HATIRALAR

24.12.2018 - Bu Yazı 249 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

HATIRALAR

 NEREDEN BAŞLAMIŞTIK NERELERE GİTTİ İŞİN UCU

Ideolojik, teorik bir arkeoloji çalışması“

Münir R. Aktolga

Kitaptan bazı bölümler:

"...BU DURUMDA AKLA ŞU SORU GELİYOR TABİ: MARKSİZM YANLIŞ MI İDİ, BOŞUNA MI VERİLMİŞTİ BÜTÜN O MÜCADELELER?

Hayır, ne Marksizm yanlıştı, ne de verilen bütün o mücadeleler boşuna verilmişti; Marksizm, işçi sınıfının ergenlik çağının dünya görüşüdür o kadar!.. Siz, ergenlik çağını yaşamadan yetişkin olan birini biliyor musunuz!?

Yani, işçi sınıfının dünya görüşüne dayanarak “devrim yapmaya” çalışan bizim kuşak, bir hayal peşinde koşarak boşuna çaba sarfetmiş olmadık?.. Bizler, belirli bir tarihsel dönemde, işçi sınıfının açtığı yolda ilerlemeye çalışarak baskıya, sömürüye karşı sınıfsız bir toplumu hayal ederek mücadele ettik. Yani, bizim hayallerimiz bir yanılgıdan kaynaklanan içi boş şeyler değildi; bu nedenle, verilen mücadeleler de boşuna verilmemiştir. Tarih bizleri modern sınıfsız topluma giden yolda idealist tarihsel devrimciler olarak anacak. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ama, nokta!.. Çünkü, bugün artık bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. 21. Yüzyıl’da, insanlığın olağanüstü hızla modern anlamda sınıfsız topluma doğru gittiği bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. İçinde yaşadığımız bu yeni süreci kavrama zahmetine bile katlanmadan, zihinsel olarak hala 20. Yüzyıl’ın kahramanlar çağında kalmak isteyenlere, o 20. Yüzyıl devrimcilerinin adını anarak „huu“ çekmeye devam edenlere diyecek söz kalmıyor tabi”!..

"HATIRALAR Nereden Başlamıştık Nerelere Gitti Işin Ucu"ndan başka bir bölüm!..

"KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK”...

Evet, nasıl olmuştur da, yukardan aşağıya o “Batılılaşma” süreci, kendi inkârı olan bir Anadolu sivil toplum potansiyelini yaratabilmiştir? 
Cevap şöyle: 
Ortaçağ Avrupasında feodaller kent toplumu olarak sivil toplumu nasıl yarattılarsa, bizim “Batıcı” Devlet sınıflarımız da, Anadolu sivil toplumunu gene aynı şekilde, aynı diyalektiğe tabi olarak yaratmışlardır! Yaratmışlardır, çünkü bu kez (gene “Devlet’i kurtarmak” güdüsüyle) yaratmak zorunda kalmışlardır!.. 
Örneğin, Ortaçağ’da bir kentin kurulması olayını ele alalım: 
Bir feodal bey neden kent kurucu oluyordu? Feodalizmle, kapitalizmin ana rahmi kent arasındaki ilişki ne idi? Feodal bey, bir kenti kurarken kendi ipini çektiğinin farkında mıydı? Ya da, kenti kurarken, intihar etmek için, kendini yok etmek için mi yapıyordu bunu? Tabii ki hayır! O an onun tek düşündüğü kendi çıkarı idi. Kent kurulacak, ticaret gelişecek, o da bundan yararlanacaktı. Pazardan vergi alacak, kendi tüketim ihtiyaçlarını daha kolay temin edecekti vs. Bir de tabi, sistemin kendi içindeki çelişkiler açısından, köylülerin-serflerin, yani kendi karşıtlarının dışında, onlara karşı kendisini güçlendirecek, onlara bağımlı olmaktan kurtaracak, altın yumurtlayan bir tavuk gibi, sırf kendisine tabi bir alternatif, bir çıkış yolu olarak görüyordu onu -kent’i-. İşte, kendi diyalektik “inkârını” yaratma olayı budur...

Başka bir örnek verelim, burjuvaziyi ele alalım. Bugün burjuvalar “araştırma, geliştirme” çalışmalarına milyarlarca dolar yatırıyorlar. Neden?.. 
Yeni bilgilerin üretilmesine yol açarak, bu bilgileri kullanıp, rekabette üstte kalabilmek, daha çok kâr elde edebilmek için değil mi?.. Ama her yeni bilgi, pratikte, üretici güçlerin biraz daha gelişmesine yol açıyor. Ve giderekten o hale geliyor ki, kapitalistler, daha çok kâr elde edebilmek için, işçilerin yerine mümkün olduğu kadar makineleri, robotları kullanmaya başlıyorlar. Başlangıçta müthiş bir şey bu tabi! Ne grev var, ne hasta olmak! Her bir robot, altın yumurtlayan bir tavuk onlar için! Ama bir düşününüz şöyle, nereye gidiyor bu işin sonu diye! İlerde, işçilerin yerini büyük ölçüde robotlar aldığı zaman nasıl kâr elde edecek kapitalist! Kâr olayı, işçinin sırtından kazanılan artı değerle ilgili bir şey değil mi, işçinin yerini robot alınca kâr da ortadan kalkar! Kâr olmayınca da kapitalist olmaz! Kısacası, gönül rızasıyla kapitalizm de kendi inkârını yaratmaktadır!.. Modern komünal topluma giden yol böyle inşa ediliyor..."

Not: "Devrimci" arkadaşlar endişe etmesinler, elbette ki kitapta iş artık robotlara havale edilmiyor!!.. :D

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Münir Aktolga'nın Hatıralar’ı: Bir 68 hesaplaşması
...
  
HATIRALAR
...
  
...
  
...
  
...


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net