Sinan ÇİFTYÜREK

canbegyekbun@hotmail.com



Bookmark and Share

TÜRKİYE’DE DOĞU DESPOTİZMİN İSLAMİ VERSİYONU RESMİLEŞTİRİLDİ!


16.7.2018 - Bu Yazı 406 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 12 Aralık 2013 tarihli “Erdoğan; Doğu Despotik İklimde Putinizmin İslami Versiyonu” başlıklı yazı yazmıştım. Yazı da AKP için faşist diyen değerlendirmelere karşı Doğu despotizm tepsini yapmış ve Doğu despotizmin kimi ülkelerdeki uygulamalarıyla, faşizmden beter olduğunun altını çizmiştim. Örnek mi Rusya, İran, Türkiye, Türki Cumhuriyetler, Suudi Arabistan, Irak, Mısır… Eğer Doğu despotizmi, bir yanıyla tek adam rejimiyse Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı rejimine geçişle tek adam rejimine resmen de geçmiştir.

Demem şu ki, Türkiye’de ağırlaşan baskı koşullarını tarif etmek için illa da faşizm demek zorunda değiliz. AKP/Erdoğan iktidarının Doğu despotik uygulamaları, Türkiye’de çoğu kez faşizme rahmet okutur özelliktedir.

Diğer gelişme seçim sonrasında, küresel piyasalar ile Batılı rejimlerin Başkanlık sistemine dayalı tek adam rejimine olumsuz tepki vermeleridir ki bunun siyasal ve ekonomik sonuçları olacak, olmaya başladı bile. Üçüncüsü, resmileştirilen tek adam rejiminin Kürt meselesine yansımalarının neler olacağı sorunudur.

Bu noktalardan baktığımızda 24 Haziran sonrası şunları görmekteyiz.

I - Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni’ne katılan “22 devlet başkanı, 28 başbakan, parlamento başkanı ve parti temsilcilerine” bakıldığında, İtalya ve Almanya’dan gelen iki eski başbakanı hariç tamamı Doğu ülkelerinin temsilcileri. Yani Batı ve gelişmiş dünya törene katılmazken Doğu despotizminin temsilcileri ve tek adam iktidarlarının yaşandığı ülke temsilcileri törene katılarak Erdoğan’ı alkışladı.

“Aaa ne kadar da çok devlet temsil edilmiştir” dedirtmek için de; Moldova Gökoğuz Yeri Özerk Bölgesi Başkanı İrina Vlah, Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi, Kırım Tatar Türkleri Milli Lideri Mustafa Kırımoğlu…  gibi parti ve cephe liderleri dahi başkan, başbakan listesine dahil edildi ama yarı bağımsız devlet durumundaki Güney Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani’nin adı listeye bilinçli dahil edilmedi! Bunun üzerinde de başta Güney Kürt siyaseti düşünmelidir.

II - Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi çoktandır zaten fiilen işletiliyordu, 24 Haziran sonrası ise resmen işletilmeye başlandı. Anayasaya göre “yasama yetkisi TBMM’ye aittir devredilemez” ama anayasa ile yasama organı TBMM’yi takan kim! Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle Meclis orada dururken Erdoğan kendi hükümetini oluşturup Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile işe koyuldu bile. Koyuldu demek de belki eksik olur zira Erdoğan Memleket yönetimini KHK ile zaten sürdürüyordu.

24 Haziran sonrası yeni olan diğer gelişme, Erdoğan’ın artık partisini de bir tarafa bırakıp teknokrat ve işverenlerden kurduğu hükümetle işi yürütüyor olmasıdır. Erdoğan, “Artık partili olmayan bakanlarımızla kabine oluşturuyoruz. Kimse kalkıp kadrolaşma var diyemeyecek" diye övünürken herkesin aklıyla da alay eder! Gerek AKP’lilerden değil de Erdoğancılardan bakanlar kurulunun oluşturulması, gerekse hükümetin Meclis denetimi dışında kurulması demek parti iktidarına göre bile beterin beteridir çünkü kabine tek kişinin kabinesi olarak oluşmuş oluyor. İşte tek adam sistemi tam da budur çünkü hükümeti atayan-denetleyen-gerektiğinde görevden alacak olan da Erdoğan. Buyurun tek adam rejimi!

Yasama organı olarak TBMM şeklen var ama memleket yönetiminde fiilen devre dışı. Öyle ki Meclis bütçe oluşturamıyor, Hükümetin kuruluşunda devre dışı, hükümetin Meclis’ten güvenoyu alma sorunu yok dolayısıyla denetim ve gensoru da yok! Böylece Erdoğan’ın epey zamandan beri fiilen uyguladığı Doğu despotizmin İslami versiyonunu nihayet yemin töreniyle resmileştirdi. Yemin törenine katılıp alkışlayanlara dikkat ediniz göreceksiniz ki tamamı Doğu Despotizmin Hıristiyan ve İslami versiyonu temsilcileri. Yani hepsi şu veya bu düzeyde Doğu despotizminin dolayısıyla tek adam rejiminin temsilcileri. Tencere yuvarlandı kapağını buldu misali!

III – Erdoğan, 24 Haziran sonrası yeni hükümetle piyasaların rahatlamasını beklerken tersine ateşi yükselmeye devam ediyor. Küresel piyasa ve kurumları yeni Erdoğan kabinesine olumsuz tepki veriyor. Küresel ekonomik piyasalar yeni Cumhurbaşkanlığı sistemini ve özelde de Berat Albayrak gibi ekonomiden sorumlu bakanları olumsuz algıladığı içindir ki daha ilk günden yanıtları da negatif oldu.

Hazine ve Maliye bakanı Albayrak’ın küresel piyasaları rahatlamak ve yatırım iklimini yeniden oluşturabilmek için; “Çok güçlü bir insan kaynağı var”, “ekonomi algısı çok önemli”, “çok güçlü bir çıpaya sahip ülkeyiz”, “yoğun bir ajandamız var”, “büyük-güçlü Türkiye vizyonuna ulaşmak”, “çok güçlü istikrarlı söylemle dünyaya anlatacağız”, “önceliğimiz enflasyonu düşürmek, MB bankası bağımsız işleyecek” gibi vurguları güçlü ama içeriği boş açıklamaları da karşılık bulamadı, piyasaların pozisyonunu değiştirmeye yetmedi. Örneğin;

Dünya ekonomi kanallarından Bloomberg'de "Erdoğan'ın Yeni Hanedanlığı Türkiye'yi yatırım yapılamaz hale getiriyor" başlıklı makalede; "Erdoğan maalesef sözünün eri. Seçim kampanyası sırasında para politikasının kontrolünü daha fazla ele alacağına söz verdi ve bunu yapmak için hiç zaman kaybetmedi. Türkiye’nin güvenlik ağındaki son bağları da koparıp attı ve milletini tümüyle yatırım yapılamaz hale getirdi…En zayıf halka bankacılık sistemi” der!

İktisatçı Paul Krugman, “Türkiye’nin 1997-98 yıllarında Doğu Asya'da yaşanana benzer bir finansal krizle karşı karşıya olduğunu” belirtir devamla “Türkiye’nin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yüzde 48’i ve ihracatının yüzde 210’u oranında dış borca sahip olduğunu ve bu borcun büyük kısmının özel sektöre ait olduğunu kaydetti”

Financial Times’da, “Türkiye'de cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin resmen başlamasıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın elinde toplanan güçlerin yatırımcıları ürküttüğünü”; Hazine ve Maliye ve Bakanı Berat Albayrak’ın atanması hakkında da, "Erdoğan ekonomiyi aile meselesi yaptığı, damadı Albayrak 'ı ekonomiden sorumlu kişi yapmasının Türkiye borsasını altüst ettiği” uyarısıyla sürdürür…

Kısacası halkların sandıkta başaramadığı, daha doğrusu başarmamaları için tüm tedbirleri alan Erdoğan/AKP iktidarı, bu kez kendi sonunu kendisi hazırlıyor gibi! Nasıl mı? Cumhurbaşkanlığı rejimiyle ve KHK’lerle tüm iktidarı tek adam elinde toplamakla, Hazine ve Maliye Bakanlığına damat Albayrak’ları getirmekle ekonomik krizi bizzat kendi eliyle derinleştirebilir. Demek istediğim ağır bir ekonomik kriz Erdoğan iktidarını alt üst edebilir.

IV – Onca KHK neden giderayak çıkarılıyor? OHAL’siz OHAL koşullarını oluşturmak için! AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim propagandasında “OHAL’i kaldıracağız” dediler ve 18 Temmuz’da kaldıracaklar ancak çıkarılan ve çıkarılacak olan bir dizi KHK ile OHAL’siz OHAL süreklileştirilecek. Zaten başbakan Yıldırım’da bunu “Fransa OHAL’de kullandıkları yetkileri normal kanunlara taşıdılar. Biz de bunu yapacağız” diyerek ilan etti.

Başkanlık rejimine geçişiyle Erdoğan ve Cumhur İttifakının OHALsiz OHALin tüm güvenlik adımlarını hızla atmasının nedenlerinden biri; kapıyı tekmeleyen ekonomik krizin de baskısıyla sokaktan özelde de Kürt ulusal hareketinin hareketlenmesinden korkmaları! Bu güvenlik adımları, kapıyı tekmeleyen ekonomik krizin yarın-öbür gün sokak ve meydanları “özgürlük ve iş-ekmek istiyorum” şiarlarıyla tetiklemesi durumunda halk hareketlerini bastırma amacını taşıyor. 

Diğer neden; tüm tek adam rejimleri gibi Erdoğan’da kendi gölgesinden bile korkar hale gelmiş olmalı ki “son” denilen 701 nolu ama son olmayacak olan OHAL KHK’si ile 18 bin küsur çalışan, görevli ihraç edildi. İhraçlarda ezici sayısal ağırlığın Ordu ve Emniyet mensuplarında olmasında akla AKP/Erdoğan’ın bu kez sahici bir askeri darbeden korktuklarını getiriyor! Yani ihraçlarla bunun ön tedbirini alıyor gibiler!

OHAL KHK’leri dışında da Anayasanın Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenleyen 104'üncü maddesi, Cumhurbaşkanının, "yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabileceğini belirtiyor.” Önemlisi “Bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümsüz hale gelmesi için TBMM'nin aynı konuda bir kanun çıkarması” gerekiyor ki TBMM’de AKP, MHP bunu engelleyecek çoğunluğa sahip. Dolayısıyla Erdoğan Meclisteki Cumhur İttifakı çoğunluğuna da güvenerek Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle memleketi yönetecek.

V – Erdoğan hükümeti de tıpkı 1923 Cumhuriyet hükümetinin yaptığını yaparak, Doğu-Batı küresel merkezlerin hegemonya savaşında, Türkiye'nin jeopolitik önemini pazarlayarak Kürt meselesinde Rusya ve ABD’den taviz kopartma siyasetini izliyor. Burada melese Kürt siyaseti ne yapacaktır?

Erdoğan hükümeti Kürt meselesinde yakın vade de masaya dönüş yerine, ABD’nin İran karşıtı cepheyi genişletme siyasetinde kendisine biçilen rol karşılığında Batı’dan kopartacağı tavizlerle içerde, sınır ötesinde Kürt kazanımlarını tırpanlama çabasında.

Erdoğan, ABD’ye “Kürdistan meselesinde ciddi tavizler vermeden Türkiye’yi, Rusya ve İran ile kurduğu ittifaktan kopartman mümkün değil” mesajını veriyor. Dolayısıyla Erdoğan Kürt meselesinde Efrin’i aşan tavizler ABD’den beklemektedir. Kürt siyaseti bunları bilerek ortaklaşmalıdır!

Erdoğan Türkiye’nin jeopolitiğini kullanma siyasetiyle bölgede aradan sıyrılma hesabı yapıyor ama orta ve uzun vade de arada ezilme ihmali yabana atılmamalı. Zira Türk devletinin, Kürtlerle içeride 100 yıldır sürdürdüğü savaşı bir süreden beri sınır ötesine taşıyarak sürdürmesi yani içeride Kürt meselesini silah ve şiddet politikalarıyla çözemeyen Türk devletinin, sınırlarının dışında ki coğrafyalarda silahlı militan kovalamakla hiç ama hiçbir şeyi çözemez! Eğer Kürt siyaseti dört parçada organizeli davranırsa Türk rejimi, Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olabilir!

Jeopolitiğini pazarlama siyasetinin beklenen sonucu vermediği ve sınır ötesi silahlı militan kovalamanın çözümsüzlüğünü gördükçe yeniden masaya dönüş gelişebilir. 

VI – Son olarak; Kürdistan halkı/siyaseti için yerel yönetimler dün de önemliydi ama Başkanlık rejimine geçişle Meclisin işlevsizleştirilmesiyle yerel yönetimler daha da önem kazandı! Tıpkı genel seçimler gibi yerel seçimlerde de baskın seçim olabilir. Hazırlıksız yakalanmamak için şimdiden ulusal İttifaka yoğunlaşmalı! 14.07.2018

canbegyekbun@hotmail.com

Facebook Yorumları

reklam
16.8.2018
RAHİP BRUNSON BAHANE MESELE; KÜRDİSTAN VE İRAN!
31.7.2018
“KAPİTALİZMİN TARİHSEL FİZİKSEL SINIRLARI VE KÜRDİSTAN İŞÇİ SINIFI” ADLI KİTABIM GAZETELERİN REKLAM MANŞETLERİNDE!
26.7.2018
AKP/ERDOĞAN, KEMALİZM VE “İKİNCİ CUMHURİYET”!
16.7.2018
TÜRKİYE’DE DOĞU DESPOTİZMİN İSLAMİ VERSİYONU RESMİLEŞTİRİLDİ!
28.6.2018
Erdoğan’ın, ırkçı milliyetçilikle kuşatılmış “zaferi”!
18.6.2018
SİVEREK-HİLVAN-SURUÇ...URFA HATTINDA AKP’DEN KOPUŞ DERİNLEŞİYOR!
7.6.2018
ZORUNLU ASKERLİĞİ KALDIRIN YA DA HERKES YAPSIN!
4.6.2018
"KÜRDÜN DEVLETİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ”MİŞ!
27.5.2018
HDP, demokrasi-özgürlükler mücadelesi ve sosyalistler
18.5.2018
SEÇİMLERDE, IRAK’TA ŞOVENİZM, KÜRDİSTAN’DA BAĞIMSIZLIK ÇIKTI!
19.4.2018
KORKULARIN YÖNLENDİRDİĞİ “CUMHUR İTTİFAKI”, KORKULARIN YÖNLENDİRDİĞİ BASKIN SEÇİME GİDİYOR!
18.4.2018
KÜRDİSTAN’I SÖMÜRGELEŞTİRENLER İLE EMPERYALİSTLER ARASINDA TERCİH YAPMAYIZ!
11.3.2018
KORKULARIN YÖNLENDİRDİĞİ İTTİFAKA KARŞI ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI!
4.1.2018
İRANLI HALKLARIN, KADINLARIN, İŞÇİLERİN, GENÇLERİN BAŞKALDIRISINI SELAMLIYORUZ!
14.12.2017
KUDÜS KİMİN YA DA KİMİN OLDUĞUNA KARAR VERİCİ KİMLER?
8.12.2017
2019 SEÇİMLERİ, ULUSAL İTTİFAK VE “DEMOKRASİ CEPHESİ” ARAYIŞLARI!
23.11.2017
EMPERYALİZM KİMİN “TARLASINI SÜRDÜ”; SOLUN MU YOKSA SAĞIN ÖZELDE DE SİYASAL İSLAM’IN MI?
21.10.2017
IRAK’IN (İRAN) KERKÜK/KÜRDİSTAN İŞGALİNİN ARKA YÜZÜ!
16.10.2017
KERKÜK’E SALDIRI TÜM KÜRTLERE SALDIRIDIR!
5.9.2017
BAĞIMSIZLIK REFERANDUMUNUN PARTİ VE PARÇALAR ÜSTÜ YARATTIĞI KONSENSÜS!
8.8.2017
GÜNEYİN BAĞIMSIZLIK HALAYINA BİZDE KATILALIM!
1.7.2017
MERKEZİLEŞME-YERELLEŞME TRENDİNDE SİYASET/POLİTİKA!
27.6.2017
TÜRKİYE KENDİ TARİHSEL DİNAMİKLERİYLE BARIŞMALIDIR!
15.6.2017
KÜRTLER, SOSYALİSTLER YILLARCA; “ADALETİN OLMADIĞI YERDE DEVLET OLMAZ” DEDİLER…!
25.5.2017
İKİ OLAĞANÜSTÜ KONGRE VE MESAJLARI
7.5.2017
Güney ve Rojava’nın birliği prizmalarından sorunlara bakabilmek!
19.4.2017
REFERANDUM SONUÇLARI, ERDOĞAN MAĞLUP SAYILIR BU YOLDA GALİP!
15.4.2017
Başkanlık referandumunda şu nedenlerle HAYIR diyelim!
3.4.2017
ERDOĞAN NE SÖYLEYECEK, AMED HALKI NE İSTİYOR?
16.3.2017
ERDOĞAN/AKP, AB KRİZİNİ DE 15 TEMMUZ GİBİ FIRSATA ÇEVİRME ÇABASINDA!
3.3.2017
Başkan Barzani’nin Türkiye ziyareti!
22.2.2017
Moskova'da uluslararası Kürt konferansı ve
20.2.2017
Trump yönetimindeki ABD’nin, Avrasya savaşı ve Kürdistan
8.2.2017
Kürdistan’daki tanksal yıkım ile batı’daki kentsel dönüşümün yolaçtığı büyük rantsal dönüşüm!
30.1.2017
Referandumda neye HAYIR diyeceğiz!
1.1.2017
Ulusal Kongre yolunda engelleri aşabilmeliyiz!
1.12.2016
Castro sonrası Küba’nın geleceği
28.11.2016
Herkesin kafasındaki soru; AKP ve Erdoğan’ın geleceği!
25.11.2016
Halka hizmet kurumu belediyeleri; halka karşı zırhlı araçlarla korumak!
11.11.2016
Türkiyelileşme hedefi çöktü! çözüm için Türkler, Kürdistanileşmelidir!
20.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
14.10.2016
Musul’un Kürdistan kimliği ve geleceği
2.10.2016
Êzidi Kenti Şengal’e Statü ve İki Parçanın Stratejik Derinliği
25.9.2016
Diyarbakır öfkeli ve Diyarbakır şimdilik suskun!
15.9.2016
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Kemalizm ve Kürtler (1922’de Kürtlere otonomi verildi mi) ...
28.8.2016
Kürdistan’ın dar koridoru Rojava’da ağırlaşan küresel hesaplaşma!
21.8.2016
“Eksen kayması” tartışmasında, ayrıştıran-birleştiren temel unsur: Kürdistan
9.8.2016
Yenikapı’da kime karşı “Milli Birlik”? Sina...
31.7.2016
Darbe girişimi, Musul Operasyonu, Rojava ilişkisi ve ABD! ...
22.7.2016
Asker merkezli devletten, polis merkezli devlete geçiş!
13.7.2016
Sur’daki yıkım nedeniyle, UNESCO Toplantısı Protesto edilmeli!
6.7.2016
Kürdistan siyasetinde dalgakıran olarak İran’a dikkat!
27.6.2016
“Yaşasın Bağımsız Birleşik Krallık”! Peki ya “Kürdün Devletsizliği”!
23.6.2016
Siyasal çözüm arayışları mı yoksa savaşa yeni bir mola ihtiyacı mı?
16.6.2016
Fransa işçi direnişinin temelinde ne yatıyor?
3.6.2016
REJİM DEMOKRATİKTİ, SONRA MI “OTORİTER”LEŞTİ!
28.5.2016
KESK’in şiarı; savaşa son halkımın iradesine dokunma olmalıydı
25.5.2016
SON İKİ YÜZYILDA KAPİTALİST UYGARLIĞIN SOSYAL YÜZÜ!
23.5.2016
Mecliste Kürde karşı “Kutsal” ırkçı ittifak sahnede!
17.5.2016
Kentlerde bomba yüklü araçlı eylem üzerinde bir kez daha düşünülmeli!
11.5.2016
KUZEYİN SUYU-GÜNEY’İN PETROLÜ YA DA KÜRDİSTAN JEOPOLİTİĞİ
26.4.2016
DOKUNULMAZLIKTA SÖYLEM GENEL İCRAAT ÖZEL; KÜRT VEKİLLER!
21.4.2016
Amed’ten sosyal/siyasal manzaralar!
7.4.2016
Kafkasya’da yeniden alevlenen çatışmalar, Dağlık Karabağ ve Kızıl Kürdistan meselesi!
28.3.2016
Zarrab’ın yakalanmasının Türkiye iç ve bölge siyasetine yansımaları
20.3.2016
Sur’da yıkıntılar kaldırılırken, Bağlar yıkılıyor!
15.3.2016
Tanklar Gever’e ulaşırken Kürt ulusal hareketinin pozisyonu!
29.2.2016
Taş çatlatan sessizliğin, Mart eylemliliği ile aşılması için…!
24.2.2016
Dünya ana dil gününde, ana diliyle konuşamamak!
17.2.2016
Batı ile Doğu bloğunun savaşı; Sykes-Picot alanı ile sınırlı değil!
25.1.2016
Davos’ta Toplanan DEF’nun Tepesindeki Demokles’in Kılıcı!
14.1.2016
Ayyşe öğretmen olayı; faşizme şapka çıkartan Doğu Despotizmi! ...
10.1.2016
Çözüm-çözümsüzlük ikileminde bir Çağrı!
1.1.2016
DTK ve HDP’ye yapılan linç kampanyasına hayır!
30.12.2015
Cizre-Silopi’deki Hendekler Üzerinden Kandil ve Rojava da mı Hedef Alınıyor?
21.12.2015
KÜRDİSTAN’DA, BUGÜN İYİ Kİ ÖSP VAR!
18.12.2015
Irak-Suriye Üzerinde Egemenlik Savaşları ve Bağımsız Kürdistan!
6.12.2015
TÜRKİYE, RUSYA’NIN KAFKASYA SİYASETİNİ KÜRDİSTAN’DA MI İZLEMEK İSTİYOR?
4.12.2015
Bu kez Amed kuşatma altında!
24.11.2015
Kapitalistlerin, kapitalizm eleştirisi ve sosyalist alternatif!
18.11.2015
Özgürlük ve Sosyalizm Partisi Olağan II. Genel Kongresi sonuçlandı!
3.11.2015
1 Kasım seçim sonuçları ne diyor?
24.10.2015
Kürdistan’da, bölgesel çelişkilerle sarmalanarak ağırlaşan iç siyasal KRİZ!
16.10.2015
AKP, bu kan gölü üzerinde artık iktidar olamaz!
23.9.2015
Suriye üzerinden kızışan egemenlik hesaplar ve Kürdistan!
15.9.2015
FET’EL HUMANİTE (KOMÜNİST BAYRAMI!)
10.9.2015
Dayatılan savaşa yanıt: Sivil itaatsizlik temelinde geliştirilmeli!
4.9.2015
Hay “Hıristiyan Köklerini”z Batsın!
1.9.2015
Görev ve sorumluluk adamı iki yoldaş: Tuncay Atmaca ve Devrimci Ali!
27.8.2015
“Buyurun Cenaze Namazına!”
24.8.2015
“Barzanisiz olmaz” demek kadar “Barzani’ye hayır” demek de yanlış!
15.8.2015
Barış ve çözümün engeli: Milli ve siyasal çıkarlar!
11.8.2015
Eğer devletin gücü, cesareti varsa Kürde DEMOKRATİK YÜZÜNÜ göstersin!
7.8.2015
Suçlu kim? Akdeniz’de yine göçmen faciası …!
6.8.2015
Kürt Petrol Hattının Bombalanmasının Açığa Çıkarttığı Meseleler!
29.7.2015
ABD ile Türkiye Anlaşması...
26.7.2015
Kürdistan parçaları arasında Güvenlik duvarları, çözümsüzlüğü derinleştirir!
23.7.2015
Kobanê, Suruç; Büyük Olayların Yaşandığı Küçük Kentler!
8.7.2015
Türkiye’nin jeopolitik tehdit algısı; Kürdistan!
15.6.2015
HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI-II: KÜRT HALKININ MESAJI!
9.6.2015
7 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI VE HDP!
20.5.2015
Metal İşçilerinin Direnişi, İşçi Sınıfına Moral Verecektir
14.5.2015
Güney Bağımsızlığa Destek Ararken, İkinci Lozan İle Yüzleşmemeli!
8.5.2015
Siyahlar, ABD’de Bakan, Başkan Olabilirler Ama Siyah Olarak Değil!
30.4.2015
Kürtler Adına Özür Dilemeye İtiraz Edenler Bazı Soruları Yanıtlamak Durumundalar!
26.4.2015
Ermeni soykırımının 100. yıldönümü ve Kürt siyaseti!
23.4.2015
Kilitli Gemi Mahzeninde, “Kafesteki fareler gibi can verdiler…
13.4.2015
Avrasya’da savaşın değişen ağırlık merkezleri ve Yemen!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.