Seyfettin Gürsel: Korona Sonrası Gelir Eşitsizliği Daha da Bozulacak

20.04.2020 - Bu Yazı 793 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Seyfettin Gürsel: Korona Sonrası Gelir Eşitsizliği Daha da Bozulacak

 2020’nin ekonomik büyüme açısından kayıp bir yıl olacağı aşikâr. Ne kadar kayıp olur kestirmek kolay değil; çok farklı tahminler var. Kendi hesabıma şöyle düşünüyorum: İlk üç ayda, yani Korana öncesi çeyrekten çeyreğe büyümenin yüzde 2’ye yaklaşması mümkün görünüyor. İkinci üç ayda GSYH’da büyük bir düşüş yaşanacak. Yüzde 20’yi bulabilir. Kalan 6 ayda gelir kayıplarının ne kadarı telafi edilebilir? İyimser tahminlerim çerçevesinde bu kaybın büyük ölçüde telafi edilebileceğini umuyorum. Bu koşullarda 2020’de yıllık büyüme “0” civarında kalır.

 Korona virüsü yüzünden dünya iki türlü yaşam savaşı veriyor. Hastalığa yakalananlar yoğun bakımlarda, sağlıklı olanların büyük bölümü ise ya evlerinde ya da kapanmak üzere olan veya işletme zorluğu yaşayan iş yerlerinde hayatta kalma mücadelesini sürdürüyor. Virüse aşı bulunsa da ekonomik krizin kısa vadede çözümü görünmüyor. Türkiye’nin önemli ekonomistlerinden Seyfettin Gürsel’e virüsün işsizlik ve büyümeye etkisini sorduk. Cevaplar tıp doktorlarının hastalık için söylediklerinden daha parlak değil.


PERSPEKTİF: Türkiye 2019’la birlikte uzun süren işsizlik tecrübesiyle karşı karşıya kalmıştı. 2020’de belli düzeyde toparlanma beklenirken, dünya ile birlikte korona fırtınasına yakalandık. Bu durum istihdam piyasası açısından mükemmel bir fırtına olarak değerlendirilebilir mi?

2018 Şubat’ında başlayan işsizlik artışı 2019 yılında uzun süreli işsiz (bir yıl ve daha uzun süredir iş arayanlar) sayısında belirgin bir artışa neden olmuştu. 2014 yılında uzun süreli işsiz sayısı 589 bindi. 2017’ye gelindiğinde bu rakam 756 bine yükselmişti. 2019’da büyük bir sıçrama yaparak 1 milyon 50 bine yükseldi. Neredeyse her dört işsizden biri uzun süreli işsiz hâline geldi. Korona fırtınası umarım “mükemmel fırtına” boyutlarına ulaşmadan yatışır. Ama ne yazık ki şimdiden yaratmakta olduğu işsizlik şoku uzun süreli işsiz sayısını büyük ölçüde artıracak.

P: Ne boyutta ve ne kadarlık bir istihdam kaybı bekliyorsunuz?

Belirsizlik had safhada; korona etkisi ne boyutta olacak ve ne kadar sürecek bilmiyoruz. İyimser sayılabilecek varsayımlar altında çeşitli faaliyet kollarının bu yılın başındaki çalışan sayılarını ve korona darbesinden az ya da çok etkilenme durumlarını dikkate alarak, 3 milyon ilave işsizin daha yaklaşık 4 milyonluk mevcut işsiz sayısına ekleneceğini tahmin ediyorum. Tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 15 seviyesinden en az yüzde 23-24’e ulaşır. En az diyorum, çünkü bu tahmin işgücünün net olarak artmayacağı varsayımına dayanıyor. Diğer ifadeyle, eğitimini tamamlayıp iş aramaya çıkacak genç kuşağın çoğunlukla evinde oturup fırtınanın geçmesini bekleyeceğini varsayıyoruz. Böyle olsa bile bu da başlı başına bir sorun.

P: Ortaya çıkacak işsizliğin yeniden toparlanmaya başlama zamanına dair en rahat tahmininiz nedir?

İyimser olmaya devam edersek, Haziran’dan itibaren kepenk kapatan bazı faaliyet kollarında bir canlanma bekleyebiliriz. Çarkların bütünüyle dönmeye başlaması sonbaharı bulur. Ancak belirtmek isterim ki; bu öngörü vaka sayısının Mayıs’ın ilk haftasında zirveye ulaşacağı, karantina ve şehirlerarası serbest dolaşımın da Haziran’dan itibaren mümkün olabileceği umuduna dayanıyor.

P: Bu işsizliğin siyasi ve toplumsal ne gibi sonuçları olabilir? Korona krizinin sağlık boyutu yönetilebilir bir düzeye geldikten sonra nasıl bir tabloyla karşılaşırız? Enkaz bekleyenler var, kısmi sıkıntılar bekleyenler var ve biriken talepten dolayı belli sıkıntıları beklemekle beraber Türkiye’nin kısa vadede toparlayacağını düşünenler var? Sizin projeksiyonunuz nedir?

Haklısınız, farklı senaryolar tüketicilerin ve yatırımcıların farklı davranışlarına ve küçük büyük işletmelerin mali açıdan korona fırtınasından ne ölçüde tahribata uğrayacaklarına bağlı olarak şekilleniyor. Nihai mal ve hizmet talebinde canlanmanın çok farklı düzeylerde seyredeceğini tahmin ediyorum. Gıda, sağlık, eğitim gibi zorunlu ihtiyaçlarda sıkıntı olmaz. Ama genelde hane tasarruflarında artışlar yaşanacaktır. Korona salgını hiç beklenmedik doğal afetlerin alışkanlıklarımıza büyük darbeler vurabileceğini gösterdi. Gelirlerinden tasarruf yapabilen nispeten yüksek gelirli kesimlerin daha temkinli davranacaklarını düşünüyorum. Sadece Türkiye’de değil, her yerde. Eğlence, tatil gibi hizmet talebinde eskisi kadar canlı bir talep zor görünüyor. Yabancı turistlerin, özellikle Avrupalı turistlerin Türkiye’ye akın etmelerini de bekleyemeyiz.

Dayanıklı tüketim mallarını (araba, mobilya, cep telefonu vb.) yenilemekte de eskisi kadar iştahlı ve acul olunmayacağını tahmin ediyorum. Yüksek ve uzun süreli işsizliğin pek çok hanenin gelirinde yaratmakta olduğu erozyon orta ve düşük gelirli kesimlerin de harcamalarını zorunlu olarak kısacak. Keza yatırım iştahının da salgın öncesi duruma gelmesi için bayağı zaman geçmesi gerekecek.

Arz yönünden de büyük sıkıntıların yaşanacağı belli oluyor. Yüksek borç, yetersiz işletme sermayesi gibi mali sorunlar nedeniyle hatırı sayılır miktarda irili ufaklı işletme fırtınadan sağ çıkamayabilir. Bu “doğal elemenin” üretim ve istihdamda yaratacağı boşluğun doldurulması da zaman alacaktır.

Dolayısıyla makroekonomik açıdan salgın öncesinin döviz kuru başta olmak üzere zaten var olan finansal istikrar, enflasyon, işsizlik gibi yapısal sorunları daha da ağırlaşmış olarak karşımızda duruyor olacak. Bu koşullarda 2020’nin ekonomik büyüme açısından kayıp bir yıl olacağı aşikâr. Ne kadar kayıp olur kestirmek kolay değil; çok farklı tahminler var. Kendi hesabıma şöyle düşünüyorum: İlk üç ayda yani Korana öncesi çeyrekten çeyreğe büyümenin yüzde 2’ye yaklaşması mümkün görünüyor. İkinci üç ayda GSYH’da büyük bir düşüş yaşanacak. Yüzde 20’yi bulabilir. Kalan 6 ayda gelir kayıplarının ne kadarı telafi edilebilir? İyimser tahminlerim çerçevesinde bu kaybın büyük ölçüde telafi edilebileceğini umuyorum. Bu koşullarda 2020’de yıllık büyüme “0” civarında kalır.

P: Geçtiğimiz birkaç yılda artan bir biçimde Türk ekonomisinin büyüme potansiyelinin düştüğü konusunda uyarıları duymaktaydık, sizce korona krizi sonrasında potansiyel büyümede nereye doğru bir gelişim gerçekleşebilir?

Potansiyel büyümenin son yıllarda dikkate değer bir gerileme sürecine girdiği görüşüne katılıyorum. Bugün (14 Nisan Salı) Betam’ın yayınladığı “Türkiye Ekonomisinde Büyüme Döngüleri ve Toplam Faktör Verimliliği: 1980-2018” araştırma notunu okumanızı tavsiye ederim. 2014-2018 döneminde TFV’nin büyümeye katkısı sıfırdı, yani hiç katkısı olmadı. 2019 yılında büyüme zaten çok düşüktü. TFV’nin katkısının negatife dönmüş olması muhtemel. İstikrarlı ve uzun soluklu yüzde 5 ve üzeri bir büyüme için TFV’nin katkısının en az 1 yüzde puan olması şart.

Bu kritik faktörde son yıllarda yaşanan erozyon, yapısal sorunlarla bağlantılı. Yatırımlar büyük ölçüde verimsiz inşaat kesimine kaydırıldı. İleri teknoloji içeren yabancı sermaye yatırımları geriledi. Eğitim kalitesi düşük. Genelde etkin bir kaynak dağılımı ve etkili bir ekonomik yönetim yok. Korona fırtınası atlatıldıktan sonra bu sorunlar ne ölçüde ve ne sürede çözümlenebilecek? Doğrusu bu konuda fazla iyimser değilim. Dolayısıyla 2021’de de büyüme düşük kalabilir. Bu durumda uzun süreli işsizlik sorunu büyük bir tehdit olma yolunda.

P: Korona işsizliğiyle birlikte gelir dağılımının ne kadar bozulmasını bekliyorsunuz? Özellikle orta sınıfta yaşanan erime nasıl sonuçlar doğurabilir?

Gelir eşitsizliğinin daha da bozulacağına şüphe yok. Devasa işsizlik düşük ücretli ve özellikle kayıtsız çalışan kesimi vuracak. Devletin yapmaya çabaladığı doğrudan gelir destekleri çok yetersiz. Eşitsizliğin ne kadar derinleştiğini istatistiki olarak ne yazık ki çok geç öğreneceğiz. Malumunuz, “Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi”nde bir önceki yılın gelirleri soruluyor. Dolayısıyla, bu yılın gelirleri gelecek yıl sorulacak. Sonuçlar da Eylül 2022’de yayımlanacak. Ama en azından Eylül 2021’de 2020 Anketi yayımlandığında “Şiddetli Maddi Yoksunluk”ta ne ölçüde bir sıçrama meydana geldiğini öğrenmiş olacağız. Tabiî, anketler yapılabilirse.
_______

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Prof. Dr. Tekin: Eylül ayıyla birlikte grip ve Koronavirüs vakaları çok karışacak, hastalar solunum sıkıntısı semptomlarına dikkat etsin
...
  
Sağlık Bakanlığı haftalık koronavirüs raporunu yayımladı
...
  
Türkiye koronavirüs tablosunda son durum: Günlük can kaybı sayısı 2 ay önceki seviyelerde
...
  
Fark etmeden korona geçirdiğinizi gösteren 7 işaret
...
  
İçişleri Bakanlığı’ndan valiliklere Covid- 19 talimatı: Yarın Türkiye genelinde Koronavirüs denetimi yapılacak
...
  
Daron Acemoğlu koronavirüs sonrasını değerlendirdi: Daha iyi bir dünya mümkün
...
  
Brezilya, koronavirüs verilerini resmi siteden kaldırdı
...
  
Bu işin şakası yok! 27 yaşındaki genç, koronavirüse yenildi
...
  
İşte il il koronavirüsten vefat edenlerin sayısı
...
  
Türkiye'de Koronavirüs nedeniyle 27 kişi daha hayatını kaybetti; 952 yeni tanı kondu
...
  
Kayseri'de üfürükçü bütün mahalleye koronavirüs yaydı
...
  
Fuat Keyman: Post-korona dünya: Siyasetin değişen parametreleri ve Türkiye
...
  
BETAM raporu: Koronavirüs işsizlikte tsunami etkisi doğurabilir
...
  
Silivri Cezaevi'nde 44 tutuklu/hükümlüde koronavirüs tespit edildi
...
  
Aydoğan Semizer: Ekonomimizin davetsiz misafiri koronavirüs
...
  
61 Kişi Korona Virüsten Hayatını Kaybetti
...


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive