Mustafa PAÇAL

mustafapacal@hotmail.com



Bookmark and Share

Reza’nın laneti…


25.3.2016 - Bu Yazı 829 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye Cumhuriyeti devleti, “hukuk devleti” olduğunu kanıtlamak için pek çok uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin altında imzası olan bir devlettir. BM yasaları, Avrupa Konseyi sözleşmeleri ilk akla gelen örnekleri oluşturuyor.

Ancak dünyadan Türkiye’ye, Türkiye’den dünyaya bakıldığında hiç de “hukuk devleti” gibi gözükmüyor. Bu hâlde hukuk devleti olduğunu göstermek için uluslararası sözleşmeleri imzalamak ve hattâ Anayasa’nın değiştirilemez maddeleri arasında “hukuk devleti” tanımı yapmak yetmiyor ve yetemiyor.

Son olarak 2004 yılında yapılan bir anayasa değişikliği ile Anayasa’nın 90. maddesi değiştirilmiş ve bu değişikliğe göre “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletler arası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletler arası antlaşma hükümleri geçerlidir” hükmü Anayasa’ya girdiği hâlde durum değişmemiştir.

Bir devlet düşünün ki hem uluslararası sözleşmeler ve antlaşmaları imzalayarak kabul ve taahhüt etmiş olsun ve hem de bunları anayasal güvence altına almış olsun ama tüm bunları yargı kararlarına yansıtmış olmasın.

Bu akla zarar durum hâlâ ve ısrarla sürdürülüyor.

Türkiye bugün gerek AİHM’e yapılan başvurularda ve gerekse de AYM’ye yapılan kişisel başvurular bakımından hukuk devleti olma özelliği tamamen deforme olmuş bir devlet durumundadır.

Şimdi hukuk devleti olamama durumu bu hâle gelmiş bir ülkede can ve mal güvenliği tehlike altında kalmış demektir.

Sıradan bir Ortadoğu ülkesi olmaya yüz tutmuş bir ülke durumuna kendisini düşüren Türkiye için her alanda güvensizlik de artmıştır.

Terör eylemleriyle oldukça sarsılan ve özellikle Suriye ve Ortadoğu’da izlediği yanlış ve hattâ suç içeren politikalarla kendi ayağına ateş eden Türkiye, bu zorlu ve karanlık durumdan oldukça zor çıkacak gibi gözükmektedir.

Hukuksuzluğun yerini şiddet alır.

Bugün de olan budur.

Güçlü bir hukuk devleti ve onu gösteren yargı kararları orta yerde yok ise işte o zaman “kim haklıysa değil kim güçlüyse o kazanır” saltanatı hüküm sürer.

İşte bugün Reza Zarrab olayı böyle bir durum için ibretlik bir örnek oluşturuyor.

Reza Zarrab ve onunla birlikte her türlü yolsuzluğa bulaşmış bakan çocuklarını bu ülkenin savcıları yargının karşısına diktiler. Yani haklı olan bir hukuk adamı olarak davrandılar ama güçlü olanlar onları yargının elinden alarak serbest bıraktılar. Orada da durmadılar Meclis Komisyonu kararı ile bu çocukların babası olan bakanları Yüce Divan’a göndermeyi engellediler.

17-25 Aralık dosyası bu devletin tarihinde bugüne kadar darbe dönemleri dâhil görülmemiş en büyük kepazeliktir. Bu dosya kapanacak cinsten bir dosya değildir. Bu durumun tüm siyasi ve hukuki sorumluluğun taşıyanlar yargı karşısına er geç çıkacak ve bunların hesabını verecektir.

İşte Reza Zerrab’ın ABD’de yakalanıp içeri atılması bu yargılamanın miladi başlangıcını oluşturacaktır diye düşünüyorum.

Reza’nın ABD’ye gitme nedeni üzerinde ne konuşulursa konuşulsun bu tutuklama ve yargılamanın buradaki işbirlikçileri üzerinde etkili sonuçları ortaya çıkacaktır. Reza Zarrab Türkiye’de birlikte iş tuttuğu ortaklarının isimlerini, işledikleri suçları ve dönen rüşvet ve kara paraları açıkladıkça 17-25 Aralık kepazeliği de daha fazla aydınlanacak ve bunun sonunda hem Reza Amerikan adalet sistemine göre ceza indirimi alacak ve hem de Türkiye’deki suç şebekesini ortaya çıkarmış olacaktır.

Artık bu saatten sonraki gelişmelerin siyasi ve hukuki sonuçlarını birlikte izleyeceğiz.

Kim kaçacak, kim kalacak nasıl sansasyonlar yaşanacak göreceğiz.

İşte bazen tak diye ortaya çıkan beklenmedik bir olay tüm bir zamanı değiştirebilir ve umudun yeşermesine yeniden neden olabilir.

Ben bu durumun hukuk devleti olma yolunda etkilerinin olumlu olacağını düşünüyorum.

mustafapacal34@gmail.com

Facebook Yorumları

reklam
27.1.2017
Kabile devletine doğru...
26.9.2016
Altanlar ve adaletsizliğin son otuz saati…
24.6.2016
Deve kuşu…
17.6.2016
Erdoğan’a rağmen demokrasiyi kazanmak…
10.6.2016
Hoş geldin TAKRİR-İ SÜKÛN…
3.6.2016
Biz yokuz “o” var…
26.5.2016
Yeni muhalefet tarzı …
20.5.2016
CHP bu suça ortak olmamalı…
29.4.2016
Hukuksuz devlet, muhalefetsiz meclis ve dindar anayasa…
22.4.2016
Modern dünyadan kopuyoruz
25.3.2016
Reza’nın laneti…
18.3.2016
Bu durumdan nasıl çıkacağız
10.3.2016
‘Uymuyorum, uymuyorsunuz’
3.3.2016
Tek kişilik devlet…
25.2.2016
Bu da sizin 28 Şubat’ınız…
18.2.2016
Kiralık işçilik ve Ali Koç’un kapitalizm eleştirisi…
11.2.2016
Kişisel verilerin korunması yasası Meclis’te…
4.2.2016
Alaturka tipi anayasa arayışı…
29.1.2016
Müzakere siyaseti…
21.1.2016
İnsaf…
14.1.2016
Ekonomi de tosladı…
7.1.2016
Yeniden barış, yeniden çözüm…
31.12.2015
Özyönetim tartışması ve cinnet hâli…
24.12.2015
Dış politikanın sefaleti…
17.12.2015
Az demokrasiyle çok ekonomi olmaz
11.12.2015
Duvara konuşmak…
3.12.2015
Başımıza daha neler gelecek bilen var mı
26.11.2015
Sadece bir uçak düşürülmedi…
19.11.2015
Asgari ücret siyaseti…
12.11.2015
Erdoğan’ın iktidarı ‘istikrar’ için yeterli mi
5.11.2015
…yoksa yönetemezler
29.10.2015
HDP son kararım…
22.10.2015
Ya da ‘Beyaz Toros’…
16.10.2015
Başbakan’ın bildiği bombacılar…
8.10.2015
Devlettir aslında yerlerde sürüklenen…
1.10.2015
Ekonomi cadı kazanı gibi…
25.9.2015
1 Kasım seçimi, bir proje…
17.9.2015
Erdoğan bizi aldığı yere geri getirdi…
10.9.2015
Erdoğan’ın kanlı kumarı…
3.9.2015
90’lı yılların yeni versiyonu…
27.8.2015
Terör ekonomisi…
20.8.2015
Bindik bir alamete…
13.8.2015
Öldürmeyin…
6.8.2015
AYM’den sendikal haklara destek…
30.7.2015
Önce Devlet sonra Bahçeli oldu
23.7.2015
‘Suruç düştü’
16.7.2015
Ders gibi karar…
9.7.2015
Taverna ekonomisi ve SYRİZA
2.7.2015
Yeni hükümetten beklentiler…
25.6.2015
Omurga parti…
18.6.2015
CHP + MHP + HDP hükümeti bekleniyor
11.6.2015
Yeni dönemin siyaseti…
4.6.2015
Bu sefer HDP…
28.5.2015
Direnişten, değişime Renault deneyimi…
21.5.2015
HDP ve Reno işçileri
30.4.2015
HDP Meclis’te olmalı…
23.4.2015
Yüzyıllık acı: Ermeni Soykırımı…
16.4.2015
1 Mayıs siyaseti…
9.4.2015
İş cinayetleri önlenebilecek mi
02.04.2015
Meksika tipi başkan…
26.03.2015
Eğitimde tam çuvalladık
19.03.2015
Umutlar yine başka bahara kaldı…
26.02.2015
Mevsimlik tarım işçileri…
19.02.2015
Bu ne hâl = OHAL !
12.02.2015
HDP’nin kumarı ve manifestom…
05.02.2015
Patrona kıyak, işçiye yasak…
29.01.2015
Sendikal istatistiklerin söyledikleri…
22.01.2015
İşsizlik sorununa bakış…
15.01.2015
Charlie Ebdo dersleri…
09.01.2015
Ekonomi ve reel ücretler…
01.01.2015
2014 kayıp yıl…
25.12.2014
Ekonomik hukuk devleti ve AB…
18.12.2014
‘Düşmanlık iklimi’
11.12.2014
‘Askerî ücret’
04.12.2014
Soma cehennemi...
27.11.2014
Küresel adaletsizlik artıyor
20.11.2014
Güvenli çalışma, güvenli yaşam istiyoruz...
13.11.2014
'Algı ekonomisi'
06.11.2014
Yeni(k) Türkiye...
30.10.2014
İşsizlik/ yoksulluk sarmalı...
23.10.2014
Sıkıyönetim devleti ve ekonomisi...
16.10.2014
Ekonominin gerçek önceliği ne
09.10.2014
AB ‘ileri değil geri gittiniz’ dedi
02.10.2014
Umut kapısı..
25.09.2014
U dönüşü...
18.09.2014
Sendikal ayrımcılık hukuki değil...
11.09.2014
Batsın böyle işçilik...
04.09.2014
Davutoğlu’na inanmak istiyorum..
28.08.2014
'Orta sınıf tuzağı' ve CHP
21.08.2014
Türkiye ekonomisi üçlü risk altında...
14.08.2014
Umutsuzluğu seçtik...
07.08.2014
Ekmel Bey neden desteklenmeli...
31.07.2014
Seçimin ekonomi-politiği...
24.07.2014
Erdoğan seçilemezse neler olabilir
17.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarına soruyorum...
03.07.2014
Taşeron işçilerinin umudu Meclis’te...
26.06.2014
Yeni sendikal alıştırmalar...
19.06.2014
Sendika (2)
13.06.2014
Sendika...
05.06.2014
#taşeronizm
29.05.2014
Sosyal çürüme ve taşeron işçileri
22.05.2014
Ucuz hayatlar ülkesi...
16.05.2014
Soma ölüm çukuru...
08.05.2014
Ekonominin demokrasiyle alışverişi...
10.04.2014
Ekonomide de soğuk savaş yıllarına dönüş...
06.03.2014
Mevsimsel zıtlıklar...
27.02.2014
AB müzakereleri duruyor gibi...
20.02.2014
Kırık ekonomi...
13.02.2014
Sağlam otorite...
06.02.2014
Gıda tüketiminde küresel adalet arayışı...
30.01.2014
Türkiye’nin ekonomik politiği...
16.01.2014
Kamu ihaleleri, yolsuzluk ve şeffaflık...
09.01.2014
Savaş ve seçim ekonomisi...
03.01.2014
Asimetrik devlet...
26.12.2013
Araştırma görevlileri YÖK kıskacında...
19.12.2013
Ev eksenli çalışma...
12.12.2013
Asgari ücret...
05.12.2013
KOBİ’ler ve sosyal inovasyon
28.11.2013
Çocuklar için...
21.11.2013
Özel dershaneler...
14.11.2013
Öğrenci evleri yahut KOBİ’lerin denetimi...
07.11.2013
KOBİ’ler sosyal sorun alanı...
31.10.2013
A-sosyal Türkiye...
24.10.2013
Ortadoğu siyaseti yeniden kuruluyor
17.10.2013
Dünya Gıda Günü ardından...
10.10.2013
Kıdem tazminatı
03.10.2013
Daha fazlası olmalıydı...
26.09.2013
Sosyal diyalog ve Çalışma Meclisi...
19.09.2013
İstihdamda ulusal strateji ne demek
12.09.2013
Değerli yalnızlıktan çıkış yolu...
05.09.2013
Velev ki, Amerikalı işçi de olsanız...
29.08.2013
Başbakan hâlen bir umut olabilir mi
22.08.2013
Düzgün ve yeşil işler yaratmak...
15.08.2013
İşçiler Aşk Gemisi’nde ölünce...
08.08.2013
Demokratik ekonomi yönetimi...
01.08.2013
Yeni olan ‘demokratik ekonomi’
25.07.2013
Ucuz emek ekonomisi
18.07.2013
#direnyenianayasa
11.07.2013
Camp David darbesi mi
04.07.2013
Acı söz...
27.06.2013
Avrupa’ya karşı oryantalist diklenme...
20.06.2013
Demokrasi ve Gezi dersleri...
13.06.2013
Gezinin ekonomi/politiği
05.06.2013
Başlarken
30.05.2013
İşçiler neden greve çık(a)madılar
10.05.2013
Hem barış ve hem de demokrasi birlikte anlamlı...
31.01.2013
Müzakerelerin üçüncü tarafı olmak…
09.01.2013
Artık barış istiyoruz çünkü bedelini ödedik
21.12.2012
Taraf yoluna devam ediyor hala...
10.12.2012
Solun demokrasi ile ilişkisi...
18.11.2012
Neo-liberalizme karşı neo-demokrasi
08.11.2012
Yönetim yöntemlerinde devrimci dönüşüm gerekli
29.09.2012
SENDİKAL HAKLARIN ANKARA KRİTERLERİ OLMAZ…
06.09.2012
Yeni umutlar ve yeni yollar...
01.06.2012
1 MAYIS 2077'de neler olacak!
05.04.2012
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK SEÇİMLERİ…
07.02.2012
Devrimcilikten demokratlığa uzun ince bir yol
06.01.2012
Kapitalizme soldan farklı müdahale olamaz mı? (1)
22.11.2011
OLAYLARA ÜÇÜNCÜ GÖZLE BAKMAK…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları