RAGIP DURAN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Duran biri, yürüyenden hoşlanmaz


2.07.2020 - Bu Yazı 615 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Statut (Statü) ne demek? Heykel ne demek?

Kelimenin etimolojik kökenine baktığımız zaman daha iyi anlıyoruz: “Heykel”, Arapça kökenli bir sözcük. Arapçaya da Akatça'dan geçmiş. Büyük anıt, devasa bina, hatta Saray anlamında. Bir büyüklük hissi yaratma isteği var bu kelimede. Büyüklük ve iktidar imajı gösteriyor bu sözcük.

Statut Quo da mevcut durum ya da eski durum anlamında latince kökenli bir ibare. Özünde, bir muhafazakârlık, mevcut durumu koruma içgüdüsü, değişikliğe karşı çıkma isteği var bu kelimenin künyesinde. Aman düzen bozulmasın!

Zaten heykeller de geçmişi yaşatmak, ayakta tutmak için dikiliyor oraya buraya. Eski durumu bugün hâlâ yaşatma çabası. Gerçi bu aralar, Batı dünyasında protestocu kitleler, bırakın geçmişi, bugünü de kabul etmedikleri için siyasi, askeri ayırımı yapmadan geçmişin olumsuz şahsiyetlerinin heykellerini bir bir deviriyor.

Statü komaya girer gibi. Çünkü şimdilerde her heykel kara kara düşünüyor: Eyvah yarın gelip beni de devirirler mi?

Batı dünyasında, geçmişin karanlık mirasını temsil eden heykeller teker teker zemini öperken, Amerikalı bir gazeteci, “Sadece ırkçı ve sömürgecilerinki değil bütün heykeller yıkılmalı” önerisinde bulundu. Bu önerme bana Fransız protest chansoncu Renaud'nun bir şarkısındaki iki dizeyi hatırlattı: “En güzeli siyah olanı olsa da/Nefret ederim bütün bayraklarından.”

Güç sahibi herkes kendi heykelini yüceltip rakibin heykelini yıkarsa bu işin içinden çıkılmaz. Bu nedenle bütün heykelleri ortadan kaldırmak iyi bir çözüm olsa gerek.

ABD'de Eyalet Meclisi, Mississipi bayrağından köleci Konfederasyon’un simgesini kaldırma kararı alınca, kimileri bozuldu. Ama bozulanlara cevap hemen geldi: “Köleci sembolü bayraktan çıkarmak, eyalet tarihini reddetmek değildir, tam aksine o tarihi kabul etmektir.”

ABD’nin Kurucu Babalarından ilk Başkan, George Washington’un da ipliği çıktı pazara. Başkan Hazretlerinin 300 kölesi olduğunu hatırladı tarihçiler, uzmanlar ve sokaklara çıkan siyah, beyaz ve kahverengi tenli yurttaşlar…

Bu gelişmelerden telaşlananlar hatta paniğe kapılanlar da var. ABD’de heykelperverler ya da heykelperestler silahlarını alıp ırkçı, köleci, sömürgeci dede ve atalarının heykellerinin etrafında nöbet tutmaya başladı. Aslında onlar kendilerini korumaya aldıklarını sanıyor. Washington’da Federal yönetim Ulusal Muhafızları seferber ederken, Paris’te Macron “Cumhuriyetçi” söylemi suistimal edip mevcut heykelleri koruma kararı aldı.

İngiltere’de de bir grup aşırı-sağcı/milliyetçi, hissetmiş olsalar gerek, Winston Churchill’in heykelini muhafaza kordonuyla çevirdi. Oysa ki, o zamana kadar hiç kimse Churchill aleyhine bir söz etmemişti.

Bu dalgadan Mustafa Kemal Atatürk’ün ABD’deki bir büstü de payını aldı. Kimse artık onlar, büstün boynuna bir pankart asmakla yetindi. Devletimizin kırmızı çizgisi olduğu için bu haber öyle çok fazla yaygınlaştırılmadı. Muhalif görünümlü bir milletvekili tepki gösterdi.

Şimdilerde Saray nezdinde muteber bir film yönetmeni var. Eskiden tanırdım, düzgün bir çocuktu. Sonradan bozuldu. Hani turşu yaparken sirke yerine yanlışlıkla kezzap koyarsan, cam kavanoz dahil her şey mahvolur ya, öyle bir durum. Bir projesinden söz etmişti: Istanbul Kartal civarında devasa Atatürk heykelleri üreten bir atölyenin içinden yakın çekimlerle başlayan bir film öyküsü. Şimdi herhalde aynı filmi Beştepe çekmek ister.

1999 yılında Amsterdam’daydım. Orada gördüm ve öğrendim: Belediye, kentin alanlarına dikilecek heykellere bir standart getirmişti: Hiçbir insan heykeli, insanın doğal büyüklüğünden daha büyük olmayacak. Doğallık bunu gerektirir değil mi? Çünkü bizim meydanlarda gördüğümüz o kocaman heykellerin kahramanları, aslında ufak tefek hatta tıknaz bazen de biçimsiz bir takım adamlar ya da kadınlardır.

Kalıcı kılmak için bir takım şahsım’ların, aslında onların fikriyatının, kallavi heykellerini dikerler. Kocaman çivilerle tarihe bir ideoloji çakarcasına. Ama işte bir süre sonra, çivi ne kadar sağlam olursa olsun, duvar ya da kaide çürükse heykel yolun kenarındaki nehirde boğulur gider. Bak şimdi uyandım, heykeller kaide üzerine oturtuluyor değil mi? El Kaide! Taliban da Buda heykellerini bombalamıştı Afganistan’da…

Çanakkale’de aslında iyi niyetli bir il kültür müdürü, bizim müdavimi olduğumuz Ece Ayhan Kültür Evi’ne kıyak olsun diye bir Ece Ayhan büstü yaptırmıştı. Ayhan abi hem yazmış hem de söylemişti vakti zamanında. Bırakın kendi büst ya da heykeline, bütün heykellere ilke olarak karşıydı. Neyse Kültür Evi almadı tabi o büstü. Bir yerlerde tozlar örümcek ağları arasında kaldı Ece Ayhan’ın büstü. Kınar Hanımın üzüncü!

Durmak ya da yürümek. İşte bütün mesele bu!

Facebook Yorumları

reklam
3.08.2020
Galatasaray Lisesi sizin ‘İnancınızda, örfünüzde olmayan bir okul’dur
27.07.2020
Tek başına ama sıkı muhalefet üstelik de global
20.07.2020
Bizim Genel Yayın Yönetmeni siyasete transfer oldu
17.07.2020
Berlin yapmıştı, Reis yapamadı
12.07.2020
Resmi medya Ayasofya'da
9.07.2020
Z Kuşağı’nın Türkiye yansımaları
2.07.2020
Duran biri, yürüyenden hoşlanmaz
29.06.2020
Reis, futbol ve faşist vatandaşlar
15.06.2020
Vitrinlerle heykeller berhava olurken…
11.06.2020
Protestolar Medyaya da Ayar Veriyor
8.06.2020
Hepimiz George Floyd olduk ama…
4.06.2020
Yalnız ve çaresiz ama umutlu
1.06.2020
Kemal ile Ali İsmail’i Minneapolis’de bir daha öldürdüler!
29.05.2020
Sürü bağışıklığının İsveç yenilgisi
21.05.2020
Er Abuzittin’i Kurtarmak
21.05.2020
Er Abuzittin’i Kurtarmak
18.05.2020
'Ben siyasetçinin ahlâklı, şeffaf ve halk için çalışanını severim' Yunan atasözü mü?
14.05.2020
Yeni Faşizm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive