalandırmayalım, ödüllendirelim
10.06.2014
Barışı toplum sahiplendi*
08.06.2014
Barış annelere emanet!
06.06.2014
Çözüm Süreci'nde yeni aşama
31.05.2014
Annelerin hasreti çabuk bitsin!
28.05.2014
İki zihniyetin mücadelesi veya 27 Mayıs’tan çıkmak
23.05.2014
Soma (2): Muhalefet ve sosyal medya
21.05.2014
Soma (1): Mevcut durum, iktidar ve sorumluluk
10.05.2014
Bakan Çağlayan’ın saati
05.05.2014
Doğru politika, yanlış aktör
03.05.2014
Anayasa Mahkemesi (3): Kılıç’ın konuşmasındaki yanlışlar
29.04.2014
Anayasa Mahkemesi (2): Kılıç’ın konuşmasındaki doğrular
27.04.2014
Anayasa Mahkemesi (1): Kararlar ve cumhurbaşkanlığı seçimi
21.04.2014
Barışmak sabretmekle mümkün
10.04.2014
2014 seçimlerinin aynasında AKP ve CHP *
07.04.2014
Kürtler barışa oy verdi
04.04.2014
Kaybedenler kulübü
30.03.2014
Kürt siyaseti ve meşruiyet
25.03.2014
‘Kürtlerin vakti geldi’ mi?
23.03.2014
Barıştan korkmamak
19.03.2014
Tahliye furyası ve yeni Ergenekon algısı
16.03.2014
Sağduyu çağrısının muhatabı kim olmalı?
14.03.2014
Hayatı ve ölümü araçsallaştıran bizlere dair…
11.03.2014
HDP’ye saldırı: Kim yapıyor, neden yapıyor?
05.03.2014
Atatürk’e hakaret, Türköne ve yargı
02.03.2014
Güncellenmiş 28 Şubatlar
27.02.2014
MİT Yasası: Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
25.02.2014
Başarısız bir 367 denemesi
20.02.2014
İnternet yasası
18.02.2014
‘İyi ki Öcalan var’
10.02.2014
Barış huzursuzluğu
06.02.2014
BDP ve HÜDA-PAR: Sorumluluk vakti
03.02.2014
Cemaat’in Kürt meselesindeki perspektifi
30.01.2014
Gülen’in BBC röportajı: ‘Bu arkadaş’ ve ‘adadaki insan’
28.01.2014
Nasıl bir HSYK?
24.01.2014
HSYK tartışması
16.01.2014
17 Aralık ve Kürt siyaseti (3)
09.01.2014
İnsafınız kurusun!
06.01.2014
17 Aralık ve Cemaat (2)
03.01.2014
17 Aralık ve AKP (1)
29.12.2013
Roboski: Hakaret
25.12.2013
Yargının Diyarbakır kriterleri
22.12.2013
AKP, Cemaat ve demokrasinin ipi
18.12.2013
Hawara Licê
14.12.2013
Acının keyfini sürmek
11.12.2013
Devletin mahremiyeti ve vatan hainliği
08.12.2013
Diyarbakır’ın seçimi
04.12.2013
Halkın sevgilisi Atatürk
03.12.2013
Zarar gören, kaybeden hiç kimse yok
1.12.2013
Koruculuk (2): Nasıl silah bırakırlar
28.11.2013
Koruculuk (1): Neden korucu oldular
26.11.2013
Dershaneler ve çözüm süreci
23.11.2013
Kürtler ne yana düşer, Kürdistan ne yana düşer?
19.11.2013
Diyarbakır buluşması: Semboller ve söylem
16.11.2013
Ayar kaçmasın!
12.11.2013
'Siyasi' değil 'itikadi'
11.11.2013
Kürtler arasında da barışa ihtiyaç var
06.11.2013
Yeni bir kimlik ihtiyacı
04.11.2013
Kim kimi Türkiyelileştirecek?
29.10.2013
CHP, BDP ve Sarıgül
22.10.2013
Demokratik felaket
15.10.2013
Perakende demokrasi
08.10.2013
Başörtüsüne tam özgürlük
01.10.2013
Brüksel'de 'Gezi' havası
24.09.2013
Cami-cemevi ve asimilasyon
18.09.2013
Tıkanmayı aşmak
10.09.2013
Çantada keklik
04.09.2013
Artık ana güzergah siyasettir
28.08.2013
'Stratejik konum'
21.08.2013
Ergenekon'a kefil olmak
13.08.2013
Olmayacak duaya amin
06.08.2013
Adaletin önündeki baraj
30.07.2013
Kürt anasını görsün artık!
25.06.2013
Demokratik reform ihtiyacı
18.06.2013
ERDOĞAN, MESAJI ANLAMADI MI?
11.06.2013
Gezi ve Kürtler
05.06.2013
Vesayetin kurumsallaşması
28.05.2013
Kimin iradesinden söz ediyorsunuz?
03.05.2013
Veda vakti
27.04.2013
Kürt meselesi nedir
19.04.2013
Türkiye mucizesi
12.04.2013
İrlanda dersleri
08.04.2013
Çokkültürlü vatandaşlık
29.03.2013
‘Türk kimliği’ meselesi
22.03.2013
Newroz û Aşitî pîroz be
15.03.2013
Barışın hâlleri
08.03.2013
Vicdanımız reddediyor
01.03.2013
Tedirgin olan kim
22.02.2013
Ah bu arşivlerin gözü kör olsun!
15.02.2013
‘Türk sorunu’
08.02.2013
‘Solin Ölmesin’
01.02.2013
‘Atatürk devrine dönemeyiz’
25.01.2013
‘Fezleke hukuku’
18.01.2013
Elbette ‘hubbu Ali’den’ değil!
11.01.2013
Helva
04.01.2013
Bu kez final barış olsun
30.12.2012
Acıdan süzülmüş metanet
28.12.2012
Bu dava bitmedi!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.