Bir kitap (1) “Ne o! Memlekette inkılâp mı yapmak istiyorsun?”


28.1.2017 - Bu Yazı 878 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Üç devir gördüm:

  1. Sultan Hamit Devri
  2. Meşrutiyet Devri
  3. Cumhuriyet Devri

Günler, geceler, velhasıl hayat nasıl geçiyorsa bu devirler de öyle geçti…

Üç idare gördüm:

  1. İstibdat İdaresi
  2. Meşrutiyet İdaresi
  3. Cumhuriyet İdaresi

Bu üç idarenin de keyfi birer idare olduğunu anladım. Her birinin kendisine mahsus iyi tarafları olduğu gibi fena tarafları da bulunduğuna şahid oldum.

Üç siyasi parti gördüm:

  1. İstibdat Partisi
  2. İttihat ve Terakki Partisi
  3. Halk Partisi

Birbirlerini kavga dövüş deviren bu üç partide de ‘Evvela ben, sonra etrafım, daha sonra üst tarafı’ zihniyetinin hâkim olduğuna kanaat getirdim ve nihayet hepsinin post kavgasında birleştiklerini gördüm.”

Bu satırlar, Süreyya İlmen’e ait. Serbest Fırka’nın kurucularından olan İlmen, asker, siyasetçi ve müteşebbis kimliği ile biliniyor. 1946’da Serbest Fırka hadisesini anlatmak üzere bir kitap kaleme alıyor. Ancak kitap beş yıllık bir beklemenin ardından 1951’de yayınlanıyor. Şimdi, yeni baskı yapmış bulunuyor. (*)

“Bu kadar zamandır meğer maiyetimde yılanlar besliyormuşum”

Kitabın yazılmasındaki gaye, Serbest Fırka’nın nasıl kurulduğunu ve neden kapatıldığını açıklığa kavuşturmak olsa da, İlmen salt bununla sınırla kalmaz, başka meselelere de dalar. Mesela babası İlmen’in kitabında önemli bir yer tutar.

İlmen’in babası, II. Abdülhamid’in seraskeridir. Padişaha karşı protestoların yoğunlaştığı bir dönemde sadrazamla ile birlikte II. Abdülhamid’in huzuruna çıkar ve Kanun-i Esasi’nin uygulanmasının gerektiğini belirtir. Padişah buna çok hiddetlenir, “Bu kadar zamandır meğer maiyetimde yılanlar besliyormuşum” diye tepki gösterir ve seraskeri kısa bir süre sonra görevinden alır (s. 61).

İlmen bunun haksız ve yanlış bir karar olduğu kanısını taşır. Bu yüzden kitabında uzun uzadıya babasının savunusunu yapar. Birtakım istatistikler vererek, babasının göreve başlamasından sonra Osmanlı ordusunun gerek silah, gerek asker, gerek teçhizat bakımından çok büyük bir gelişim gösterdiğini kanıtlamaya girişir. Babasının ne kadar iyi bir yönetici, ne kadar cesur ve vatanperver bir asker olduğunu anlatır.

“Ah sopa!”

Uzun yıllar siyasetle ve sanayiyle iştigal etse de İlmen’in karakterini askeri kimliği şekillendirir. Gerek siyasi, gerek içtimai ve gerek iktisadi meselelerin sertlikle çözüleceği noktasında sarsılmaz bir düşüncesi vardır. Yükselen fiyatları düşürecek olan da, devlet menfaati yerine parti menfaati güden siyasetçiyi yola getirecek olan da, aklı bir karış havada askeri yola sokacak olan da sopadır.  Bu nedenle, arzusu hilafına gerçekleşen her vaka karşısında İlmen babasına atıfla “Ah sopa!” diye hayıflanır.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Fırka tecrübelerinden sonra memlekette çok partili bir demokratik hayatın yaşanması ümidi azalan İlmen’in gerekçeleri çok nettir: Ülkede iktidar Halk Partisinin elindedir ve istediğini yapma kudretine sahiptir. Memlekette kökleşmiş başka bir parti yoktur ve siyasi alana çıkan yeni bir partinin ne kadar yaşayacağı belli değildir. Nitekim İlmen’in kitabını yazdığı esnada Milli Kalkınma Partisi ve Demokrat Parti gibi partiler sahaya çıkmakta; hükümet bilhassa Milli Kalkınma Partisi üzerinden büyük bir baskı kurmaktadır.

“Ermeni, Rum, Yahudi vekillerin vızıltıları”

Demokrat Parti’ye şans tanımaz İlmen. Bir kere Demokrat Parti’nin CHF içinden çıkması bir handikaptır. Çünkü “memlekette Halk Partisinden başka ikinci bir Demokrat Partisi’ne ihtiyaç duyulmadığı, daha doğrusu hiçbir memlekette anayasası aynı iki parti vücuda getirilmediği, binaenaleyh bir kıymet-i siyasîyesi olamayacağı” açıktır. Diğer taraftan CHF parti evleri, parti ocakları, halk evleri ve halk odaları ile ülkenin her noktasına nüfuz etmiştir. Bu devasa güç karşısında Demokrat Parti’nin muvaffak olma şansı yoktur. CHF daima galebe çalacaktır.

“Belki ileride Millet Meclisinde mevcut ermeni, rum, yahudi mebuslar gibi, ilaç için, bu yeni partilerden tezyinat (süs) kabilinden birer, ikişer mebus bulunacağı, ermeni, rum mebusların Millet Meclisindeki vızıltıları gibi belki bunların da bir, iki sivrisinek kabilinden vızıltılarının işitileceği, neticede ise yine Halk Partisi’nin dediği olacağı muhakkaktı.” (s.36)    

“Memlekette inkilâp yapmak haddim değildir”

Atatürk’ün mizacı da, İlmen’in üzerinde durduğu konulardan biridir. İlmen’e göre, Atatürk’ün kendi dışında herhangi birinin sivrilmesine tahammül edemeyen bir yapısı vardı. Ülkedeki her başarıyı sahiplenmek isterdi. Her işin ve teşkilatın altında kendi fikrinin yatmasına, tatbikatın da kendi yönlendirmesiyle yapılmasına dikkat ederdi.

“Memlekette yalnız büyük olarak kendisinin tanınmasını arzu ederdi. Hâlbuki memleketimizin medeniyet yoluna girebilmesi için daha yüzlerce Gazi’ye, İsmet’e ihtiyacı vardı. Bir aralık Antalya’da bir vaka olduğu işitildi. Millet Meclisi Başkanı olan Kazım Paşa Antalya’ya gidiyormuş. Akrabası olan vali şehri donatmış. Bunu haber alan Gazi oraya, bir harp sefinesile (savaş gemisiyle), süratle gitmiş, her tarafı alt üst etmiş.”  (s.28)

İlmen, Atatürk’ün bu karakterini somutlaştırmak için kendi hayatından da misaller verir. 1927’de vekil olduktan sonra İlmen, birçok konuda kanun teklifi hazırlar. Lakin bunu yaparken Gazi’ye ve partisine danışmaz. Tekliflerin o günün gazetelerinde uyandırdığı ilgi partide bir sıkıntı yaratır, İlmen lisan-ı münasip ile uyarılır. Ancak uyarıları kulak arakası eder, tekliflerini sıralamayı sürdürür. Baltayı taşa vurduğunu Gazi ile karşılaştığı anda fehmeder.

“Nihayet bir gün Gazi’nin Çankaya’daki köşklerine davetli bulunduğum bir sırada beni yanlarına çağırarak:

- Ne o sen memlekette inkilâp mı yapmak istiyorsun? diye sormuşlardı. Şaşaladım:

- Ne gibi bir inkilâp, dedim.

- Gene üç teklifte bulunmuşsun. Gazetecilerle mülakat yapmışsın, diyerek bir parça da çıkışmak istedi. Ben de:

-  Memlekette inkilâp yapmak haddim değildir. Gazetecilerle de hiçbir mülakatta bulunmadım; yalnız memleketim için faideli addettiğim üç teklifte bulundum; eğer bu gibi resmi tekliflerin gazetelere aksetmemesi arzu buyuruluyorsa, lütfen Millet Meclisi riyasetine emir buyurunuz. Gazetecilerin Millet Meclisi kalem-i mahsusuna müracaatlarında bu gibi teklifleri kendilerine gösterip not etmesinler, dedim. Ve hakikat halde gazetecilerle hiçbir mülakatta bulunmadığım cihetle, bu hususa dair de kendilerine ayrıca teminatta bulundum. Nihayet Gazi:

- Ne gibi tekliflerde bulunacaksan, evvelâ bana getir, birlikte müzakere edelim, münasip görürsem yaptırırım, dedi. Meseleyi kapattı.” (s. 31)

“Gazi’nin emriyle kurulan parti”

İlmen, Serbest Fırka’nın kuruluşunu tafsilatlı bir şekilde resmeder. Önce Fethi (Okyar) Bey ile görüşür. Fethi Bey kendisine, yeni bir partinin tesisi için Gazi’den emir aldığını söyler ve birlikte çalışmayı teklif eder. Vekil oluncaya kadar Gazi’ye ve partiye büyük bir bağlılık duyan İlmen, ülkenin idare tarzından hoşnut olmadığından teklifi kabul eder. Birlikte Cumhurbaşkanını görmeye giderler.

“Velhasıl akşam geç vakit Yalova’ya gittik; oteldeki odalarımıza uğradık ve Gazi’nin dairesinde büyük yemek salonuna gittik… Herhalde o gece otuz kişiden fazlaydık. İçmeğe başlandı. Konuşuldu. Bir müddet sonra Gazi beni yanına çağırdı. Gittim, tabii ayakta durdum. Herkes sükût etti, dinlemeğe başladılar:

- Fethi Bey! Süreyya Paşa’yı fırkanıza aldığınıza çok memnun oldum. Kendi hem şehirci, hem de teşkilatçıdır. buyurdular. Ondan sonra bana tevcihi hitab ile:

- Bak ben Reisicümhur sifatile bîtarafım. Bir fırkanın başında pek muhterem arkadaşım İsmet Paşa hazretleri bulunuyorlar. Diğer fırkanın başında ise yine pek muhterem arkadaşım Fethi Beyefendi bulunuyorlar. Bu iki fırka birbirile çarpışacak, birbirlerini konturol edecek, birbirile mücadelede bulunacaklardır; lakin dünyaya karşı da Türklerde bir terbiye-i siyasiye mevcut olduğunu ispat edeceksiniz, dediler. Ondan sonra da sofrada bulunanlara hitaben:

- Bakınız ben Reisicümhur sıfatile bu iki fırkaya karşı daima bîtaraf kalacağım, dediler ve ondan sonra da Şükrü Nâilî ve Abdurrahman Nâfiz Paşalara hitaben:

- Ordu! Siz de benim gibi bîtaraf kalacaksınız, bu iki fırkanın mücadelesine asla karışmayacaksınız, buyurdular.”  (s. 66-67)    

Süreyya Paşa -- o esnada -- kendisinin ve ordunun tarafsız kalacaklarına dair kesin bir teminat istemeyi aklından geçirdiğini söyler. Ama hem cesaret edemez, hem de Gazi’nin sözünü tutacağını sanır. Ertesi sabah vapurla İstanbul’a dönerken Kılıç Ali ile aralarında Gazi’nin tarafsız kalıp kalmayacağı konusunda tartışma çıkar. Kılıç Ali, Mustafa Kemal’in Halk Fırkasının kurucusu olduğunda, hiçbir şekilde tarafsız kalamayacağında ve partisinin yanında duracağında ısrar eder. İlmen ise, bir gece önce Gazi’nin tarafsızlığını dünyaya ilan ettiğini belirtir ve buna halel getirmeyeceğini söyler. “Neticede bu bahis Kılıç Ali kazandı; çünkü dört ay sonra Gazi sözünden döndü.” (s.68)

Serbest Fırka’nın öyküsüne devam edeceğiz…

(*) Süreyya İlmen, Zavallı Serbest Fırka (Derin Tarih Kültür Yayınları, İstanbul, 2015).

Facebook Yorumları

reklam
21.08.2019
Güvenli bölgeden ötesi (*)
9.08.2019
Bambaşka bir AK Parti (*)
3.08.2019
23 Haziran’dan sonra CHP (*)
28.07.2019
Kürt fobisi (*)
20.07.2019
Fabrika ayarları (*)
4.07.2019
Reisi yanıltmak
2.07.2019
Demokrasiye esaslı katkı (*)
29.06.2019
Halkla inatlaşılmaz
24.06.2019
O sandığa dokunmayacaksın!
14.06.2019
Kürdistan’a dönüş (*)
7.06.2019
Bayramlar aynı, tadı kaçan biziz (*)
4.06.2019
Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (2) aktörler (*)
3.06.2019
Yeni siyasal arayışlar ve Kürtler (1) genel eğilimler (*)
31.05.2019
Ayrılık rüzgârı
24.05.2019
250 sayfalık olmayan gerekçe
23.05.2019
Zemin kayıyor
18.05.2019
Kader seçiminde Kürtler
15.05.2019
Erdoğan’ın büyük kumarı
12.05.2019
Mutfakta pişen bir şey var (*)
7.05.2019
İpler koparken (*)
3.05.2019
Kendi altındaki halıyı çekmek
30.04.2019
31 Mart dersleri (*)
19.4.2019
İlk okumalar - 3 (*)
18.4.2019
İlk okumalar - 2 (*)
14.4.2019
Çuvala sığmayan mızrak
6.4.2019
İlk okumalar-1 (*)
31.3.2019
Son düzlükte (*)
25.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 3 (*)
22.3.2019
Tolstoy ve Gandhi
17.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 2 (*)
13.3.2019
Cumhur İttifakı ve korku siyaseti 1 (*)
1.3.2019
Çözüm Kürtlerle konuşmakta
23.2.2019
Demokrasiyi zehirlemek*
17.2.2019
Aslolan hayatı savunmaktır (*)
10.2.2019
PYD’nin Esed rejimiyle müzakeresi (*)
1.2.2019
İntikamın ekşi tadı (*)
25.1.2019
Güvenli bölge için üç plan (*)
24.1.2019
Kapsayıcı siyaset ile dışlayıcı siyaset arasında CHP (1)
18.1.2019
Bir ileri, bir geri
11.1.2019
Taşlar yerinden oynarken - 3 (*)
9.1.2019
Taşlar yerinden oynarken (2)
29.12.2018
Taşlar yerinden oynarken - 1 (*)
22.12.2018
31 Mart’a giderken (*)
12.12.2018
Siyasî ayak oyunlarına hukukî kılıf
2.12.2018
“Akil İnsanlar”: Meşruiyete açılan kapı (*)
23.11.2018
AİHM’nin "ağır" Demirtaş kararı*
16.11.2018
Malatya (1) BİLSAM ve kayısı ezmesi
9.11.2018
Son iki yılda HDP ve Demirtaş*
3.11.2018
İttifakta çatlak
29.10.2018
Çözüm süreçlerinde medyanın sorumluluğu*
20.10.2018
Siyasete ayarlı hukuk*
2.10.2018
ABD’nin kafasındaki Suriye (*)
1.10.2018
“Terör uzantısı parti”
23.9.2018
Aman kafanız karışmasın!
21.9.2018
Soçi'nin anlamı
18.9.2018
Tahran’dan sonrası (*)
10.9.2018
İdlib'de adım adım kıyamete
1.9.2018
Karanlık geçmişi sahiplenmek (*)
28.8.2018
On Ders
21.8.2018
HDP’de çarşı karıştı (*)
15.8.2018
İki partili siyasete devam*
8.8.2018
24 Haziran (6): MHP ve İYİ Parti
30.7.2018
24 Haziran (5) HDP’nin oyu kimin oyu? (*)
21.7.2018
24 Haziran (4) HDP ve Demirtaş (*)
17.7.2018
24 Haziran (3): CHP, Kılıçdaroğlu ve İnce
10.7.2018
24 Haziran (2) Erdoğan ve AK Parti (*)
7.7.2018
Suruç (2) İktidarın ölümcül günahları
30.6.2018
24 Haziran (1) Genel manzara (*)
24.6.2018
Suruç (1) Medyanın ölümcül günahları
22.6.2018
Kaybedince sevineceğim bir iddia (*)
19.6.2018
Saadet Partisinin Kürt raporu*
14.6.2018
“Çatışmadan en fazla zararı toplum görüyor” (*)
10.6.2018
HDP ve seçim barajı meselesi
7.6.2018
Marmara’da bir ada (3) “Sokakta leşi sürünmeyen siyasetçi kalmayacak”
6.6.2018
Zihnimin rengi
1.6.2018
HDP ve kamburu
25.5.2018
Ters tepme listesi (*)
24.5.2018
Marmara’da bir ada (1) Efsanenin silik gölgesi
20.5.2018
24 Haziran’a doğru bölgede durum (*)
16.5.2018
Psikolojik üstünlük kaybı
14.5.2018
24 Haziran ve Akşener’in Yazgısı
11.5.2018
Barışın zamanı ve adresi
5.5.2018
İYİ Parti kimin için “İYİ”? *
1.5.2018
Şapkadan çıkan tavşan
24.4.2018
Etik sorgulamanın doğru adresi
20.4.2018
Göz boyama ve gözdağı
16.4.2018
Taşeron işçinin ekmeğine göz koymak
12.4.2018
Batı, Suriye’ye müdahale eder mi?
6.4.2018
ABD için dönüş vakti mi?
3.4.2018
Zeytindağı (2) “Tarihin hakkı tarihe, Cemal’in hakkı Cemal’e”
29.3.2018
ABD’de Şahinlerin Dönemi
24.3.2018
Afrin’in Ötesi
15.3.2018
Mehmet Altan kararı (*)
12.3.2018
“Paranız yoksa onurunuz var”
3.3.2018
Resmî ideolojinin gücü (4)
25.2.2018
HDP’nin Yeni Dönemi
8.2.2018
Resmî ideolojinin gücü (3)
29.1.2018
Resmî ideolojinin gücü (2)
12.1.2018
OHAL, nasıl bir hal (3) Zorunlu kıyafet
6.1.2018
Irak Kürtleri ve 2018*
4.1.2018
OHAL, nasıl bir hal? (1) Hukuksuz yöntem
26.12.2017
ABD’nin denge siyaseti ve PYD (*)
17.12.2017
Kürdistan neresi?
15.12.2017
Trump'ın kuyuya attığı taş
12.12.2017
Sarraf vakasıyla yüzleşmek (*)
2.12.2017
Korku siyaseti kime yarar?
15.11.2017
Kişi kültü ve demokratik normalleşme
13.11.2017
“Halkın itimadına küfranı nimet etmem”
11.11.2017
Kürdistn referandumu (7) Kürtlerin kaybı, Türkiye’nin kazancı mı?
6.11.2017
Kürdistan referandumu (6) açlık-yokluk tehdidi
3.11.2017
Kürdistan referandumu (5) beş bin Ülkücü
20.10.2017
Kürdistan referandumu (4) beka meselesi
16.10.2017
Kürdistan referandumu (3) İkinci İsrail
10.10.2017
Kürdistan referandumu (2) zamanı değil
1.10.2017
“Bildiğin gibi değil”
24.9.2017
Hukuk ötesi SİHA
21.9.2017
Kürt anasını gömmesin
18.9.2017
“Ulus-devletçik”
15.9.2017
Masum olsan ne fayda?
9.9.2017
Suspus Meclis
2.9.2017
Meclisin ruhuna fatiha
26.8.2017
Rasyonel seçmen
25.8.2017
Uzun vâdeli mücadele
22.8.2017
“Dâvâ” bizden uzak olsun!
15.8.2017
İşkenceye sıfır toleranstan, sıra dayağına
10.8.2017
15 Temmuz’un ardından (5)
7.8.2017
15 Temmuz’un ardından (4)
31.7.2017
15 Temmuz’un ardından (3)
27.7.2017
Onlar hem vatandaş, hem rehin/e
26.7.2017
Akıldan uzakta
23.7.2017
15 Temmuz’un ardından (2)
20.7.2017
15 Temmuz’un ardından (1)
19.7.2017
İnsan hakları ve AKP: Dün ve bugün
15.7.2017
“Terörist”
11.7.2017
Kürtler devlete “eyvallah” etmedi; PKK’ye de etmez!
5.7.2017
Adalet yürüyüşünün karşılığı
26.6.2017
Sanki bütün sorun “anlatamamak”mış gibi!
20.6.2017
“Sayılı gündür, gelip geçer”
17.6.2017
Damat tahliyeleri ve vekil tutuklamaları
7.6.2017
Şüphe bulutlarını dağıtmak
5.6.2017
Dava
3.6.2017
Tabela ve bellek
27.5.2017
Halkla inatlaşılmaz
26.5.2017
Tarihî kişilikleri tartışmak
23.5.2017
Ergenekon’un akibeti, 15 Temmuz’un başına olmasın!
20.5.2017
Tarafsızlık süsü verilmiş ayırımcılık
17.5.2017
Hangi cephe, hangi blok?
13.5.2017
2019 arayışları ve Gül’ün adı
9.5.2017
Erdoğan’ın dönüşü
7.5.2017
CHP ve siyasetin kaynayan kazanı
26.4.2017
16 Nisan’a vurulan mühür
22.4.2017
16 Nisan’dan sonra AKP ve HDP ne yapmalı?
19.4.2017
17 Nisan'a uyanmak
16.4.2017
Neden hayır?
15.4.2017
Dost ve post
7.4.2017
Milleti denize dökmek
4.4.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 5
31.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 4
29.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 3
28.3.2017
Anayasa değişiklik teklifinin içeriği-1
27.3.2017
Anayasa değişikliğinin içeriği - 2
14.3.2017
Nerden baksan tutarsızlık!
12.3.2017
Bitpazarına nur yağmaz
6.3.2017
15 Temmuz’un tapusu
27.2.2017
Evet ve mağduriyet
26.2.2017
Evet ve statüko karşıtlığı
21.2.2017
Evet ve statüko karşıtlığı
18.2.2017
KHK’lar, ihraçlar ve hukuk
16.2.2017
Suret-i haktan görünmek
12.2.2017
Bir susturma aracı olarak KHK
9.2.2017
Evet ve özgürlük açığı
6.2.2017
Evet ve avantajları
4.2.2017
Halk oylamasına giderken
29.1.2017
Bir kitap (2) “Öyle ise Türkiye’de cumhuriyet idaresi yoktur”
28.1.2017
Bir kitap (1) “Ne o! Memlekette inkılâp mı yapmak istiyorsun?”
26.1.2017
Tüketilmiş söylem
23.1.2017
Sert muhalefet
20.1.2017
Yüksek gerilim hattı
17.1.2017
Aslında hepimiz bir parça milliyetçiyiz
14.1.2017
15 Temmuz sonrası Türkiye (3)
12.1.2017
15 Temmuz sonrası Türkiye (2)
9.1.2017
15 Temmuz sonrası Türkiye (1)
6.1.2017
Adı konmamış bir savaş
30.12.2016
Bombalarla özdeşleşmek
22.12.2016
Bir örtü olarak TAK
19.12.2016
Hamasetten selâmete yol çıkmaz
11.12.2016
Makul seslere hasret kalmak
8.12.2016
Mevcut ve yakın tehlike
1.12.2016
Sessizlik bir onay mı?
26.11.2016
Sessizlik, mutlak bir vazgeçiş mi?
23.11.2016
Sosyolojinin duvarına çarpmak
9.11.2016
Perşembenin gelişi
2.11.2016
Rüzgâr ekmek
26.10.2016
‘Sonuçta hepimiz insanız’
23.10.2016
Güneş'in kıymetini bilmek
18.10.2016
Cirminden fazla yer yakmak
16.10.2016
Süngünün üstüne oturmak
13.10.2016
En büyük kötülük
3.10.2016
Milli güvenliğin asıl tehdidi
28.9.2016
Muhtemel bir siyasi sürecin imkânı*
25.9.2016
Ölçü kaçmasın!
20.9.2016
Fırsatçılıktan hayır çıkmaz
14.9.2016
Muhataplık meselesi
10.9.2016
Barış ve ekonomi
5.9.2016
Herkesin faydası şiddeti terk etmede
31.8.2016
Savaşların en güzelini kazanmak
26.8.2016
Menbiç’in intikamı
22.8.2016
Darbe mağduru bir yazı
20.8.2016
Üst akıl ve karşıtların üst aklı
18.8.2016
‘Üst-akıl’ ve taraftarları
15.8.2016
‘Düşman siyaseti’ ve 15 Temmuz
12.8.2016
‘Kolektif kandırılma’
8.8.2016
Ne istediler, niye verdiler?
5.8.2016
‘Benim kitabımda bu dersin yeri yok’
2.8.2016
Bati'da demokrasi maskeleri düşerken
28.7.2016
Asıl mesele, hukuk içinde kalmak
22.7.2016
Yanlış işler
20.7.2016
‘Artık istediğinizi yiyebilirsiniz’
18.7.2016
Demokratik rüşt
14.7.2016
Fransa’da devrim yok!
12.7.2016
Külter nerede? Çapraz neden tutuklu?
6.7.2016
Hendeklerin ardından (6)
3.7.2016
Hendeklerin ardından (5)
28.6.2016
Hendeklerin ardından (4)
25.6.2016
Hendeklerin ardından (3)
22.6.2016
Hendeklerin ardından (2)
18.6.2016
Hendeklerin ardından (1)
14.6.2016
Ağır mahalle baskısı (2)
12.6.2016
Ağır mahalle baskısı (1)
7.6.2016
Ali: Ötekilerin çığlığı
3.6.2016
Karşılıksız sevdanın hazin sonu
31.5.2016
Kupa Zizou’ya, Zizou kupaya yakıştı
29.5.2016
Sehpasız Menderes devri
26.5.2016
CHP, ne camiye yaranabildi ne de kiliseye
23.5.2016
Siyasetin kaderi yargının elinde
20.5.2016
‘Yerel işbirlikçiler’
17.5.2016
Üç plan
15.5.2016
İki başlılık
12.5.2016
Muhtemel akıbet
10.5.2016
Emanetçi
9.5.2016
Refiklerin darbesi
5.5.2016
Suni dikişler atıyor
1.05.2016
Dokunulmazlıkların kaldırılması (3)
29.4.2016
HDP'nin mecburi dönüşü
27.4.2016
Dokunulmazlıkların kaldırılması(2)
26.4.2016
Dibe vurmak
24.4.2016
Dokunulmazlıkların kaldırılması (1)
21.4.2016
Mahkemeye düşmek
19.4.2016
İki dilek
17.4.2016
Toplumsal barış ve ekonomi
13.4.2016
Tarihten ders almak
12.4.2016
Savaş davullarıyla ortada kalmak
10.4.2016
Yeni bir yol bulmak
7.4.2016
Yeni anayasa ve ortamın zorluğu
3.4.2016
AKP’nin yeni anayasa hamlesi
1.4.2016
Toptancı suçlamalar gayri-medenidir
31.3.2016
Darbe sevdası
28.3.2016
Darbe kapısını kapatmak
25.3.2016
'İslam'ı kirletiyorlar'
24.3.2016
Doz aşımı
20.3.2016
Korkuyu dağıtmak ve demokrasiyi büyütmek gerek
17.3.2016
Kırmızı çizgiler ve bomba
14.3.2016
Taziye suçu
11.3.2016
'Bin yıl daha iktidar olamayız'
8.3.2016
Savrulma
6.3.2016
Altmış milyon yobaz
3.3.2016
Açık makas
28.2.2016
Bu yol, yol değil
25.2.2016
Siyasi cevap üretmek
21.2.2016
Aklıselim ve sabır
18.2.2016
'Kürt anasını görecek'
16.2.2016
Yanlış soru
14.2.2016
Irak’taki hata (!)
11.2.2016
Denklemi tersten kurmak
9.2.2016
Yargı gölge etmesin
6.2.2016
Öğretme özgürlüğüne müdahale
5.2.2016
Yol üstündeki taşlar
31.1.2016
Şişeden çıkan cin
28.1.2016
Mümkün olanın sanatı
24.1.2016
O iş böyle bitmez
20.1.2016
İşe yarar ifade
17.1.2016
Değişen tavırlar (2): Süreç taraftarları
16.1.2016
Makbul fikirlerin özgürlüğü
14.1.2016
Değişen tavırlar (1): Süreç karşıtları
10.1.2016
Çözüm bulmak devletin görevi
7.1.2016
Milletvekiline dokunma!
3.1.2016
Geç kalmanın bedeli
31.12.2015
Kadim Mesele (3): 'Kanun Türk’ü'
27.12.2015
Reform zamanı
24.12.2015
Muhatapları çoğaltmak
20.12.2015
Müzakereye dönüş
17.12.2015
Hendeğin sanal savunucuları
13.12.2015
Hendeğin hedefi
10.12.2015
Arada
6.12.2015
Tahir Elçi’nin ardından
3.12.2015
Yürekten vurulmak
29.11.2015
Kadim mesele (2): Türklük / Türkiyelilik
26.11.2015
Kadim mesele (1): Türk Milleti / Türkiye Milleti
22.11.2015
'Kınasan da dert kınamasan da'
19.11.2015
IŞİD'in herkese karşı savaşı
16.11.2015
Asıl sorun muhalefette
13.11.2015
Yeni perde
8.11.2015
Faili meçhullerin üstünü örtmek
6.11.2015
Siyaset, rekabet ve uzlaşma
5.11.2015
HDP'nin büyük sınavı
30.10.2015
Kürdistan’ın başına çorap
27.10.2015
Durumdan vazife çıkarmak
20.10.2015
'Kokteyl terör'
13.10.2015
Muğlaklığın gücü
11.10.2015
Ateş topu
6.10.2015
AKP, medya ve siyasi iklim
1.10.2015
Namus meselesi
29.9.2015
İstifanın siyaseti
27.9.2015
Tek ses olamamak
23.9.2015
Silah ve siyaset (3)
21.9.2015
Özyönetim ve siyaset (2)
15.9.2015
Hendek ve siyaset (1)
13.9.2015
Kimin savaşı? Kimin tepkisi?
8.9.2015
Cemevi kararı (2): Siyasetin aczi
5.9.2015
Cemevi kararı (1): Hukukun önemi
1.9.2015
'Bakanlığı duydu mezhebini unuttu'
28.8.2015
Kaçan fırsatlar (2): AKP-CHP koalisyonu
27.8.2015
Kaçan fırsatlar (1): AKP-HDP koalisyonu
21.8.2015
Yapısal hatalar (3): Taahütlere uymama
18.8.2015
Yapısal hatalar (2): Muğlaklık
14.8.2015
Yapısal hatalar (1): Zaman
12.8.2015
Bilek güreşi
7.8.2015
Herkes kendine yakışanı yapar
5.8.2015
Altı milyon oyun sorumluluğu
4.8.2015
Feryatlar gökyüzüne yükselirken…
31.7.2015
'Biz yapmadık, bağımsız birimler yaptı'
28.7.2015
'Size savaş yaptırmayacağız'
25.7.2015
Akıl tutulması
21.7.2015
Çıkış kapısı
16.7.2015
Kabak tadı
14.7.2015
İktidar korkusu
10.7.2015
Gerçeğe dönüş
8.7.2015
Faili meçhul değil faili malum
1.7.2015
Türkiye'nin bitmeyen Kürt fobisi
28.6.2015
7 Haziran sonrası HDP ve Kandil
26.6.2015
Merkezin dönüşümü
23.6.2015
Kalkınma ve özgürlük kıskacında Demirel
19.6.2015
Koalisyon kurmanın güçlüğü ve unutkanlık
16.6.2015
Çözüm koalisyonu
12.6.2015
Bir parça huzura hasret kalmak
9.6.2015
Kazanan siyaset ve demokrasi oldu
5.6.2015
Seçim ve felaket senaryoları
2.6.2015
Seçim ve siyasi rüşt
29.5.2015
SEÇİM VE TARAFSIZLIK
23.5.2015
Seçim ve normalleşme
19.5.2015
Seçimler gelir gider, kalıcı olan barıştır!
17.5.2015
Sinn Fein ile bir gün
12.5.2015
Geçmişi geçmiş kılmak
4.5.2015
PKK’nin özrü ne anlama geliyor?
29.4.2015
HDP: Türkiye'nin batısına konuşmak
28.4.2015
HDP’nin merkeze yolculuğu
24.4.2015
HDP’nin dezavantajları
22.4.2015
HDP’nin avantajları
17.4.2015
PKK çekilmeli
15.4.2015
Demokrasiden umut kesmek
11.4.2015
Barış sürecinin hukuku
8.4.2015
Çözüm Süreci ve Yeni Anayasa
06.04.2015
İzleme Heyeti ve PKK’nin meşruluğu
03.04.2015
Eşme ruhu ve Genelkurmay’ın ruhu
28.03.2015
Tavanda sorun, tabanda rahatsızlık
24.03.2015
Barışın newrozu
21.03.2015
Barış cümleleri toplamak
16.03.2015
Çağrı, irade ve sorumluluk
08.03.2015
Eyvah barış geliyor!
04.03.2015
Tarihi çağrı
07.02.2015
HDP'nin seçimi ve olası sonuçları
05.01.2015
Barışı provokasyondan korumak
03.01.2015
Muhafazakâr dayatma
24.12.2014
Seçim barajı ve Anayasa Mahkemesi
19.12.2014
14 Aralık operasyonu
17.12.2014
Başkalarının kiri
24.11.2014
Şiddetin kapısına kilit vuralım
19.11.2014
Doğru kelimeleri bulmak
11.11.2014
Fas’ta IŞİD, laiklik ve Kobani tartışması
07.11.2014
Kobani’de yeni dengeler
27.10.2014
Puslu havayı dağıtmak
22.10.2014
Dolmabahçe Toplantısı’ndan notlar
13.10.2014
Bu ateş hepimizi yakar
10.10.2014
Sağduyu ve itidal zamanı
02.10.2014
Suriye’de yeni politika ihtiyacı
23.09.2014
Kobani, rehineler ve Şer’den çıkan hayır
19.09.2014
Çok-kültürlü eğitim, anadil ve Türkiye (1)
13.09.2014
Yeni hükümet ve Çözüm Süreci
10.09.2014
CHP Kongresi: Akıntıya karşı kürek
07.09.2014
Kutuplaşma, helalleşme ve muhalefet
03.09.2014
AKP’de yeni dönem: Erdoğan, Gül ve Davutoğlu
24.08.2014
Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde neyi başardı?*
21.08.2014
Barış, çözüm ve provokasyon
17.08.2014
‘Tarih’ tartışması
14.08.2014
Kürtlerin ittifakı bir zorunluluk
12.08.2014
İki kazanan, bir kaybeden
09.08.2014
IŞİD vahşeti ve Kürtlerin birliği
29.07.2014
İhsanoğlu’nun Diyarbakır mesaisi
21.07.2014
Kürtler Kürt de olabiliyor!
16.07.2014
Bize yine hasret kaldı
13.07.2014
Türkiye, PKK ve Kürdistan
10.07.2014
Bağımsız Kürdistan
08.07.2014
Barış inşa ediliyor, bazıları neden mutsuz?
05.07.2014
Demirtaş’ın adaylığı
26.06.2014
Barışa katlanmak
20.06.2014
12 Eylül’e müebbet
19.06.2014
Elveda Kemalizm
12.06.2014
Cezalandırmayalım, ödüllendirelim
10.06.2014
Barışı toplum sahiplendi*
08.06.2014
Barış annelere emanet!
06.06.2014
Çözüm Süreci'nde yeni aşama
31.05.2014
Annelerin hasreti çabuk bitsin!
28.05.2014
İki zihniyetin mücadelesi veya 27 Mayıs’tan çıkmak
23.05.2014
Soma (2): Muhalefet ve sosyal medya
21.05.2014
Soma (1): Mevcut durum, iktidar ve sorumluluk
10.05.2014
Bakan Çağlayan’ın saati
05.05.2014
Doğru politika, yanlış aktör
03.05.2014
Anayasa Mahkemesi (3): Kılıç’ın konuşmasındaki yanlışlar
29.04.2014
Anayasa Mahkemesi (2): Kılıç’ın konuşmasındaki doğrular
27.04.2014
Anayasa Mahkemesi (1): Kararlar ve cumhurbaşkanlığı seçimi
21.04.2014
Barışmak sabretmekle mümkün
10.04.2014
2014 seçimlerinin aynasında AKP ve CHP *
07.04.2014
Kürtler barışa oy verdi
04.04.2014
Kaybedenler kulübü
30.03.2014
Kürt siyaseti ve meşruiyet
25.03.2014
‘Kürtlerin vakti geldi’ mi?
23.03.2014
Barıştan korkmamak
19.03.2014
Tahliye furyası ve yeni Ergenekon algısı
16.03.2014
Sağduyu çağrısının muhatabı kim olmalı?
14.03.2014
Hayatı ve ölümü araçsallaştıran bizlere dair…
11.03.2014
HDP’ye saldırı: Kim yapıyor, neden yapıyor?
05.03.2014
Atatürk’e hakaret, Türköne ve yargı
02.03.2014
Güncellenmiş 28 Şubatlar
27.02.2014
MİT Yasası: Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
25.02.2014
Başarısız bir 367 denemesi
20.02.2014
İnternet yasası
18.02.2014
‘İyi ki Öcalan var’
10.02.2014
Barış huzursuzluğu
06.02.2014
BDP ve HÜDA-PAR: Sorumluluk vakti
03.02.2014
Cemaat’in Kürt meselesindeki perspektifi
30.01.2014
Gülen’in BBC röportajı: ‘Bu arkadaş’ ve ‘adadaki insan’
28.01.2014
Nasıl bir HSYK?
24.01.2014
HSYK tartışması
16.01.2014
17 Aralık ve Kürt siyaseti (3)
09.01.2014
İnsafınız kurusun!
06.01.2014
17 Aralık ve Cemaat (2)
03.01.2014
17 Aralık ve AKP (1)
29.12.2013
Roboski: Hakaret
25.12.2013
Yargının Diyarbakır kriterleri
22.12.2013
AKP, Cemaat ve demokrasinin ipi
18.12.2013
Hawara Licê
14.12.2013
Acının keyfini sürmek
11.12.2013
Devletin mahremiyeti ve vatan hainliği
08.12.2013
Diyarbakır’ın seçimi
04.12.2013
Halkın sevgilisi Atatürk
03.12.2013
Zarar gören, kaybeden hiç kimse yok
1.12.2013
Koruculuk (2): Nasıl silah bırakırlar
28.11.2013
Koruculuk (1): Neden korucu oldular
26.11.2013
Dershaneler ve çözüm süreci
23.11.2013
Kürtler ne yana düşer, Kürdistan ne yana düşer?
19.11.2013
Diyarbakır buluşması: Semboller ve söylem
16.11.2013
Ayar kaçmasın!
12.11.2013
'Siyasi' değil 'itikadi'
11.11.2013
Kürtler arasında da barışa ihtiyaç var
06.11.2013
Yeni bir kimlik ihtiyacı
04.11.2013
Kim kimi Türkiyelileştirecek?
29.10.2013
CHP, BDP ve Sarıgül
22.10.2013
Demokratik felaket
15.10.2013
Perakende demokrasi
08.10.2013
Başörtüsüne tam özgürlük
01.10.2013
Brüksel'de 'Gezi' havası
24.09.2013
Cami-cemevi ve asimilasyon
18.09.2013
Tıkanmayı aşmak
10.09.2013
Çantada keklik
04.09.2013
Artık ana güzergah siyasettir
28.08.2013
'Stratejik konum'
21.08.2013
Ergenekon'a kefil olmak
13.08.2013
Olmayacak duaya amin
06.08.2013
Adaletin önündeki baraj
30.07.2013
Kürt anasını görsün artık!
25.06.2013
Demokratik reform ihtiyacı
18.06.2013
ERDOĞAN, MESAJI ANLAMADI MI?
11.06.2013
Gezi ve Kürtler
05.06.2013
Vesayetin kurumsallaşması
28.05.2013
Kimin iradesinden söz ediyorsunuz?
03.05.2013
Veda vakti
27.04.2013
Kürt meselesi nedir
19.04.2013
Türkiye mucizesi
12.04.2013
İrlanda dersleri
08.04.2013
Çokkültürlü vatandaşlık
29.03.2013
‘Türk kimliği’ meselesi
22.03.2013
Newroz û Aşitî pîroz be
15.03.2013
Barışın hâlleri
08.03.2013
Vicdanımız reddediyor
01.03.2013
Tedirgin olan kim
22.02.2013
Ah bu arşivlerin gözü kör olsun!
15.02.2013
‘Türk sorunu’
08.02.2013
‘Solin Ölmesin’
01.02.2013
‘Atatürk devrine dönemeyiz’
25.01.2013
‘Fezleke hukuku’
18.01.2013
Elbette ‘hubbu Ali’den’ değil!
11.01.2013
Helva
04.01.2013
Bu kez final barış olsun
30.12.2012
Acıdan süzülmüş metanet
28.12.2012
Bu dava bitmedi!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive