Mustafa PAÇAL

mustafapacal@hotmail.com



Bookmark and Share

Avrupa’ya karşı oryantalist diklenme...


27.06.2013 - Bu Yazı 1224 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başbakan’ın Avrupa Parlamentosu’nun (AP) gezi eylemleri nedeniyle vermiş olduğu “kınama” kararını “tanımıyoruz” açıklamasından sonra, AB Bakanı Egemen Bağış’ın “AB’nin bize ihtiyacı var, bizim yok, onlara bak git oğlum diyebiliriz” açıklaması, zaten fiilen donmuş olan Türkiye-AB ilişkilerinin iyice gerilmesine neden oldu. Başbakan’ın içteki gerginliği giderek artıran “kırıcı ve kışkırtıcı dili” ve davranışından, bu sefer de Avrupa nasibini almış oldu.

Bu arada AB’den sorumlu bir bakanın, AB ilişkilerini böyle “kahve ağzıyla” gündeme getirmesi, AB işinin, bakan tarafından ne kadar hafife alındığını göstermesi bakımından hayli düşündürücü oldu.

Oysaki, İrlanda’nın dönem başkanlığı AB-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi için oldukça umutlu başlamıştı. Bu dönem en azından “bölgeler politikası” dosyasının müzakerelere açılması bekleniyordu. Ancak özellikle Almanya Şansölyesi Merkel, Başbakan’ın AP’nin kararına karşı almış olduğu tutumu “kabul edilemez” buldu. Şimdilik bir uzlaşma sağlandı ve dosyanın yıl sonunda da olsa müzakereye açılması sağlanmış oldu.

Bu arada yeri gelmişken, Türkiye-AB ilişkilerinin yakın geçmişine bir göz atmakta fayda var.

Türkiye-AB ilişkilerinde Aralık 1999, tüm ilişkiler tarihinde yeni bir başlangıca işaret ediyordu. Tarihsel olarak, iki farklı dinî inançtan gelen, ancak birbirine çok yakın bir tarihe sahip olan bu iki ayrı gelenek sahibi toplumsal ve kültürel yapılar, artık ortak bir hukuk dâhilinde birarada yaşamanın bu ilk ciddi adımını atmış oluyorlardı. Ve Türkiye, AB’nin tam üyeliği için adaylık statüsünü, bu tarih itibarı ile elde etmiş oluyordu. Turgut Özal hükümetinin 1987 yılında AB’ye tam üyelik için başvurusu ile başlayan bu süreç, 1995 yılında Tansu Çiller hükümeti ile Türkiye-AB ilişkilerinde başka hiçbir ülkede uygulaması olmayan, ticarette Gümrük Birliği Anlaşması’yla ivme kazanması, ilişkilerin bu aşamaya gelmesinde yapıcı bir rol oynamış oldu.

Türkiye, AB ile tam üyelik müzakerelerine 3 Ekim 2005 tarihinde resmen başlamış oldu. Fakat bu tarihten önce 24 Nisan 2004 tarihinde, Annan Planı için Kıbrıs’ın her iki tarafında referandum yapılmıştı. Referandumda Türk tarafı yüzde 64 evet derken, Rum tarafı yüzde 75 hayır oyu vermiş ve Kıbrıs sorununun çözümü için bugüne değin hazırlanmış olan en kapsamlı barış planı suya düşmüştü. Bunun başlıca nedeni olarak da, AB’nin Kıbrıs Rum kesimini, 1 Mayıs 2004 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tam üyeliği alması hâlinde karşımıza çıkıyordu. Bu gelişmenin ardından AB, Türkiye’den Gümrük Birliği Anlaşması gereği, limanlarını Kıbrıs Rum kesimi için de açmasını talep etti. Türkiye buna bence kısmen haklı nedenlerle , hayır dedi. Bunun üzerine AB, Almanya ve Fransa’nın da baskısıyla, ağırlıkta ekonomik ve sosyal konuları kapsayan sekiz temel başlıktaki dosyayı müzakerelere kapattı.

Ve bu durum AB-Türkiye ilişkilerinde bir kırılma noktası oluşturdu. Bir yandan Almanya ve Fransa’nın yani Merkel- Sarkozy, diğer yandan Türkiye, yani Erdoğan, Kıbrıs sorunu üzerinden işi bir anlamda karşılıklı güç gösterisine dönüştürdüler ve 2005 sonrası AB ve Türkiye ilişkileri bu nedenle, adeta soğudu ve 2010’dan sonra hiçbir dosya müzakerelere açılmadığı için, şimdiye kadar fiilen dondu.

Şimdi zaman AB’ye karşı oryantalist diklenmelerden ziyade, AB ölçülerinde, bir demokratikleşme için, yeni anayasa ve Kürt sorununun çözümü için atılan adımları güçlendirme zamanı...

AB’nin de Türkiye’nin tam üyelik kararı için radikal adımlar atması, hele şimdi oldukça hayati bir önem taşımaktadır.

Son günlerde Sayın Başbakan, Gezi olayları nedeniyle yapılan “Türk baharı” tanımlamalarına karşı, bunun AK Parti’nin 2002 kasımında seçimleri kazanmasıyla olduğunu söyleyeduruyor.

Aslında bir bakıma, Başbakan doğru söylüyor. AK Parti 2002’den 2005’e kadar AB ilişkilerinde olsun, demokratikleşme alanında olsun, önemli reformlara imza attı.

Son olarak Kürt sorununun çözüm için başlattığı “çözüm süreci” bunun tamamlayıcısı olarak değerlendirilmeli.

Ancak Suriye sorunu başlayan ve Gezi eylemleri ile devam eden süreç, tüm bu genel görünümü olumsuz şekilde değiştirdi ve geriye gittik.

Eğer Sayın Başbakan, Suriye ve Ortadoğu’da sorunların çözümüne “yeni Osmanlıcılık” ve “Sünni” eksenli yaklaşım havasının yarattığı algı ile bir bölge politikası sürdürmekte ısrar ederse;

Eğer Sayın Başbakan, Gezi olayları üzerinden toplumsal farklılıkların barış içinde birarada yaşamalarını zedeleyecek “bitirimliği” kullanmaya devam ederse;

Ve tabii ki Türkiye’de demokrasi dışı yöntemlerle hükümeti devirme hesabını yapan darbeci çevrelerin, Gezi eylemleri üzerinden bir darbe ortamı yaratma hesaplarından vazgeçmezse;

Ve eğer, muhalefet partileri ve STK’lar da, demokratikleşme ve çözüm sürecine açık bir destek vermezse,

Türkiye görünümü, her alanda şimdikinden daha da geriye gitme riskleri taşıyor.


mustafapacal34@gmail.com

Facebook Yorumları

reklam
27.1.2017
Kabile devletine doğru...
26.9.2016
Altanlar ve adaletsizliğin son otuz saati…
24.6.2016
Deve kuşu…
17.6.2016
Erdoğan’a rağmen demokrasiyi kazanmak…
10.6.2016
Hoş geldin TAKRİR-İ SÜKÛN…
3.6.2016
Biz yokuz “o” var…
26.5.2016
Yeni muhalefet tarzı …
20.5.2016
CHP bu suça ortak olmamalı…
29.4.2016
Hukuksuz devlet, muhalefetsiz meclis ve dindar anayasa…
22.4.2016
Modern dünyadan kopuyoruz
25.3.2016
Reza’nın laneti…
18.3.2016
Bu durumdan nasıl çıkacağız
10.3.2016
‘Uymuyorum, uymuyorsunuz’
3.3.2016
Tek kişilik devlet…
25.2.2016
Bu da sizin 28 Şubat’ınız…
18.2.2016
Kiralık işçilik ve Ali Koç’un kapitalizm eleştirisi…
11.2.2016
Kişisel verilerin korunması yasası Meclis’te…
4.2.2016
Alaturka tipi anayasa arayışı…
29.1.2016
Müzakere siyaseti…
21.1.2016
İnsaf…
14.1.2016
Ekonomi de tosladı…
7.1.2016
Yeniden barış, yeniden çözüm…
31.12.2015
Özyönetim tartışması ve cinnet hâli…
24.12.2015
Dış politikanın sefaleti…
17.12.2015
Az demokrasiyle çok ekonomi olmaz
11.12.2015
Duvara konuşmak…
3.12.2015
Başımıza daha neler gelecek bilen var mı
26.11.2015
Sadece bir uçak düşürülmedi…
19.11.2015
Asgari ücret siyaseti…
12.11.2015
Erdoğan’ın iktidarı ‘istikrar’ için yeterli mi
5.11.2015
…yoksa yönetemezler
29.10.2015
HDP son kararım…
22.10.2015
Ya da ‘Beyaz Toros’…
16.10.2015
Başbakan’ın bildiği bombacılar…
8.10.2015
Devlettir aslında yerlerde sürüklenen…
1.10.2015
Ekonomi cadı kazanı gibi…
25.9.2015
1 Kasım seçimi, bir proje…
17.9.2015
Erdoğan bizi aldığı yere geri getirdi…
10.9.2015
Erdoğan’ın kanlı kumarı…
3.9.2015
90’lı yılların yeni versiyonu…
27.8.2015
Terör ekonomisi…
20.8.2015
Bindik bir alamete…
13.8.2015
Öldürmeyin…
6.8.2015
AYM’den sendikal haklara destek…
30.7.2015
Önce Devlet sonra Bahçeli oldu
23.7.2015
‘Suruç düştü’
16.7.2015
Ders gibi karar…
9.7.2015
Taverna ekonomisi ve SYRİZA
2.7.2015
Yeni hükümetten beklentiler…
25.6.2015
Omurga parti…
18.6.2015
CHP + MHP + HDP hükümeti bekleniyor
11.6.2015
Yeni dönemin siyaseti…
4.6.2015
Bu sefer HDP…
28.5.2015
Direnişten, değişime Renault deneyimi…
21.5.2015
HDP ve Reno işçileri
30.4.2015
HDP Meclis’te olmalı…
23.4.2015
Yüzyıllık acı: Ermeni Soykırımı…
16.4.2015
1 Mayıs siyaseti…
9.4.2015
İş cinayetleri önlenebilecek mi
02.04.2015
Meksika tipi başkan…
26.03.2015
Eğitimde tam çuvalladık
19.03.2015
Umutlar yine başka bahara kaldı…
26.02.2015
Mevsimlik tarım işçileri…
19.02.2015
Bu ne hâl = OHAL !
12.02.2015
HDP’nin kumarı ve manifestom…
05.02.2015
Patrona kıyak, işçiye yasak…
29.01.2015
Sendikal istatistiklerin söyledikleri…
22.01.2015
İşsizlik sorununa bakış…
15.01.2015
Charlie Ebdo dersleri…
09.01.2015
Ekonomi ve reel ücretler…
01.01.2015
2014 kayıp yıl…
25.12.2014
Ekonomik hukuk devleti ve AB…
18.12.2014
‘Düşmanlık iklimi’
11.12.2014
‘Askerî ücret’
04.12.2014
Soma cehennemi...
27.11.2014
Küresel adaletsizlik artıyor
20.11.2014
Güvenli çalışma, güvenli yaşam istiyoruz...
13.11.2014
'Algı ekonomisi'
06.11.2014
Yeni(k) Türkiye...
30.10.2014
İşsizlik/ yoksulluk sarmalı...
23.10.2014
Sıkıyönetim devleti ve ekonomisi...
16.10.2014
Ekonominin gerçek önceliği ne
09.10.2014
AB ‘ileri değil geri gittiniz’ dedi
02.10.2014
Umut kapısı..
25.09.2014
U dönüşü...
18.09.2014
Sendikal ayrımcılık hukuki değil...
11.09.2014
Batsın böyle işçilik...
04.09.2014
Davutoğlu’na inanmak istiyorum..
28.08.2014
'Orta sınıf tuzağı' ve CHP
21.08.2014
Türkiye ekonomisi üçlü risk altında...
14.08.2014
Umutsuzluğu seçtik...
07.08.2014
Ekmel Bey neden desteklenmeli...
31.07.2014
Seçimin ekonomi-politiği...
24.07.2014
Erdoğan seçilemezse neler olabilir
17.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarına soruyorum...
03.07.2014
Taşeron işçilerinin umudu Meclis’te...
26.06.2014
Yeni sendikal alıştırmalar...
19.06.2014
Sendika (2)
13.06.2014
Sendika...
05.06.2014
#taşeronizm
29.05.2014
Sosyal çürüme ve taşeron işçileri
22.05.2014
Ucuz hayatlar ülkesi...
16.05.2014
Soma ölüm çukuru...
08.05.2014
Ekonominin demokrasiyle alışverişi...
10.04.2014
Ekonomide de soğuk savaş yıllarına dönüş...
06.03.2014
Mevsimsel zıtlıklar...
27.02.2014
AB müzakereleri duruyor gibi...
20.02.2014
Kırık ekonomi...
13.02.2014
Sağlam otorite...
06.02.2014
Gıda tüketiminde küresel adalet arayışı...
30.01.2014
Türkiye’nin ekonomik politiği...
16.01.2014
Kamu ihaleleri, yolsuzluk ve şeffaflık...
09.01.2014
Savaş ve seçim ekonomisi...
03.01.2014
Asimetrik devlet...
26.12.2013
Araştırma görevlileri YÖK kıskacında...
19.12.2013
Ev eksenli çalışma...
12.12.2013
Asgari ücret...
05.12.2013
KOBİ’ler ve sosyal inovasyon
28.11.2013
Çocuklar için...
21.11.2013
Özel dershaneler...
14.11.2013
Öğrenci evleri yahut KOBİ’lerin denetimi...
07.11.2013
KOBİ’ler sosyal sorun alanı...
31.10.2013
A-sosyal Türkiye...
24.10.2013
Ortadoğu siyaseti yeniden kuruluyor
17.10.2013
Dünya Gıda Günü ardından...
10.10.2013
Kıdem tazminatı
03.10.2013
Daha fazlası olmalıydı...
26.09.2013
Sosyal diyalog ve Çalışma Meclisi...
19.09.2013
İstihdamda ulusal strateji ne demek
12.09.2013
Değerli yalnızlıktan çıkış yolu...
05.09.2013
Velev ki, Amerikalı işçi de olsanız...
29.08.2013
Başbakan hâlen bir umut olabilir mi
22.08.2013
Düzgün ve yeşil işler yaratmak...
15.08.2013
İşçiler Aşk Gemisi’nde ölünce...
08.08.2013
Demokratik ekonomi yönetimi...
01.08.2013
Yeni olan ‘demokratik ekonomi’
25.07.2013
Ucuz emek ekonomisi
18.07.2013
#direnyenianayasa
11.07.2013
Camp David darbesi mi
04.07.2013
Acı söz...
27.06.2013
Avrupa’ya karşı oryantalist diklenme...
20.06.2013
Demokrasi ve Gezi dersleri...
13.06.2013
Gezinin ekonomi/politiği
05.06.2013
Başlarken
30.05.2013
İşçiler neden greve çık(a)madılar
10.05.2013
Hem barış ve hem de demokrasi birlikte anlamlı...
31.01.2013
Müzakerelerin üçüncü tarafı olmak…
09.01.2013
Artık barış istiyoruz çünkü bedelini ödedik
21.12.2012
Taraf yoluna devam ediyor hala...
10.12.2012
Solun demokrasi ile ilişkisi...
18.11.2012
Neo-liberalizme karşı neo-demokrasi
08.11.2012
Yönetim yöntemlerinde devrimci dönüşüm gerekli
29.09.2012
SENDİKAL HAKLARIN ANKARA KRİTERLERİ OLMAZ…
06.09.2012
Yeni umutlar ve yeni yollar...
01.06.2012
1 MAYIS 2077'de neler olacak!
05.04.2012
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK SEÇİMLERİ…
07.02.2012
Devrimcilikten demokratlığa uzun ince bir yol
06.01.2012
Kapitalizme soldan farklı müdahale olamaz mı? (1)
22.11.2011
OLAYLARA ÜÇÜNCÜ GÖZLE BAKMAK…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları