Mustafa Karaalioğlu

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Fırsat maliyeti


18.6.2018 - Bu Yazı 72 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bilhassa seçim sürecinde hüküm cümleleri daha cömertçe kullanılır. Vaatler nasıl hesapsız ilan edilirse, popülizm de öyle hesapsız uygulanır. Beraberinde, ülkenin uçacağı da batacağı da yine aynı cömertlikte ve hatta kesinlikte söylenir. Ben seçilirsem ülke uçar, o seçilirse batar. Ben seçilirsem millet kazanır, o seçilirse ihanet çeteleri bayram eder. Vesaire, vesaire…

***

Esasen bütün bunlar laf kalabalığıdır ve gerçekte bir anlam ifade etmezler.

Ve esasen böyle de olmak zorunda değildir. Yani, sandık görüldüğü vakit hesapsızlık ve ölçüsüzlük de sökün etmek zorunda değildir. Birçok iyi demokraside böyle olmaz; iktidar ne kadar arzu edilen hedef olsa da elde etmek veya korumak için makuliyet sınırları aşılmaz. Sadece iyi demokrasilerde değil, Türkiye’de de demokrasinin iyi olduğu zamanlar böyle oluyordu. Ne “ihanet-kurtuluş” sloganları atılırdı ne de popülizm yarışı yapılırdı. Hem de pek uzak olmayan bir geçmişte… “Ülkem kaybedeceğine partim kaybetsin” lafı Erdoğan’a aittir ve dumanı da üzerinde tütmektedir. Bakmayın, bugün iktidarıyla muhalefetiyle 24 Haziran yolunda yaşanan coşkuya ve hesapsızlığa…

Hesap ve ölçü şaştığında öfke, nefret ve gerilim de aynı yolu izler. Lafın gelişi birlik, beraberlik, kardeşlik söylense de hakikatte hissiyat tam zıddıdır.

Türkiye’nin bugünkü manzarası da böyledir. Siyaset, toplumu empati başta olmak üzere bütün iyi ve gerekli duygulardan koparmış, yumrukları sıkılı bir kitleye dönüştürmüştür. Bir taraf iktidar el değiştirsin diye ekonomik kriz bekleyenler, öteki de iktidara halel gelmesin diye ekonominin geleceğini umursamayanlar. Yahut da bir yanda dünya olup biteni görsün, ülkeyi ayıplasın diye umut edenler, öte yanda seçim kazanılsın da dünya ne düşünürse düşünsün diyenler.

Beklentiler arasındaki mesafe durumun ciddiyetini gösteriyor. Siyasi kamplaşma “ülke gerçeği” denilen en önemli veriyi görünmez kılmış bulunuyor. Oysa, bir ülke gerçeği vardır ve iktidarı ve muhalefeti aşar. Hatta bugünü ve yarını da…

Türkiye, 2001’de olduğu gibi bir yıkıcı ekonomik krize girmeyecektir. Bekleyen varsa boşuna… Ancak, Türkiye bugünü bir şekilde kurtarsa da alınması geciken kararlar nedeniyle kaçan fırsatlar geleceği sıkıntıya sokmaktadır. Sadece ekonomideki malum problemler ve tercihler nedeniyle değil aynı zamanda demokrasi ve hukuk düzeninde oluşan hasar yüzünden geleceğe kalan fatura şişmektedir. Ülke, sınırlı kaynaklarını rasyonel kullanma konusunda ciddi sorunlar yaşıyor ve bu da ortaya doğru olanı yapamamaktan kaynaklanan bir fırsat maliyeti çıkarıyor. Dış borca ve artık iyice azalmış olsa da yabancı yatırıma dayalı büyüme ekonomisi; inşaat ve tüketim tercihi nedeniyle (savunma sanayiinde atılan doğru adımlar istisna) hem üretim odaklı yatırım tercihlerini, hem teknoloji geliştirmeyi hem de geleceğin sektörlerine odaklanmayı ıskalamış bulunuyor.

***

Bu tabloda kriz olmaz, 2001 tablosu yaşanmaz ama makro rakamlarda iyileşme imkanı kaybolur ve gelecek biraz daha küçülür. Daha yüksek milli gelir, daha düşük döviz kuru, daha az işsizlik imkansız hale gelir. Beraberinde iç ve dış borç stoku azalmaz, artar. Mesela, köprü yapmakla övündüğümüz bir zamanda yıllık bütçeye her yıl 2,5 köprü maliyeti kadar bir paranın bayram ikramiyesi olarak eklenmesi havalı bir şey olur ama bu refah artışı anlamına gelmez. Ya da üretimi artıran ve işsizliği düşüren bir tercih olmaz. Devlet maliyesinde böyle bir para olmadığı için hem borç stokunu artırdığı için hem de katma değer üretecek bir alandan esirgendiği için ortaya yıllar boyu gittikçe artan bir fırsat maliyeti çıkar.

O kadar masraf kalemi dururken gözleri emekli ikramiyesine dikmeyelim. Emekliye gelene kadar fırsat maliyeti masaya yatırılacak birçok tercih ve yatırım vardır. Hatta ekonomiden de çıkalım demokrasi ünitesinde kaçan fırsatları hesaplayalım. Finansmandan turizme, sabit yatırımlardan istihdama kadar ekonomiye ve dolayısıyla Türkiye markasına doğrudan tesiri olan hukuk, şeffaflık, temel hak ve özgürlükler, basın hürriyeti gibi alanlarda yapılan tercihlere bakalım. Bakalım da neler kaçırıyoruz anlayalım…

Facebook Yorumları

reklam
18.7.2018
Trump yerleşik düzeni yıkmıyor kötülüğü serbest bırakıyor
17.7.2018
İngilizler neden hâlâ bir yol bulamadı?
16.7.2018
16 Temmuz
15.7.2018
Acı o kadar büyük ki iki sene geçmiş olamaz
13.7.2018
Herkes pay artırmaya çalışırken
11.7.2018
Kabine
9.7.2018
Yarından itibaren bin 825 kıymetli gün
6.7.2018
Pazartesi nereden başlamalı?
4.7.2018
Yeni dönemin ekonomisi
3.7.2018
Yeni dönemin ruhu
2.7.2018
Kötülük korkuyla yayılır
29.6.2018
Bir dirhem et bin ayıbı örter
27.6.2018
Sadece sistem değil kahvedeki siyaset dili bile değişecek
26.6.2018
Boş bir temenni
25.6.2018
24 Haziran sandığının söyledikleri
22.6.2018
Soğan lobisi
20.6.2018
Demokrasi kazanmadan ekonomi kazanabilir mi?
18.6.2018
Fırsat maliyeti
15.6.2018
Neyse halin çıksın falin
13.6.2018
Bu kalite kaybını kim tahmin edebilirdi?
11.6.2018
Popülizm bile planlama ister…
8.6.2018
Kutsal olan oy değil, umuttur...
6.6.2018
Siyasi gerilim siyasetsizliktir
5.6.2018
‘Ortak iyi’ diye bir dert var mı?
4.6.2018
Dip dalga
1.6.2018
Türkiye bohem yaşayabilir mi?
31.5.2018
Sır gibi saklanan ikinci adam…
30.5.2018
Gerçek, hamaset kaldırmayacak kadar basit
28.5.2018
Açık artırma değil vizyon lazımdı
23.5.2018
MHP ile AK Parti CHP ile Saadet...
21.5.2018
Ertesi gün İsrail’in hayatında ne değişti?
19.5.2018
Aynı yol aynı sonuç aynı sarmal
16.5.2018
Ba’de harab’ül Kudüs...
14.5.2018
Kudüs’e giden hüzünlü yol
11.5.2018
Seçim beyannamesi
8.5.2018
Herkesin aklındaki soru
7.5.2018
Erdoğan’ın avantajı ve dezavantajı
2.5.2018
‘Ne çok kutuplaştık’
30.4.2018
24 Haziran nasıl tarihi seçim olur?
23.4.2018
24 Haziran çıtayı ne kadar yükseltecek?
20.4.2018
Bakarsınız hayat normale döner
18.4.2018
Bahçeli bu kararı neden tek başına aldı?
16.4.2018
28 Şubat
15.4.2018
Artık, ‘çözüm’ lafı daha çok duyulacak. Esad’sız çözüm
13.4.2018
Füzeler ne için ateşlenecek?
10.4.2018
Suriye yalnızlığı
9.4.2018
Esad kaldığı sürece YPG gitse ne değişir?
6.4.2018
Rusya’yla ne kadar, nereye kadar?
3.4.2018
Tecrübe
28.3.2018
Dünyanın anlayacağı dil
26.3.2018
Güçlü devlet nedir, ne değildir?
20.3.2018
Diplomasinin arkasına askeri güç koymak
16.3.2018
'Yapanın yanına kâr kalıyor dünyası’nın süper gücü
13.3.2018
Boş ya da dolu konuşmak
12.3.2018
Güncelleme değil özgürleşme
7.3.2018
KARAR
6.3.2018
Şimdi sırası mı?
5.3.2018
Gelecekten biraz insaf umuyorsak
2.3.2018
Afrin ve asıl Afrin sonrası
28.2.2018
28 Şubat neyi anlatıyor?
26.2.2018
Esad’ın elini sıkmak mı?
23.2.2018
Mesai ne kadar ağır olursa olsun...
20.2.2018
Tekrar tekrar karılan kartlar
19.2.2018
Akıl ve diyaloğun sayısız faydaları
16.2.2018
İnşallah sadece dikkat dağınıklığıdır
13.2.2018
Geri dönüşsüz yollar
12.2.2018
Suriye’de başta ne vardı şimdi ne var?
9.2.2018
Harekatın bir adım sonrası şimdiden bir adım önde
6.2.2018
Ev sahibi
5.2.2018
Daha fazla seçenek daha fazla güvenlik
31.1.2018
Zeytin Dalı
29.1.2018
Harekatı konuşmak
26.1.2018
Afrin harekatının bugünü ve yarını
23.1.2018
Fırsat döneminin düzeltme harekatı
22.1.2018
Bugünü ve yarını düşünen bir harekat
17.1.2018
Elde kalan tek seçenek
16.1.2018
ABD ne yapıyor ne demek istiyor?
12.1.2018
O kavramların imtiyazına son verme vaktidir
9.1.2018
Dünyaya güçlü bir mesaj
8.1.2018
Bir karar verme zamanı...
3.1.2018
İran’ın derdi ve dermanı
1.1.2018
Tarih bir daha tekerrür ederse ayıp olacak
27.12.2017
Kırmızı çizgi
26.12.2017
Tartışmanın konuşmanın itirazın faydaları
25.12.2017
Kudüs’ten Ankara’ya
22.12.2017
Tarih bugüne merhamet eder mi?
20.12.2017
‘Ali kötüydü, Veli iyi’ dönemi bitti mi bari?
19.12.2017
Küresel düzensizlik bölgesel fatura
18.12.2017
Küresel itibardan düşen pay
15.12.2017
Artık bir Filistin müzakere teşkilatı gerekiyor
12.12.2017
Herkes payını alıp gittiğinde
11.12.2017
Madem gücü gücü yetene.
8.12.2017
Boş kaleye gol
5.12.2017
Sessiz ve derin bir uyku
4.12.2017
İmaj
1.12.2017
Sarraf
28.11.2017
Mesele Sarraf dosyası mı?
27.11.2017
Atamayana atarlar
24.11.2017
Biri bile olamazdı şimdi ikisine de mi evet diyeceğiz?
21.11.2017
Bir fikrin değil fikrin sonuna doğru
17.11.2017
Spekülatif diplomasinin sunduğu imkanlar
15.11.2017
Sisifos’un kayası birkaç kez yuvarlansa da...
14.11.2017
Suriye’de en zor aşamaya geldik
13.11.2017
Seçimlerin seçimine doğru
30.10.2017
Millet ne kadar estetikse devlet de o kadar
27.10.2017
O teoriyi gözden geçirmenin vakti geldi galiba
26.10.2017
Obez devlet obezleşen sorunlar
25.10.2017
Obez devlet obezleşen sorunlar
23.10.2017
Dilimize dolanan bir beste bile yok
20.10.2017
Coşkulu komplo çaresiz makuliyet
17.10.2017
Semboller ve gerçekler
14.10.2017
Vize yasağı kalkar kalkmasına da
10.10.2017
Vize
9.10.2017
Ya hep ya hiç seçimi
6.10.2017
Koltuğu boşaltmanın en doğru yolu
3.10.2017
En azından bir ertesi gün planı...
3.10.2017
Bekleyin geliyoruz…
29.9.2017
Bilek gücü
26.9.2017
Pazartesi ve sonrası
22.9.2017
Baştan yanlış iliklenen bir düğme
15.9.2017
Gele gele buraya geldik, öyle mi?
13.9.2017
Bir karar verelim artık
12.9.2017
Çözemediğimiz büyük meselelerin bilmem kaçıncı yıldönümü
1.9.2017
Bayramın trajediyle bitmeyen imtihanı
30.8.2017
Biz isyan ederken dünya uyuyor mu?
25.8.2017
Atlet, gömlek, devlet
23.8.2017
Erdoğan’ın kredisi ve imkanları
22.8.2017
Bir basit soru
19.8.2017
Terör dünyası
15.8.2017
Türkiye neden ‘seçim malzemesi’ oluyor?
11.8.2017
Yüzde 50+1 artı yeni bir öykü
8.8.2017
Nerede durulacağını bilmek
2.8.2017
15 Temmuz’un selası’na selam
29.7.2017
Basit ama gerçek
26.7.2017
Dedektör
24.7.2017
Müfredat
22.7.2017
Almanya
19.7.2017
Mecalsiz söz, kudretli racon
18.7.2017
Bir yıl sonra Köprü’den Çengelköy’e
15.7.2017
15 Temmuz’un mirası
12.7.2017
Suriyeli dilsizlerin dili olmak
11.7.2017
15 Temmuz’un hesabını gerçekten sormak için
10.7.2017
15 Temmuz’un hesabını gerçekten sormak için
8.7.2017
6 aylık programa hassas bir ilave
4.7.2017
Ertelenemeyecek hamleler
29.6.2017
Dünyadaki FETÖ orada duruyor
25.6.2017
Gerçek olağanüstü hal
23.6.2017
Değişimin mirası
22.6.2017
Değişimin mirası
19.6.2017
Norm
18.6.2017
Stratejik konum demokratik konum
14.6.2017
Stratejik konum demokratik konum
13.6.2017
Onarım
9.6.2017
Trump gerçeğini anlama dersleri
7.6.2017
Madem dost kazanma politikası bitti...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları