Nadi ÖZTÜFEKÇİ

n_oztufekci@yahoo.com.tr



Bookmark and Share

Türkiyelilik Performansı.!?


17.10.2014 - Bu Yazı 1244 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye sorunlarını şiddetsiz çözemiyor.

Evet..! Türkiye'de şiddet en geçerli çözüm yolu.

Bunun nedeni ülkece şiddeti sevdiğimizden değil.

Başka çözüm yolu bilmiyoruz.

Peki şiddet sorunları çözüyor mu?

Demem o değil ki.

Elbette bir sorun hangi yolla çözülmesi gerekiyorsa öyle çözülüyor.

Ama o yola girmemizi şiddet sağlıyor.

Çözüm Sürecini zorlayan şey de şiddet değil miydi?

Bugün KÖH'ün vardığı noktaya şiddet sayesinde gelinmedi mi?

Yanlış anlaşılmasın şiddeti savunmuyorum.

Bir durum tespiti yapıyorum.

Şiddet bir güç algısı oluşturuyor. Güç saygınlık kazandırıyor. Hatta sevgi algısı da sağlıyor.

Çoğu kez, güçlüye olan sevgi kendisinden çekinilmesinden kaynaklanır. Gerçek anlamda sevgi değildir ama bu sahteliği çoğu kez o sevgiyi gösteren bile farkına varamaz.

Ama saygınlık gerçektir. Güçlüye saygı duyulur.

Şiddet, güç algısı, saygı-sevgi zinciri bizim gibi bireysel gelişmişliğin geri olduğu ülkelerde ne yazık ki önemli bir olgudur.

Bu olguyu görmeden ve hesaba katmadan durum tespiti yapmak tek kelimeyle sahtekarlıktır.

Çözüm süreci aşamasına vicdan, adalet duygusu gibi yollardan gelinmedi.

Şiddetin sağladığı korku ve sahte vaatlerin uyardığı çıkar duyguları sayesinde gelindi.

Bu sürecin işlediği günlerde şiddet olgusunu cesaret ve samimiyetle eleştirmeyenlerin şimdi gösterdikleri eleştirel(!) tavır bana hiç samimi gelmiyor.

Örneğin; Dağlıca olaylarında ki ‘şike’nin; ülkenin formatlanmasında bir imaj materyali olarak kullanmakla yetinmeyip; bir takım görünmez “demokrasi perileri” tarafından piyasa edildiğinde, aslında ‘şike’nin çift taraflı bir işlevi olduğu hatırlansa ve sorgulansaydı bugün takınılan “aklıselim pozlar” inandırıcı olabilirdi.

Bu sürecin bugün her an düşecekmiş gibi topal seyretmesinin temel nedenlerinden biri de Şubat 2013’te HDK üyelerinin ‘Çözüm Süreci’ni halka anlatmak üzere planladığı Anadolu gezisinin Samsun’da uğradığı saldırıyla sonlandırılmasıdır. Hükümetin bir provokasyonu sonucu, bu zor ama doğru yol tıkanmış, yerine “Akil İnsanlar” televolesi yürürlüğe konmuştu.

Böylece ülke insanın vicdanı yerine çıkar duyguları uyarılarak magazin isimlerle Çözüm Süreci yürütülmüş 30 yıllık kanlı bir yolculuğun sonlandırılması ve barış umudu AKP hükümetinin siyasi rant açgözlülüğü uğruna riske atılmıştı.

İşte, o zamanlar “Akil İnsanlar” plasebosuna alkış tutanların bugün yaptıkları itidal çağrılarının önemli bir eksiği var. Samimiyet.!!

Israrla bundan önceki yazılarımda; gerçek bir çözüm sürecinin yolunu bu ülke insanının vicdanından geçirmeden; büyümek, genişlemek, güçlenmek vaatleriyle, Sülün Osman taktikleriyle tamamlanamayacağını yazıp durdum.(*)

Evet, zor ve engebeli ama tek gerçek ve çıkar yoldur.

Öncelikle de kendi görevlerini hatırlamaktan geçer.

KÖH’ün bazalandığı üçlü saç ayağının önemli bir tanesinin Kandil olduğunu hatırlatarak yukarıda anlattığım “şiddet” etkenine dayanan güç ve saygınlığının konforuna sığınarak, onun “Türkiyelilik” performansına not vermeyi bırakıp kendi Türkiyelilik görevlerimizi hatırlamamız gerekiyor.

Kirli hesapların gölgesinde... adlı yazımda belirttiğim;

Yeri geldiğin de Kürt Özgürlük Hareketini de çekinmeden eleştirebilen ama Türkiye insanın vicdanındaki o dumura uğramış kısmına da çekinmeden dokunup, biraz da örseleyerek uyarabilecek irade ve basirete sahip solcular” olarak bu göreve talip olmalıyız.

Aynı yazıdan alıntıyla devam edelim;

Oldukça zor bir görev…
Öncelikle bu ülkeyi, yaşayanlarını gerçekten sevenlerin kimler olduğunu anlatamadan, esasen gerçekten sevemeden başarılabilecek bir görev değil.
Kuruyan dereleri, kirlenen suları, zehirlenen havaları, yok olan toprakları ve pazarlanan yaşamsal kaynakları, kurdu, kuşu, böceği ile sevmeden, yok olmasına karşı mücadele etmeden kesinlikle başarılamayacak bir görev.
Kentlerde yoksul insan kitlelerinin, işsizlerin, hastane kapısındaki çaresizlerin, inşaatlarda, madenler de ölen yüzlerce yakınını kaybeden insanların, can güvenliklerini hiçe sayarak çalışmak zorunda kalan milyonlarca insana, bu çektiklerinin; inançları, mezhepleri ve etnisitelerinden dolayı değil, işçi, emekçi ve yoksul olduklarından dolayı olduğunu anlatacak, anlatması gerektiğini bilen, onlara yaklaşabilen solcular, devrimciler ancak bu zor görevi başarabilir.
İnsanların yanına yaklaşmadan vicdanlarına dokunamazsınız.

Gelin önce kendi Türkiyeliliğimizi hatırlayalım.

Dolaylı ya da dolaysız, bilerek ya da bilmeyerek irileştirdiğimiz bir diktatörlüğün, bizim için inşa ettiği ülke boyu hapishanenin yükselen duvarlarının farkına varalım.

Sınırlarımızın dibinde; gözlerinin önünde kardeşlerin öldürülmesine şahit olanların sokağa çıkacağı belliydi. Bu infialı öfke ve nefrete dönüştüren Cumhurbaşkanın ve İçişleri Bakanının sözlerini hatırlayalım. Küresel Sermayenin coğrafyamız için planlarına biraz olsun ilgi göstererelim. IŞİD canavarının arkasındaki emperyalist güdümlemeyi, bu hükümetin emperyalizmle işbirliğini ve emperyal heveslerini bir kez olsun hesaba katıp yaşanılanlara bir de o gözle bakalım.

Ve Türkiyeli  solcular olarak; "bize düşen görev var mı" diye bir etüd edelim.

Gelin; kendi özverileri, takiyeleri, kanları ve canları pahasına inşa ettikleri konakta KÖH’e tebelleş ve sitemkar kuma olma sevdasından vazgeçip kendi evinde kendi ayakları üstünde durabilen, gerektiğinde acı da söyleyebilen dostu olalım.

Nadi Öztüfekçi

*Bkz Sıradan Şeyler/Kürt Sorunu etiketli yazılar.

Facebook Yorumları

reklam
15.12.2018
Ulusal mı Ulusalcılık mı?
27.5.2018
TÜRKİYE.!! TAMAMSIN..?
18.4.2018
KAPİTALİZM: DOLANIN KURALLARA BAĞLANMIŞ HALİ....
7.4.2018
TARİHSEL TKP ELEŞTİRİLERİNDE EZBERDEN 'AMENTÜ'YE GEÇİŞ...
9.3.2017
Başörtüsü bir özgürlük aracı mı, yoksa baskı aracı mı? ya da her ikisi mi?
15.2.2017
Dışarıda Kar Yağıyor
27.1.2017
Bu tasfiye anayasasına hayır derken evet dememek için..?
22.1.2017
7 Haziran öncesindeki Erdoğan-Obama ve sonrasında Erdoğan-Trump arasındaki söylem benzerliği…
4.4.2016
DIŞ TEHLİKEDEN DIŞ UMUDA
11.3.2016
'Vazgeçilmez ve Kaçınılmaz'ı 5 geçe...
20.11.2015
Roma dönemi arenalarından günümüz arenalarına....
8.11.2015
HDP NE KADAR TÜRKİYELİLEŞEBİLİR?
3.10.2015
KÜRT DENKLEMİNDEN KÜRT SORUNU YARATMAK…
15.8.2015
Barışı savunmak gerek. Katıksız ve 'ama'sız.
14.6.2015
Seçim öncesi aritmetiğinden seçim sonrası aritmetiğine
26.5.2015
Artık 8 Haziran’ı tartışmanın zamanı geldi
16.5.2015
BEN OY VERİRKEN.
29.4.2015
Solcu-İslamcı ittifakının fiyaskosu: Ermeni meselesi
17.03.2015
YA HDP YA CHP AMA ASLA AKP DEĞİL
19.02.2015
AKIL OYUNLARI...
10.02.2015
'Velet-i Amerikan Tarz-ı Osmanlı' Devleti
29.01.2015
SOLCULARIN ZOR SINAVI (2)
31.12.2014
Atlamadan önce...
26.12.2014
Makul Şüpheli'den Malum Şüpheli'ye Birleşik Haziran Hareketi..
19.12.2014
Türkiye'nin kötü alışkanlığı; AKP...
26.10.2014
FACEBOOK DEYİP GEÇMEYİN
17.10.2014
Türkiyelilik Performansı.!?
11.10.2014
Kirli hesapların gölgesinde...
04.10.2014
Acil bir gereksinim olarak Sosyalizm...
28.09.2014
Solcuların zor sınavı
17.09.2014
Ben Horasan'dan gelmedim. Ne olacak şimdi?
15.09.2014
Beyaz Komünistler hala beyaz...
30.08.2014
Bir algı operasyonu mağduru olarak sol…
25.08.2014
TKP'nin geçmişi... Anlak ve Ahlak
22.08.2014
Profesyonel Komünistlik
11.08.2014
Hadi gelin "Suçlu Kim" oynayalım
10.08.2014
Kimi seçeceğin mi yoksa kimi seçtirmeyeceğin mi..?
03.08.2014
Menemen'li Roman hemşerilerim
16.07.2014
Otuzbir yıl önceki Gırgır kapağı…
14.07.2014
IŞİD Türkiye için sorun değilmiş!?..
02.07.2014
Benim İslamcım seninkinden daha iyi...
17.06.2014
BARIŞ, SEVGİ ve SAMİMİYET
12.06.2014
"BEN TEZGAHIM" DİYE BAĞIRAN BİR TEZGAH!..
24.05.2014
SOMA KATLİAMI! SOĞUMADAN, ÖFKEMİZ GEÇMEDEN…
01.05.2014
Dinmedi Sevda, 1 Mayıs
31.03.2014
BU DEFA EVET DEMEYELİM
18.03.2014
Antikapitalist mücadele.. Israrla ve daha güçlü...
09.02.2014
Küçükaydın(lar) nereye kadar?..
17.01.2014
Ben senin babanım, suç ortağın değil...
31.12.2013
Algılarımız kurtulabilse...
08.12.2013
PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜ?! Şimdi sırası mı?
07.12.2013
Oynat bakayım ya da 'Aidiyetler üzerinden kendini pazarlama' nın ayağa düşmüş halleri
08.11.2013
Ilımlı İslam değil, uyumlu(kapitalizmle) İslam
25.10.2013
BİR GARİP ÖFKE...
27.10.2013
Hakan Fidan üzerinden koparılan fırtına
15.10.2013
PANDORANIN KUTUSU 2 NEDEN?
13.10.2013
Erdoğan yine konuştu...
10.10.2013
Simülasyon Evrenler ve Farkındalıklar İmecesi
14.09.2013
Yaşanmışlıklar ışığında 12 Eylül akıl tutukluluğu... İzmir'de gençlik gözaltıları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive