Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha üç ay önce başarılı bulmadığı için "görevden affettiği" damadı Berat Albayrak'ı yerlere, göklere sığdıramadı.

"Damat diye başarıları görülmedi. Finans yönetimini başardığı için kuduruyorlar" dedi. (Bu "kuduruyorlar" ifadesi bir Cumhurbaşkanı'nın ağzına yakışıyor mu yani?)

Ekonomide ve enerji alanındaki faaliyetlerini övdü.

"Damat sıfatı, bu alanlardaki birikimi, gayreti ve başarısının önüne geçirildi" diye hayıflandı.

Albayrak'ın özel sektörde nasıl bir yönetici olduğunu tam olarak bilmiyoruz.

Erdoğan'ın kızı Esra Hanım ile evlendikten üç yıl sonra Çalık Holding'in genel müdürlüğü görevine getirildi.

Bu görevlendirmede aile ilişkilerinin rolü olup olmadığını bugün bilmemiz olanaksız ancak Albayrak'ın özel sektörde başkaca bir başarısının ve deneyiminin olmadığını da belirteyim.

Ve kuşkusuz ki siyasette şimşek hızıyla yükselmesi de sadece akrabalık ilişkisiyle açıklanabilir.

Mesela Erdoğan'ın damadı olmasaydı, AKP içinde onca tecrübeli isim dururken Hazine ve Maliye Bakanlığı'na getirilir miydi?

Nitekim, Albayrak, Merkez Bankası rezervlerini kamu bankaları aracılığıyla satarak döviz fiyatlarını tutabileceğini zannediyordu. Yerine gelen Elvan – Ağbal yönetimi, ellerinde rezerv kalmadığı halde döviz fiyatlarını kontrol etmeyi başarabildiler. (ABD Doları dün, 23 Nisan 2020 günündeki seviyesindeydi.)

Ve yine biliyoruz ki Albayrak'ın "Türkiye Varlık Fonu yönetiminde olmasının tek nedeni de damat olmasıydı.

Çünkü o görevden ayrıldıktan sonra bekledik ki yeni Maliye Bakanı o göreve getirilsin, böyle bir şey olmadı.

Demek ki o yönetim kurulunda bulunmasının tek nedeni damat olmasıymış!

Onun için Erdoğan, bu işten bir mağduriyet çıkartamaz, haberi olsun.

İşin aslı şu ki, uzun süredir gündemi Erdoğan belirleyemiyor.

Nitekim bu olayda da CHP'nin yürüttüğü siyasi iletişim Erdoğan'ı, hiç istemediğini düşündüğüm bir konuma çekti, bir anda kendisini damadını savunurken buldu.

Oysa Albayrak'ın ayrılmasının ardından, ekonomideki çöküşün sorumluluğunu damadın sırtına yükleyip, aradan kendisini sıyırma planı tutmak üzereydi.

Son üç aydır Erdoğan'ın ekonomi ile ilgili konularda konuşurken sadece damadın bozduğunu düzeltecek "reformlardan" bahsetmesi dikkatinizi çekmiştir.

Eminim ki AKP'nin iletişim işlerini yürütenler kimlerse, "bu damat işine girmeyelim" diye akıllarından geçirmişlerdir.

Ancak Erdoğan, egosu o kadar güçlü bir kişilik ki sonunda kendisine hakim olamadı.

Çünkü otokrat liderler, kamuoyu önünde hatalarını kabul eder görüntüsü vermek istemezler.

Böyle yaparlarsa zayıf görüneceklerine inanırlar.

Şurası bir gerçek: Bu olayda CHP'nin taktikleri, Erdoğan'ı mat etti.

Erdoğan'ın, Albayrak'ın başarılı olduğu konusunda ikna edebileceği tipte insanlar zaten dünya yıkılsa "Reis'in yanındayız" diyenler.

Onlar dışındaki herkes, geçmişte iktidar koalisyonuna oy verenler de dahil olmak üzere Albayrak'ın ayırt edici tek özelliğinin "ailenin damadı" olduğunu gayet iyi biliyorlar.

* * *

1 milyon lira zenginleştirmiyorsa?

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine sürekli tazminat davaları açıyor.

En son Gare operasyonu ile ilgili eleştirileri nedeniyle 500 bin liralık bir dava açtı.

Ocak ayındaki eleştirileri için de hatırlarsınız 1 milyon liralık dava açmıştı.

1975 yılından beri bu meslekteyim. Sanıyorum siyasi eleştiri nedeniyle rakibine dava açmak fikri, Erdoğan ile siyasi hayatımıza girdi.

Daha önce böyle bir şey hatırlamıyorum.

Siyasi eleştiri elbette belli bir terbiye ve saygı seviyesinin altında yapılmamalıdır ancak buna kendisinin ne kadar uyduğu da ciddi bir soru.

Benim Erdoğan'a önerim şudur: Her akşam yatmadan önce, kendisinin başkalarına söylediği sözlerin aynısının kendisine söylendiğini hayal etsin.

Huzur içinde uyuyabilirse ne âlâ, böyle devam etsin.

Ya da kendisine söylenmesinden hoşnut kalmayacağı sözleri kendisi de başkalarına söylemesin.

Öte yandan bu tazminat davaları işinde de ayarı kaçırdığını söylemeliyim.

Bizim hukukumuzda, manevi tazminat "zenginleştirici mahiyette" olamaz.

Servet beyanından hatırladığımız kadarıyla Erdoğan'ın birilerinden 1 milyon lira, 500 bin lira gibi tazminat talep etmesi mümkün görünmüyor.

İşin ilginci bu yönde karar veren mahkemelerin de olması.

Yani belli ki mahkemeler Erdoğan'ın 1 milyon lira, 500 bin lira gibi tazminatlarla zenginleşmeyeceği kanısındalar.

1 milyon lira alırsa, servetinde önemli bir artış olmayacağı varsayılacak bir kişinin kaç liralık serveti olmalı?

* * *

Yunanistan bir kez daha macera arar mı?

Yunanistan'da yayımlanan To Vima'nın haberine göre ABD, Yunanistan'dan 20 yeni üs talep etmiş.

Bunlar bizim İncirlik ya da Yunanistan'daki Suda üsleri gibi sürekli üs niteliğindeki üsler olmayacakmış.

ABD askerlerinin ve teçhizatlarının konuşlandırılacağı, kompakt üsler bunlar. Zaman içinde değişen askeri ihtiyaçlara göre esnek şekilde kullanılabilecek pratik üsler.

Yorgo Kırbaki'nin dünkü Hürriyet'te yayımlanan haberine göre de Defender Europa tatbikatına ilk kez Yunanistan da dahil edilmiş.

Dedeağaç'a 1800 zırhlı araç ve 20 bin asker çıkaran ABD ordusu, bu tatbikatta "Orta Doğu ve Avrupa'da Rus tehdidi" senaryolarına karşı Yunan ordusu ile ortak bir tatbikat yapacak.

Bütün bunlar, ABD'nin Akdeniz'in doğusundaki planlarının bir sonucu olmalı.

Bu aynı zamanda Türkiye için de ciddi baş ağrısı yaratabilecek bir soruna da işaret ediyor.

Bu da Yunanistan'ın arkasını güçlü hissettiğinde, Türkiye ile olan sorunlarını masada oturup konuşmak yerine, sahada itişerek çözmeye çalışması sonucunu yaratıyor.

Yunanistan, arkasındaki ağabeylerine güvenerek sorunları tırmandırmayı seviyor.

Tarih boyunca bu, hep böyle oldu.

Türkiye ve Yunanistan'da sayıları hiç de az olmayan maceracılar için verimli bir ortam sunuyor bu durum.

Ve öyle görünüyor ki Türkiye'yi yönetenlerin, her şeyiyle yanlış dış politikalarının bölgede Türkiye'yi yalnızlaştırması, Yunanistan'daki maceracıların iştahını kabartmış.

Dedeağaç limanı