Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Oyuncak demokrasi


27.12.2013 - Bu Yazı 1744 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

erdogan-dan-kilicdaroglu

 “Çok ağrıma gidiyor bütün bu olanlar. Bir oyun sahneye konuyor ve bize de seyretmek düşüyor. Kendimi oyuncak gibi hissediyorum. Daha önce de oldu bunlar. Yolsuzluklar ne kadar gerçekse operasyonda o kadar siyasi ve bir amaca hizmet ediyor. Şu anda seçim olsa beni AKP’ye oy verecek duruma getiren siyasi oyunlardan sıkıldım” dedi yakın arkadaşım. Bunu söyleyen kişi bir üniversitede siyaset bilimi dersi veren akademisyen. Bu konuşmalar üzerine hangi ülkeye göç edelimi tartışmaya başladık. Umutsuzluğa kapılma hali oluştu bizde. Oysa arkadaşımda ben de doğup büyüdüğümüz, havasını suyunu, insanlarını sevdiğimiz her on yılda siyasi aktörlere darbelerin olduğu ülkeyi seviyorduk.Yok öyle bırakıp gitmeler, biz gideceğimize darbeler, pis şeyler tezgahlayanlar gitsin. İşte bu yazı da biz kalıyoruz yazısıdır…

17 Aralık operasyonu olduğunda bunun cemaat-iktidar çatışmasının sonucu olduğunu düşünmüştüm, birçokları gibi. Fakat zaman geçtikçe olayın uluslararası çapta bir siyaseti yeniden şekillendirmek olduğu gözler önüne serildi. Cemaat ise sadece araçlardan biriydi. Sürekli bir şekilde siyasetin dizayn edildiği ülkemizde bu operasyonları hayata geçirenler bu kez çetin bir kayaya çarptı. Erdoğanlı AKP… Erdoğanlı AKP diyoruz çünkü, siyasetin dışına bir şekilde çıkarılacak Erdoğan’ın olmadığı bir AKP’yi istediğin gibi dizayn etmek mümkün olduğu gibi, iktidarını sürdürmesinde de sakınca olmayacaktı. Bunun taşları aslında iki hatta üç yıl öncesinden döşenmeye başlandı. “Diktatör Erdoğan algısı” öyle birden bire ortaya atılmadı vardı bir sebebi hikmeti. Türkiye siyasetini yeniden şekillendirmek için taşlar itinayla döşenmeye başlandı.

Evet, hırsızdan yanayım

17 Aralık’ın asla bir yolsuzluk operasyonu olmadığını dile getirdiğimizde hemen yüksek sesle “ Siz hırsızdan mı yanasınız …” diye üzerimize çullandılar. Öyle ya “hırsızdan, yolsuzluktan yana olmak” gibi bir durum kabak gibi ortada duruyordu. Kabak gibi ortada durmayan ama geçmiş deneyimlerden yola çıkarak oynanan oyunu görmek gibi bir kusurumuz vardı. Ben de gözüme sokulanı değil, asıl yapılmak isteneni görmeyi tercih ettim. Bunu yapmak için eve koşup ayakkabı dolabıma baktım. Hayatım boyunca aynı anda üç çiften fazla ayakkabım olmadığı ve onları da paralanana kadar giydiğim için doğal olarak ayakkabı kutusu yoktu dolapta. En son ne zaman ayakkabı aldığımı hatırlamak için hafızamı zorladım ama bulamadım. Bunun verdiği gönül rahatlığı ile açık açık şunu diyorum. Evet, sizlerin oyununun sessiz bir aracı olmaktansa, hırsızdan yanayım. O hırsızlığın hesabını sormak için bile olsa sizlerin pis tezgâhlarına alet olmama adına hırsızdan yanayım…

Diktatör Erdoğan

Erdoğan’sız AKP planı hayata geçirilemedi. Oysa ne de güzel döşenmeye başladı taşlar. Türkiye tarihinin en önemli olaylarından biri olan “Kürtlerle barışma” girişimi başlatan Erdoğan diktatör olmakla suçlandı. Türk basınının değerli ve önemli abileri bu algıyı kafalara yerleştirmek için art arda yazılar yazmaya başladılar. Tuhaf olan ise şuydu, bu algı kafalara yerleştirilirken Erdoğan Türkiye’de demokrasi ve eşitliğin olmamasının en önemli bahanesi olan Kürtlerle savaşı bitirme adımlarını atıyordu. Kürtlerle barış demek her şeyden önce daha fazla demokrasi ve özgürlük demekti. 10 yaşında bir çocuğun görebileceği bu gerçeği saklayıp, diktatör algısı yaratmaya çalışmak için özel bir amacınız olmalı. Ya da gizli bir ajandanız. Öyle komplo teorilerine pek itibar etmesem de bunu görmeyecek kadar kör olmadığını belirtmeliyim. Peki; bu algının yaratılmasında Erdoğan’ın hiç mi katkısı yok derseniz verilecek cevabım hem de fazlasıyla var olur. Dediğim dedik, yaptığım yaptık tavrı birçoklarına itici geldiği gibi bana da geldi. İnsanların yaşamına müdahale sayılacak söylemler, milletin gözüne parmak sokmalar ve azarlar gibi konuşmalar “ diktatör Erdoğan” algısı yaratmak için biçilmiş kaftandı. Bütün bunlar size siyaset mühendisliği yapıp, yeni oyunlar tezgâhlama hakkı vermez. Şimdiye kadar asker eliyle hep böyle oldu ise şimdi askerin olmadığı yerde başka vesayetler kurup, siyaseti istediğiniz gibi şekillendirme hakkı vermez. Karşı durmamız gereken tam olarak budur.

AKP’siz Türkiye yaratmak

Erdoğan’sız AKP planı başbakanın güçlü direnişine ve karizmasına çarpıp geri dönünce, Türkiye siyasetini yeni vesayet altına alıp yönlendirmek isteyen güçler AKP’siz bir Türkiye planını devreye soktu. Bunu siyasetin kendi doğası içinde yapamayacaklarını bildikleri için ne kadar silahı, mühimmatı varsa sahaya sürdüler. Normal siyasi bir ülkede ana muhalefet lideri yolsuzluğa bulaşmış bir iktidarı silkeler atar. Siyasetin gereği budur. Kendisi de kirli bir operasyonla genel başkanlık koltuğuna oturan Kılıçdaroğlu partisine ve kendine güvenemiyor olacak ki siyaset dışı kalkışmalar öneriyor. Halkı sokağa çağırıyor. Rüyasında bile göremeyeceği genel başkanlık koltuğuna oturmanın bedeli efendiler istediğinde o operasyonun bir parçası olmakmış bunu anladık. Diğer yandan kurdukları kirli tezgâhlarla ülkeyi karanlıklar ülkesi haline getiren Doğan medyası bu operasyonla birlikte yeniden siyasi mühendislik yeri haline geldi. Buna şaşırdık mı hayır. Ve bu karanlığın oluşmasında epeyce bir katkısı olan Ertuğrul Özkök yeniden sahneye çıkmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyor. “Ülke karanlığa ve faşizme gidiyor…” diye buyuruyor Özkök.Aslında haklı. Biz onların aydınlık ülkesini biliyoruz. O zamanlar halk karanlıktaydı. Bir gecede servetler el değiştiriyordu. Saltanatları iyiydi. Fotoğrafı mı kaçırdı muhabir, “Koçum şu tankları bir daha yürüt” dedikleri muktedir oldukları günlerdi. Yeniden o aydınlığı istemek Ertuğrul Özkökgillerin en doğal hakkı. Ama bu halk onlara aydınlık kendilerine karanlık günleri verir mi? Bak işte o çok zor… Bizim orada denildiği gibi Hayvan terli yemiyor.”

http://serbestiyet.com/oyuncak-demokrasi/

Facebook Yorumları

reklam
11.04.2020
İtiraf ediyorum:Bidon kafalıyım
2.04.2020
Begonvil…
29.11.2019
Öğretmen gibi oturmak…
18.11.2019
Kasaba...
12.11.2019
Cinayet süsü!
1.11.2019
Haydarpaşa ve Sirkeci’nin raconu!!!
19.10.2019
Bir anlaşmadan geriye kalanlar...
28.08.2019
Emanet!
20.03.2020
Bir doktoru özür dilemeye zorlamak…
28.06.2019
Nankörler!
16.06.2019
Babalar ve uşakları (*)
12.05.2019
Çürüme…
27.04.2019
Seçimler ve rutinlerimiz…
13.3.2019
Beyoğlu’nun en güzel abisi
24.1.2019
Baba’nın ardından…
26.7.2018
Türkiye’nin ‘’Mesut’’ halleri…
12.7.2018
Paramparça...
1.7.2018
Dünya Kupası üzerine bir çeşitleme
6.4.2018
Yaşamına virgül koyup gitti,
14.1.2018
Denizler Altında 20 Bin Fersahtan Milli ve Yerliliğe
6.11.2017
Sahne kötülerin
22.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
26.2.2017
En alttakiler
19.2.2017
Çocuklar bizi gözetliyor…
12.2.2017
Hatalıysak aramızda kalsın!
2.2.2017
Aşıklar Şehri’nin büyüsü…
28.1.2017
Sana ne…
22.1.2017
10. yıl…
12.1.2017
Öküzün boynuzunda…
31.12.2016
Heykel…
24.12.2016
Teferruat
8.12.2016
Kapıları kilitlemek…
1.12.2016
İstanbul’dan gitmek…
20.11.2016
İnsanın içi üşür oğul…
16.11.2016
West World
1.11.2016
Eşyalar, insanlar ve düşünceler…
23.10.2016
Duvardaki sarmaşık...
9.10.2016
Kırmızı perşembe…
1.10.2016
Yozgat Blues
23.9.2016
Mesele ağaç, anladınız mı?
13.9.2016
Eylül’de bayram
29.8.2016
Vay Babako…
24.8.2016
Katilleri ayırmak
13.8.2016
Devrimin ‘idam’ sesleri
6.8.2016
Bayrak…
19.7.2016
12 Eylül’den 15 Temmuz’a…
15.4.2016
Bir katilin ardından…
27.11.2015
Memleket!
7.11.2015
Ha buni bize kim etti? (2)
22.10.2015
Çakma otomobil!
14.10.2015
*Vesikalık
8.10.2015
İnsanlık suçu ve gerçek!
3.10.2015
HDP siyasi parti olabilecek mi?
16.9.2015
Yurtsuz kalmak…
28.8.2015
PKK iki halkın da düşmanı!
11.7.2015
Sıradan faşizm…
20.6.2015
Sınır…
14.6.2015
Ha buni bize kim etti?
6.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
12.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
04.04.2015
Yaşamı savunmak mı ölümü kutsamak mı?
02.04.2015
En büyük hayali başbakan olmakmış
29.03.2015
Emekliliğin belgesi!
22.03.2015
Kanaviçe
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive