Tayfun Atay

T24



Bookmark and Share

Bir ‘kriko’ olarak AKP


28.3.2019 - Bu Yazı 307 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP tarihi içeriden değerlendirildiğinde Erdoğan’ın “Tek Adam”lığa yükseliş tarihidir

Siyasal İslam, bu topraklardaki iktidar macerasında bu pazar günü çeyrek asrı tamamlamış olacak. “Perde”, 25 yıl önce 1994’te yine yerel seçimlerle açılmıştı. O seçimler, AKP’nin tarihi değilse de “protohistorya”sı, yani ön-tarihi sayılabilir. Dillere pelesenk olmuş, “İstanbul’u kazanmak Türkiye’yi kazanmaktır” sözünün karşılığı olarak Tayyip Erdoğan’ın Refah Partisi’nden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesiyle Türkiye, doğrudan dine referansla siyasetin, elbette başlangıçtan bugüne artan dozda olmak üzere yörüngesine girdi.

Atlanmaması gereken nokta, bu tarihin karşımıza “süreklilik içinde değişmeler” çıkardığı, yani sürecin kırılmalar, kopmalar ve savrulmalarla bezeli olduğudur. O yüzden bu 25 yıl, uzaktan ve toptancı bir bakışla “Hep kazandılar, hep kazandılar, hep kazandılar” diye yalınkat bir genelleme ile bir çırpıda açıklanamaz, açıklanmamalıdır. Köprülerin altından gürül gürül korkunç, amansız, azgın ve önüne kim gelirse alıp götüren sular akmıştır.

Başlangıçta mesela, bir “İslamcılık ütopyası” vardı. Bugün bu ütopyanın da o ütopyanın sözcüsü, temsilcisi, taşıyıcısı ve yayıcısı olma iddiasındaki kurumsal yapının da bir lider kültünde eridiği “post-İslamist distopya”ya çıkılmıştır.

Başlangıçta, ne kadar gerçekçi ne kadar romantik; ne kadar sistematik ne kadar eklektik; ve ne kadar idealist ne kadar pragmatist olduğu tartışmalı da olsa “Milli Görüş” adı altında hacimli bir metinsel ideoloji vardı. Bugün ortada “Erdoğan’ın dört parmağı”ndan ve bir lahzada tüketilen spot cümlelerden ibaret “Rabia” adı altında bir görsel imgeden başka bir şey yok...

Başlangıçta İstanbul’da Tayyip Erdoğan varsa Ankara’da da Melih Gökçek vardı; tepede Necmettin Erbakan ve onun dava arkadaşları “Aksaçlılar” vardı; devamında o “Aksaçlılar”dan (AKP’nin öncülü denilebilecek) “Erdemliler” bünyesine transfer ve bir “sigorta” mahiyetinde Bülent Arınç; beri yanda Abdullah Gül, öte yanda Abdüllatif Şener, Ali Babacan; müteakiben Cemil Çiçek, Besim Atalay, Ahmet Davutoğlu ve say say bitmez bir dolu şahsiyet; ayrıyeten fonda tarikatler-cemaatler, kolda da “Gülenciler” vardı.

Bugün bunların hiçbiri yok.

Sadece ve sadece Recep Tayyip Erdoğan var.

***

Bu bağlamda söylenebilecek olan bellidir: AKP tarihi içeriden değerlendirildiğinde Erdoğan’ın “Tek Adam”lığa yükseliş tarihidir.

AKP tarihi, liderlik söz konusu olduğunda Erdoğan’ın “eşitler arasında birinci” konumundan, kutsiyet halesiyle çevrilmiş bir muktedire, bir “Emîrü’l-Mü’minîn” olma noktasına yükseliş (elbette “bir karizmatik otoriteye kitlesel rağbet/yönelim” olgusunu da hesaba katarak belirtmek gerekirse, “yükseltiliş”) tarihidir.

AKP tarihi, partileriyle, tarikatleriyle, cemaatleriyle Türkiye dindar-muhafazakârlığının Erdoğan’dan ibaret hale gelmesinin tarihidir.

AKP tarihi dindarlığın yerinde dinbazlığın, muhafazakarlığın yerinde otoriteryanizmin ete-kemiğe bürünme tarihidir.

AKP tarihi, Erdoğanizm’in tarihidir.

***

Tekrar edelim: AKP, “Millî Görüş” denen bir “idea” doğrultusunda Erbakan’da cisimleştiği söylenebilecek bir İslamcı ütopyadan çıkış buluyor ve adına “Rabia” denen bir “imge” doğrultusunda Erdoğan’da cisimleşmiş bir “post-İslamist distopya”da akıbet buluyor.

Post-İslamizm, İslamcılığın arzu ettiği şekilde dinselliğin kamusal alanda alabildiğine görünürlük kazandığı, ama ekonomi-politik işleyiş olarak (söz gelimi “Millî Görüş” doktrininde vazedildiği türden) İslamcılıktan vazgeçilip, kapitalizme teslim olunmuş düzeyi anlatır.

Her köşe başında cami minarelerinin özensiz bir mimari üslupla yükseltilmesi, ama bu minarelerden de yukarılara görkemli çirkinlikleriyle gökdelenlerin ve inşaat vinçlerinin daha baskın şekilde yükselmesi, post-İslamist AKP’dir.

“Şefaat ya Resulullah” şiarından “İnşaat ya Resulullah” şiarına geçilmesi, “Allah beton makinelerini başımızdan eksik etmesin” duasına yürünmesi, post-İslamist AKP’dir.

“Helâl turizm”, “helâl teşhir (defile)”, helâl kozmetik”, “helâl akreditasyon”, topluca ve özlüce “helâl kapitalizm”… Post-İslamist AKP’dir.

Tüm bunların hasadı olarak, İstanbul belediye başkanlığı günlerinden başlayıp 25 yılda gelinen maddi-manevi birikimle ve şimdi içerisinde ikamet edilen 1000 küsur odalı, şaşaalı, gösterişli sarayla uyarlı “Reislik”, post-İslamist AKP’dir.

Ve elbette post-İslamist AKP formunda gelecekte karşımıza çıkacak olan da artık yalnız ve yalnız bu “Reislik”tir.

Bu perspektiften bakıldığında demek ki AKP tarihi, Recep Tayyip Erdoğan’ın “özyüceliş”inde Parti’nin bir “kriko”dan ibaret hale gelme tarihidir.

Facebook Yorumları

reklam
18.02.2020
Goebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!"
11.02.2020
Goebbelsleşme karşısında muhalefeti sorgulamak!
27.01.2020
CHP ortanın solunda olduğu kadar muhafazakârlığın da kalbinde olacaktır!
23.01.2020
Cami ne kadar ibadethane, siz onu söyleyin!
9.01.2020
Kan davası
7.01.2020
Kerbela paradigması
5.01.2020
Çağımızın hâkim ideolojisi: Kıyametçilik
31.12.2019
Mehdiyi beklemek Godotyu beklemekten beterdir!
26.12.2019
AKP’yi kültürel körlük yedi bitirdi en çok!
22.12.2019
İnmesini bilmek ya da bilememek… Mesele bu!
12.12.2019
Romanları yazanlar, nutukları atanlardan daha güçlüdürler
10.12.2019
Ümmetin kurdu kendinden olur
5.12.2019
Toprak, Beton ve Kanal
3.12.2019
İrlandalı’nın Kızı
1.12.2019
Ya Alzheimer ya cinayet: Bir şaheserdir Şahsiyet!
19.11.2019
Büşra’nın mevlit-şovu
17.11.2019
Başlangıçta tiyatro vardı!
14.11.2019
Doğallaştırma
10.11.2019
Fenomenlik, domestiklikten evlâdır!
7.11.2019
‘Ne kaa homofobi, o kaa İslamofobi!’
5.11.2019
AKP Katolikliği, CHP Protestanlığı ve cadılaştırılan HDP
3.11.2019
Hayatta olmayanı kurgudan beklemek ayıptır
31.10.2019
Vahşet Tanrısı, Uygarlık Tasması
29.10.2019
Trumpın suratından Bağdadi akıyor!
27.10.2019
Cumhurbaşkanlığına özel antropoloji tedrisatı: Araplık, Kürtlük, çöl, dağ, kültür
24.10.2019
Mevlânâ sizden utanırdı!
22.10.2019
Al Trump’ı vur Şevki’ye şevkle şehvetle!
20.10.2019
Savaşın pornografisi
15.10.2019
Pınarınız ya IŞİDe can suyu olursa!..
8.10.2019
Tapılacak en kutsal varlık Doğadır!
3.10.2019
Komediden rezalete, Etnospor-Türkiye
1.10.2019
Etnospor komedisi: "Yâ Hak diye diye yunduk Yunandık!"
22.09.2019
Helâl teşhirde Türkiyenin gururu: Modanisa
12.09.2019
Bir insanlık yenilgisi: ‘Erkeklik’
25.08.2019
Yaratılmışların en şerefsizi: İnsan
20.08.2019
Amok koşusu
6.08.2019
Akif’in Akit’i normalleştirmesi
30.07.2019
Sen bahar toprağı gibisin Dersim, seni seviyorum!
26.07.2019
İthal ya da itlaf: Bütün mesele bu!
11.07.2019
Ümmet-i Muhabbet!
2.07.2019
Geç gelen doğruluk, doğruluk değildir
11.07.2019
Ümmet-i Muhabbet!
1.07.2019
Geç gelen doğruluk, doğruluk değildir
27.06.2019
AKP zarâfetle düşmesini bilecek mi?
25.06.2019
Bitmiş bir iktidarın yakın ölümü
20.06.2019
Dinbazlığı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır
17.06.2019
Binali Yıldırım: Elde var hüzün…
10.06.2019
“Yeni Türkiye”de dinî hiyerarşi ve dinbaz sıkışıklık
9.06.2019
Mevzubahis iktidarsa ‘Kürdistan’ teferruatmış!
3.06.2019
Dinbazlığın kırılma noktası: Gezi
27.05.2019
Bir 'dinî-ortodoksi' deklarasyonu: Diyanet raporu
26.05.2019
‘Devletin Tunç-eli’ yine mi inecek Dersim üzerine?
23.05.2019
Yeni Zelanda İslam’ı!
19.05.2019
"Hasta Türk’ün gençleşmesi": 19 Mayıs
9.05.2019
Bir ‘Ümmet-i iktidar’ komedisi
22.4.2019
Cumhuriyet’i cezasıyla sevdik biz!
21.4.2019
İmamoğlu’nun işareti: Dünya dünyevî yaşanır!
18.4.2019
Ya Cumhurbaşkanı ya ‘Biz’!
15.4.2019
‘Erkeklik kabuğu’nu kıran adam: Şener Şen
14.4.2019
Etnografi ‘mızrağı’nın İslamcılık ‘çuvalı’na sığmadığı Sudan
11.4.2019
'AKP Katolisizmi', Cadılar ve Seçimler
7.4.2019
Doktorun iyisi ‘palyaço’ olur!
5.4.2019
Kürdün olduğu kadar kurdun da hakkını gözeten Fatih Başkan
2.4.2019
'Beka sorunu’nun sonucu: Balkondaki yalnızlık
31.3.2019
İslam’da ilk seçim: Halifelik
28.3.2019
Bir ‘kriko’ olarak AKP
25.3.2019
Reis’e İskenderpaşa vız gelir tırıs gider
22.3.2019
Hangi Erdoğan?
4.3.2019
İslamiyet’te evrim
1.3.2019
Evet, Türkistan yoksa Kürdistan da yoktur!
25.2.2019
Komünizm ve din
21.2.2019
Hukukun ‘intikam’ olduğu yer: Cumhuriyet davası
18.2.2019
Siz ‘insan’ olun, kadından imam da olur peygamber de!
14.2.2019
Bir ‘ağıt’ olarak Sevgililer Günü
10.2.2019
Dede’cim seni söylüyorum, Reis’im sen anla!
4.2.2019
Hazzı kazıyın, altından hüzün çıkar: ‘Sex Education’
3.2.2019
Gutenberg asıl şimdi ölürken…
24.1.2019
A’dan Z’ye hep ‘memuriyet’tir işimiz!
21.1.2019
Hız zehri
14.1.2019
Kamu spotlarının ‘Kamu'dan bîhaberliği!
10.1.2019
Katil, adın ‘Şöhret' olsun!
27.12.2018
Bugünün ‘Abuzer'i kim?
24.12.2018
Kim milyonlara rezil olmak ister?
20.12.2018
Murat ve Acun, papağan ve aslan: 7 farkı bulun!
17.12.2018
Kadın vaiz, imanınızı mı gevşetir?!
13.12.2018
‘Usta'ya veda!
29.11.2018
Geçin ‘helâl turizm'i, ‘helâl porno' kapıda!
26.11.2018
'BİSMİLLAH'
22.11.2018
“Mühendis olmuş, matematik bilmiyor hocam!”
19.11.2018
Çocuk, insanın babasıdır!
15.11.2018
Mısıroğlu meselesi: Galip kim, mağlup kim?
12.11.2018
Türkçe ezan kimin fikriydi?
10.11.2018
Atatürk, cesarettir
5.11.2018
Birbirimizi yaşamak
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive