Perihan MAĞDEN

Nokta



Bookmark and Share

El alemin şeyiyle gerdeğe girenler hak ettikleri şekilde yönetiliyor


5.4.2016 - Bu Yazı 1509 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Pasif agresiflik, mutlak korkaklık, salt şikâyetçilik,  daimi müteredditlik böyle bir şey herhalde:

Habire el alemin “şeyiyle’’ gerdeğe girmeye çalışıyorsun.

Elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan; geçtim elini taşın altına koymayı, tırnağını çakılın altına doğru uzatmadan, bekliyorsun ki meseleler hallolsun.

Ohhh ne ala!

Kurtul Erdoğan’dan!

Şimdi milletçek umudumuzu (Twitter’da kıskaçladığımız) Amerikalı Savcı Bharara’ya ve “yeryüzü fesadı’’ Rıza Sarraf 4 Nisan’da Miami’de hâkim karşısına çıktığında, ortaya dökülüp saçılacaklara bağlamış vaziyetteyiz.

Bakalım bizim kıyılarımıza ne kadar vurabilecek Miami’deki davanın dalgaları?

Vurabilecek ve buradaki pisliğin bir kısmını olsun silip götürebilecek mi?

Despotizmin canımıza okuyan, esasında kumdan kalelerini yıkabilecek mi?

Efsanevi Lider 2 Nisan’da Maryland’deki “külliyesini’’ açıp dönecek yurduna. Davadan önce burada yani sağ salim.

Bir külliyedir tutturdu; mümkün olsa dünyayı külliyeye boğacak!

Kendi külliyesi misali, kaçak olarak dikebilse daha da zevk alır.

Ama işte dünya (Ortadoğu dahi!) Efsanevi Liderin kadrini kıymetini anlamaktan uzak.

İzin vermiyorlar ki, külliyelesin ortalığı!

Efsanevi Liderin aranan yelkenlerini Neo- Osmanlıcılık rüzgarlarıyla şişirip şişirip kaptığı başbakanlık koltuğuna yapışmış görünen Davutoğlu, acayip dışavurumcu bir açıklama yaptı Perşembe pembe.

İlkokul öğretmeni bir müsamerede “Başbakan sen olacaksın’’ demişmiş Ahmetçiğe.

Hakikaten Türkiye müsameresinin başbakanı o!

Efsanevi Liderin ondan kurtulabilmek için yapmadığını bırakmadığına, tüm hakaret ve eziyet bombardımanına rağmen Müsamere Başbakanın yapıştığı koltuğundan kalkmadığına dair rivayetler ortalıkta uçuşuyor.

Ama burası rivayetler, yalanlamalar, dedikodular, palavralar ve komplo teorileri toprakları.

Hakiki cesaretin esamesinin okunmadığı bu topraklarda herkes, Facebook ve Twitter cengaverliğiyle, ona buna bok atıp kendini iyi hisssediyor: Takımdaşının kelini kaşıyor.

Korkaklığımız ve dışardan gelebilecek baskılara, yaptırımlara, dalgalara bel bağlama katsayımız o denli artmış vaziyette ki; Obama’yla ya da herhangi mühim bir Amerikalı yetkiliyle görüşememe ihtimali Erdoğan’ın, bizim için aşırı önem kazanmış vaziyette.

Obama görüşmeyi kabul etmedi mi  Efsaneviyle?

Yaşasıııııın! Ümit var öyleyse. Çıkmayan candan ümit kesilmez; değil mi?

Genelkurmay’ın “paralelin’’ kucağına oturup da darbe yapmayacağını ilan eden ‘sert’ ve acayip açıklaması, ya da Erdoğan’ın Harp Akademileri Komutanlığına gidip yaptığı subayları yıkayıp yağlama konuşması-

İtiraf edelim, bir sürümüzün moralini acayip bozup “Yuh olsun askere!’’ kartopulanmasına neden oluyor.

Neden oluyor; zira Askeriyeden, Amerika’dan, Bharara’dan, Beyaz Atlı Prensten, 7 Uyuyanlardan bir şeyler, bir şeyler bekliyoruz.

Biz hiç bir şey yapmayalım; tuzumuz her daim kuru kalsın, hiç bir şeyimizi riske atmayalım, hiçbir halta yaramayalım-

Ama 7 Erenler, ya da Amerika, ya da Askeriye, ya da Dış Konjonktür, ya da birileri, bir şeyler kurtarsın bizi içinde debelendiğimiz (ve vırrrr, vırrrrr, vırrrrr şikayet ettiğimiz) bu durumdan işte.

'Armut Piş Ağzıma Düş’çülük hiçbir zaman bu kadar banal olmamıştı!

Erdoğan’ın kendini Dünya Çapında Lider olarak (en çok da kendine!) kakalayabilmek için büyük ümitlerle çıktığı

Amerika gezisinde-

Brookings Enstitüsünde yapacağı konuşma ve akabinde sorulacak soruları, nefesimizi tutmuş, bekliyorduk ki-

Aa, konuşmadan bir gün önce, soruların kağıtlara yazılıp moderatöre teslim edileceğini ve buradan bir seçmece  (karpuz) yapılacağını ilan etti Brookings Enstitüsü.

Yani yüz yıllık Brookings, bir nevi baş eğmiş oldu bizim Efsaneviye!

Gel de Türkiye’de karalar bağlama. Twitter’da ağlama.

Zira Enstitünün Başkanı Talbott feci mühim bir şahsiyet ve Hillary Clinton Başkan seçilirse, Dışişleri Bakanı olması bekleniyor ABD’nin.

2013’de bu Enstitüde soruları Normal Yollarla almış Erdoğan. Daha normalken.

Haberdar’daki konuyla alakalı yazısında, İlhan Tanır’ın şu satırlarına yer vermeme müsaade edin: “Çok ciddi sayıdaki demokrat Türkiye vatandaşının Talbott’u gelecekte nasıl hatırlayacakları da, bu mülakatla ilgili görülüyor.’’

Yani eşeği saldım çayıra, Amerika bizi kayıra psikolojisi, o bizi kayıra / bu bizi kayıra psikolojisi tavan yapmış vaziyette.

Kendi eşeğimizi (adı :Türkiye Demokrasisi) kendimiz bakıp büyütüp üstüne binip evimize, tarlamıza gidebilecek yetkinlik, irade, çalışkanlık, kararlılık ve cesarette değiliz zira.

2013de Efsanevi Erdoğan Brookings’de konuşma yaptığında ruhumuz duydu mu?

Yooo, ne umurumuz oldu, ne ruhumuz duydu.

Ama şimdi kaybettiğimiz eşeğimizi geri getirsin diye, her çeşit farklı güce ağır umut bağlamış olduğumuzdan-

Bu konuşma, aman Ya rabbim! Nasıl da mühim bir hal aldı.

Holding Başkanı bir işkadınımızın Enstitüye Erdoğan’ı rica minnet kabul ettirdiği (sonradan yalanlanan!) haberi de dahil,

Brookings’le yatıp Brookings’le kalkacak kadar patetik vaziyetteyiz.

Nasıl Askeri Vesayet günlerinde Genelkurmay Başkanlarının hapşırıp yan bakmalarıyla yatıp kalkarsak, pozisyon alıp arazi olursak; aynen öyle.

Bu dünyada hiç kimse kimsenin ev ödevini yapamaz, yapmamalı.

Oysa Türkiye’de çok yaygın bir alışkanlık, özellikle ilkokul çocuklarının ödevlerini annelerin, babaların yapmaları.

Bu nedenle de ne ödevler azalıyor yıllar içinde, ne de o ödev yığması bir halta yarıyor.

Bir alışkanlık kesp etmişiz anlaşılan: Demokrasi Ödevimizi yapmayalım, terlemeyelim, bunalmayalım, fedakarca ve cesaretle sokaklara dökülmeyelim, hiçbir ders almayalım-

Askeriye Amcamız okulda torpil yapsın, ABD büyüğümüz müdürü arasın, AB tanışımız öğretmene rica etsin, elektrikler kesilsin, sular akmasın, misafir gelsin-

Milletler hak ettikleri şekilde yönetiliyorlar belki de. O korkunç sözdeki gibi.

Ödevlerini asla yapmayan, el alemin şeyiyle gerdeğe giren, taş üstüne - bir zahmet- bir muhalefet taşı koymayanların ülkelerinde, korkarım, maalesef; durumlar böyle.


*Bu yazı Nokta Dergisi'nde yayımlanmıştır 

Facebook Yorumları

reklam
25.10.2018
Kafa sesleri
5.7.2016
Tayyibizmin şehitleri
28.6.2016
Tayyibizm Liginde en iyi savunma saldırıdır! Yeni saldırılara hazır mısınız?
21.6.2016
Hakikat düşmanlığının büyük turpu: Dersim Katliamı, Heybeleri zaten turp dolu!
14.6.2016
Organize işler bunlar! Derin derin şişler bunlar
6.6.2016
Büyük Türklük Markası: İttihat - Benz
31.5.2016
Merhametli, hayırsever Tek Başkan
24.5.2016
1 İbiş, 1 Gerizekalı, 1 Arsız ve 1 Kahraman!
17.5.2016
Cümbür cemaat yargılanıyoruz sabah akşam bize hakaret eden Cumhurbaşkanı'na hakaretten!
26.4.2016
Düşük 1 yaşam formu olarak ağbileme / ablalama ve başka hitap sapkınlıklarımız
18.4.2016
Survivor adasının Tayyip modeli:
12.4.2016
Ceketini alıp vestiyere gidenler!
5.4.2016
El alemin şeyiyle gerdeğe girenler hak ettikleri şekilde yönetiliyor
29.3.2016
Ebru Gündeş'in 1 Sarraf olarak portresi
22.3.2016
Efsanevi Liderin hiç bitmeyen enerjisi, sekmeyen neşesi!
15.3.2016
Her şeyimiz artık Başkan Erdoğan'ın façasına bağlı
8.3.2016
Yaşayan yosmaların onur mücadelesi...
1.3.2016
Meşhur olma hastalığı ya da Türkiye Big Brother Hapishanesi
23.2.2016
Liyakat değil; ölümüne sadakat Akıl değil; silme paranoya
16.2.2016
''Aşk olsun! Ben mi yaptım?''
25.1.2016
Bıkanın kaleminden Sezen
21.1.2016
Büyük Reis Erdoğan , Küçük Reis Peker ve Reis Altı Türkiye Cumhuriyeti
11.1.2016
Sen erkek misin? Kaç paralık adamsın be sen?
5.1.2016
Bırak ukde kalsın! Dökülüp saçılmasın. Huzur da gelsin: Kendi gelsin
30.12.2015
Sıkı bir yalancı dayanışması söz konusu bu toplumda
1.12.2015
İstikrarsızlıktan iktidar çıkarma sanatı ve başkanlık oyunları
17.11.2015
Alan razı, satan razı: Sünni Putin kazandı!
20.10.2015
"Paçayı da sıyırırız, oyları da arttırırız. Valla da cingözün Allahıyız!"
7.10.2015
Öküz gibi bakanların ülkesinde rahat yok!
1.10.2015
Çivisi çıkmış 1 ülkede : Cizre ve katliam enflasyonu
19.9.2015
Cizre'nin akıl almaz çilesi ve Güvensizlik Güçleri!
15.9.2015
YALNIZLIKTAN SIRADANLIĞA KAÇIŞ: Selfie’ciler suretlerine doyamıyorlar
1.9.2015
“Şöhret kadının mezar taşıdır’”
5.8.2015
Çok alametler belirdi: Can çekişen ana akım medyanın bitmek bilmeyen işgali
2.8.2015
Başkanın bütün ‘düşmanları’!
28.7.2015
Meğer Amerika'nın babası tecavüzcüymüş! Karısı da, inkâr şampiyonu!
26.7.2015
Eyyyyy T.C.!! Ya benimsin, ya kara toprağın; ona göre!
21.7.2015
Ada atlarına merhamet eden yok mu?
15.7.2015
Sahiden yok mu aramızdaki ajanları merak eden yahu?
8.7.2015
Yaşasın! Ne biçim 1 koca buldum! Amanin! Ben ne halt ettim!
19.10.2014
Tercihi anlama/ algılama bozukluğu ve Twitter’da Sürek Avı/ Linç Kültürü
16.10.2014
Cem Garipoğlu’nun Türklük Halleri ve akıl sağlığıyla bu dünyaya yerleşememe sınavı
10.08.2014
Erdoğan'ın 'güler' yüzlü propaganda bakanı: Acun Ilıcalı
02.02.2012
Üç kare
29.01.2012
Umudunu kaybetmek davası
26.01.2012
Bir jet pilotu olarak Karolin Fişekçi’nin şöhret sergüzeşti
22.01.2012
Yalan Babalar/ Yalandan Dünyalar
21.01.2012
Çirkin ve Kalabalık Ülkem! Bi tek Atan mı güzel?
15.01.2012
Her Türk Asker-iye Yalakası Doğar– Orası Kesin!
12.01.2012
Ordu hükümet el ele; Lan Taraf sana ne?
08.01.2012
Ergenekonkafaların sahte-Barbie dilinden ırak; su gibi hakikî Kadın Dili
06.01.2012
İçgüdüsel dıngıllık tercihen pislik
05.01.2012
Yok artık Sayın Başbakan!!
29.12.2011
Kralın Tuvaleti
25.12.2011
Ne vereyim hediye: senin gibi kediye?
18.12.2011
Memleketin Erol Köse sorunsalı kartopulanıyor
15.12.2011
NATO hepimize lazım yasası
11.12.2011
Strapless tuvaletler, müstakil evler, iğfal edilen kızlar
08.12.2011
‘Hadi gel mailleşelim senle; bi daha mailleşelim biz senle’
04.12.2011
Muayyen (basınemekçileri) vijdan günüm
01.12.2011
Profesyonel askerlik çamaşır makinesine!!
27.11.2011
Kutlu Olsun: CHP Eşşbaşkan adayımı saçıklıyorum!
24.11.2011
CHP’yi dizayn etmek (de) başşa düştü!
20.11.2011
3 KADIN TÜRKİYE ya da bana eğitmenini söyle sana kim olmadığını söyleyeyim
17.11.2011
Vicdanî Reddin Olduğu Topraklarda Yaşama Hakkı
13.11.2011
Türk Kapitalisti’nin Kemalizme (ve kisvesi altında Askeriye’ye) Kara Zevdası
10.11.2011
Bebek kutuları, evlat edinme, çocuk canavarları
06.11.2011
Barışa Cesaretin Adı: Şivan Perwer
03.11.2011
Üç
28.10.2011
Türkler’de Türker Güzellemeleri ya da bir gafletin yapıbozumu adına!
06.09.2011
Bu mektubu yazarken ben saadetler diliyorum
16.08.2011
Müjde! Vijdan Kuaförleri sizin sitenizde de salon açabilir
24.06.2011
Bir Utanmazlığın Anatomisi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive