Tayfun Atay

T24



Bookmark and Share

Türkçe ezan kimin fikriydi?


12.11.2018 - Bu Yazı 356 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Recep Tayyip Erdoğan 1997’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Siirt’te okuduğu şiir nedeniyle suçlu bulundu ve 1999’da hapse girdi.

Neydi o şiir?.. “Askerin Duası”. Yazarı kimdi? Ziya Gökalp.

Gerçi Erdoğan’ın ceza almasına aslî gerekçe gösterilen, “Minareler süngü kubbeler miğfer” diye başlayan bendin Gökalp’e ait olmadığı, onun şiirine sonradan monte edildiği ortaya çıktı ama bu, esası değiştirmiyor. Çünkü Erdoğan, ısrarla okuduklarının Gökalp’e ait, onun 1912’de yazılmış şiirinin parçası olduğunu ileri sürmeye devam etti.

Hatta 2011’de 61’inci hükümet programı Meclis’e sunulduğu zaman çıkan tartışmalarda Başbakan olarak yaptığı konuşmada hâlâ “Ben neden 10 ay yedim? Ziya Gökalp’in şu şiirinden dolayı” diyerek aynı dizeleri zikretmiştir o…

Dahası var: Gökalp’in “Askerin Duası” şiiri bu memlekette “Recep Tayyip Erdoğan Marşı” olarak (elbette içerisine nakarat halinde “Minareler süngü kubbeler miğfer” kısmı yerleştirilmiş şekilde) bestelenip coşkunca dolaşıma da sokuldu! Girin internete bir tarama yapın, hemen karşınıza çıksın, izleyin!.

                                         ***

Demek ki şimdi AKP’li Cumhurbaşkanı olarak Türkiye’nin kaderini belirleyen zatın Ziya Gökalp’e muhabbeti de, onun dizelerine “rabıta”sı da su götürmez bir gerçek.

Nasıl olmasın ki?! “Askerin Duası”ndaki şu sözleri Erdoğan’ın büyük bir ruhsal heyecanla iliklerine kadar hissediyor oluşundan şüphe duyabilir miyiz?..

“Sancağım tevhid, bayrağım hilal,
Birisi yeşil, ötekisi al,
slam’a acı, düşmandan öc al
İslâm’ı âbâd eyle Yârabbi!
Düşmanı berbâd eyle Yârabbi!”

Peki, şimdi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir bakıma edebi/bedii mihrap haline getirdiği Ziya Gökalp’in 1918’de yazdığı “Vatan” şiirindeki şu dizelere bakalım:

“Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
Köylü anlar mânasını namazdaki duanın…
Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’an okunur,
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdanın…
Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın!”

                          
***

Şimdi merak ediyorum, acaba “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” ifadesinde karşılık bulan sorgulamayı kime yöneltmeli?!

Sakın Gökalp’e yöneltmeyelim! Orada sorun yok. 1912 Balkan Savaşı döneminde Osmanlı ordusuna moral olarak kaleme aldığı şiirle, 1918’de artık Türkçülüğün tek siyasi-ideolojik seçenek olarak resmî kabul gördüğü dönemde kaleme alınmış şiir arasında tutarsızlık yok, süreklilik var.

Gökalp, İslam’ı hiçe saymayan bir Müslüman Türk milliyetçisiydi. Ama İslam’ı Türklük ile bire-bir bileşime uğratmaktan da yana bir Müslüman Türk milliyetçisi…

O yüzden “Askerin Duası”, içeriğindeki muazzam dinsel coşkuya ek olarak mis gibi Türkçedir. “Vatan” adlı 1918’de kaleme aldığı şiir ise o mis gibi Türkçenin bal gibi de ibadetin, ezanın, namazın, Kur’anın dili olabileceğini savunur.


                                     ***

“Perhiz” ve “lahana turşusu” sorgulamasını Mustafa Kemal’e atfen işlerliğe sokmak da pek mümkün değil.

Atatürk, “Gökalp’in çocuğu”dur. Onun tâ 1918’e kadar geriye giden Türkçe ezan, dahası Türkçe namaz, Türkçe Kur’an “ideal”ini realize etmiştir.

Üstelik bunu öyle üstünkörü, harcıâlem ve oldubittiye getirecek şekilde değil, son derece ciddi, kılı kırk yaran bir dikkat, titizlik ve özen içinde yapmıştır. Hafız Burhan başta olmak üzere bir hafızlar heyeti çeşitli makamları (segâh, suzinak, ferahnak, saba) deneyerek, Arapçadan Türkçeye geçişte uygun okuma usullerini tartışarak Türkçe Yasin, mukabele, ezan okumanın en nitelikli şekillerini belirleme yolunda uzun soluklu bir çalışma yürütmüşlerdir.

Bu yolda Atatürk, evet, Ziya Gökalp’in izindedir.

İslami duyarlılığı harekete geçiren dizeleri bizzat Erdoğan tarafından kitlelere ha bire zikredile gelen; ayrıca o gümbür gümbür çalınıp söylenen “Recep Tayyip Erdoğan Marşı”nın da sözlerinin sahibi Gökalp’in!..

O halde “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” deyişini hangi istikamete yönelik işlerliğe sokacağımız ortada.

Hem Gökalp’ten “Askerin Duası”nı alıp baş tacı edeceksiniz… Hem de onun “Vatan” şiirinde yer alan duyarlılığı baş tacı etmiş bir siyasi iradenin geçmiş tasarruflarını bugünden ve hiçbir anlama çabası göstermeden lânetleyeceksiniz.

Var mı böyle “rahatlık”?!

                                   ***

Aslında şu ara gündem olmuş bu Türkçe ezan tartışmasında kimse tasvip edilir tavır içinde değil. Ne CHP-içi tartışmadaki “ihraç” girişimi yerinde; ne de bu ihraç girişiminin hedefi olan ve sözleriyle tüm tartışmaları tetikleyen milletvekili Öztürk Yılmaz’ın partisine karşı tepkisi hoş… Öyle hançereyi yırtarcasına bağıra çağıra olmaz bu işler!..

Öte yanda da iktidarın, fırsat bu fırsat, olayı kendi çıkarları doğrultusunda “kanırtma” çabası var. Mesela Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın çıktı ve bunun olsa olsa hâlâ tek parti döneminin özlemi/nostaljisi içinde olunduğunu ifade ettiğini söyledi. “İnsanlarımız ezanı anlasın” niyetinin de olsa olsa halkın zekâsıyla dalga geçmek, ona hakaret etmek anlamına geleceğini ekledi.

Peki, Kalın, Gökalp’in “Vatan” şiirindeki anlam ve duyarlılığı, onun “Köylü anlar manasını namazdaki duanın” dizesindeki “iyi niyet”i bilmez mi?..

Benim tanıdığım Kalın, bilir; tarihçi kökeni itibarıyla hem de çok iyi bilir.

Ama uzlaştırıcı, sakinleştirici, gerginliği azaltıcı bir söylem yerine, işte böyle kutuplaşmışlığımızı berkitici sözler sarf etmeyi belli ki siyaseten daha randımanlı buluyor.

Tabii Cumhurbaşkanı Erdoğan da (üstelik 10 Kasım münasebetiyle Beştepe’de düzenlenen Atatürk’ü Anma Töreni’nde!) topa öyle bir hışımla girdi ki karşısında durabilene aşk olsun: “Tek parti dönemi ile sembolleşmiş zulümlerden olan Türkçe ezan… Milletin değerlerine yönelik bitmek bilmeyen husumetin işareti olan Türkçe ezan… Bizi değerlerimizden uzaklaştırmanın adımlarından olan Türkçe ezan…”

                                     
***

Atatürk Türkçe ezan kararını alırken ne bu milleti değerlerinden uzaklaştırmak niyetindeydi, ne millete husumeti vardı, ne de ona zulmetmek peşindeydi.

Tersine, bunu yaparken kendi bildiğince ve içerisinde yer aldığı “dünya-tarihsel” bağlamın belirleyici etkisi doğrultusunda o da milletinin değerlerini, benliğini yüceltmekten yanaydı. Bakın, Şubat 1933’te Bursa’da Türkçe ezan karşıtı bir hadise sonrası Bursa’ya gelip incelemelerde bulunduktan sonra basına yaptığı açıklamada neye vurgu yapıyor:

“Meselenin mahiyeti esasen din değil, dildir. Kati olarak bilinmelidir ki, Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatına hâkim ve esas kalacaktır.”

Atatürk kurduğu ulus-devletle “mütenasip” (uyarlı) bir “Türkiye Müslümanlığı” var etme niyetinde idi.

Ondan namazlı-niyazlı, amelli bir Müslüman çıkarmak gibi bir çabamız yok.

Ama bir devlet adamı, siyasal bir irade olarak Atatürk’ten din düşmanı, İslam’a “müteneffir” imiş gibi bir görüntü çıkarmak da gerçekçi değildir.

Dine ilişkin kişisel yaklaşımı, kanaati, düşüncesi ne olursa olsun, devletin başındaki şahsiyet olarak onun yapmaya çalıştığı, ülke sınırları içinde yaygın ve yürürlükte olan dini “bitirmek” değil, “millileştirmek”tir.

Batı’da Hristiyanlık Protestan Reformizmi’nden itibaren “modern ulus-devlet” prensipleriyle uyarlı şekilde farklı ülkelerde nasıl ulusallaşma sürecine girdiyse, Atatürk de benzeri bir girişime Müslümanlık açısından Türkiye’de yönelmiştir.

O, İslam’ı silmek değil, Türk(çe)leştirmek derdindeydi. En çok Gökalp’ten ilhamla!..

Aynı Gökalp’ten ilhamla (ve bol bol iktibasla) meydanlarda dindarlık, Müslümanlık satanların biraz vicdan muhasebesine yönelip bu nokta üzerinde düşünmelerinde fayda vardır.

Facebook Yorumları

reklam
18.02.2020
Goebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!"
11.02.2020
Goebbelsleşme karşısında muhalefeti sorgulamak!
27.01.2020
CHP ortanın solunda olduğu kadar muhafazakârlığın da kalbinde olacaktır!
23.01.2020
Cami ne kadar ibadethane, siz onu söyleyin!
9.01.2020
Kan davası
7.01.2020
Kerbela paradigması
5.01.2020
Çağımızın hâkim ideolojisi: Kıyametçilik
31.12.2019
Mehdiyi beklemek Godotyu beklemekten beterdir!
26.12.2019
AKP’yi kültürel körlük yedi bitirdi en çok!
22.12.2019
İnmesini bilmek ya da bilememek… Mesele bu!
12.12.2019
Romanları yazanlar, nutukları atanlardan daha güçlüdürler
10.12.2019
Ümmetin kurdu kendinden olur
5.12.2019
Toprak, Beton ve Kanal
3.12.2019
İrlandalı’nın Kızı
1.12.2019
Ya Alzheimer ya cinayet: Bir şaheserdir Şahsiyet!
19.11.2019
Büşra’nın mevlit-şovu
17.11.2019
Başlangıçta tiyatro vardı!
14.11.2019
Doğallaştırma
10.11.2019
Fenomenlik, domestiklikten evlâdır!
7.11.2019
‘Ne kaa homofobi, o kaa İslamofobi!’
5.11.2019
AKP Katolikliği, CHP Protestanlığı ve cadılaştırılan HDP
3.11.2019
Hayatta olmayanı kurgudan beklemek ayıptır
31.10.2019
Vahşet Tanrısı, Uygarlık Tasması
29.10.2019
Trumpın suratından Bağdadi akıyor!
27.10.2019
Cumhurbaşkanlığına özel antropoloji tedrisatı: Araplık, Kürtlük, çöl, dağ, kültür
24.10.2019
Mevlânâ sizden utanırdı!
22.10.2019
Al Trump’ı vur Şevki’ye şevkle şehvetle!
20.10.2019
Savaşın pornografisi
15.10.2019
Pınarınız ya IŞİDe can suyu olursa!..
8.10.2019
Tapılacak en kutsal varlık Doğadır!
3.10.2019
Komediden rezalete, Etnospor-Türkiye
1.10.2019
Etnospor komedisi: "Yâ Hak diye diye yunduk Yunandık!"
22.09.2019
Helâl teşhirde Türkiyenin gururu: Modanisa
12.09.2019
Bir insanlık yenilgisi: ‘Erkeklik’
25.08.2019
Yaratılmışların en şerefsizi: İnsan
20.08.2019
Amok koşusu
6.08.2019
Akif’in Akit’i normalleştirmesi
30.07.2019
Sen bahar toprağı gibisin Dersim, seni seviyorum!
26.07.2019
İthal ya da itlaf: Bütün mesele bu!
11.07.2019
Ümmet-i Muhabbet!
2.07.2019
Geç gelen doğruluk, doğruluk değildir
11.07.2019
Ümmet-i Muhabbet!
1.07.2019
Geç gelen doğruluk, doğruluk değildir
27.06.2019
AKP zarâfetle düşmesini bilecek mi?
25.06.2019
Bitmiş bir iktidarın yakın ölümü
20.06.2019
Dinbazlığı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır
17.06.2019
Binali Yıldırım: Elde var hüzün…
10.06.2019
“Yeni Türkiye”de dinî hiyerarşi ve dinbaz sıkışıklık
9.06.2019
Mevzubahis iktidarsa ‘Kürdistan’ teferruatmış!
3.06.2019
Dinbazlığın kırılma noktası: Gezi
27.05.2019
Bir 'dinî-ortodoksi' deklarasyonu: Diyanet raporu
26.05.2019
‘Devletin Tunç-eli’ yine mi inecek Dersim üzerine?
23.05.2019
Yeni Zelanda İslam’ı!
19.05.2019
"Hasta Türk’ün gençleşmesi": 19 Mayıs
9.05.2019
Bir ‘Ümmet-i iktidar’ komedisi
22.4.2019
Cumhuriyet’i cezasıyla sevdik biz!
21.4.2019
İmamoğlu’nun işareti: Dünya dünyevî yaşanır!
18.4.2019
Ya Cumhurbaşkanı ya ‘Biz’!
15.4.2019
‘Erkeklik kabuğu’nu kıran adam: Şener Şen
14.4.2019
Etnografi ‘mızrağı’nın İslamcılık ‘çuvalı’na sığmadığı Sudan
11.4.2019
'AKP Katolisizmi', Cadılar ve Seçimler
7.4.2019
Doktorun iyisi ‘palyaço’ olur!
5.4.2019
Kürdün olduğu kadar kurdun da hakkını gözeten Fatih Başkan
2.4.2019
'Beka sorunu’nun sonucu: Balkondaki yalnızlık
31.3.2019
İslam’da ilk seçim: Halifelik
28.3.2019
Bir ‘kriko’ olarak AKP
25.3.2019
Reis’e İskenderpaşa vız gelir tırıs gider
22.3.2019
Hangi Erdoğan?
4.3.2019
İslamiyet’te evrim
1.3.2019
Evet, Türkistan yoksa Kürdistan da yoktur!
25.2.2019
Komünizm ve din
21.2.2019
Hukukun ‘intikam’ olduğu yer: Cumhuriyet davası
18.2.2019
Siz ‘insan’ olun, kadından imam da olur peygamber de!
14.2.2019
Bir ‘ağıt’ olarak Sevgililer Günü
10.2.2019
Dede’cim seni söylüyorum, Reis’im sen anla!
4.2.2019
Hazzı kazıyın, altından hüzün çıkar: ‘Sex Education’
3.2.2019
Gutenberg asıl şimdi ölürken…
24.1.2019
A’dan Z’ye hep ‘memuriyet’tir işimiz!
21.1.2019
Hız zehri
14.1.2019
Kamu spotlarının ‘Kamu'dan bîhaberliği!
10.1.2019
Katil, adın ‘Şöhret' olsun!
27.12.2018
Bugünün ‘Abuzer'i kim?
24.12.2018
Kim milyonlara rezil olmak ister?
20.12.2018
Murat ve Acun, papağan ve aslan: 7 farkı bulun!
17.12.2018
Kadın vaiz, imanınızı mı gevşetir?!
13.12.2018
‘Usta'ya veda!
29.11.2018
Geçin ‘helâl turizm'i, ‘helâl porno' kapıda!
26.11.2018
'BİSMİLLAH'
22.11.2018
“Mühendis olmuş, matematik bilmiyor hocam!”
19.11.2018
Çocuk, insanın babasıdır!
15.11.2018
Mısıroğlu meselesi: Galip kim, mağlup kim?
12.11.2018
Türkçe ezan kimin fikriydi?
10.11.2018
Atatürk, cesarettir
5.11.2018
Birbirimizi yaşamak
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive