Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Ha buni bize kim etti? (2)


7.11.2015 - Bu Yazı 1320 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İlginç zamanlardan geçtiğimiz muhakkak. Başka bir ülkenin vatandaşı olsaydım, bu ilginç zamanları izlemek için kesinlikle Türkiye’ye yerleşirdim. İlelebet bu ülkede kalacağım için izlemekle yetinmeyip dert ediniyorum kendime, memleket meselelerine kafam o kadar basmasa da…  

7 Haziran’dan 1 Kasım’a kadar olan beş ay bile etmeyen kısa bir sürede ‘diktatörlükten, demokrasiye oradan da tekrar saltanata geçtik’ sayın ahali. 7 Haziran seçimlerini“Demokrasinin zaferi” ilan edenler, 1 Kasım sabahına  ‘saltanattan’ tümüyle kurtulacakları hayaliyle uyandılar. Hatta ‘bağzı’ mevkuteler saltanatın kaldırılışının bilmem kaçıncı yılı olduğu ve Kasım’ın hayır getireceği manşetleriyle çıktı. Ama unuttukları bir şey vardı, bu ‘saltanat’ dedikleri şey, halkın oylarıyla geliyordu. Hani; duruma göre “Koyun sürüsü, aptal, bidon kafa vs…” diye niteledikleri halk.

AK Parti’nin beş ay gibi kısa bir sürede oylarını yüzde 41’den yüzde 50’ye çıkarması herkeste bir şaşkınlık yarattı. Açıkçası ben de yüzde 45-46 gibi tek başına iktidarı getirecek bir oyu beklesem de bu kadarını beklemiyordum. (7 Haziran’da iki ayrı arkadaşımla AK Parti yüzde 45 ve üzerinde oy alır diye iddiaya girmiş, kaybetmiştim. Aynı arkadaş bu kez bana yüzde 47 ve üzeri senin olsun diye teklif getirdi, kabul etmedim.) Aslında işin sırrı, 8 Haziran akşamı mahallede Tevfik Abi’nin etrafında toplanıp kim kiminle koalisyon kuracak hesabı yapanlarda saklı. Her biri farklı partiye oy verenler eline defteri kalemi alıp bir hesaba girişmişlerdi ve işin içinden çıkamayan Tevfik Abi, bana sorunca“Bu kaostan çıksa çıksa Denk Getir Allah’ım Koalisyonu çıkar” demiştim. ‘Ha buni bize kim etti’başlığıyla yazdığım yazıyla anlatmıştım bu durumu. Gelinen noktada, o kaosu yaratan halk, koalisyon olmayınca dümeni yeniden eline aldı ve kendi işini kendi çözdü. Tek beslenme kaynağı‘kaos’ olan muhalefet partilerini bir kenara itip ülkeyi yönetmeye aday tek siyasi parti olan AK Parti’yi ezici bir çoğunlukla yeniden iktidara taşıdı…

Burada seçimle ilgili neden kazandılar, neden kaybettiler gibi derin analizler yapıp seküler çevrenin siyaset bilimi dehası olan Koray Çalışkan’ın ekmeğine göz koyacak değilim. Zaten haddime değil. Kaybeden siyasi partiler, Koray Çalışkan önderliğinde “Niye kaybettiklerini” üç vakte kadar bulurlar elbet.

Benim derdim, uzun zamandır gerçekleri bırakıp karşısındakini ‘yandaşlıkla’ yaftalayarak, yandaşlığın dibini bularak halkı algı manyağı yapan muhalif medya ile. Bir de Edward Said’in“Organik entelektüeleler” diye nitelendirdiği halktan kopuk yaşayıp sadece kendi oluşturdukları sınıfın bekası için çalışan bir kısım aydınlarla. Birkaç yıldır “Yeter ki AK Parti gitsin, ülke yakılsa da olur” şiarıyla nefret ve ötekileştirmeyi pompalayan medya ve bazı aydınlar, yarattıkları kendi algı bombardımanının içinde boğuldular.

Paralel Yapının kanatları altına girenler, memleketlerine her türlü kötülüğü yapmayı kendilerine hak gördüler. Bu süreçte elleri kanlı örgütlerin bunların maharetleriyle ‘cici’ örgütlere terfi ettiklerine tanık oldu memleket. 17-25 Aralık darbesinin ürünü Paralel İstihbarat örgütünün biricik elemanıFuat Avni, en muteber adamları oldu. İşi sadece kaos çıkarmak olan, ne olduğu belli Fuat Avni’nin attığı tweetler gazetelerinin manşetlerinden inmedi. Gazeteciliğin evrensel kuralı yok sayılarak, hiçbir araştırma yapılmadan konuldu bu tweetler gazete manşetlerine… İşin tuhafı farklı görüşteki gazeteler ve televizyonlar da bu algıyı birlikte yürüttü. Ne de olsa düşman ortaktı. Erdoğan özelinde AK Parti…

Ülkeye yapılan operasyonun kökü dışarıda olunca haliyle bizim ‘organik aydınlar’ da çoğu kez olduğu gibi dışarıdan beslendiler. Beslenmekle kalmayıp ülkeyi kendilerine göre modern olan dünyaya ispiyonlamakta birbirleriyle yarıştılar. İngiltere, Almanya, Fransa ve hatta Amerika’da yayınlanan büyük gazetelerin attığı “AK Parti bu seçimde gidiyor” başlıkları, muhalif medya ve bazı aydınlar için yön gösterici oldu. Gören de Türkiye’de yapılacak seçimlerde İngiliz, Alman, Fransız ve Amerikan vatandaşları oy kullanacak sanır. Gerçi bunlara göre onlar kullansa hatta bir‘mandaya’ dahil olsak daha iyi ya…  

Kısaca, kendi ülkeni tanımayıp dışarıdan beslenir, Fuat Avni’nin tweetleriyle gazetecilik yaparsan, AK Parti’nin oy patlamasıyla olduğun yere çökersin. Çökmekle kalmayıp “ Ha buni bize kim etti”diyerek yakanı bağrını yırtarsın. Halk, kendine ettiğini kısa sürede yine kendisi çözdü. Bunların bir yüzyıl geçse dahi çözeceklerini sanmıyorum. Böyle anlarda ‘günah keçisi’ ilan edecekleri tanımadıkları bir halk var karşılarında çünkü…   

*7 Haziran seçimi sonrası yazılan 'Ha buni bize kim etti' yazısının linki

http://serbestiyet.com/yazarlar/tuncer-koseoglu/ha-buni-bize-kim-etti-148890

Facebook Yorumları

reklam
11.04.2020
İtiraf ediyorum:Bidon kafalıyım
2.04.2020
Begonvil…
29.11.2019
Öğretmen gibi oturmak…
18.11.2019
Kasaba...
12.11.2019
Cinayet süsü!
1.11.2019
Haydarpaşa ve Sirkeci’nin raconu!!!
19.10.2019
Bir anlaşmadan geriye kalanlar...
28.08.2019
Emanet!
20.03.2020
Bir doktoru özür dilemeye zorlamak…
28.06.2019
Nankörler!
16.06.2019
Babalar ve uşakları (*)
12.05.2019
Çürüme…
27.04.2019
Seçimler ve rutinlerimiz…
13.3.2019
Beyoğlu’nun en güzel abisi
24.1.2019
Baba’nın ardından…
26.7.2018
Türkiye’nin ‘’Mesut’’ halleri…
12.7.2018
Paramparça...
1.7.2018
Dünya Kupası üzerine bir çeşitleme
6.4.2018
Yaşamına virgül koyup gitti,
14.1.2018
Denizler Altında 20 Bin Fersahtan Milli ve Yerliliğe
6.11.2017
Sahne kötülerin
22.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
26.2.2017
En alttakiler
19.2.2017
Çocuklar bizi gözetliyor…
12.2.2017
Hatalıysak aramızda kalsın!
2.2.2017
Aşıklar Şehri’nin büyüsü…
28.1.2017
Sana ne…
22.1.2017
10. yıl…
12.1.2017
Öküzün boynuzunda…
31.12.2016
Heykel…
24.12.2016
Teferruat
8.12.2016
Kapıları kilitlemek…
1.12.2016
İstanbul’dan gitmek…
20.11.2016
İnsanın içi üşür oğul…
16.11.2016
West World
1.11.2016
Eşyalar, insanlar ve düşünceler…
23.10.2016
Duvardaki sarmaşık...
9.10.2016
Kırmızı perşembe…
1.10.2016
Yozgat Blues
23.9.2016
Mesele ağaç, anladınız mı?
13.9.2016
Eylül’de bayram
29.8.2016
Vay Babako…
24.8.2016
Katilleri ayırmak
13.8.2016
Devrimin ‘idam’ sesleri
6.8.2016
Bayrak…
19.7.2016
12 Eylül’den 15 Temmuz’a…
15.4.2016
Bir katilin ardından…
27.11.2015
Memleket!
7.11.2015
Ha buni bize kim etti? (2)
22.10.2015
Çakma otomobil!
14.10.2015
*Vesikalık
8.10.2015
İnsanlık suçu ve gerçek!
3.10.2015
HDP siyasi parti olabilecek mi?
16.9.2015
Yurtsuz kalmak…
28.8.2015
PKK iki halkın da düşmanı!
11.7.2015
Sıradan faşizm…
20.6.2015
Sınır…
14.6.2015
Ha buni bize kim etti?
6.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
12.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
04.04.2015
Yaşamı savunmak mı ölümü kutsamak mı?
02.04.2015
En büyük hayali başbakan olmakmış
29.03.2015
Emekliliğin belgesi!
22.03.2015
Kanaviçe
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive