Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Fay hatları


24.1.2019 - Bu Yazı 127 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Bölgesel meseleler o kadar yakıcı ki, insanın başını kaldırıp, bunları bütünlüklü bir değerlendirmeye kavuşturması her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Şu suali soralım: Meselâ Birleşik Krallığın yaşadığı BREXIT bunalımı sâdece kendisine âit bir mesele midir acaba? Bunun Fransa ile İtalya arasında yaşanan gerilimle bir alâkası var mıdır? Devam edelim: Afganistan’da patlayan bombalarla, Nijerya’da patlayan bombalar arasında bir bağ kurulabilir mi? Güncel gelişmeler, parçalı hâliyle, belli bir bütünlüğe kavuşturmadan tâkip edilecek olursa, zihinlerin de dağılacağı âşikâr…

Eklemlendirilmiş “devlet” yapılarıyla “sermâye” yapılarının ayrışması temel dinamiği oluşturuyor. Bu, 1970’lerde başlayıp günümüzde zirve yapmış çok gerilimli ve kavgalı bir süreç. Bu ayrışma çok katmanlı işledi. Neo-liberalizm üzerinden devlet ve ulusal yapılar ağır bir saldırıya mâruz kaldı. Devleti küçük düşüren, etkinsizleştiren, ekonomik varlıklarını talan eden bir ideoloji bütün dünyâya zerk edildi. Elbette devletin bu saldırıları mâzur gösterecek berbât bir sicili vardı. Ama bütün bu kampanyaların adandığı gâye, söylendiği gibi insanlığın devletin baskısından kurtarılması değil, sermâyenin rahatlatılmasıydı.

Devlete mâtuf saldırılar, uluslara yapılan saldırılarla desteklendi. Doğu Avrupa’nın çözülmesi sırasında büyük bir işlev gören sivil toplumculuk, ABD ve Kanada Akademyalarında teorik olarak soslandırılıp tekmil dünyâya ihraç edildi. Gâye yine lâfta “insanlığın özgürleştirilmesiydi”. Evet her ulus inşâsının altında toplumsal ve kültürel olarak örselenmiş çok şey vardır. Bahaneler azımsanacak gibi durmuyordu. Ama reel amaç, sermâyenin iş ve işlemlerinin küçültülmüş bir dünyâda daha akıcı hâle getirilmesinden başka bir şey değildi.. Sermâyenin bu girişimlerinin ağır mâliyetleri oldu. En başta dünyâ eşitsizliklerini devâsa büyüttü. Ama bu ayrıştırıcı sermâye egemenliği, özellikle hâkim para durumunda olan ve alabildiğine şişen dolar üzerinden sürdürülebilir bir şey değildi. Nihâyet ağır bir bunalıma düştü. Bunu aşmak başlattığı “Dolar dışı bir küresel para sistemi” girişimi, hegemon devletleri alarma geçirdi. Neticede, ağır bunalımlar eşliğinde “devlet” ile “sermâye” kavgası patladı.

Finansal sermâye tercihini Çin’den yana yaptı. Bu, Atlantik Hegemonyası için kabûl edilemez bir şeydi. Var güçleriyle büyük bir küresel seferberlik başlattılar. Dünyânın fay hatları tespit edildi ve harekete geçirildi.

Şimdi bu fay hatlarını bir gözden geçirelim.Bu hatların en kritik olanlarından birisi, Çin Denizi’dir. ABD, Çin’in deniz çıkışını kapattı. Çin buna Tek Yol açılımıyla karşılık verdi. ABD’nin buna cevâbının, güdümlü terör yatağı Afganistan üzerinden olduğunu görüyoruz. İkinci fay hattı, tam da Orta Asya’da çalışıyor. Çin’e yaklaşan Pakistan tam da odakta. İran petrolüne bağımlı olan Hindistan ise henüz devreye girmiş değil. Ama, Pakistan ile arasındaki târihsel meseleler her an alevlendirilebilir.

Üçüncü fay hattı İran, Türkiye ve Rusya’yı içine alan Yakındoğu coğrafyasında yer alıyor. Bu üç devlet arasındaki yakınlaşmaların ASTANA üzerinden ortak siyâset geliştirme kaabiliyeti kazanması ABD ‘nin kabûl edebileceği bir gelişme değildi. Bu hattın karşısına Mısır, İsrâil , Suudî Arabistan, BAE ve Yunanistan-Güney Kıbrıs odaklı bir güç yığılması koydular. Bu blokta bir kaç sapma yaşandı. Misâl olarak Bin Selman üzerinden Suudi “sapması”, Katar’ın dışarıda kalması, Kuveyt’in “mızıkçılığı” ve yeni bir off-shore cenneti olmaya hazırlanan ve kapılarını bu odaklara açan Güney Kıbrıs zikredilebilir. Şu aralar var güçleriyle bu aksaklıkları tâmir etmeye ve vidaları sıkmaya çalışıyorlar. Rusya’yı Ukrayna, Kafkaslar ve İsrâil baskısı üzerinden devre dışı bırakmaya çalışmak, İran’ı ambargoya boğmak, ayrıştırarak yalnızlaştırmak ve doğrudan hedefe koymak, PKK’yı destekleyerek Türkiye’yi tehdit etmek bu kavganın göstergeleri. Trump’ın Suriye’den çekilme kararı ardından bir adım daha attılar. PKK kartını Rusya ve rejimin önüne koydular. Onlar da bu karta hesapsız bir şekilde el uzattılar. Türkiye de buna Ukrayna’ya SİHA satarak ve Ortodoks Kilisesi’nin ayrışmasına göz yumarak cevap verdi. Hâsılı, bu Üçlüyü dağıtmak için çok uğraşılıyor.

Dördüncü fat hattı ise Avrupa. BREXIT, Britanya üzerindeki ABD baskısını düşündürüyor. Birleşik Krallık küresel sermâye ile ABD arasında sıkışmış durumda. Eğer tercihi küresel sermâyeden yana adım atarsa parçalanması işten bile değil. Fiilen bitmiş olan AB ise NATO tarafından cendereye sokulmuş durumda. Ağır bir göç dalgasına mâruz bırakıldılar. Her yerden yabancı düşmanlığı yükseliyor. ABD’nin istediği Avrupa da zâten bu. Almanya ve Fransa hedefte. Bu operasyonları, hizâya getirdikleri, İtalya ve İspanya gibi PIGS Avrupası üzerinden yönetiyorlar.

ABD’deki durum için de bir şey söylemek gerekiyor. Trump, sermâye ile devlet arasındaki kavgada arada duruyor. Daha doğrusu, arada kalarak süreci yönetmek iddiasında. Ama nihâi tercihinin sermâyeden yana olduğunu düşünüyorum. Pentagon ise arada kalarak yönetmek isteyen Trump’ı yöneterek işin içinden sıyrılmak istiyor. Ama gidişâtın keskinleştiği ve sürdürülebilir olmaktan çıktığına dâir belirtiler de mevcut. Son olarak hükümetin kepenk kapatması da buna işâret ediyor. Hâsılı 2019 ustura kıvâmında..

Facebook Yorumları

reklam
4.3.2019
Pakistan-Hindistan çatışmasının kültürel boyutu
14.2.2019
Kent estetik’i
11.2.2019
Bek’a mı, ekonomi mi?
4.2.2019
Büyük Beyaz…
28.1.2019
“Hasta Kıt’a” Avrupa’nın entelektüelleri
24.1.2019
Fay hatları
31.12.2018
Türkiye’de Siyâsal Düşünce Târihi
24.12.2018
Sualler, cevaplar ve ihtimaller
20.12.2018
Avrasya ve Akdeniz…
29.11.2018
Deliler…
26.11.2018
Düşmanlık tesisi
15.11.2018
I.Dünya Savaşı bitti mi?
12.11.2018
Yaşama sevinci
8.11.2018
Siyaset, popülizm ve vasatlar
5.11.2018
Kadına şiddet
1.11.2018
Toprak…
11.10.2018
Kötülük yarışı
8.10.2018
Tecritçilik ve Türkiye’nin yolu
4.10.2018
Bağımlılığın serencâmı
1.10.2018
Öznenin nesnesi, nesnenin nesnesi
28.9.2018
Küreselleşmenin sonu…
24.9.2018
Endişeli düşünceler…
20.9.2018
Soçi sonrası
17.9.2018
Öz ve biçim üzerine…
13.9.2018
Rusya; Quo Vadis?
10.9.2018
Tahran Zirvesi’nden sonra
6.9.2018
Buharlaşma…
3.9.2018
Amerikan sosyalizmi mi?
30.8.2018
Kahramanlar ve körler
27.8.2018
Herkes oradaydı...
23.8.2018
Bir western hikâyesi
20.8.2018
ABD kötülüğü seçti(2)
16.8.2018
ABD kötülüğü seçti (1)
13.8.2018
Dünyânın düşündürdükleri..
9.8.2018
21. Asrın sonuna doğru…
2.8.2018
CHP dogmatizmi…
30.7.2018
Delilik
16.7.2018
15 Temmuz’un sene-i devriyesinde…
12.7.2018
Dönüşüm
5.7.2018
Tarafsızlık
28.6.2018
Seçim ve sonrasına dair
18.6.2018
Siyasetten soğumak
14.6.2018
G7 ve ABD-Kuzey Kore anlaşması
4.6.2018
Siyasal kısırlık ve muhalefet
31.5.2018
Ahlaki isyan ve isyan ahlakı
28.5.2018
Para oyunları
24.5.2018
Demokrasi
17.5.2018
İşler karışıyor, tablo değişiyor
14.5.2018
İstanbul: Siluet ve muhit
10.5.2018
Post oryantalizm
7.5.2018
Siyasal hikâyeler
30.4.2018
Sistem değişiminin düşündürdükleri
26.4.2018
Parametreler
23.4.2018
Dünyadan savrulmak
16.4.2018
Adâletin bu mu dünyâ?
12.4.2018
Kimyasal…
9.4.2018
Acılar, sevinçler ve geçişler…
5.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (2)
2.4.2018
Yeni baş belâmız Fransa (1)
29.3.2018
Erken final yok
26.3.2018
Mare Nostrum
22.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri (2)
19.3.2018
Yeni ittifak dizilimleri(1)
15.3.2018
Şahinler savaşı başlıyor…
12.3.2018
Evrenselcilik ve yercilik
8.3.2018
Bir entelektüel hesaplaşma
5.3.2018
Körlük
1.3.2018
Saçmalama ve aşırılaştırma
26.2.2018
Iskalama…
22.2.2018
Kirli savaş
19.2.2018
Kökler
12.2.2018
Kâhinler ve hikâye anlatıcılar
8.2.2018
ABD algısı
29.1.2018
İmzalar ve bildiriler
25.1.2018
Satılık fikirler…
4.1.2018
Ekmek, özgürlük ve İran
1.1.2018
İran…
25.12.2017
Homolar savaşı
21.12.2017
Trump’ın yeni güvenlik stratejisindeki tuhaflıklar
18.12.2017
Mevlânâ, yani şu dönme muhabbetini çıkaran adam…
14.12.2017
Bir ideolojik bulanmanın serencamı
11.12.2017
Trump’ın yalnızlığı
7.12.2017
Post-IŞİD devir üzerine
4.12.2017
Siyasal davalar
27.11.2017
Değişen suretler
23.11.2017
NATO ve Türkiye
20.11.2017
Özür…
13.11.2017
Uluslararası ilişkiler…
9.11.2017
Suud baharı
26.10.2017
Âfitab-ı tanbur Necdet Yaşar’ın ardından…
23.10.2017
Engellenmemişlik…
19.10.2017
Gençlik imgesi ve siyaset
12.10.2017
Akıl tutulması
9.10.2017
Hudutların kanunu
5.10.2017
Utanmak…
2.10.2017
Şehirler, kasabalar ve köyler
28.9.2017
Referandumun ardından
18.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi - 2
14.9.2017
Muhtasar yakın devir tarihi (1)
11.9.2017
Şerif Bey…
7.9.2017
Kuzey Kore saldırır mı?
28.8.2017
Entel dantel bir mevzu…
24.8.2017
Halk adamı olmak
21.8.2017
Kıt’aların geleceği
14.8.2017
Distopya
10.8.2017
Hayvan dostlarımız
7.8.2017
Okuyup da adam ol(ama)mak
3.8.2017
İnanç ve umut
31.7.2017
Küçük düşünmek….
27.7.2017
Sosyal Darvinizm
24.7.2017
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
20.7.2017
İşler ve günler
17.7.2017
15 Temmuz: Tarihsel bir eşik
13.7.2017
15 Temmuz’un sene-i devriyesi üzerine
10.7.2017
Sistem karşıtı hareketler
6.7.2017
Adalet
3.7.2017
Savaşan dünyanın kültürel iklimi üzerine
29.6.2017
Sivil itaatsizlik
26.6.2017
Bayram ve dolaşımdaki kimlikler
22.6.2017
Ortadoğu; kördüğüm ve bazı tahminler
19.6.2017
Yürüyüş…
15.6.2017
Tahayyülü olmayan dünyada bekâ sorunu
12.6.2017
Savaşlar…
8.6.2017
Hiper reelpolitik
5.6.2017
Çıkarlar…
1.6.2017
Romantizm ve terör
29.5.2017
Terörün yol haritası
25.5.2017
Âkif Emre için
22.5.2017
Yenileşme ve yenilenme
18.5.2017
Erdoğan ve ABD
11.5.2017
Sıkışan coğrafya
8.5.2017
Yeni sistemler ve partiler
4.5.2017
Riskler ve fırsatlar
27.4.2017
Defarges, bilgi ve Sakallı Celal
24.4.2017
Referandum ve partilerin durumu
20.4.2017
Oran ve sayıların düşündürdükleri
17.4.2017
Seçmek
13.4.2017
Dizilimler ve çatlaklar
10.4.2017
Ortadoğu’da yeni dönem
6.4.2017
CHP’nin referandum stratejisi
3.4.2017
Dünya düzeni
31.3.2017
İnanç, silah ve para
27.3.2017
Avrupa: Olmayacak bir dua...
23.3.2017
Rockefeller
21.3.2017
Türkiye'nin Batı macerası
16.3.2017
Nedir bu Avrupalılık?
13.3.2017
AB çökerken…
9.3.2017
Almanya: Acı vatan
6.3.2017
III. Milli Kültür Şûrâsı’nın ardından
2.3.2017
Bir başlığın düşündürdükleri
27.2.2017
Keyif ve zevk âleminde kültür
23.2.2017
Sarkaç (2)
20.2.2017
Sarkaç(1)
16.2.2017
Batı cephesinde yeni bir şey var mı?
9.2.2017
Trump dönemi belirginleşiyor
6.2.2017
Kavimler Göçü
2.2.2017
Bazı tarihsel hatırlatmalar
30.1.2017
Neo-Merkantilizm
26.1.2017
Trump karşıtı gösteriler
19.1.2017
Siyasal pozisyonlar….
16.1.2017
Amerikalar
12.1.2017
Tadı kaçan dünyaya dair
9.1.2017
Bu defa farklı…
5.1.2017
Yaşam tarzı…
2.1.2017
Reina katliamının düşündürdükleri
29.12.2016
Trump, Avrupa ve Rusya
26.12.2016
Tekil düşünüşün zaafları
22.12.2016
Sûikast ve sonrası
15.12.2016
Tarihsel kritik eşik
12.12.2016
Terör
8.12.2016
Doğucular
5.12.2016
Batıcılar (2)
28.11.2016
Avrupa ve Asya denkleminde Türkiye
24.11.2016
Mücadele sürüyor
21.11.2016
Çölleşme…
17.11.2016
Kazananlar ve kaybedenler
14.11.2016
Siyasal çoğunluk, siyasal çoğulculuk
10.11.2016
Trump: Belirsizlik kazandı
7.11.2016
Tarihsel havzasıyla buluşan Türkiye
3.11.2016
Silah ve para
31.10.2016
Toplum, ekonomi ve kurumsal siyaset
27.10.2016
Parlamenter sistemi güçlendirme ne demektir?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net