Ortaylı: Ayasofya'nın kontrolsüz bir kitleyi kaldırması mümkün değil

27.07.2020 - Bu Yazı 509 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Ortaylı: Ayasofya'nın kontrolsüz bir kitleyi kaldırması mümkün değil

 Hürriyet yazarı tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Doğu Roma İmparatorlu döneminde yapılan Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi sonrası oluşabilecek risklere dikkat çekti. 15 asırdır ayakta duran Ayasofya'nın restorasyonunun yapılması gerektiğini dile getiren Ortaylı, Buradaki fresklerin korunması çok zordur, nefes en büyük düşmanlarıdır. Yoğun insan nefesi bu eserleri mahveder. Bize inanmayanlar Kremlin müze ve kiliselerini zaman zaman, hatta bazılarını uzun yıllar kapatan Rus uzmanlara sorsunlar." dedi.

Ortaylı, "Medyaya düşen fotoğraflarda gerekli ihtimamın gösterilmediği, cami cemaatinin kafasına göre düzenlemeler yaptığı görülüyor. Bu gibi tarihi eserlerde muhakkak kontrolün, çakılacak bir çivinin dahi Anıtlar Kurulu ve Kültür Bakanlığı’nın iznine tabi olması gerekir... Hele Ayasofya’nın kontrolsüz bir kitleyi kaldırması mümkün değil. Devlet kontrolünde belirli sayıda insanın caminin içinde olması gerekir, aksi halde yıllarca süren restorasyonların getirisi çöpe gider. Tüm bu meseleler yeni baştan düşünülmeli ve kamuoyu ile paylaşılmalı." diye yazdı.

İlber Ortaylı'nın Hürriyet'te yayımlanan bugünkü yazısının ilgili kısmı şöyle:

YILDA 3.5 MİLYON KİŞİ GİRİYOR

Ayasofya’nın 15. asrı diğer 15 asırlık abidelerin yıldönümüne benzemiyor. Bu kadar yıl ayakta kalan bir mabet yok. Çoğu harabe halinde veya boş. Hacimleri de Ayasofya ile mukayese edilemez. Ses denen kuvvetin ne olduğunu henüz tanımıyoruz. Bu mabedin içine yılda 3.5 milyon insan giriyor. Binanın yaşaması için gerekli atık suların, nemin temizlenmesini sağlayan altyapı tünelleri ve kanalların ise haritası yok. Buna başlayan İTÜ’lü bir grubun çalışmaları sekteye uğradı. Onlar çalışırken Ayasofya’ya bir de diğer köşeden iki şarlatan girdi. Güya falanca aziz kalıntılarını bulacaklarmış.

ÇALIŞMALAR DEVAM ETMELİ

Ciddi olarak İTÜ’den Dr. Çiğdem Özkan Aygün başkanlığındaki grubun çalışmasını devam etmesi lazım. Bu bir yeraltı sistemidir. Eski çağlardan beri bilinir, yeni çağlarda da bunu çok iyi bilen Mimar Sinan’dır. Bu sistem Süleymaniye’de görülebilir. Bizim Topkapı Sarayı’nda da tatbik edilmiştir. Nitekim İTÜ grubu bir gün Topkapı Sarayı’ndaki bir sarnıç deliğinden girdiklerinde Ayasofya’dan çıkıverdiler. Ayasofya’dan dehlizlere giren bir dalgıç kızımız Topkapı Sarayı’nda haremdeki bir heladan çıktı.

NELER YAPMALI? 

Caminin öyle herkese açılıp gezilmesi ne mana, düzenli olarak restorasyonunun devam etmesi lazım. İlmi heyetlerin çalışmalarıyla yeni gerçekler tespit edilecek, yeni onarımlara gidilecek ve bu milletler arası elbirliği (Avrupalı politikacıların kullandıkları) lafları gerçekleşecek ise bu burada görülecek. UNESCO ise UNESCO’luğunu daha iyi belli edecek. Tabii bu imkânsız. Mühim olan Ayasofya’nın sahibi milletimizin şimdi onu 15 asır sonra (dedelerinin fethinden 5.5 asır sonra) yeniden ele alıp koruması ve onarmasıdır. Unutmayalım ki Fatih Sultan Mehmed’ten beri Ayasofya’nın koruyucusu biziz. Sultan Abdülmecid Han 1846 yıılında Fossatti biraderlere nefis bir restorasyon yaptırdı. Fossatiler’in hazırladığı Ayasofya albümünü finanse etti. Bize yakışanı da budur. Mülk bizim emanetimize tebliğ edilmiş.

NELERE DİKKAT ETMELİ?

Ayasofya’nın ikinci katı suret-i katiyede ne ziyaret edilebilir ne oraya adım atılabilir. Oraya adım atacak kişiler, mimari tarihçiler, restoratör, usta ve mühendislerdir. Zira buradaki fresklerin korunması çok zordur, nefes en büyük düşmanlarıdır. Yoğun insan nefesi bu eserleri mahveder. Bize inanmayanlar Kremlin müze ve kiliselerini zaman zaman, hatta bazılarını uzun yıllar kapatan Rus uzmanlara sorsunlar. Onlar gereken bilgileri verecekleridir. Aynı durum Göreme kiliseleri için ve Osmanlı’nın 500 yıllık klasik eserleri için de geçerlidir. 

Benzer kurumlardan Küçük Ayasofya dediğimiz Bakhos Kilisesi daha evvel restore edildi bugün camidir (Küçük Ayasofya Camii). Aynı şekilde Kariye Manastırı’nın tamiri bitti. Pantokrator Manastırı yani Zeyrek Camii bitmedi. Bunların rastgele, kontrolsüz bir şekilde umuma açıldığı görülüyor. Medyaya düşen fotoğraflarda gerekli ihtimamın gösterilmediği, cami cemaatinin kafasına göre düzenlemeler yaptığı görülüyor. Bu gibi tarihi eserlerde muhakkak kontrolün, çakılacak bir çivinin dahi Anıtlar Kurulu ve Kültür Bakanlığı’nın iznine tabi olması gerekir. En mühim mesele, yurtdışında Floransa’da, en meşhur Uffizi Galerisi, bazı kiliseler (Santa Croce, Orsanmichele gibi) artık kontenjanla ziyaretçi alıyorlar, herkes öyle bilet alıp giremiyor. Bunların başında az önce bahsettiğimiz Brunelleschi’nin Duomo’su (katedral) var, yanında Baptisterium var. Acaba bizim müzelerimiz Topkapı başta olmak üzere, ne diye kontenjanla ziyaretçi almıyor? Hele Ayasofya’nın kontrolsüz bir kitleyi kaldırması mümkün değil. Devlet kontrolünde belirli sayıda insanın caminin içinde olması gerekir, aksi halde yıllarca süren restorasyonların getirisi çöpe gider. Tüm bu meseleler yeni baştan düşünülmeli ve kamuoyu ile paylaşılmalı.

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Ortaylı: Ayasofya'nın kontrolsüz bir kitleyi kaldırması mümkün değil
...
  
Nuriye Ortaylı: Toz duman dağıldıkça Covid-19 resmi ortaya çıkıyor
...
  
İlber Ortaylı: Demokrasi nöbetine gitmedim, işim vardı, dişim ağrıyordu
Tarih profesörü İlber Ortaylı, “Demokrasi nöbetine gittiniz mi?” sorusuna, “İşim vardı gitmedim, di...
  
...
  
...
  
...


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive