Tayfun Atay

T24



Bookmark and Share

Trumpın suratından Bağdadi akıyor!


29.10.2019 - Bu Yazı 42 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 George Orwell'ın 1930-40'ların Stalin Rusya'sına eleştirel dokundurmalarla şekillenen, insan zulmünden kurtulup kendi özgür-eşitlikçi düzenlerini kurmaya yönelen çiftlik hayvanlarının eşitsiz-adaletsiz bir düzene domuzların iktidarında nasıl tekrar boyun eğdiklerini anlatan Hayvan Çiftliği romanının sonu çok çarpıcıdır. Hayvanlar, gizlice, eski sahipleri insanlarla artık yeni sahipleri olan domuzları bir yemekte muhabbet içinde buluşmuş izlerken fark ederler ki insanların yüzleri ile domuzların yüzleri birbirinden ayırt edilemez durumdadır.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'nin İdlib'de Amerikan operasyonuyla öldürüldüğünü açıkladığı konuşmasını izlerken ben Orwell'ın romanının bu final bölümünü hatırladım.

Çünkü Trump konuşurken yüzünde değişen bir şeyler vardı! Çenesi aşağı-yukarı oynarken sakallanıyor, suratı bir başka çehreye bürünüyordu.

Trump konuştukça Bağdadi'nin çehresi zuhur ediyor, o çehrenin içinden tekrar Trump pembeliği neşvünema buluyordu.

Ekranda Trump'la Bağdadi'nin yüzleri iç içe geçmiş, hatta birbirinin içinde erimiş gibiydi adeta…

Kısacası ben Trump'ın konuşmasında Bağdadi'yi gördüm.

Tıpkı 2010'ların başından itibaren "Irak-Şam İslam Devleti" olarak dünyanın dehşetine dönüşmüş oluşumun başındaki Bağdadi'yi eylemleri veya suretiyle her karşımda bulduğumda da hep ABD'yi ve Baba Bush'tan oğul Bush'a, Obama'dan Trump'a Amerika'nın başındakileri görmüş olduğum gibi!..


ABD Başkanı Trump IŞİD lideri Bağdadi'nin İdlib'deki operasyonda öldürüldüğünü dünyaya ilan ederken...

* * *

Ebu Bekir el-Bağdadi'yi ABD hem doğurdu hem büyüttü hem öldürdü.

ABD olmasaydı o belki de kendi halinde bir fıkıh âlimi olarak sakin ve münzevi bir hayatın içinde yaşamını sürdürüyor olacaktı.

Her şey "İkinci Körfez Savaşı" diye de bilinen, ABD'nin 2003 Irak işgali ile başladı.

Bu işgal, İbrahim Avvad el-Bedri adlı, hiç kimseyle kavgası-gürültüsü olmayan, dünyanın da kendisinden bîhaber olacağı bir medrese hocası yerine, Ebu Bekir el-Bağdadi adı altında bir "IŞİD kasabı"nı vücuda getirdi.

Bu doğrultuda yazıya devam etmeden önce şöyle bir parantez açma ihtiyacı duyuyorum: Yukarıda Bağdadi bağlamında söylediklerimiz, El Kaide lideri Usame Bin Ladin bağlamında da ileri sürülebilirdir tabii ki.

Bin Ladin de bir Amerikan mamulüdür ve Soğuk Savaş ikliminde, işgal altındaki Afganistan'ın sıcak zemininde Sovyetler'e karşı sürdürülen mücadele kapsamında doğurulmuş, büyütülmüş, gürbüzleştirilmiştir. Sonrasında da dünya sisteminin değişen koşullarıyla bağlantılı olarak ABD'ye yönelik bir bumerang etkisiyle yapacağını yapmıştır.

Bununla birlikte yine de Ebu Bekir el-Bağdadi örneğinde çok daha doğrudan doğurganlığına tanık olduğumuz söylenebilir Amerika'nın…

Çünkü Bağdadi'nin "dölyatağı", ABD'nin 2003'teki işgalinin hemen ardından Irak'ta tesis ettiği Bucca toplama kampıdır.


Ebu Bekir el-Bağdadi

* * *

20 Mart 2003'te başlayan ABD'in Irak işgali sırasında Bağdadi, daha doğrusu gerçek adıyla İbrahim Avvad el-Bedri, 32 yaşında, doktora yapmaya doğru yol tutmuş bir İslam hukuku (fıkıh) öğrencisiydi.

Onun fıkıh ilgisi dışında özel olarak işaret edilebilecek hiçbir hususiyeti ya da meziyeti yoktu.

Ne IŞİD'in ilk tohumunu atan Ebu Musab ez-Zerkavi gibi vahşi bir tabiata, ne de Arabistan'dan çıkıp Afgan mücahitlerine katılarak Sovyetler'e karşı mücadeleye atılmış Usame Bin Ladin gibi maceraperest bir ruha sahipti o.

Ne karizma ne de acımasızlık, hayatının erken dönemlerinde ona atfedilebilecek özelliklerdi.

Ortada sessiz, utangaç, kendi halinde, içine kapanık ve futbola düşkün fıkıh okumak isteyen bir genç vardı.

Irak semalarındaki ABD savaş uçaklarının bombardımanlarından yükselen alevler, bu fıkıh talebesinin öğrendiği her şeyi İslam topraklarını işgalcilere karşı savunma yolunda bir söylem stratejisine dönüştürecek ışığın onun zihninde yanmasına yol açtı.

Yine de o aşamada ABD birliklerine karşı küçük çaplı vur-kaç eylemleri düzenleyen bazı direniş gruplarına katılmış olsa bile Bağdadi'nin öyle çok öne çıkan bir eylemci olduğunu söylemek henüz mümkün değildir.

Dönüm noktası, onun 2004 Ocak ayında Felluce'de bir eve düzenlenen baskında yakalanıp Irak'taki en korkunç toplama kamplarından Bucca'ya gönderilmesiyle oldu.


Ebu Bekir el-Bağdadi, Irak'ta ABD'nin Bucca toplama kampında tutsak olduğu günlerde

* * *

Bucca toplama kampı, kendi halinde ve "fakih" olma arzusundaki halim selim bir gencin, dehşet verici bir cihatçı lider olmaya doğru başkalaşıma uğradığı yerdir.

Burası, ABD askeri stratejistlerinin hiç mi hiç beklemediği ölçüde, Amerikan çıkarları açısından tam anlamıyla ters etki yapan bir yer olmuştur.

Bilenlerin, atmosferini bir "mikrodalga fırın" olarak tanımladıkları ve radikal cihatçılarla sıradan halktan insanların harman edilip tıkış tıkış bir arada tutulduğu bu kamp, pratikte İslamcı fikirlerin yeni kuşak gençlere enjekte edildiği bir "cihat üniversitesi" olmuştu.

İşte Ebu Bekir el-Bağdadi, bu "Üniversite"nin üstün-başarı derecesiyle mezun olmuş en parlak öğrencisidir!..

O, IŞİD'in tohumunu atmış Zerkavi'nin en yakın takipçilerinden Ebu Muhammed el-Adnani'yi burada tanıdı.

Fıkıh bilen uzman bir genç âlim olmanın kendisine nasıl mağrur bir statü kazandırdığını da burada fark etti.

Bucca'daki İslamcı topluluk içerisinde ilmiyle öne çıkan biri; namazlarda imam, sohbetlerde vaiz, amellerde emsal haline geldi.

Artık o, herkesin dinlediği, saygın ve mümtaz bir otorite idi.

* * *

Bağdadi'ye kamptaki radikal İslamcılar arasında saygınlık kazandıran bu "ilmî yetkinlik", Amerikalılar tarafından onun erken serbest bırakılmasına sebep olan bir avantaj da yarattı. Kamptaki ABD askeri yetkilileri, din hocası olmaktan öte bir yanı yok gibi görünen bu adamdan kimseye zarar gelmeyeceğine kanaat getirmiş olsalar gerekti ki o, 10 aylık bir tutsaklıktan sonra salıverildi.

Ama olan olmuş, "tohum" toprağa düşmüştü.

Bucca'dan Amerikalıların serbest bıraktığı Bağdadi artık sıkı, kararlı ve keskin şekilde Amerika/Batı düşmanı bir militandı. Kendisine hitap edeceği bir cemaat bulup, onların karşısında imam olarak her belirdiğinde artık ettiği duaların ayrılmaz parçası şuydu:

"Allah'ım, Amerika ve müttefiklerinin hakkından gel! Kahrını-gazabını onlar üzerinde göster. Birliklerini böl, onları parçalara ayır ve bize onlara karşı saldırma gücü ver, onların bize saldırma gücünü kır!.."

Sonrasında 2006 yılı başlarında Ebu Musab ez-Zerkavi tarafından oluşturulmuş ve daha önce kendisinin geri planda iddiasız bir üyesi olduğu örgütü de içine almış direniş hareketinin danışma meclisinde ("Şura") buldu kendini Bağdadi; İslam hukuku konularında baş danışman olarak…

Ve işte gelecekte IŞİD'i oluşturacak bu yapının liderliğine doğru onun yükselişinde zaman giderek hızlandı.


Ebu Musab ez-Zerkavi

* * *

Zerkavi'nin 2006 Haziran ayında öldürülmesi sonrası Bağdadi'nin bünyesinde yer aldığı oluşum, kendisini Irak İslam Devleti adı altında yeniledi.

Bağdadi 2010 başlarında bu yeni-biçimlenmiş yapının "Şeriat"tan sorumlu en üst düzey makamına getirildi. Artık o, Irak İslam Devleti'nin zirvede 3'üncü sırada gelen ismiydi.

Heyhat, yine Amerika, onun 3'üncü sıradan 1'inci sıraya doğru önünü açtı!

2010 Nisan ayında ABD füzeleri Tikrit dışında bir evi dümdüz ettiklerinde evde bulunan 1 ve 2 numaralı örgüt isimleri "etkisiz" hale getirilince Bağdadi'nin üstünde hiç kimse kalmadı.

Böylece ömrü belki de kitap-kalemle, okumak-yazmakla geçecek sıradan ve kimsenin fark etmeyeceği biri, "Irak İslam Devleti" adındaki dehşet aygıtının başındaydı artık.

Ardından Esad rejimine karşı yükselen tepki ve ayaklanmaya bağlı olarak gelen bir başka ABD müdahalesi, diğer dünya güçlerinin de bu süreçte pay kapma, "Suriye pastası"nı Amerika'ya yedirmeme çabalarıyla şekillenen iç-savaş ortamı yeni bir "sıçrama"nın önünü açtı. Bağdadi adeta "körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz" dedirtecek "mümbit" (verimli) bir ortamda lideri olduğu örgütü şimdi de Suriye topraklarına genişletme imkânı yakalamıştı.

2013 Nisan'ında Irak İslam Devleti'ni, Irak-Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) dönüştürdüğünü ilan etti. Bir yıl içinde Suriye coğrafyasında Rakka ve Musul'da bariz bir kontrol ve iktidar sağladıktan sonra da 4 Temmuz 2014'te halifeliğini…

* * *

O zamandan bugünlere nasıl geldiğimizi, yaşanan 5 yılın nelere mal olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz.

Amerika'nın Irak'tan Suriye'ye açılan işgal ve müdahale yelpazesi, aynı şekilde Irak'tan Suriye'ye açılmış, El Kaide'den türeme bir IŞİD yelpazesini beraberinde getirdi.

Şimdi Washington'da kurumlana kurumlana ve sanki bilgisayar oyunu başında kendini kaybetmiş bir ergen oğlan çocuğunu andırır dil kullanımıyla, "Korkakça-köpek gibi geberdi" diyerek Bağdadi'nin ölümünü ilan eden bir Trump var ortada.

O, kendisi ve kendisini önceleyen başkanlar liderliğinde ABD'nin son 15 yılda Irak-Suriye ekseninde yaptıklarını unutmuşçasına, kendi yarattıkları canavarı şimdi imha etmeleri karşısında aslında utançla susması gerekirken her zamanki düzeysizliğiyle zafer naraları atıyor.

Ortadoğu'da 15 yıllık macera sonunda geldikleri noktada mutlak kaybeden oldukları halde, bizim o meşhur fıkradaki gibi, "Biz bu boku niye yedik" diye kendi kendine sormak yerine öylesine "Yalancı Tarzan" misali gerdan kıra kıra konuşuyor.

Bize de işte o konuşurken, suratında Bağdadi'yi teşhis etmekten öte yapacak bir şey kalmıyor.


(Kaynak: Joby Warrick, Black Flags – The Rise of ISIS, Corgi Books, 2016, ss. 345-365)

Facebook Yorumları

reklam
18.02.2020
Goebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!"
11.02.2020
Goebbelsleşme karşısında muhalefeti sorgulamak!
27.01.2020
CHP ortanın solunda olduğu kadar muhafazakârlığın da kalbinde olacaktır!
23.01.2020
Cami ne kadar ibadethane, siz onu söyleyin!
9.01.2020
Kan davası
7.01.2020
Kerbela paradigması
5.01.2020
Çağımızın hâkim ideolojisi: Kıyametçilik
31.12.2019
Mehdiyi beklemek Godotyu beklemekten beterdir!
26.12.2019
AKP’yi kültürel körlük yedi bitirdi en çok!
22.12.2019
İnmesini bilmek ya da bilememek… Mesele bu!
12.12.2019
Romanları yazanlar, nutukları atanlardan daha güçlüdürler
10.12.2019
Ümmetin kurdu kendinden olur
5.12.2019
Toprak, Beton ve Kanal
3.12.2019
İrlandalı’nın Kızı
1.12.2019
Ya Alzheimer ya cinayet: Bir şaheserdir Şahsiyet!
19.11.2019
Büşra’nın mevlit-şovu
17.11.2019
Başlangıçta tiyatro vardı!
14.11.2019
Doğallaştırma
10.11.2019
Fenomenlik, domestiklikten evlâdır!
7.11.2019
‘Ne kaa homofobi, o kaa İslamofobi!’
5.11.2019
AKP Katolikliği, CHP Protestanlığı ve cadılaştırılan HDP
3.11.2019
Hayatta olmayanı kurgudan beklemek ayıptır
31.10.2019
Vahşet Tanrısı, Uygarlık Tasması
29.10.2019
Trumpın suratından Bağdadi akıyor!
27.10.2019
Cumhurbaşkanlığına özel antropoloji tedrisatı: Araplık, Kürtlük, çöl, dağ, kültür
24.10.2019
Mevlânâ sizden utanırdı!
22.10.2019
Al Trump’ı vur Şevki’ye şevkle şehvetle!
20.10.2019
Savaşın pornografisi
15.10.2019
Pınarınız ya IŞİDe can suyu olursa!..
8.10.2019
Tapılacak en kutsal varlık Doğadır!
3.10.2019
Komediden rezalete, Etnospor-Türkiye
1.10.2019
Etnospor komedisi: "Yâ Hak diye diye yunduk Yunandık!"
22.09.2019
Helâl teşhirde Türkiyenin gururu: Modanisa
12.09.2019
Bir insanlık yenilgisi: ‘Erkeklik’
25.08.2019
Yaratılmışların en şerefsizi: İnsan
20.08.2019
Amok koşusu
6.08.2019
Akif’in Akit’i normalleştirmesi
30.07.2019
Sen bahar toprağı gibisin Dersim, seni seviyorum!
26.07.2019
İthal ya da itlaf: Bütün mesele bu!
11.07.2019
Ümmet-i Muhabbet!
2.07.2019
Geç gelen doğruluk, doğruluk değildir
11.07.2019
Ümmet-i Muhabbet!
1.07.2019
Geç gelen doğruluk, doğruluk değildir
27.06.2019
AKP zarâfetle düşmesini bilecek mi?
25.06.2019
Bitmiş bir iktidarın yakın ölümü
20.06.2019
Dinbazlığı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır
17.06.2019
Binali Yıldırım: Elde var hüzün…
10.06.2019
“Yeni Türkiye”de dinî hiyerarşi ve dinbaz sıkışıklık
9.06.2019
Mevzubahis iktidarsa ‘Kürdistan’ teferruatmış!
3.06.2019
Dinbazlığın kırılma noktası: Gezi
27.05.2019
Bir 'dinî-ortodoksi' deklarasyonu: Diyanet raporu
26.05.2019
‘Devletin Tunç-eli’ yine mi inecek Dersim üzerine?
23.05.2019
Yeni Zelanda İslam’ı!
19.05.2019
"Hasta Türk’ün gençleşmesi": 19 Mayıs
9.05.2019
Bir ‘Ümmet-i iktidar’ komedisi
22.4.2019
Cumhuriyet’i cezasıyla sevdik biz!
21.4.2019
İmamoğlu’nun işareti: Dünya dünyevî yaşanır!
18.4.2019
Ya Cumhurbaşkanı ya ‘Biz’!
15.4.2019
‘Erkeklik kabuğu’nu kıran adam: Şener Şen
14.4.2019
Etnografi ‘mızrağı’nın İslamcılık ‘çuvalı’na sığmadığı Sudan
11.4.2019
'AKP Katolisizmi', Cadılar ve Seçimler
7.4.2019
Doktorun iyisi ‘palyaço’ olur!
5.4.2019
Kürdün olduğu kadar kurdun da hakkını gözeten Fatih Başkan
2.4.2019
'Beka sorunu’nun sonucu: Balkondaki yalnızlık
31.3.2019
İslam’da ilk seçim: Halifelik
28.3.2019
Bir ‘kriko’ olarak AKP
25.3.2019
Reis’e İskenderpaşa vız gelir tırıs gider
22.3.2019
Hangi Erdoğan?
4.3.2019
İslamiyet’te evrim
1.3.2019
Evet, Türkistan yoksa Kürdistan da yoktur!
25.2.2019
Komünizm ve din
21.2.2019
Hukukun ‘intikam’ olduğu yer: Cumhuriyet davası
18.2.2019
Siz ‘insan’ olun, kadından imam da olur peygamber de!
14.2.2019
Bir ‘ağıt’ olarak Sevgililer Günü
10.2.2019
Dede’cim seni söylüyorum, Reis’im sen anla!
4.2.2019
Hazzı kazıyın, altından hüzün çıkar: ‘Sex Education’
3.2.2019
Gutenberg asıl şimdi ölürken…
24.1.2019
A’dan Z’ye hep ‘memuriyet’tir işimiz!
21.1.2019
Hız zehri
14.1.2019
Kamu spotlarının ‘Kamu'dan bîhaberliği!
10.1.2019
Katil, adın ‘Şöhret' olsun!
27.12.2018
Bugünün ‘Abuzer'i kim?
24.12.2018
Kim milyonlara rezil olmak ister?
20.12.2018
Murat ve Acun, papağan ve aslan: 7 farkı bulun!
17.12.2018
Kadın vaiz, imanınızı mı gevşetir?!
13.12.2018
‘Usta'ya veda!
29.11.2018
Geçin ‘helâl turizm'i, ‘helâl porno' kapıda!
26.11.2018
'BİSMİLLAH'
22.11.2018
“Mühendis olmuş, matematik bilmiyor hocam!”
19.11.2018
Çocuk, insanın babasıdır!
15.11.2018
Mısıroğlu meselesi: Galip kim, mağlup kim?
12.11.2018
Türkçe ezan kimin fikriydi?
10.11.2018
Atatürk, cesarettir
5.11.2018
Birbirimizi yaşamak
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive