Sinan ÇİFTYÜREK

canbegyekbun@hotmail.com



Bookmark and Share

RAHİP BRUNSON BAHANE MESELE; KÜRDİSTAN VE İRAN!


16.8.2018 - Bu Yazı 584 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin gündeminde bugün birbiriyle bağlantılı iki önemli mesele bulunuyor;

Biri; Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde yaşanan ve giderek ağırlaşan siyasal gerilim, hatta kriz. İki; söz konusu politik gerilimin de tetiklemesiyle Türkiye’de dolar/avro yani dövizin durdurulamayan yükselişinin başta finansal kriz olmak üzere yarattığı sorunlar? Peki, ama ABD-Türkiye arasında yaşanan bu politik gerilimin temelinde neler bulunuyor? Özetlemek gerekirse:

Öncelikle şunun altını çizelim, Rahip Brunson yaşanan sorunların nedeni değildir. Brunson meselesi birçok mesele gibi sonuçtur, neden değil. Denilebilir ki sorunlar yumağı içerisinde öne çıkan sivri uçtan ibarettir, o kadar. O halde sorun ya da sorunların esası nedir?

I - ABD ve Batılı müttefikleri, Avrasya üzerinde egemenlik kurmak istiyor ki bu yeni de değil. Asya ile Avrupa’yı birbirine demir yoluyla entegre edecek olan İpek Demir Yolu ise Avrasya’yı, ABD ve müttefikleri için daha da önemli kılıyor. Asya, ABD ve müttefikleri için önemli iyi de Rusya ve müttefikleri ise Asya’nın sahipleri, dolayısıyla Rusya ve müttefikleri İran ile Çin’de, Batılıların Asya üzerinde egemenlik kurma politikalarına karşı ittifak halinde başından beri direniyorlar, dahası bunu varlık-yokluk mücadelesi olarak görüyorlar.

Gerek ABD ve Batılı müttefiklerinin, gerekse Rusya, İran ve Çin’in, Asya üzerinde son 27 yıldan beri aralıksız süren egemenlik savaşında, çizgi, duruş ve ittifakları nettir, net olmayan Türkiye’nin tutum ve duruşudur. Şöyle ki, Türkiye 150 yıldan beri Batılaşma politikaları izliyor ve önemlisi resmiyette NATO üyesi, AB aday üyesi yani Batı ile müttefik ama son yıllarda özellikle Suriye savaşı ile birlikte fiiliyatta Rusya ve İran ile birlikte hareket ediyor. Bu nedenle Türkiye, Batı ile Doğu eksenli küresel güç merkezleri arasında tam anlamıyla iki arada bir derede nefessiz kalma halini yaşıyor.

ABD başkanı Trump’ın “2015'te yapılan nükleer anlaşmayı İran’ın kendi amaçları için kullanıldığını” belirterek, "ABD'nin İran'la nükleer anlaşmadan ayrılacağını ilan ediyorum. Tahran'a en üst düzeyde ekonomik yaptırımları yeniden getireceğiz" demesiyle başlayan yeni süreçte,Türkiye’nin hem Batı hem de Doğulu küresel güç merkezleriyle yürüttüğü bu ikili duruşun hareket alanı hızla daralıyor.

Demek istediğim, ABD ile Türkiye arasında ki sorunlar yeni değil, Birinci Körfez savaşından bu yana özellikle son 7 yıldır süren Suriye savaşından sonra adım adım gerilerek bugüne geldi ve nerede durulacağı da belli değil.

II – ABD’nin Avrasya, özelde de Ortadoğu ve Kürdistan politikaları üzerinden Türkiye ile başından beri yolları farklılaştı ve giderek derinleşti. Sıkça belirttiğimiz gibi, Türkiye, Körfez savaşından bu yana ABD’nin Kürdistan aklından (politikalarından) kendi geleceğine, özellikle de  “toprak bütünlüğüne” dönük stratejik tehdit algılıyor. Güney Kürdistan’ın bağımsızlık hamleleri geliştirmesi, Rojava Kürdistan’ın federasyonlaşma sürecinde ilerlemesi Türkiye’nin Kürdistan üzerinden tehdit algısını derinleştirmiştir. Türkiye’nin algıladığı tehdidin boyutunu, derinliğini görmek isteyenler; Türkiye-Suriye, Türkiye-Irak, Türkiye-İran sınırına Türkiye tarafından örülen beton güvenlik duvarlarına bakmak yeterlidir. Örülen ve örülecek olan “güvenlik” duvarlarının üçü de Kürdistan parçaları arasında örülmektedirler.  

Üç metre yüksekliğinde ve 910 km’lik Türk-Suriye güvenlik duvarının 850 km’si tamamlandı, 3 metre yüksekliğinde ki duvarın üstüne ayrıca 1.5 metre de jiletli tel ile duvar tamamlanmaya noktasına gelirken bu kez Türk-İran sınırında aynısı yapılacakmış. Düşünün ki NATO ikinci büyük ordusuna sahip Türk devleti, esas Kürdistan meselesindeki çözümsüzlük üzerine kurulu politikaları ve önemlisi ABD ile müttefiklerinin Kürdistan siyasetinden algıladığı tehdit nedeniyle etrafını duvarlarla örerek bütünlüğünü koruma arayışında!

III - ABD ile Türkiye arasında yıllardır Kürdistan meselesi üzerinden yaşanan gerilime yeni sıcak gündem olarak İran ve ticaret savaşları sorunu eklenmiştir. Yani uzun yıllardır devam eden sorunları alevlendiren İran ambargosu ile birlikte tüccar Tramp’ın gündemleştirdiği ekonomik milliyetçiliktir.

İran’a yönelik ABD’nin aldığı ve herkese uyulmasını istediği yeni ambargo kararı, Türk-ABD ilişkilerinde zaten Kürdistan merkezli süren gerilimi bir anda tırmandırdı. Dolayısıyla; başa Çuval geçirme, FETÖ, Hakan Atilla, Zarrab, F-35, S-400, Brunson… gibi meseleler gerilimin nedenleri değil, bunlar gerilimin esas nedeni olan Kürdistan ve İran politikasının bazı sonuçlarıdır. Zaten ABD ile Türkiye arasındaki sorunları çözmek amacıyla Washington’da çözüm aramaya giden Türk heyetinin de esas odaklandığı bu iki mesele olduğu açıktır.

IV - İran’a yeniden ambargo kararı nedeniyle kendisine ABD’nin ihtiyaç duyduğunu bilen Türkiye, “Efrin yetmez, Minbiç, Rojava ve hatta Kandil’i isterim” diyor ama hem ABD’nin bu istekleri kendi emperyal planları açısından yerine getirmeyeceğini düşünüyorum, hem ayrıca Türkiye’nin mevcut konjonktürde ABD’nin İran’a ambargo uygulama politikasına dahil olmasının kendisi için yeni ve önemli sorunlara yol açacağını bildiğinden buna yanaşması zor olacaktır.

Varsayalım ki Türkiye bugün ABD’den Kürdistan meselesinde daha büyük tavizler koparttı ve İran’a yönelik yeni ambargo politikalarını uyguladı; bu durumda başta Brunson meselesi olmak üzere Türkiye’nin, ABD ile yaşadığı ve sonuçlar diye sıraladığımız meselelerde iyileşmeler hızla başlayacağı kanaatindeyim ama bu kez Türkiye, Rusya ve İran ile birlikte izlediği Suriye-bölge politikasında köklü değişime gitmek zorunda kalacak. Peki bu durmda gidebilir mi? Çok zor! Türkiye’nin, Kürdistan meselesi nedeniyle iki arada bir derede nefessiz kalıyor dediğimiz durum tam da budur. Bu durumda Türkiye için zaman ve tercih alanı daralıyor. Ya Batılı müttefikleriyle ilişkileri düzeltecek, o zaman da Rusya ve İran ile mesafeli olacak ya da Batı’dan kopacak ki bunun siyasi ve ekonomik sonuçları çok ağır olur.  Moskova zaten olup bitenleri salt ellerini ovuşturup izlemekle yetinmiyor yaşanan krizi lehine çevirip Türkiye’ye bir adım daha Batı’dan uzaklaştırmanın hesabını yapıyor.

İran”ın iç siyasetinde etkin olduğu Irak bile ambargoya uyup İran ile dolarla yapılan ticareti durduruyorsa demek ki bugün Türkiye ile ABD’nin asıl kriz alanı İran’a uygulanan ambargoya Türkiye’nin uyup uymaması olacak. Kısacası sahnede Rahip Brunson meselesinin olmasına bakmayın gündem İran, gündem Kürdistan!

V – ABD ile Türkiye arasındaki politik krizin de tetiklemesiyle hızla yükselen Dolar kurunun Türk finansal sermayesinde yarattığı kriz ki önlenemezse bunun giderek bir ekonomik krize dönüşeceği meselesine gelince; başlı başına ayrı bir yazı konusu olan bu konuda sadece şunu belirteyim; küresel sermaye piyasaları, 24 Haziran sonuçlarını ve bakan Albayrak’ın yeni ekonomik model politikaları konulu açıklamalarını pozitif algılamadı..

Sonuç olarak;

1 - Savaş naraları ABD, Rusya ve petrol-doğalgaz zengini ülkelere yarıyor! Çünkü gerilimin sonuçlarından biri petrol fiyatları ile silah satışlarının artmasına yol açıyor! Bu krizin ABD’nin kendi petrolünü dışarıya pazarlamaya denk gelmesi de dikkat çekici. Ayrıca uzun vadeli ve ekonomik yaptırımları içerecek olan gerilimi Rusya’nın da taşıması zor ve belki tam da bu nedenle ABD’de önde İran bir adım geride Rusya hedefli ekonomik yaptırımlara hız verdi.

2 - Türkiye sınır güvenliğini kendini yarı açık cezaevi haline getiren duvarları örmekle çözemez! Korkunun ecele faydası olmadığı gibi beton duvarların, yeni Çin setlerinin günümüz iletişim çağında bir devletin bütünlüğünün güvencesi asla olamazlar. Sun Tzu boşuna “Eski günlerde iyi yönetenler silahlanmaz; iyi silahlananlar savaş hatları oluşturmaz; iyi savaş hatları oluşturanlar savaşmaz; iyi savaşanlar yenilmezler; iyi yenilenler yıkıma uğramazlardı” demedi. Türkiye Kürt meselesini çözmeden ne içeride ne de sınır ötesinde kendini güvende hissedemez. 14.08.2018

canbegyekbun@hotmail.com

Facebook Yorumları

reklam
7.11.2018
AYDINLIK GAZETESİ, KÜRTÇE KONUŞ DİL KAMPANYASINA SAVAŞ AÇTI!
26.10.2018
YEREL SEÇİMLERDE ORTAKLAŞMANIN YOLUNU BULMALIYIZ!
7.10.2018
KÜRDİSTAN SEÇİMLERİNİN VERDİĞİ MESAJLAR!
28.9.2018
KUŞATILMIŞ KÜRDİSTAN’DA, SEÇİM VE İÇ DEMOKRASİ
27.8.2018
TÜRKİYELİ KOMÜNİSTLERE KKP HEDEFİYLE SEKSİYONLARI AŞMA ÇAĞRIMIZ!
21.8.2018
ÎRO ZIMANÊ ME, SIBÊ NETEWEYA ME DÊ TUNE BIBE!
16.8.2018
RAHİP BRUNSON BAHANE MESELE; KÜRDİSTAN VE İRAN!
31.7.2018
“KAPİTALİZMİN TARİHSEL FİZİKSEL SINIRLARI VE KÜRDİSTAN İŞÇİ SINIFI” ADLI KİTABIM GAZETELERİN REKLAM MANŞETLERİNDE!
26.7.2018
AKP/ERDOĞAN, KEMALİZM VE “İKİNCİ CUMHURİYET”!
16.7.2018
TÜRKİYE’DE DOĞU DESPOTİZMİN İSLAMİ VERSİYONU RESMİLEŞTİRİLDİ!
28.6.2018
Erdoğan’ın, ırkçı milliyetçilikle kuşatılmış “zaferi”!
18.6.2018
SİVEREK-HİLVAN-SURUÇ...URFA HATTINDA AKP’DEN KOPUŞ DERİNLEŞİYOR!
7.6.2018
ZORUNLU ASKERLİĞİ KALDIRIN YA DA HERKES YAPSIN!
4.6.2018
"KÜRDÜN DEVLETİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ”MİŞ!
27.5.2018
HDP, demokrasi-özgürlükler mücadelesi ve sosyalistler
18.5.2018
SEÇİMLERDE, IRAK’TA ŞOVENİZM, KÜRDİSTAN’DA BAĞIMSIZLIK ÇIKTI!
19.4.2018
KORKULARIN YÖNLENDİRDİĞİ “CUMHUR İTTİFAKI”, KORKULARIN YÖNLENDİRDİĞİ BASKIN SEÇİME GİDİYOR!
18.4.2018
KÜRDİSTAN’I SÖMÜRGELEŞTİRENLER İLE EMPERYALİSTLER ARASINDA TERCİH YAPMAYIZ!
11.3.2018
KORKULARIN YÖNLENDİRDİĞİ İTTİFAKA KARŞI ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI!
4.1.2018
İRANLI HALKLARIN, KADINLARIN, İŞÇİLERİN, GENÇLERİN BAŞKALDIRISINI SELAMLIYORUZ!
14.12.2017
KUDÜS KİMİN YA DA KİMİN OLDUĞUNA KARAR VERİCİ KİMLER?
8.12.2017
2019 SEÇİMLERİ, ULUSAL İTTİFAK VE “DEMOKRASİ CEPHESİ” ARAYIŞLARI!
23.11.2017
EMPERYALİZM KİMİN “TARLASINI SÜRDÜ”; SOLUN MU YOKSA SAĞIN ÖZELDE DE SİYASAL İSLAM’IN MI?
21.10.2017
IRAK’IN (İRAN) KERKÜK/KÜRDİSTAN İŞGALİNİN ARKA YÜZÜ!
16.10.2017
KERKÜK’E SALDIRI TÜM KÜRTLERE SALDIRIDIR!
5.9.2017
BAĞIMSIZLIK REFERANDUMUNUN PARTİ VE PARÇALAR ÜSTÜ YARATTIĞI KONSENSÜS!
8.8.2017
GÜNEYİN BAĞIMSIZLIK HALAYINA BİZDE KATILALIM!
1.7.2017
MERKEZİLEŞME-YERELLEŞME TRENDİNDE SİYASET/POLİTİKA!
27.6.2017
TÜRKİYE KENDİ TARİHSEL DİNAMİKLERİYLE BARIŞMALIDIR!
15.6.2017
KÜRTLER, SOSYALİSTLER YILLARCA; “ADALETİN OLMADIĞI YERDE DEVLET OLMAZ” DEDİLER…!
25.5.2017
İKİ OLAĞANÜSTÜ KONGRE VE MESAJLARI
7.5.2017
Güney ve Rojava’nın birliği prizmalarından sorunlara bakabilmek!
19.4.2017
REFERANDUM SONUÇLARI, ERDOĞAN MAĞLUP SAYILIR BU YOLDA GALİP!
15.4.2017
Başkanlık referandumunda şu nedenlerle HAYIR diyelim!
3.4.2017
ERDOĞAN NE SÖYLEYECEK, AMED HALKI NE İSTİYOR?
16.3.2017
ERDOĞAN/AKP, AB KRİZİNİ DE 15 TEMMUZ GİBİ FIRSATA ÇEVİRME ÇABASINDA!
3.3.2017
Başkan Barzani’nin Türkiye ziyareti!
22.2.2017
Moskova'da uluslararası Kürt konferansı ve
20.2.2017
Trump yönetimindeki ABD’nin, Avrasya savaşı ve Kürdistan
8.2.2017
Kürdistan’daki tanksal yıkım ile batı’daki kentsel dönüşümün yolaçtığı büyük rantsal dönüşüm!
30.1.2017
Referandumda neye HAYIR diyeceğiz!
1.1.2017
Ulusal Kongre yolunda engelleri aşabilmeliyiz!
1.12.2016
Castro sonrası Küba’nın geleceği
28.11.2016
Herkesin kafasındaki soru; AKP ve Erdoğan’ın geleceği!
25.11.2016
Halka hizmet kurumu belediyeleri; halka karşı zırhlı araçlarla korumak!
11.11.2016
Türkiyelileşme hedefi çöktü! çözüm için Türkler, Kürdistanileşmelidir!
20.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
14.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
2.10.2016
Êzidi Kenti Şengal’e Statü ve İki Parçanın Stratejik Derinliği
25.9.2016
Diyarbakır öfkeli ve Diyarbakır şimdilik suskun!
15.9.2016
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Kemalizm ve Kürtler (1922’de Kürtlere otonomi verildi mi) ...
28.8.2016
Kürdistan’ın dar koridoru Rojava’da ağırlaşan küresel hesaplaşma!
21.8.2016
“Eksen kayması” tartışmasında, ayrıştıran-birleştiren temel unsur: Kürdistan
9.8.2016
Yenikapı’da kime karşı “Milli Birlik”? Sina...
31.7.2016
Darbe girişimi, Musul Operasyonu, Rojava ilişkisi ve ABD! ...
22.7.2016
Asker merkezli devletten, polis merkezli devlete geçiş!
13.7.2016
Sur’daki yıkım nedeniyle, UNESCO Toplantısı Protesto edilmeli!
6.7.2016
Kürdistan siyasetinde dalgakıran olarak İran’a dikkat!
27.6.2016
“Yaşasın Bağımsız Birleşik Krallık”! Peki ya “Kürdün Devletsizliği”!
23.6.2016
Siyasal çözüm arayışları mı yoksa savaşa yeni bir mola ihtiyacı mı?
16.6.2016
Fransa işçi direnişinin temelinde ne yatıyor?
3.6.2016
REJİM DEMOKRATİKTİ, SONRA MI “OTORİTER”LEŞTİ!
28.5.2016
KESK’in şiarı; savaşa son halkımın iradesine dokunma olmalıydı
25.5.2016
SON İKİ YÜZYILDA KAPİTALİST UYGARLIĞIN SOSYAL YÜZÜ!
23.5.2016
Mecliste Kürde karşı “Kutsal” ırkçı ittifak sahnede!
17.5.2016
Kentlerde bomba yüklü araçlı eylem üzerinde bir kez daha düşünülmeli!
11.5.2016
KUZEYİN SUYU-GÜNEY’İN PETROLÜ YA DA KÜRDİSTAN JEOPOLİTİĞİ
26.4.2016
DOKUNULMAZLIKTA SÖYLEM GENEL İCRAAT ÖZEL; KÜRT VEKİLLER!
21.4.2016
Amed’ten sosyal/siyasal manzaralar!
7.4.2016
Kafkasya’da yeniden alevlenen çatışmalar, Dağlık Karabağ ve Kızıl Kürdistan meselesi!
28.3.2016
Zarrab’ın yakalanmasının Türkiye iç ve bölge siyasetine yansımaları
20.3.2016
Sur’da yıkıntılar kaldırılırken, Bağlar yıkılıyor!
15.3.2016
Tanklar Gever’e ulaşırken Kürt ulusal hareketinin pozisyonu!
29.2.2016
Taş çatlatan sessizliğin, Mart eylemliliği ile aşılması için…!
24.2.2016
Dünya ana dil gününde, ana diliyle konuşamamak!
17.2.2016
Batı ile Doğu bloğunun savaşı; Sykes-Picot alanı ile sınırlı değil!
25.1.2016
Davos’ta Toplanan DEF’nun Tepesindeki Demokles’in Kılıcı!
14.1.2016
Ayyşe öğretmen olayı; faşizme şapka çıkartan Doğu Despotizmi! ...
10.1.2016
Çözüm-çözümsüzlük ikileminde bir Çağrı!
1.1.2016
DTK ve HDP’ye yapılan linç kampanyasına hayır!
30.12.2015
Cizre-Silopi’deki Hendekler Üzerinden Kandil ve Rojava da mı Hedef Alınıyor?
21.12.2015
KÜRDİSTAN’DA, BUGÜN İYİ Kİ ÖSP VAR!
18.12.2015
Irak-Suriye Üzerinde Egemenlik Savaşları ve Bağımsız Kürdistan!
6.12.2015
TÜRKİYE, RUSYA’NIN KAFKASYA SİYASETİNİ KÜRDİSTAN’DA MI İZLEMEK İSTİYOR?
4.12.2015
Bu kez Amed kuşatma altında!
24.11.2015
Kapitalistlerin, kapitalizm eleştirisi ve sosyalist alternatif!
18.11.2015
Özgürlük ve Sosyalizm Partisi Olağan II. Genel Kongresi sonuçlandı!
3.11.2015
1 Kasım seçim sonuçları ne diyor?
24.10.2015
Kürdistan’da, bölgesel çelişkilerle sarmalanarak ağırlaşan iç siyasal KRİZ!
16.10.2015
AKP, bu kan gölü üzerinde artık iktidar olamaz!
23.9.2015
Suriye üzerinden kızışan egemenlik hesaplar ve Kürdistan!
15.9.2015
FET’EL HUMANİTE (KOMÜNİST BAYRAMI!)
10.9.2015
Dayatılan savaşa yanıt: Sivil itaatsizlik temelinde geliştirilmeli!
4.9.2015
Hay “Hıristiyan Köklerini”z Batsın!
1.9.2015
Görev ve sorumluluk adamı iki yoldaş: Tuncay Atmaca ve Devrimci Ali!
27.8.2015
“Buyurun Cenaze Namazına!”
24.8.2015
“Barzanisiz olmaz” demek kadar “Barzani’ye hayır” demek de yanlış!
15.8.2015
Barış ve çözümün engeli: Milli ve siyasal çıkarlar!
11.8.2015
Eğer devletin gücü, cesareti varsa Kürde DEMOKRATİK YÜZÜNÜ göstersin!
7.8.2015
Suçlu kim? Akdeniz’de yine göçmen faciası …!
6.8.2015
Kürt Petrol Hattının Bombalanmasının Açığa Çıkarttığı Meseleler!
29.7.2015
ABD ile Türkiye Anlaşması...
26.7.2015
Kürdistan parçaları arasında Güvenlik duvarları, çözümsüzlüğü derinleştirir!
23.7.2015
Kobanê, Suruç; Büyük Olayların Yaşandığı Küçük Kentler!
8.7.2015
Türkiye’nin jeopolitik tehdit algısı; Kürdistan!
15.6.2015
HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI-II: KÜRT HALKININ MESAJI!
9.6.2015
7 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI VE HDP!
20.5.2015
Metal İşçilerinin Direnişi, İşçi Sınıfına Moral Verecektir
14.5.2015
Güney Bağımsızlığa Destek Ararken, İkinci Lozan İle Yüzleşmemeli!
8.5.2015
Siyahlar, ABD’de Bakan, Başkan Olabilirler Ama Siyah Olarak Değil!
30.4.2015
Kürtler Adına Özür Dilemeye İtiraz Edenler Bazı Soruları Yanıtlamak Durumundalar!
26.4.2015
Ermeni soykırımının 100. yıldönümü ve Kürt siyaseti!
23.4.2015
Kilitli Gemi Mahzeninde, “Kafesteki fareler gibi can verdiler…
13.4.2015
Avrasya’da savaşın değişen ağırlık merkezleri ve Yemen!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları