Murat YETKİN



Bookmark and Share

İktidar bağımlılığı / iktidar sarhoşluğu


6.4.2019 - Bu Yazı 337 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Çoğulcu demokrasilerin temel kuralı, seçimle başa gelenlerin seçimle gitmesi, seçim yenilgisini kabul edip demokratik olgunlukla koltuğu bırakmasıdır. Ne yazık ki bu en temel ilkenin dahi sarsıldığı günlerden geçiyoruz.

Bu yaklaşımın en somut örneğini 4 Nisan günü önce Ankara’da yaşadık. Ankara İl Seçim Kurulu, AK Parti’nin itirazı üzerine 16 ilçeden 11’inde oyların yeniden sayımı sonrasında CHP adayı Mansur Yavaş’ın rakibi Mehmet Özhaseki’den 124 bin 770 oy fazla alarak Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğini saptadı. AK Parti’nin oylarında toplamda 1,805 artış olmuştu ama fark hâlâ 125 bine yakındı. AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin ise “Bu, bizim beklentilerimizi karşılamaktan uzak bir sonuç” diyordu; AK Parti bir daha itiraz edecekti. 
Seçim sonucu AK Parti yetkilisinin “beklentisini karşılamaktan uzak” çıkmıştı. Öyleyse aynı oylar bir daha sayılacaktı. Belki bu defa sayanların, “beklentilerini karşılayacağını” umuyordu.

Bunun hemen arkasından İstanbul İl Seçim Kurulu’nun 15 ilçede daha geçersiz oyların yeniden sayılacağı kararı geldi. İstanbul’da 8 ilçede yapılan sayımlar AK Parti beklentisini karşılayamamıştı. Hem Belediye Başkanlığı yarışını önde bitiren CHP’li Ekrem İmamoğlu, hem de AK Parti’nin seçim işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un açıklamalarına bakacak olursa, 21 bin küsur farkla başlanan geçersiz oyların yeniden sayım işlemi, büyük kısmı geride kalmış olduğu halde 19 bin küsur farkta görülüyordu. Bu sonuç AK Parti’nin bütün imkânlarıyla İstanbul’u da kaybetmesine engel olamıyordu. Öyleyse başka ilçelerdekiler de sayılacak, yetmezse bir daha sayılacaktı.

Şu günlerde her halde kimse il ve ilçe seçim kurulu görevlilerinin yerinde olmak istemez; böyle bir baskı altında çalışmayı ve kim bilir ne tür sonuçlarına katlanmayı kimse istemez.
İtiraz kuşkusuz demokratik bir hak, sorun orada değil. Sorun, 17 yıldır iktidarda olan AK Parti yöneticilerinin gelinen aşamada kendi iktidarlarında düzenlenen bir seçimin sonuçlarını dahi kabullenemeyecek kadar iktidar sarhoşluğu içine düşmüş, iktidar ve onun nimetlerine bağımlı hale gelmiş olmaları. AK Parti içinde bu durumdan hoşnut olmayan, yenilgiyi de kabullenme olgunluğunun gösterilmesini isteyenlerin mevcudiyeti biliniyor. Ama özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İstanbul ve Ankara dâhil beş büyük şehrin CHP’ye, bazılarının da ittifak ortağı MHP’ye kaybedilmesinden sorumlu tuttuğu seçim ekibinde bariz bir panik havası görülüyor; bu kişiler Türkiye’yi ne duruma düşürdüklerinin ve düşüreceklerinin farkında değiller ya da umursamıyorlar.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da bunu engelleyip “dur” diyeceğine kenardan izliyor.
Partili cumhurbaşkanı sisteminin sonuçlarından biri belki de…
Erdoğan, belki de medyanın artık yüzde 90 oranında kendi yörüngesine girdiği ve millet kesesinden dökülen paralara karşı hiçbir işe yaramadığı ortamda, fısıltı gazetesinin devreye girdiğinin farkında değil. Belki de günlerdir İstanbul adayı Binali Yıldırım’ın, AK Parti İl Başkanı Bayram Şenocak ile çalışmak istemediğini, ancak Şenocak’ın daha etkili bir torpille yerini koruduğunun ve eğer Erdoğan son üç gün gelip İstanbul’a kamp kurmamış olsa AK parti teşkilatının Yıldırım için elinin ucuyla çalışmaya devam edeceğinin konuşulduğunu duymamıştır. Belki de Beştepe personelinden aynı ekibin içinde olanlar, milletin kulaktan kulağa bunları fısıldadığını kendisine iletmiyordur. Ama bunlar konuşuluyor. AK Parti içindeki bir ekibin kendi koltuklarını korumak için İstanbul’daki, Ankara’daki seçim sonuçlarını, her ne pahasına olursa olsun tersine çevirmek için çabaladıkları konuşuluyor.

Belediye imkânlarının yandaşlara dağıtıldığına, ya da ne bileyim Fethullahçılarla zamanında girilmiş ilişkilere dair dosyalar konusundaki kimi uçuk kaçık iddialara hiç değinmiyorum bile.
Velev ki, zorlaya zorlaya sayımlarda, her türlü yöntem mubah sayılarak Yıldırım üç-beş bin oyla galip ilan edildi? Buna fanatik yandaşlar dışında kim inanacak? Milletin elinden seçim sandığını da çekip almış olmayacak mısınız? Halk sandıktan çıkanın kazanacağına da güvenemeyecekse, neye güvenecek? Bunu hiç düşündünüz mü?
Yoksa birileri, şu ana dek sükûnetini koruyan muhalefete rağmen, bazı kışkırtıcıları sokağa sürüp, bunları muhalefetin sokağa dökülmesi, dolayısıyla tabii ki kısa yoldan terörizm bağlantısı ilan etmeyi filan mı düşünüyor? Aman ha!
Böyle bir adımın Türkiye’ye siyasi ve ekonomik maliyeti ağır olacaktır. Herkesin gidip efendice oyunu kullandığı bir seçimin sonuçlarını, kendi beklentisine uymadığı için geçersiz kılmaya çalışan bir iktidarın, bırakalım seçmen gözündeki kaybını bir yana, uluslararası planda itibarının delik deşik olma ihtimali var.

Erdoğan ve AK Parti hükümeti, S-400 konusundan hayat pahalılığına dek pek çok konuyu, 31 Mart seçimlerine dek, halının altına süpürdü. Uluslararası muhatapları da buna pek ses çıkarmadı; örneğin son haftalarda ABD’den S-400 konusunda ses çıkmadı. Ta ki düne kadar… 2 Nisan’da ABD Dışişlerinden gelen “Seçim sonuçlarını kabul edin” uyarısı son derece acı vericidir. Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun buna “Sizi ilgilendirmez” mealinde bir cevap verdi. Doğru, ilgilendirmez. Öte yandan Erdoğan’ın seçimin bittiğini ilan etmesi, ABD, Avrupa ve hatta Rusya’da artık gündeme dönmek isteyenler tarafından iple çekiliyor. 

Sadece S-400 ve F-35 konusu değil söz konusu olan. Örneğin ABD ile ilişkiler daha da gerilirse Rusya ve İran yaptırımlarından Türkiye de etkilenmeye başlar mı? Ya da örneğin Türkiye’ye yatırım yapacakların güven duymasını sağlayacak ekonomi reformları açıklanacak mı? Bu paketin içinde dişe dokunur bir şeyler olacak mı, yoksa beklenti yönetimi ile güzel vaatlerle mi yetinilecek? Ekonomi yönetimi değişecek mi, aynı çizgi devam mı edecek?

Mesele hepimizin geleceği, güvenliği, geçimi ve hukukunun korunmasıdır. Bir avuç AK Partili koltuklarını koruyacak diye ülkenin itibar ve geleceğiyle oynamanın vebali ağır olur.

Facebook Yorumları

reklam
28.01.2020
Merkel’in ziyareti AB’yle ilişkilere yarayacak mı?
24.01.2020
Halkbank ile hatırladık: ABD ile kriz devam ediyor
23.01.2020
Ekonomi ve siyasette dipten gelen dalga
12.01.2020
Libya’da ateşkes: yine Putin, yine Erdoğan’la
7.01.2020
ABD – İran krizi Türkiye’yi nasıl etkiler?
5.01.2020
“AKP ikiz doğuruyor”: Kılıçdaroğlu
31.12.2019
Çölaşan ve Doğru’ya “FETÖ’cü” diyen yargı adalet mi dağıtıyor?
28.12.2019
Rusya: Kanal İstanbul, Montrö’yü değiştirmediği sürece, Türkiye’nin meselesi
24.12.2019
Kanal İstanbul üzerine üç kritik soru
24.12.2019
Laik anayasayı İslami ölçülere uydurma çabası
22.12.2019
Trump imzaladı. Deniz bitti bitiyor. Şimdi ne olacak?
20.12.2019
Libya ikinci Suriye olmamalı
17.12.2019
ABD ile kafa kafaya, tam gaz gidiyoruz
16.12.2019
Mansur Yavaş ve CHP’nin belediyelerde yükselişi
13.12.2019
Gelecek seçim partiler değil, cepheler arasında olacak
11.12.2019
“Kavala bırakılır mı?” derken, Erdoğan, Orhan Pamuk’a terörist dedi
25.11.2019
Kılıçdaroğlu’nun suçu
22.11.2019
Ben o gazetecilerden değilim. Olmayanlar söylesin
14.11.2019
Erdoğan-Trump: Bilanço
14.11.2019
Kabus senaryosu
9.11.2019
Erdoğan’ın büyük üzüntüsü: ilahiyatçılar neden öğretmen olmak istemiyor acaba?
28.10.2019
Bağdadi’nin ölümünde Türkiye’nin rolü ve sonrası
24.10.2019
Suriye’de Putin kazandı, Erdoğan kazandı. Peki, kim kaybetti?
21.10.2019
Güvenli Bölge üzerine 13 güvensiz soru
18.10.2019
ABD Suriye’de Güvenli Bölgeyi nihayet kabul etti ama…
16.10.2019
ABD yaptırımlarının beş muhtemel sonucu
14.10.2019
Erdoğan IŞİD konusunda da söylediğini yaptığını göstermeli
11.10.2019
Suriye harekâtındaki ilk günün tahlili
6.10.2019
Bahçeli’nin Erdoğan’ı çektiği Kılıçdaroğlu tuzağı
6.10.2019
Ankara’da küçük siyasi yer sarsıntılarına hazır olun
1.10.2019
Gazeteci soramaz, bilim insanı söyleyemezken Yargı Reformu
22.09.2019
AK Parti’de neler oluyor? Maklube tartışmasının perde arkası
6.09.2019
İçeride ve dışarıda Erdoğan’ın zor günleri. (*)
6.08.2019
Erdoğan dertlerinin çözümünü Fırat’ın doğusunda görüyor olabilir, peki ya Türkiye?
28.07.2019
Türkiye Rusya’ya bağımlı hale getirilmemeli: Kılıçdaroğlu hükümeti de, ABD’yi de uyarıyor
15.07.2019
94 kuşağı: Fethullahçılar orduda nasıl yükseldi? (*)
10.07.2019
Kılıçdaroğlu ve Akşener, Erdoğan’ı nasıl alt etti?
2.07.2019
Trump ve bir gelişme daha Erdoğan’ı Türk ekonomisinde ciddi bir hasardan kurtardı; ama şimdilik
25.06.2019
Erdoğan’ın İmamoğlu’na yenilgisinden çıkan dersler
22.06.2019
Erdoğan-Bahçeli ittifakı seçim kazanmak için Öcalan’dan mı medet umuyor?
17.06.2019
Dağ fare doğurdu; yayın seçim sonucunu etkilemez
27.05.2019
S-400 krizinden çıkışta bir ihtimal daha var
19.05.2019
Atatürk’ün mirası ve Erdoğan Türkiye’si
15.05.2019
Erdoğan zora düştükçe daha da sertleşebilir (*)
14.05.2019
İmamoğlu: İsrafın belgelerini açıklayacağız
9.05.2019
Üçüncü Perde: Erdoğan, İmamoğlu’nun yine kazanacağını anlarsa 23 Haziran’ı engelleyebilir mi?
30.04.2019
AK Parti bünyesinde seçim sarsıntısı göründüğünden daha ciddi
23.4.2019
Asıl tehlikenin farkında mısınız? Ve asıl çıkış yolunun?
8.4.2019
İstanbul seçimine dair son duyumlar ve Türkiye’nin önündeki 8 sıcak gün
6.4.2019
İktidar bağımlılığı / iktidar sarhoşluğu
30.3.2019
Erdoğan Ankara’yı kaybederse: Küçük kıyamet senaryosu
14.2.2019
Artık “ana akım” yok, “baskın medya” var
24.11.20184
Sıcağı sıcağına AK Parti-MHP yorumu: köprüden önceki son çıkış ihtimali
9.11.2018
Seçim sonuçları Trump’ın Türkiye siyasetini nasıl etkileyecek?
29.10.2018
Yalnızca “Yaşasın Cumhuriyet” Demek Yetiyor mu?
20.10.2018
Trump, Salman’a Kaşıkçı’nın bedenine ne olduğunu da soracak mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive